6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yazılımın sergilenme biçimindeki benzerlik ve iş tecrübesinin mal edilmesi haksız rekabettir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/880 E. 2025/245 K. · · İlk derece: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 17/45 / iş dairesi (hizmet sözleşmesi) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Bir yazılımın kaynak kodu farklı olsa da, işleyişi, genel algoritması, fikir ve akış diyagramları, arayüzleri, kullanılan ifadeleri, modül ve alt modül adları ile tanımları hayatın olağan akışına uygun olmayacak ve sektördeki diğer programlarda görülmeyecek düzeyde benzerlik gösteriyorsa, bu durum TTK 55/1-a-4 uyarınca başkasının iş ürünleriyle karıştırılmaya yol açan önlem alma niteliğinde haksız rekabet oluşturur. Ayrıca bir kişinin, önceki işvereninin müşterileriyle yürütülen projelere o işverende çalıştığı dönemde katılmış olmasına rağmen, bu deneyimi kendi bağımsız faaliyeti olarak tanıtım materyallerinde sunması, işverenin iş tecrübesinin kendisine mal edilmesi sonucunu doğurduğundan dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulama olarak haksız rekabet teşkil eder. Dava dilekçesinde HMK 107'ye dayanıldığı veya belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmemişse, dava kısmi dava sayılır ve HMK 357(1) uyarınca istinaf aşamasında sunulan talep artırım dilekçesi ıslah yasağı nedeniyle dikkate alınmaz.

Ele alınan sorunlar

Yazılımın müşterilere sergilenme biçimi itibariyle benzerliğinin TTK 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → kabul

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporundaki tespitlerin (modül isimleri, çalışma mantığı, kullanıcı arayüzleri, formüller, alt modül isimlerinin benzerliği) davalı eylemlerinin TTK 55/1-c-d ve 55/1-a maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini gösterdiğini, ancak bilirkişi raporunun sonuç kısmının bu tespitlerle çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının geliştirdiği bilgisayar programının, müşterilere sergilenme biçimi itibariyle işleyişi, genel algoritması, fikir ve akış diyagramları, arayüzler, kullanılan ifadeler, modüller ve alt modüller ile programda yer alan tanımlar ve başlıkların davacının programındakilerle hayatın olağan akışına uygun olamayacak ve sektördeki diğer programlarda var olmayan düzeyde benzer olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple davalının bu kapsamdaki fiili, TTK'nın 55/(1)-a-4 maddesinde düzenlenen; başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki haksız rekabet hâli kapsamındadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının internet sitesindeki 'Hakkımızda' ifadelerinin davacı müşterileriyle yürütülen projelerdeki iş tecrübesinin davalıya mal edilmesi suretiyle haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → kabul

İddia: Davacı vekili, davalının internet sitesinde davacı müşterisi olan bir kısım şirketlerin isimlerini zikrederek kendi müşterisiymiş gibi algı yarattığını ve bu şirketlere ait özel bilgileri internet sitesi ve tanıtım videosunda kullandığını, bu hususun bilirkişi raporunda tartışılmadığı gibi mahkemece de dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalıya ait internet sitesinde yer alan 'Hakkımızda' bölümündeki, ekibin geçmişte belirtilen büyük şirketler ile yürütülen projelerdeki deneyimlerini birleştirdiğine ilişkin ifadeler, davalının ekibinin davacının dava dışı şirketlerle gerçekleştirdiği iş sağlığı ve güvenliği projelerinin davalıya ait bağımsız faaliyetler olarak sunulmasına ilişkindir. Davalı, dava dışı şirketlerle yürütülen bu iş sağlığı ve güvenliği yazılımı faaliyetlerine davacı şirkette sigortalı çalışan olduğu dönemde iştirak etmiş olup, bu hâliyle davalının eylemi davacı şirkete ait iş tecrübelerinin davalıya mal edilmesi sonucunu doğurmaktadır; zira anılan şirketler davacının müşterileri olup, davacı müşterilerine hizmet verildiği sıradaki çalışmalara davalının iştiraki söz konusudur. Bu sebeple bu ifadeler, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulama olarak haksız rekabet teşkil eder.

Gerekçe kaynağı: özgün

Maddi tazminat talep artırım dilekçesinin istinaf aşamasında dikkate alınıp alınmayacağı (belirsiz alacak davası niteliği ve ıslah yasağı) → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili, davalının anılan şirketlerle ilgili gelir elde etmediği tespit edilmiş olsa da haksız rekabetin varlığı belirli olduğundan hakkaniyet gereği maddi tazminat isteminin 40.000-TL olarak artırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde davanın HMK 107'ye dayalı olduğu belirtilmediği ve belirsiz alacak davası olarak açıldığına yönelik bir ibare bulunmadığından, davanın kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. HMK 357(1) maddesi uyarınca istinaf aşamasında ıslah yasağı bulunduğundan, talep artırımı dilekçesi dikkate alınmamış ve davacının maddi tazminat istemi kısmi dava olarak, dava dilekçesindeki 1.000-TL üzerinden kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kaynak kodu farklı olsa da yazılımın sergilenme biçimi (algoritma, arayüz, modül adları, fikir/akış diyagramları) itibariyle sektör olağanlığının üzerinde benzerlik göstermesinin TTK 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet sayılacağı ve bir çalışanın önceki işverenin müşterileriyle yürütülen projelerdeki katılımını kendi bağımsız iş tecrübesi olarak tanıtmasının haksız rekabet teşkil edeceği yönünden emsal niteliği taşımaktadır; ayrıca belirsiz alacak davası unsuru içermeyen dava dilekçelerinde istinaf aşamasındaki talep artırımının ıslah yasağı kapsamında dikkate alınmayacağına ilişkin usuli tespit bakımından da emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet TTK 55/1-a-4 iş ürünleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler iş tecrübesinin mal edilmesi dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulama belirsiz alacak davası kısmi dava ıslah yasağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozma ilamı direnme

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 55/1-a-4TTK 55/1-c-dTTK 54 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 107HMK 357(1)HMK 353(1)b-2HMK 361/1 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 396/son

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/880

KARAR NO 2025/245

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/03/2018

NUMARASI 2016/226 Esas - 2018/168 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/02/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde; Dairemizce verilen hükmün Yargıtay HGK tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin geliştirdiği özellikle ... ve ... yazılımları ile kurumsal firmalara İş Sağlığı ve Güvenliği alanında hizmet veren ve sektöründe lider konumunda olan bir bilişim şirketi olduğunu, davalının 23.08.2008-15.11.2012 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, askerlik nedeniyle işinden ayrılan davalının daha sonra ... Teknoloji unvanlı bir işletme açtığının öğrenildiğini, ancak davalının işletmesine ilişkin web sayfasının incelenmesinin ve müvekkili müşterilerinden alınan duyumların, davalının müvekkilinin geliştirdiği yazılımların birebir aynısını pazarladığını ve müvekkiline ait bir çok materyali izinsiz kullandığını ortaya koyduğunu, şöyle ki davalının web sitesinin müvekkilinin web sitesinden iktibas edilerek hazırlandığını, davalının bu web sitesinde müvekkilinin müşterilerini kendi müşterisi gibi gösterdiğini, davalının geliştirdiğini iddia ettiği ...

isimli yazılımın müvekkilinin geliştirdiği ... yazılımının aynısı olduğunu, davalının müvekkili şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği bir kısım verileri reklam ve tanıtımlarında kullanmakta olduğunu, davalının bu eylemlerinin TTK 55/1-c-d m. uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, ayrıca davalının sektörde tanınabilir hale gelmek adına geliştirdiğini iddia ettiği yazılımı son derece cüzi bedelle pazarlamaya çalıştığını ve bu eyleminin ise gerek TTK 55/1-a maddesine gerekse 4054 sayılı yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin olası müşterileri ile sözleşme yapma olanağını elinden aldığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, menine, verilecek hükmün ilanına, yargılama sırasında ortaya çıkacak gerçek zarar miktarına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zira davacı tarafça sözü edilen web sitesi faaliyetleri ... Teknoloji ticari işletmesi altında yürütülmekte olduğunu, ayrıca müvekkilinin askerlik dönüşü bu şirketi kurmadığını, bu süreçte bir bankada iki yıla yakın bir süre yazılım mühendisi olarak çalıştığını, şirketin 3 yıla yakın bir süre sonra kurulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin iş deneyiminin davacının tahmin ettiğinden farklı derinlikte ve davacının iş ilişkisiyle doğrudan alakalı olmadığını, müvekkili işletme yetkililerinin iş güvenliği uzmanı olduklarını, aynı zamanda yazılım mühendisleri olmaları nedeniyle kendi becerileri ve çalışmaları sonucunda ... yazılımını oluşturduklarını, müvekkilinin internet sitesinde davacının sitesindeki birebir aynı olduğu iddia edilen ifadelerin her internet sitesinde bulunan başlıklar olduğunu, müvekkilinin yalnızca çalıştığı müşterilere yer verecek şekilde kendi faaliyetleri kapsamında bir internet sitesi hazırladığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek bir eyleminin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalının davacı ile aynı sektörde benzer bir işletme çalıştırdığı, ancak üretimi ve geliştirmesi aynı olmayan bir program üzerinden piyasaya hitap ettiği, taraflar arasında birlikte çalıştıkları dönemde şirket bünyesinde çalıştığı süre zarfında öğrendiği sır niteliğindeki bilgileri başkalarına açıklamaması ya da başka bir firmada çalışması durumunda müeyyide uygulanacağına dair bir akit imzalamadıkları, davacının üretimini yaptığı program üzerinde davalının işten ayrıldığı tarihte hak sahipliğinin de bulunmadığı, aradan geçen uzun zamanda davalının tecrübelerini kendi işine aktarmasında hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, hukuka aykırılık ve rekabet ihlaline ilişkin inandırıcı bir delilin de dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; Bilirkişi raporunun geneli ile sonuç kısmının çelişkili olduğunu, raporda iddialarını destekler bir çok tespit olduğunu, raporda öz olarak davalı yazılımının özgün olmadığı, müvekkili şirkette çalıştığı süreçte elde ettiği verileri yazılımında kullandığının teyit edildiğini, ancak sonuç kısmının bu tespitlere aykırı olduğunu, bilirkişilerin sonuç ve kanaat kısmında farklı sonuca ulaşmalarının nedeninin sadece kaynak kodları özelinde hukuksal değerlendirme yapma çabalarının bir ürünü olduğunu, ayrıca raporda davalının verilerin bir kısmının birebir aynen kullanmakla birlikte bir kısım verileri değiştirdiğinin ifade edildiğini ki esasen doğal olanın da bu olduğunu, zira gelişen tekonoloji, artan ihtiyaçlar vs hususları nazara alındığında birebir iktibasın mantıklı olmayacağını, Bilirkişi heyetince veritabanı yapılarının incelenmediğini, anlaşıldığı kadarıyla sadece arayüzler ve kaynak kodları üzerinden değerlendirme yapıldığını, oysa veritabanlarının incelenmesi sonucu davalının yaptığı iktibasın hem niteliksel hem niceliksel boyutunun kolaylıkla görülebileceğini, Davalının her iki projede de çalıştığını, davalının ...

projesinde çalıştığına dair ... Sözleşmesini sunduklarını, sözleşmenin 3.sayfası 3.7 maddesinde davalının bu projede yazılım mühendisi sıfatıyla görevlendirildiğinin belirtildiğini, Bir kısım iddialarının ise bilirkişi raporunda tartışılmadığı gibi mahkemece de dikkate alınmadığını, zira davalı web sitesinde hazihazırda müvekkili müşterisi ..., ... gibi bir kısım şirketlerin isimlerini zikretmekte ve kendi müşterisiymiş gibi algı yaratmakta olduğunu, yine müvekkilinin müşterisi olan ... firmasına ait bir kısım özel bilgileri internet sitesinde ve tanıtım videosunda kullanmakta olduğunu, Müvekkilinin davalı ile rekabet etmeme ve elde ettiği ilgileri 3. kişilerle paylaşmama sözleşmesi imzalamamış olmasının taleplerinin kabulü için olmazsa olmaz bir unsur olmadığını, işçinin üretim ve iş sırlarını saklama yükümlülüğünü TBK 396/son m.

düzenlendiğini, ayrıca müvekkili yazılımlarının patentlerinin alınmamış olmasının da davalının elde ettiği verileri mutlak şekilde kullanabileceği anlamına gelmediğini, davalı eylemlerinin TTK 55/1-c-d m. uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve talepleri gibi davanın kabulünü veya mahkemesine iadesini istemiştir.

İSTİNAF KARARI

Dairemizin 2018/10/79 Esas-2020/78 Karar sayılı ve 23/01/2020 tarihli kararıyla; davalının kendisine emanet edilmiş bir iş ürününden yetkisiz yararlandığı veya iş ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp yararlandığı ileri sürülmediği gibi, davacı iddiaları doğrultusunda üretim veya iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmesi, gizlice ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmesinin de söz konusu olmadığı (Davalının, yaklaşık 4,5 yıl süreyle davacı işyerinde çalıştığı tarafların kabulünde olup, TBK 396/son m. uyarınca hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra da sır saklama yükümlülüğünün devam etmesinin ise doğrudan bu davanın esasına bir etkisi bulunmamaktadır) davalı ve davacının programlarının işleyişi, genel algoritması ve modülleri benzer olmakla birlikte, programların özünü oluşturan ve kopyacılığın sınırlarını belirleyen kodların tamamen aynı olmadığı, fikir ve akış diyagramlarının aynı olduğu ancak davalının ilgili projeyi farklı bir kod mantığı ile tekrar yazmış olduğu, çalışma mantığı ve arayüzler ile kullanılan ifadelerin aynı olsa bile farklı programlama tekniği ile elde edilen sonuçlar oldukları, davalı yazılımının hem iş güvenliği uzmanları ile OSGB’lere hem de işyeri hekimlerine bir arada hizmet verebilmekte olduğu, davacının ise uzman ve hekimler için iki ayrı ayrı yazılım programlarının olduğu, ayrıca davalı web sitesinde davacının kendi müşterisi olduğunu belirttiği firmalara verilen hizmetten söz edilirken ekip üyelerinin hizmetinden söz edildiği, davalı firmanın hizmetinden söz edilmediği hususlarının tespit edildiğinin görüldüğü, davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği bir kısım verileri kendi yazılımlarında, internet sitesinde ve reklam broşürlerinde kullanmış olması haksız rekabet eylemine neden olmayacaktır, zira davacı işi gereği bu teknik bilgilere sahip bir mühendis olup bu bilgileri kullanmamasının düşünülemeyeceği, davalı yazılımının, davacı yazılımları ile karışıklığa veya karıştırılmaya yol açması da söz konusu olmadığına göre, somut olayda bu maddenin koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle;

davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce verilen karara karşı davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine; "Yargıtay 11.HD nin 2020/1506 Esas, 2021/1247 karar sayılı ve 15/02/2021 tarihli ilamı ile 6102 sayılı TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu, kanunun “dürüstük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde sayıldığı bu bağlamda, TTK ve 55-b.a.4’de “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek”;

aynı madde ve fıkranın b.1-a hükmünde ise “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” halinin haksız rekabet teşkil eden eylemlerden sayıldığı, 26.01.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davalının programındaki ‘’uygulama modül’’ isimlerinin davacının önceden üretip pazarladığı programdaki isimlere benzer olduğu, programların çalışma mantıkları ve kullanıcı arayüzlerinin benzer olduğunun, ‘’Düzenleyici ve Önleyici Faaliyet’’ modülü ve bu modülde kullanılan formlardaki ifadelerin aynı olduğunun, örnek formül olarak gösterilen ‘’Risk=olasılık * şiddetin karesi’’ formülünün aynı olduğunun ‘’Tanımlar’’ modülündeki alt modül isimlerinin aynı olduğunun ‘’Muayeneler’’ modülündeki veri girişlerinin aynı olduğu, programların farklı programlama dilinde, farklı yazılım kodlarıyla yazıldığının ve programların klasörleme mantıklarının farklı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporundaki tespitler göz önüne alındığında, davalıya ait ...

adlı program ile davacıya ait ... isimli programın aynı çalışma mantığında üretildiği, fikir ve sanat eseri olan yazılımın bizatihi kendisinin benzer olmadığı ancak eserin sergilenme biçimi itibarıyle programların benzer olduğu, bu hali ile davalının eylemlerinin 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesinde yerini bulan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki haksız rekabet halini oluşturduğunun anlaşıldığının. 6102 sayılı TTK’nın haksız rekabete ilişkin 54. ve devamı maddelerin doğrudan davacının iddiasına isabet eden haller belirtilmemiş olsa da, 55. maddeki haksız rekabet halleri örnek kabilinden sayılmış olup, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı her türlü davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olup haksız rekabet halini oluşturacağı, davalının internet sitesindeki kullanılan ifadelerin davalının ekibinin davacının dava dışı şirketlerle gerçekleştirdiği iş sağlığı ve güvenliği projelerinin davacıya ait bağımsız faaliyetler olarak sunulmasına ilişkin olduğu, davalının dava dışı şirketlerle yürütülen iş sağlığı ve güvenliği yazılımı faaliyetlerine davacı şirkette sigortalı çalışan olduğu dönemde iştirak etmiş olup, bu hali ile davalının eyleminin davacı şirkete ait iş tecrübelerinin davalıya mal edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte olduğu ve bu durumun rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulama olduğunun kabulünün gerektiği, bu durumda davacının bu eyleminin de davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun kabul edilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir."denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizce somut olayda haksız rekabetin koşulları bulunmadığı sonucuna varılmış, Yargıtay bozma ilamına uyulmamış kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm verilmesine davanın reddine karar verilmiştir.Yargıtay HGK nın 2021/944 esas,2023/62 karar sayılı 08.02.2023 tarihli ilamı ile "15.

Bu itibarla davalının geliştirdiği bilgisayar programının, müşterilere sergilenme biçimi itibariyle işleyişi, genel algoritması, fikir ve akış diyagramları, arayüzler, kullanılan ifadeler, modüller ve alt modüller ile programda yer alan tanımlar ve başlıkların davacının programındakilerle hayatın olağan akışına uygun olamayacak ve sektördeki diğer programlarda var olmayan düzeyde benzer olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalının bu kapsamdaki fiilinin TTK'nın 55/(1)-a-4 maddesinde düzenlenen; başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki haksız rekabet hâli kapsamında olduğu söylenebilir.16. Bunlar yanında davalıya ait internet sitesinde yer alan "Hakkımızda" bölümündeki "Ekibimiz geçmişteki ..., ...

ve ... gibi büyük şirketler ile yürütülen ... Yazılımı Projelerindeki deneyimlerini ... projesinde birleştirmiştir.’’ şeklindeki ifadelerin haksız rekabet oluşturduğu iddiasına ilişkin olarak; anılan ifadeler davalının ekibinin davacının dava dışı şirketlerle gerçekleştirdiği iş sağlığı ve güvenliği projelerinin davalıya ait bağımsız faaliyetler olarak sunulmasına ilişkindir. Ancak davalının, dava dışı şirketlerle yürütülen iş sağlığı ve güvenliği yazılımı faaliyetlerine davacı şirkette sigortalı çalışan olduğu dönemde iştirak etmiş olup bu hâli ile davalının eyleminin davacı şirkete ait iş tecrübelerinin davalıya mal edilmesi sonucunu doğuracak niteliktedir. Zira anılan şirketler davacının müşterileri olup anılan davacı müşterilerine hizmet verildiği sıradaki çalışmalara davalının iştiraki söz konusudur.

Bu sebeple davalıya ait internet sitesinde yer alan yukarıdaki ifadelerin rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulama olarak haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilerek yapılacak değerlendirme sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi zorunludur." denilerek direnme kararımız bozulmuş,yasal zorunluluk nedeniyle davacının maddi tazminat istemi bakımından tarafların ticari defterlerinde inceleme yaptırılmış; davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesi alınan bilirkişi raporunda davacının 2016 yılında ..., ... ve ... ile yaptığı işlerde büyük oranda azalma olduğu yolunda alınan rapordan sonra davalının ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde davalının anılan şirketler ile iş yapmadığı, kazanç elde etmediği belirlenmiştir.Davacı vekili davalının anılan şirketler ile ilgili gelir elde etmemiş ise de eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği belirli olduğundan hakkaniyet gereği maddi tazminat istemlerinin 40.000-TL olduğuna yönelik talep artırım dilekçesi sunmuştur.

Dava da talep belirsiz alacak davası koşullarını taşımaktadır.Ne var ki ;dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde davanın HMK nın 107 dayalı olduğu belirtilmemiş veyadava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak açıldığına yönelik bir ibare bulunmamaktadır.Bu halde davanın kısmi dava olduğunun kabulü gerekir.HMK nın 357(1) maddesi uyarınca istinaf aşamasında ıslah yasağı bulunmaktadır.Bu kapsamda talep artırımı dilekçesi dikkate alınmamış, bu sebeble davacının maddi tazminat isteminin kısmi dava olarak kabulüyle 1.000-TL tazminatın davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne; Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/226 Esas 2018/168 Karar sayılı ve 15/03/2018 tarihli hükmünün HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne; davacıya ait ... proğramı ile davalının geliştirdiği ... isimli iş sağlığı ve güvenliği programı ile davalıya ait "www...com" isimli internet sitesinde yer alan "Hakkımızda" bölümündeki "Ekibimiz geçmişteki ..., ... ve ... gibi büyük şirketler ile yürütülen ... Yazılımı Projelerindeki deneyimlerini ... projesinde birleştirmiştir." şeklindeki ifadelerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve men'ine, Karar kesinleştiğinde karar özetinin yurt çapında yayın yapan gazetelerden birinde bir kez ilanına, ilan masrafının davalı tarafından karşılanmasına, 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Haksız rekabetin tesbiti ve maddi tazminat istemi yönünden; Alınması gereken 1.230,8‬0-TL karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 695,3‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 535,5‬0-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye ödenmesine, Davacı tarafından yatırılan 724,50-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından sarf edilen 2.250-TL bilirkişi ücreti, 130‬-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.380-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için haksız rekabetin tesbiti için takdir olunan 30.000-TL, maddi tazminat istemi için takdir olunan 1.000-TL olmak üzere toplam 31.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Yatırılan 35,90-TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 4.200-TL bilirkişi ücreti, 643,20-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 4.843,20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/53912 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.