Ortaklıktan çıkarma | Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/648 E. 2019/6161 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 436/2↗ esas sermaye payı↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkma↗ ortaklıktan çıkarılma↗ haklı sebep↗ şirketin feshi↗ depo kararı↗ fesih↗ kâr payı↗ eksik inceleme↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, 343.451,51 TL çıkma payının davalı şirketten tahsiliyle davacıya ödenmesine, mahkeme veznesine depo edilen miktarın davacıya ödenmesine, bu miktarın davalı şirketten tahsil edilecek çıkma payı bedelinden mahsubuna, davacının fesih tasfiyeye yönelik ve fazlaya ilişkin talebi yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava; davacı ve davalı şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık sebebiyle şirket ortağı davalıların ortaklıktan çıkarılması veya şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıklar kapsamında mevcut ortak yapısıyla davalı şirketin faaliyetine devam etmesi imkanının kalmadığı, TTK’nın 436/3. maddesi gereği haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği, haklı sebepler ile şirketin feshi veya davalıların davalı şirket ortaklığından çıkartılması yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesi ve şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin mevcut delil durumu itibariyle daha yerinde olduğu kabul edilmiş ve davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, belirlenen çıkma payının tahsiline karar verilmiştir.
Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Mahkemece tesis edilen karar, inşai nitelikte olup, karar tarihi itibariyle hüküm ve sonuç doğuracağından Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, ortaklıktan çıkma payının, karar tarihine en yakın tarih itibariyle şirketin mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davalı şirketin 31/12/2016 tarihli son bilançosuna göre yapılan varlık tespitine davalı şirketin ruhsat sahibi olduğu madenin rezerv değeri eklenmiş, rezervin değeri ise rödavans gelirine göre yapılan değerlendirmeyle rödavansçı dava dışı şirketle yapılan sözleşme hükümleri de gözetilerek görünür ve muhtemel cevher miktarının ocak başı satış fiyatı ve rödavans payı ile çarpılması suretiyle belirlenmiştir. Ancak ruhsatlı madenin şirket için mal varlığı değerinin tespiti gerekmekte olup varsayımsal maden rezervi esas alınarak ruhsat süresi, rezervin niteliği zenginliği, işletilmesinin mümkün olup olmadığı gibi hususlarda değerlendirme yapılmamıştır. Bu suretle, mahkemece, davalı şirketin gerçek mal varlığı değerinin tespiti bakımından şirket değerleme konusunda uzman bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması, maden işletme ruhsatının değeri de belirlenerek, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının çıkma payının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkarma | Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4801 E. 2023/4962 K.
Ortak:çıkma payı · ortaklıktan çıkarılma · depo kararı · fesih · kâr payı · istinaf yoluna başvurulabilirlik · Ortaklıktan çıkarma | Şirketin feshi
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, 343.451,51 TL «çıkma payının» davalı şirketten tahsiliyle davacıya ödenmesine, mahkeme veznesine «depo» edilen miktarın davacıya ödenmesine, bu miktarın davalı şirketten tahsil edilecek çıkma payı bedelinden mahsubuna, davacının «fesih» tasfiyeye yönelik ve fazlaya ilişkin talebi yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
1- Dava; davacı ve davalı şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık sebebiyle şirket ortağı davalıların «ortaklıktan çıkarılması» veya şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıklar kapsamında mevcut ortak yapısıyla davalı şirketin faaliyetine devam etmesi imkanının kalmadığı, TTK’nın 436/3. maddesi gereği haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden «şirketin feshini» isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği, «haklı sebepler» ile şirketin feshi veya davalıların davalı şirket ortaklığından çıkartılması yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesi ve şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin mevcut delil durumu itibariyle daha yerinde olduğu kabul edilmiş ve davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, belirlenen «çıkma payının» tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece tesis edilen karar, inşai nitelikte olup, karar tarihi itibariyle hüküm ve sonuç doğuracağından Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, «ortaklıktan çıkma payının», karar tarihine en yakın tarih itibariyle şirketin mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… 7.2017 tarih ve 2013/132 E., 2017/639 K. sayılı kararıyla;davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, 343.451,51 TL «çıkma payının» davalı şirketten tahsiliyle davacıya ödenmesine, mahkeme veznesine «depo» edilen miktarın davacıya ödenmesine, bu miktarın davalı şirketten tahsil edilecek çıkma payı bedelinden mahsubuna, davacının «fesih» tasfiyeye yönelik ve fazlaya ilişkin talebi yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
… arlığı değerinin tespit edilerek yapılan hesaplamaya göre davacının ayrılma akçesinin 1.398.701,22 TL olduğunun hesaplandığı, mahkemenin ilk kararında tespit edilen «çıkma payı» miktarı yönünden davalılar yönünden «usuli kazanılmış hak» oluştuğundan, bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, 343.451,51 TL çıkma payının davalı şirketten tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Mahkememiz veznesine «depo» edilen miktarın davacıya ödenmesine, bu miktarın davalı şirketten tahsil edilecek olan çıkma payı bedelinden mahsubuna, davacının «fesih» tasfiyeye yönelik ve fazlaya ilişkin talebinin reddin karar verilmiştir.
Şti. ile «tedarik sözleşmesi» akdetmek istediğini, davalıların bu «protokolün» hayata geçirilmesine engel olduklarını, davacının önce fiilen, sonrasında hukuken şirketten «tasfiye» edilmek istendiğini, azli için aleyhine dava açıldığını, sonuç olarak davacının %50 hissedarı ve müştereken imza «yetkisine» sahip ortağı bulunduğu şirket ile bağının fiilen ve hukuken haksız biçimde koparıldığını, davacının kâr «payı» vs. haklarının ödenmediğini, davalıların «hile» ve zor ile müvekkilini şirket yönetiminden uzaklaştırdıklarını, yine davalı ortakların şirketi bilerek ve kötü niyetle zarara uğratacak eylemler yaptığını ileri sürerek davalı şirkete tedbiren «yönetim kayyımı atanmasına», «şirket müdürlerinin» yönetim yetkilerinin kaldırılmasına, davalı ortakların şirket «ortaklığından çıkarılmasına», ...’un ortak olarak kabul edilip şirketin davacı ve ... ortaklığında devamına, bu taleplerin yerinde görülmemesi halinde şirketin «fesih» ve tasfiyesine, davacının «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rödovans sözleşmesi · tedarik sözleşmesi · yönetim kayyımı · kâr payı alacağı · kayyım atanması · el koyma · şirket müdürlüğü · nispi vekalet ücreti
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya davacısının sermaye «koyma» «taahhüdünü» yerine getirmemiş olması nedeniyle davaya konu şirketin ekonomik imkansızlıklar nedeniyle sıkıntıya düştüğü, çalışamaz hale geldiği, kayıtlı hiçbir «malvarlığı» ve tesisinin olmadığı, tek malvarlığının maden ruhsatı olduğu, kusurlu davranışları nedeniyle «şirket müdürlüğünden» azledilen davacının çıkmaya izin verilmesi talebiyle 05.03.2013 tarihinde eldeki davayı ikame ettiği, ruhsatın düşmemesi için zorunlu olarak «rödovans sözleşmeleri» yapıldığı, maden sahasındaki tesislerin tamamının, davanın ikamesinden yıllar sonra rödovans hakkı sahibi olan dava dışı şirketçe imal edilerek üretim için kullanıldığı, sahadan demir cevheri dışında maden çıkarılmadığı ve satılmadığı, 2013 yılında şirket ortaklığından çıkmak için eldeki davayı ikame eden davacı yönünden, 2030 yılına kadar hızla çalışılarak tüm madenin çıkarılıp davacının «payının» kendisine ödenmesi gerektiğine dair görüşün akla dahi aykırı olduğu, davacının 343.451,51 TL «çıkma payı alacağına» itiraz dahi etmediği görmezden gelindiği, tüm bu nedenlerle davacının esasen çıkma payı alacağının 1.398.701,22 TL olabileceğine dair rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, Mahkemece istem yerine 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca çıkma payının mahkeme veznesine blokesi ile kararın kesinleşmesini takiben söz konusu tutarın davacıya ödenmesi yönünde karar tesis edilmesi gerekir iken 343.451,51 TL çıkma payının davacıya ödenmesi suretiyle davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine dair tesis edilen hüküm usul ve yasaya açıkça aykırı olup, Mahkemece tesis edilen hüküm kesinleşmeden icra edilemeyecek tespit hükmü niteliğinde de olduğundan, eda hükmü tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, «harç» yatırılmadan davanın görüldüğünü, hüküm tespit hükmü niteliğinde bulunduğundan, davada davacının çıkma payının ödenmesi talebi bulunmadığından ve dahi dava maktu harca tabi olarak açıldığından, davacı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti. ile «tedarik sözleşmesi» akdetmek istediğini, davalıların bu «protokolün» hayata geçirilmesine engel olduklarını, davacının önce fiilen, sonrasında hukuken şirketten «tasfiye» edilmek istendiğini, azli için aleyhine dava açıldığını, sonuç olarak davacının %50 hissedarı ve müştereken imza «yetkisine» sahip ortağı bulunduğu şirket ile bağının fiilen ve hukuken haksız biçimde koparıldığını, davacının kâr «payı» vs. haklarının ödenmediğini, davalıların «hile» ve zor ile müvekkilini şirket yönetiminden uzaklaştırdıklarını, yine davalı ortakların şirketi bilerek ve kötü niyetle zarara uğratacak eylemler yaptığını ileri sürerek davalı şirkete tedbiren «yönetim kayyımı atanmasına», «şirket müdürlerinin» yönetim yetkilerinin kaldırılmasına, davalı ortakların şirket «ortaklığından çıkarılmasına», ...’un ortak olarak kabul edilip şirketin davacı ve ... ortaklığında devamına, bu taleplerin yerinde görülmemesi halinde şirketin «fesih» ve tasfiyesine, davacının «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının «şirket müdürlüğünden» azli için açılan davanın kabulle sonuçlandığını, kanuna ve hukuka aykırı işlemler tesis ederek şirketi «iflas» ettirmeye çalışan davacının kendi kusurlarıyla sebep olduğu olaylara dayanarak eldeki davada talepte bulunmasının MK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, da …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/648 E. , 2019/6161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/07/2017 tarih ve 2013/132 E.- 2017/639 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/11/2017 tarih ve 2017/980 E.- 2017/814 K. sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 01.10.2019 günü hazır bulunan davalılar vekili Av. ... ile davacı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ve davalılar ...ile ...’ın diğer davalı şirketin ortakları oluğunu, şirketin içinin davalılar tarafından boşaltıldığını, şirketin paralarının davalı şahıslarca çekilip mal edinildiğini, davacının davalı şirkete oldukça kâr getireceği değerlendirilen Hatipoğlu Madencilik Ltd. Şti. ile tedarik sözleşmesi akdetmek istediğini, davalıların bu protokolün hayata geçirilmesine engel olduklarını, davacının önce fiilen, sonrasında hukuken şirketten tasfiye edilmek istendiğini, azli için aleyhine dava açıldığını, sonuç olarak davacının %50 hissedarı ve müştereken imza yetkisine sahip ortağı bulunduğu şirket ile bağının fiilen ve hukuken haksız biçimde koparıldığını, davacının kâr payı vs.
haklarının ödenmediğini, davalıların hile ve zor ile müvekkilini şirket yönetiminden uzaklaştırdıklarını, yine davalı ortakların şirketi bilerek ve kötü niyetle zarara uğratacak eylemler yaptığını ileri sürerek, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, şirket müdürlerinin yönetim yetkilerinin kaldırılmasına, davalı ortakların şirket ortaklığından çıkarılmasına, ...’un ortak olarak kabul edilip şirketin davacı ve ... ortaklığında devamına, bu taleplerin yerinde görülmemesi halinde şirketin fesih ve tasfiyesine, davacının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının şirket müdürlüğünden azli için açılan davanın kabulle sonuçlandığını, kanuna ve hukuka aykırı işlemler tesis ederek şirketi iflas ettirmeye çalışan davacının kendi kusurlarıyla sebep olduğu olaylara dayanarak eldeki davada talepte bulunmasının MK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davacının 6102 sayılı TTK'nın 636-640. maddelerine dayalı olarak açtığı davanın dayanağının bulunmadığını, TTK'nın 638/2.maddesi gereğince davacının şirketten çıkma hakkını kullanmasının mümkün olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, 343.451,51 TL çıkma payının davalı şirketten tahsiliyle davacıya ödenmesine, mahkeme veznesine depo edilen miktarın davacıya ödenmesine, bu miktarın davalı şirketten tahsil edilecek çıkma payı bedelinden mahsubuna, davacının fesih tasfiyeye yönelik ve fazlaya ilişkin talebi yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava; davacı ve davalı şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık sebebiyle şirket ortağı davalıların ortaklıktan çıkarılması veya şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıklar kapsamında mevcut ortak yapısıyla davalı şirketin faaliyetine devam etmesi imkanının kalmadığı, TTK’nın 436/3. maddesi gereği haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği, haklı sebepler ile şirketin feshi veya davalıların davalı şirket ortaklığından çıkartılması yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesi ve şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin mevcut delil durumu itibariyle daha yerinde olduğu kabul edilmiş ve davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, belirlenen çıkma payının tahsiline karar verilmiştir.
Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Mahkemece tesis edilen karar, inşai nitelikte olup, karar tarihi itibariyle hüküm ve sonuç doğuracağından Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, ortaklıktan çıkma payının, karar tarihine en yakın tarih itibariyle şirketin mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davalı şirketin 31/12/2016 tarihli son bilançosuna göre yapılan varlık tespitine davalı şirketin ruhsat sahibi olduğu madenin rezerv değeri eklenmiş, rezervin değeri ise rödavans gelirine göre yapılan değerlendirmeyle rödavansçı dava dışı şirketle yapılan sözleşme hükümleri de gözetilerek görünür ve muhtemel cevher miktarının ocak başı satış fiyatı ve rödavans payı ile çarpılması suretiyle belirlenmiştir. Ancak ruhsatlı madenin şirket için mal varlığı değerinin tespiti gerekmekte olup varsayımsal maden rezervi esas alınarak ruhsat süresi, rezervin niteliği zenginliği, işletilmesinin mümkün olup olmadığı gibi hususlarda değerlendirme yapılmamıştır. Bu suretle, mahkemece, davalı şirketin gerçek mal varlığı değerinin tespiti bakımından şirket değerleme konusunda uzman bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması, maden işletme ruhsatının değeri de belirlenerek, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının çıkma payının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 03/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/545890000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz