Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1442 E. 2019/6619 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dilekçeler teatisi↗ acentelik ilişkisi↗ acentelik sözleşmesi↗ ispat külfeti↗ sözleşmeden doğan dava↗ ikrar↗ acentelik↗ ek prim↗ ispat yükü↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesine dayalı alacak talebine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasında acentecilik ilişkisi olduğu, davacının bu ilişkiden kaynaklanan 244.829,52 TL alacağının bulunduğunu iddia ettiği, davalının cevap dilekçesinde borcu kabul ettiği ancak ödediğini savunduğu, bu hali ile ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalının ödeme iddiasını hukuken geçerli, somut ve yazılı belge ile kanıtlaması gerekirken kanıtlayamadığı, davacı defterleri uyarınca davacının 235.254,65 TL alacaklı bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili ile davalı arasında imzalanan acentelik sözleşmesinden doğan prim alacakları olduğunu iddia etmiş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, iddia olunan prim alacaklarının hangi poliçeden kaynaklandığının açık şekilde belirtilmediğini, yapılan prim tahsilatlarının davacıya ödendiğini savunmuştur. Gerek dilekçeler teatisi aşamasında gerekse yargılamanın devamında davalının borcu kabul ettiğine yönelik açık beyanı bulunmayıp mahkemece davalı beyanlarının bağlantılı birleşik ikrar mahiyetinde kabul edilmesi yanılgılı bir değerlendirme olup buna bağlı olarak da ispat külfetinin yer değiştirdiği sonucuna varılması doğru olmamıştır. Davada alacağın varlığını ispat yükü davacı taraftadır.
Öte yandan, mahkemece davacının iddiasının kendi ticari defterleri ile sabit olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, benimsenen bilirkişi raporlarında dahi davacının defterlerinde davalı aleyhine borç doğuran kayıtların eksiksiz olarak incelenemediği, bazı kayıtların ise mesnedine rastlanmadığı, aynı dönem içindeki kayıtların bir biri ile çelişkili olduğu belirtilmiş olmakla bilirkişilerce bu yönler incelenmeksizin defter kayıtlarındaki sonuç rakama göre davalının borçlu olduğuna dair mütalaalarına binaen mahkemece hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece davacı ile davalı arasındaki hesap ilişkisini ve süreç içerisinde davalı tarafından düzenlenen poliçeler ve buna ilişkin tahakkuk eden prim vs kayıtları içeren rejistro defterinin bulunup bulunmadığı saptanarak, defterin bulunması halinde bu defterin celbi ile davacı defterlerine düşülen kayıtların dayanaklarının da incelenmesi neticesinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4303 E. 2011/15963 K.
Ortak:ispat külfeti
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasında «acentecilik ilişkisi» olduğu, davacının bu ilişkiden kaynaklanan 244.829,52 TL alacağının bulunduğunu iddia ettiği, davalının cevap dilekçesinde borcu kabul ettiği ancak ödediğini savunduğu, bu hali ile «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, davalının ödeme iddiasını hukuken geçerli, somut ve yazılı belge ile kanıtlaması gerekirken kanıtlayamadığı, davacı «defterleri» uyarınca davacının 235.254,65 TL alacaklı bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Gerek «dilekçeler teatisi» aşamasında gerekse yargılamanın devamında davalının borcu kabul ettiğine yönelik açık beyanı bulunmayıp mahkemece davalı beyanlarının bağlantılı birleşik «ikrar» mahiyetinde kabul edilmesi yanılgılı bir değerlendirme olup buna bağlı olarak da «ispat külfetinin» yer değiştirdiği sonucuna varılması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDava, TTK' nun 72 nci maddesi uyarınca «çek» «keşidecisinin» açmış olduğu «istirdat davası» olup, davacı, «çek hamili» olan davalının İcra Hukuk Mahkemesi' ne verdiği dilekçede çeki «ticari satım» nedeniyle aldığını savunduğunu ve bu savunmasını ispat etmesi gerektiğini iddia etmiş, mahkemece de «ispat külfeti» davalıya yüklenerek satım ilişkisini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «çek» bir ödeme aracı olduğundan işbu davada «ispat külfeti» keşide ettiği çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacıda olup, davalının çekin ne suretle «hamili» olduğunu İcra Hukuk Mahkemesinde açıklamış olması nedeniyle ispat külfeti yer değiştirmez.
Bu nedenle, «ispat külfeti» ters çevrilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hamili · istirdat davası · ticari satım · kambiyo senedi · reeskont faizi · hamil · keşideci · istirdat
Benzer bu karardaDava, TTK' nun 72 nci maddesi uyarınca «çek» «keşidecisinin» açmış olduğu «istirdat davası» olup, davacı, «çek hamili» olan davalının İcra Hukuk Mahkemesi' ne verdiği dilekçede çeki «ticari satım» nedeniyle aldığını savunduğunu ve bu savunmasını ispat etmesi gerektiğini iddia etmiş, mahkemece de «ispat külfeti» davalıya yüklenerek satım ilişkisini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… şi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı vekili tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının kabul edildiği ancak bu konuda her hangi bir delilin «ibraz» edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 98.000 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline ve % 40 «icra inkar tazminatı» alacağı miktarı olan 39.200 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, «çek» bir ödeme aracı olduğundan işbu davada «ispat külfeti» keşide ettiği çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacıda olup, davalının çekin ne suretle «hamili» olduğunu İcra Hukuk Mahkemesinde açıklamış olması nedeniyle ispat külfeti yer değiştirmez.
Kural olarak, «kambiyo senedine» dayalı olarak hak iddia eden kişinin ayrıca, kambiyo senedinden kaynaklanan alacağının varlığını kanıtlaması gerekmez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1442 E. , 2019/6619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
verilen 22/12/2015 gün ve 2010/105 - 2015/838 sayılı kararı onayan Daire'nin 13/12/2017 gün ve 2016/8888 - 2017/7198 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı yan arasında sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisine haiz acentelik sözleşmesi yapıldığını, davalının 2004 yılından bu yana müvekkili şirketin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini bu süreç zarfında davalının, müvekkili şirket adına yapmış olduğu sigorta poliçelerinden 3.662.712,18 TL pirim tahsil ettiğini, bunların 3.417.882,96 TL'sini müvekkili şirkete aktardığını, geriye kalan 244.829,52 TL'lik kısmın ise kendi uhdesinde kaldığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakkın saklı tutularak 244.827,52 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesine dayalı alacak talebine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasında acentecilik ilişkisi olduğu, davacının bu ilişkiden kaynaklanan 244.829,52 TL alacağının bulunduğunu iddia ettiği, davalının cevap dilekçesinde borcu kabul ettiği ancak ödediğini savunduğu, bu hali ile ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalının ödeme iddiasını hukuken geçerli, somut ve yazılı belge ile kanıtlaması gerekirken kanıtlayamadığı, davacı defterleri uyarınca davacının 235.254,65 TL alacaklı bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili ile davalı arasında imzalanan acentelik sözleşmesinden doğan prim alacakları olduğunu iddia etmiş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, iddia olunan prim alacaklarının hangi poliçeden kaynaklandığının açık şekilde belirtilmediğini, yapılan prim tahsilatlarının davacıya ödendiğini savunmuştur. Gerek dilekçeler teatisi aşamasında gerekse yargılamanın devamında davalının borcu kabul ettiğine yönelik açık beyanı bulunmayıp mahkemece davalı beyanlarının bağlantılı birleşik ikrar mahiyetinde kabul edilmesi yanılgılı bir değerlendirme olup buna bağlı olarak da ispat külfetinin yer değiştirdiği sonucuna varılması doğru olmamıştır.
Davada alacağın varlığını ispat yükü davacı taraftadır.
Öte yandan, mahkemece davacının iddiasının kendi ticari defterleri ile sabit olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, benimsenen bilirkişi raporlarında dahi davacının defterlerinde davalı aleyhine borç doğuran kayıtların eksiksiz olarak incelenemediği, bazı kayıtların ise mesnedine rastlanmadığı, aynı dönem içindeki kayıtların bir biri ile çelişkili olduğu belirtilmiş olmakla bilirkişilerce bu yönler incelenmeksizin defter kayıtlarındaki sonuç rakama göre davalının borçlu olduğuna dair mütalaalarına binaen mahkemece hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece davacı ile davalı arasındaki hesap ilişkisini ve süreç içerisinde davalı tarafından düzenlenen poliçeler ve buna ilişkin tahakkuk eden prim vs kayıtları içeren rejistro defterinin bulunup bulunmadığı saptanarak, defterin bulunması halinde bu defterin celbi ile davacı defterlerine düşülen kayıtların dayanaklarının da incelenmesi neticesinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 13.12.2017 tarih, 2016/8888 Esas 2017/7198 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 23/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/561996800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz