Iskonto
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/6117 E. 2013/21847 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iskonto↗ hakkaniyet↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr payı↗ taşıyan↗ maddi tazminat↗ ilan↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının süpermarket sektöründeki kullanımının unvan kullanımını aşarak markasal nitelikte olduğu ve davalının eyleminin 556 sayılı KHK'nun 49 ve 61. maddeleri anlamında davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, tarafların ticari faaliyet alanlarının gıda maddeleri ticareti ve perakendecilik bakımından ortak olduğu, ayrıca davacının marka tescilinin 2000 yılından itibaren davacıya hukuki koruma sağladığı, bu durumda gerek davacının daha eski tarihli ticaret unvanı tescili gerekse perakendecilik sektörünü de kapsayan 2000 yılına ait marka tescili karşısında, davalının ticaret unvanını kullanmasının davacı şirket unvanı ile iltibas yaratacağı, tüketicilerin, davalıya ait işletmeyi davacı ile karıştıracakları, dolayısıyla unvan yönünden de iltibasın söz konusu olduğu ve davalıya ait ticaret unvanında yer alan Gelişim ibaresinin sicilden çıkarılmasının gerektiği, davacının markasının tanınma derecesinin yüksek olmadığı, davacının Rize ilinde faaliyet gösterdiği, başkaca lisansının bulunmadığı, markanın ekonomik değerinin fazla olmadığı hususlarıyla birlikte, tarafların ticari faaliyetlerinin boyutu, davacının marka değeri ve Türkiye'nin ekonomik koşulları da dikkate alınarak, bilirkişi raporunda yer alan alt hadden lisans bedeli belirlenmesinin oluşa ve hakkaniyete uygun düşeceği, davalının eylemi marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edildiğinden, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal konum ve durumları, tecavüz eyleminin gerçekleşme biçimi niteliği ve süresi gibi hususlar da dikkate alınarak 556 sayılı KHK'nun 62/1-b maddesi gereğince manevi tazminata da hükmetmek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının ticaret unvan kullanımını aşacak şekilde, gelişim ibaresinin markasal kullanımı nedeniyle eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından kullanılan Gelişim ibareli tabelanın iş yerinden indirilmesine, bu ibareyi taşıyan reklam malzemesi broşür ve benzeri tanıtım malzemesinin toplatılmasına, davalı adına tescilli ticaret unvanındaki Gelişim ibaresinin ticaret unvanından terkinine, takdiren 30.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, tescilli markaya yapılan tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini ile fer'i istemlere ilişkindir.
Davacı maddi tazminat istemini 556 sayılı KHK'nin 66/c maddesine dayandırmış, buna göre, davalının marka ve tasarımı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre maddi tazminatın belirlenmesini istemiştir. Bu konuda emsal bir lisans anlaşması sunulamamıştır. Lisans bedelinin tespiti için bu durumda somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınacaktır.
Mahkemece, bilirkişi kurulunun, davacı şirketin Rize İlinde faaliyet gösteriyor olması, kar marjının düşüklüğü, markanın mazisinin eski olmayışı, iskonto oranı ve tahmini satışlar gibi hususlar dikkate alınarak 2011 yılı için yıllık lisanslama bedelinin 53.094 TL olabileceği ancak ürünün davacıya yıllık net katkısının 3 yıllık ortalamasının 32.218 TL olduğu ve bunun da belirlenen lisanslama bedelinin altında kaldığı, farazi lisans bedelinin fazla çıkmasının nedeninin davacının düşük kar marjı olduğu, davacı markasının tanınmaderecesi, pazar payı, satış rakamları, markanın ekonomik önemi ve hiç lisans verilmeyişi dikkate alındığında, davacı markası yönünden yıllık lisans bedelinin 30.000-35.000 TL arasında olabileceği yönündeki raporu doğrultusunda 30.000 TL'nin lisans bedeli olarak kabulü ile maddi tazminat karşılığı olarak hüküm altına alınmıştır.
Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2960 E. 2012/4199 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsil cirosu · husumet yokluğu · çek · husumet
Benzer bu kararda… kemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından çekin davalı şirketin ortağı olan ...isimli kişiye verildiği bu kişinin çeki «tahsil cirosu» ile davalı şirkete verdiği ve «çek» bedelinin davalı şirket tarafından tahsil edildiği, taraflar arasında çek verilmesini gerektirir bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden «husumet yokluğundan» davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kabulüne dair tesis edilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine, ilamda belirtilen nedenlerle Dairemizce bozul …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8982 E. 2013/12375 K.
Ortak:hakkaniyet · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… arket sektöründeki kullanımının unvan kullanımını aşarak markasal nitelikte olduğu ve davalının eyleminin 556 sayılı KHK'nun 49 ve 61. maddeleri anlamında davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, tarafların ticari faaliyet alanlarının gıda maddeleri ticareti ve perakendecilik bakımından ortak olduğu, ayrıca davacının marka tescilinin 2000 yılından itibaren davacıya hukuki koruma sağladığı, bu durumda gerek davacının daha eski tarihli «ticaret unvanı» tescili gerekse perakendecilik sektörünü de kapsayan 2000 yılına ait marka tescili karşısında, davalının ticaret unvanını kullanmasının davacı şirket unvanı ile «iltibas» yaratacağı, tüketicilerin, davalıya ait işletmeyi davacı ile karıştıracakları, dolayısıyla unvan yönünden de iltibasın söz konusu olduğu ve davalıya ait ticaret unvanında yer alan Gelişim ibaresinin sicilden çıkarılmasının gerektiği, davacının markasının tanınma derecesinin yüksek olmadığı, davacının Rize ilinde faaliyet gösterdiği, başkaca lisansının bulunmadığı, markanın ekonomik değerinin fazla olmadığı hususlarıyla birlikte, tarafların ticari faaliyetlerinin boyutu, davacının marka değeri ve Türkiye'nin ekonomik koşulları da dikkate alınarak, bilirkişi raporunda yer alan alt hadden lisans bedeli belirlenmesinin oluşa ve «hakkaniyete» uygun düşeceği, davalının eylemi marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olarak kabul edildiğinden, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal konum ve durumları, tecavüz eyleminin gerçekleşme biçimi niteliği ve süresi gibi hususlar da dikkate alınarak 556 sayılı KHK'nun 62/1-b maddesi gereğince manevi tazminata da hükmetmek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının ticaret unvan kullanımını aşacak şekilde, gelişim ibaresinin markasal kullanımı nedeniyle eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından kullanılan Gelişim ibareli tabelanın iş yerinden indirilmesine, bu ibareyi «taşıyan» reklam malzemesi broşür ve benzeri tanıtım malzemesinin toplatılmasına, davalı adına tescilli ticaret unvanındaki Gelişim ibaresinin ticaret unvanından terkinine, takdiren 30.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hüküm özetinin «ilanına», fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, tescilli markaya yapılan tecavüz ile «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini ile fer'i istemlere ilişkindir.
Davacı «maddi tazminat» istemini 556 sayılı KHK'nin 66/c maddesine dayandırmış, buna göre, davalının marka ve tasarımı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre maddi tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… ıyla tescilsiz marka kullandığı, davalının ürettiği ürünlerin de davacı ürünlerine göre kalitesiz olduğu, dolayısıyla davacının marka itibarının da zarara uğradığı, «haksız eylemin» zaman içinde devam ediyor olması ve özellikle markaya tecavüzün aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle davalının «zamanaşımı» savunmasının yerinde görülmediği, davalının eyleminin marka ve tasarıma tecavüz oluşturduğu ve aynı zamanda «haksız rekabet» niteliği taşıdığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin, davacıya ait marka ve tasarım haklarına tecavüz oluşturur mahiyette eylemlerinin ve haksız rekabetinin tespitine, tecavüzlü ürünlerin, ambalajların, etiketlerin ve tüm tecavüzlü ticari tanıtım araç ve gereçlerinin toplanmasına, tecavüzlü ürün ve malzemelerin imhasına, hüküm özetinin gazetede «ilanına», 39.948,89 TL «maddi tazminat» ile takdiren 1.000,00 TL itibar tazminatının ve 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, f …
Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, «hakkaniyete» ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken, davalının bu konuda ileri sürdüğü itirazlar nazara alınmadan yazılı şekilde davacı cirosu esas alınarak hesaplanan ve somut olayın özelliklerine uygun bulunmayan miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile bu miktar «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava, tescilli markaya ve tasarıma yapılan tecavüz ile «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini ile fer'i istemlere ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · ciro · zamanaşımı
Benzer bu kararda… ıyla tescilsiz marka kullandığı, davalının ürettiği ürünlerin de davacı ürünlerine göre kalitesiz olduğu, dolayısıyla davacının marka itibarının da zarara uğradığı, «haksız eylemin» zaman içinde devam ediyor olması ve özellikle markaya tecavüzün aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle davalının «zamanaşımı» savunmasının yerinde görülmediği, davalının eyleminin marka ve tasarıma tecavüz oluşturduğu ve aynı zamanda «haksız rekabet» niteliği taşıdığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin, davacıya ait marka ve tasarım haklarına tecavüz oluşturur mahiyette eylemlerinin ve haksız rekabetinin tespitine, tecavüzlü ürünlerin, ambalajların, etiketlerin ve tüm tecavüzlü ticari tanıtım araç ve gereçlerinin toplanmasına, tecavüzlü ürün ve malzemelerin imhasına, hüküm özetinin gazetede «ilanına», 39.948,89 TL «maddi tazminat» ile takdiren 1.000,00 TL itibar tazminatının ve 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, f …
Mahkemece, bilirkişi kurulunun davacı şirketin davaya konu ihlale uğrayan çamaşır suyu ürününe yönelik elde ettiği cirosu esas alınarak, bu «ciroya» %4 olarak takdir edilen oranın uygulanması suretiyle hesaplanan 39.948,89 TL'nin lisans bedeli olarak kabulü ile «maddi tazminat» karşılığı olarak hüküm altına alınmıştır.Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödeme …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/6117 E. , 2013/21847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2012 tarih ve 2011/80-2012/263 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır Rize ilinde gıda ve tütün alanında faaliyet gösterdiğini, 2000 yılında GELİŞİM ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, 2000/08898 no lu bu markayı iş yerlerinde, reklam ve tabelalarında kullanarak haklı bir üne kavuşturduğunu, iyi bir pazar payı elde ettiğini, davalı şirketin ise 2009 yılında GELİŞİM ibaresini tescil için yaptığı başvurunun reddedilmesine rağmen bu ibareyi ticaret unvanında, tabelalarında ve işletmelerinde kullandığını, bu kullanımların müvekkilinin markasına tecavüz ve aynı zamanda unvan ve marka itibariyle haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek, müvekkiline ait markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesini, maddi durumun ortadan kaldırılmasını, markanın kullanıldığı tabelanın sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, davalının ticari unvanı da dahil olmak üzere markaya tecavüz için tüm vasıtaların ortadan kaldırılmasını, 556 sayılı KHK’nun 66.
maddesindeki hesaplama yöntemlerinden ve TTK nun 58/2 maddesindeki hesaplama yönteminden hangisi fazla ise buna göre hesaplama yapılarak şimdilik 15.000 TL manevi, 1.000 TL maddi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında maddi tazminat talebini ıslahla 53.094 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Kasım 2008 tarihinden itibaren Gelişim Marketler Zinciri Ltd. Şti. unvanı ile İstanbul'da faaliyetine devam ettiğini, herhangi bir mal üretimi yapmadığını, piyasada bilinen markaların ürettiği gıda maddeleri ticareti yaptığını, ne tabelada ne reklam panosunda Gelişim ibaresini kullanmadığını, bu ibare ile üretilen ya da satılan herhangi bir ürünün bulunmadığını, resmi sicile kayıtlı şirket unvanını kullandıklarını, İstanbul'daki faaliyetin, davacının Rize'deki pazar payını etkileyemeyeceğini, davacının herhangi bir zararını bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının süpermarket sektöründeki kullanımının unvan kullanımını aşarak markasal nitelikte olduğu ve davalının eyleminin 556 sayılı KHK'nun 49 ve 61. maddeleri anlamında davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, tarafların ticari faaliyet alanlarının gıda maddeleri ticareti ve perakendecilik bakımından ortak olduğu, ayrıca davacının marka tescilinin 2000 yılından itibaren davacıya hukuki koruma sağladığı, bu durumda gerek davacının daha eski tarihli ticaret unvanı tescili gerekse perakendecilik sektörünü de kapsayan 2000 yılına ait marka tescili karşısında, davalının ticaret unvanını kullanmasının davacı şirket unvanı ile iltibas yaratacağı, tüketicilerin, davalıya ait işletmeyi davacı ile karıştıracakları, dolayısıyla unvan yönünden de iltibasın söz konusu olduğu ve davalıya ait ticaret unvanında yer alan Gelişim ibaresinin sicilden çıkarılmasının gerektiği, davacının markasının tanınma derecesinin yüksek olmadığı, davacının Rize ilinde faaliyet gösterdiği, başkaca lisansının bulunmadığı, markanın ekonomik değerinin fazla olmadığı hususlarıyla birlikte, tarafların ticari faaliyetlerinin boyutu, davacının marka değeri ve Türkiye'nin ekonomik koşulları da dikkate alınarak, bilirkişi raporunda yer alan alt hadden lisans bedeli belirlenmesinin oluşa ve hakkaniyete uygun düşeceği, davalının eylemi marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edildiğinden, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal konum ve durumları, tecavüz eyleminin gerçekleşme biçimi niteliği ve süresi gibi hususlar da dikkate alınarak 556 sayılı KHK'nun 62/1-b maddesi gereğince manevi tazminata da hükmetmek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının ticaret unvan kullanımını aşacak şekilde, gelişim ibaresinin markasal kullanımı nedeniyle eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından kullanılan Gelişim ibareli tabelanın iş yerinden indirilmesine, bu ibareyi taşıyan reklam malzemesi broşür ve benzeri tanıtım malzemesinin toplatılmasına, davalı adına tescilli ticaret unvanındaki Gelişim ibaresinin ticaret unvanından terkinine, takdiren 30.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, tescilli markaya yapılan tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini ile fer'i istemlere ilişkindir.
Davacı maddi tazminat istemini 556 sayılı KHK'nin 66/c maddesine dayandırmış, buna göre, davalının marka ve tasarımı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre maddi tazminatın belirlenmesini istemiştir. Bu konuda emsal bir lisans anlaşması sunulamamıştır. Lisans bedelinin tespiti için bu durumda somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınacaktır.
Mahkemece, bilirkişi kurulunun, davacı şirketin Rize İlinde faaliyet gösteriyor olması, kar marjının düşüklüğü, markanın mazisinin eski olmayışı, iskonto oranı ve tahmini satışlar gibi hususlar dikkate alınarak 2011 yılı için yıllık lisanslama bedelinin 53.094 TL olabileceği ancak ürünün davacıya yıllık net katkısının 3 yıllık ortalamasının 32.218 TL olduğu ve bunun da belirlenen lisanslama bedelinin altında kaldığı, farazi lisans bedelinin fazla çıkmasının nedeninin davacının düşük kar marjı olduğu, davacı markasının tanınmaderecesi, pazar payı, satış rakamları, markanın ekonomik önemi ve hiç lisans verilmeyişi dikkate alındığında, davacı markası yönünden yıllık lisans bedelinin 30.000-35.000 TL arasında olabileceği yönündeki raporu doğrultusunda 30.000 TL'nin lisans bedeli olarak kabulü ile maddi tazminat karşılığı olarak hüküm altına alınmıştır.
Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/566434600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz