Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11869 E. 2013/10919 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faturanın tebliği↗ bedel indirimi↗ hak ediş↗ tebliğ tarihi↗ şikayet↗ ek prim↗ hizmet sözleşmesi↗ reeskont faizi↗ fatura↗ dosya masrafı↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı tarafın hak edişe bağlı olarak düzenlediği fatura bedelinden dolayı alacağının 35.093,91 TL olduğu, davalının sözleşme hükümleri gereğince (sorumluluk esasına göre) ödenmeyen işçi alacakları nedeniyle davacı alacağından alabileceği miktarın 15. 804,70 TL olduğu tespit edildiği, ancak SGK Rize Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü cevabi yazılarında 13/01/2012 tarihi itibarıyla davacı şirketin yasal ödeme süresi geçmiş sigorta pirimi, işsizlik sigortası pirimi ve idari para cezasının bulunmadığının belirtilmesi sebebiyle, davalının 15.804,70 TL davacı alacağını alıkoyma gerekçesinin ortadan kalktığı, davalı tarafın dava konusu faturanın kendilerine KDV indirim dönemi, yani 31/12/2009 tarihinden sonra tebliğ edildiğini ve KDV indirim haklarının KDV Kanununun 46.maddesi gereğince ortadan kalktığını beyan ettiği, davacı tarafça ise faturanın tebliğ tarihine ilişkin bir bilgi ve
belge sunulmadığı ve faturanın geç tebliğ edildiğinin kabul edildiği, bu durumda 5.353,31 TL KDV bedelinin davacı alacağından düşülmesi gerektiği, dosyaya sunulan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda 35.093,91 TL davacı alacağından 5.353,31 TL KDV bedeli indirildikten sonra davacının davalıdan 29.740,61 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 29.740,61 TL alacağın 08/07/2010 dava tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş bedelinin tahsili istemine yönelik alacak davasıdır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 13/1. maddesinin 4. bendinde ''Yükleniciye yapılacak ödemelerde, bir önceki döneme ait sigorta primlerinin, verginin ve personel maaşları, İdari Şartname'nin 26.3.3 maddesine göre düzenlenen ücret bordrolarının ödendiğine ait belgeler (banka kayıtları) ile 17. maddede belirtilen %1 sondaj usulü ile yapılacak denetlemelere ait tutanaklar hak edişe eklenmeden ödeme yapılamaz.'' şeklinde düzenleme yer almaktadır. Davalı tarafça, davacının idareye gönderdiği hak edişe bu ödemeleri yaptığına ilişkin belgeleri eklemediği, ayrıca işçilerin de maaşlarının ödenmemesi nedeniyle şikayette bulundukları ve bu nedenle ödeme yapılmadığı savunulmuştur. Mahkemece yapılan araştırma sonucunda ödemelerin yapıldığı tespit edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, SGK ve Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda 31.01.2012 tarihi itibariyle yüklenici davacının borcunun bulunmadığı bildirilmiş olup, dava tarihi itibariyle davacının borcu olup olmadığı, borcu bulunmakta ve bu borç dava esnasında ödenmiş ise bu ödemenin hangi tarafça yapıldığı da sorulmamıştır. Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibariyle davacının borçlu olup olmadığı ve dava açıldıktan sonra ödeme yapılmış ise bu ödemenin kim tarafından yapıldığı belirlenmek suretiyle davacının dava tarihi itibariyle haklı olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre mahkeme masrafları ve vekalet ücretine hükmetmek gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11872 E. 2016/5639 K.
Ortak:hak ediş · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı tarafın «hak edişe» bağlı olarak düzenlediği «fatura» bedelinden dolayı alacağının 35.093,91 TL olduğu, davalının sözleşme hükümleri gereğince (sorumluluk esasına göre) ödenmeyen işçi alacakları nedeniyle davacı alacağından alabileceği miktarın 15.
Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «hak ediş» bedelinin tahsili istemine yönelik alacak davasıdır.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 13/1. maddesinin 4. bendinde ''Yükleniciye yapılacak ödemelerde, bir önceki döneme ait sigorta «primlerinin», verginin ve personel maaşları, İdari Şartname'nin 26.3.3 maddesine göre düzenlenen ücret bordrolarının ödendiğine ait belgeler (banka kayıtları) ile 17. maddede belirtilen %1 sondaj usulü ile yapılacak denetlemelere ait tutanaklar «hak edişe» eklenmeden ödeme yapılamaz.'' şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · hizmet bedeli · teminat mektubu · sözleşmenin feshi · ifa · fesih · taahhütname · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11869 E. , 2013/10919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/05/2012 tarih ve 2011/90-2012/123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı kurum arasında 2008/194069 KİK numaralı "10 yıllık Damga Süresini Doldurmuş Sayaçların Sökülmesi Takılması Hizmet Alımı İşi" ile ilgili olarak 10/02/2009 tarihinde anlaşma imzalandığını, müvekkil firmanın anlaşma gereği işini tam ve eksiksiz olarak yerine getirerek anlaşma gereği 30/11/2009 tarih ve 35.093,91 TL bedelli faturayı düzenleyerek davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalının kötüniyetli olarak fatura bedelini ödemediğini ileri sürerek, fatura bedeli olan 35.093,91 TL nin fatura tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 09/12/2009 tarihinde feshedildiğini, fesih öncesinde davacı tarafça yapılan işler bedeli karşılığı olarak 35.093,91 TL tutarında fatura tanzim edilmesine rağmen fesih ile ilgili süreç sonuçlanıncaya kadar hak ediş bedelinin bloke edilerek ödenmemesi yönünde karar alınmış olduğundan dolayı ödeme yapılmadığını, ihale kapsamında çalıştırılan 19 personelden 14'ünün davacı firmadan alacaklı olduğuna dair dilekçe verdiklerini, sözleşmenin 13.maddesi gereği sigorta pirimlerinin, verginin ve personel maaşlarının ödendiğine dair belgeler hakedişe eklenmeden ödeme yapılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın hak edişe bağlı olarak düzenlediği fatura bedelinden dolayı alacağının 35.093,91 TL olduğu, davalının sözleşme hükümleri gereğince (sorumluluk esasına göre) ödenmeyen işçi alacakları nedeniyle davacı alacağından alabileceği miktarın 15. 804,70 TL olduğu tespit edildiği, ancak SGK Rize Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü cevabi yazılarında 13/01/2012 tarihi itibarıyla davacı şirketin yasal ödeme süresi geçmiş sigorta pirimi, işsizlik sigortası pirimi ve idari para cezasının bulunmadığının belirtilmesi sebebiyle, davalının 15.804,70 TL davacı alacağını alıkoyma gerekçesinin ortadan kalktığı, davalı tarafın dava konusu faturanın kendilerine KDV indirim dönemi, yani 31/12/2009 tarihinden sonra tebliğ edildiğini ve KDV indirim haklarının KDV Kanununun 46.maddesi gereğince ortadan kalktığını beyan ettiği, davacı tarafça ise faturanın tebliğ tarihine ilişkin bir bilgi ve
belge sunulmadığı ve faturanın geç tebliğ edildiğinin kabul edildiği, bu durumda 5.353,31 TL KDV bedelinin davacı alacağından düşülmesi gerektiği, dosyaya sunulan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda 35.093,91 TL davacı alacağından 5.353,31 TL KDV bedeli indirildikten sonra davacının davalıdan 29.740,61 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile;
29. 740,61 TL alacağın 08/07/2010 dava tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş bedelinin tahsili istemine yönelik alacak davasıdır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 13/1. maddesinin 4. bendinde ''Yükleniciye yapılacak ödemelerde, bir önceki döneme ait sigorta primlerinin, verginin ve personel maaşları, İdari Şartname'nin 26.3.3 maddesine göre düzenlenen ücret bordrolarının ödendiğine ait belgeler (banka kayıtları) ile 17. maddede belirtilen %1 sondaj usulü ile yapılacak denetlemelere ait tutanaklar hak edişe eklenmeden ödeme yapılamaz.'' şeklinde düzenleme yer almaktadır. Davalı tarafça, davacının idareye gönderdiği hak edişe bu ödemeleri yaptığına ilişkin belgeleri eklemediği, ayrıca işçilerin de maaşlarının ödenmemesi nedeniyle şikayette bulundukları ve bu nedenle ödeme yapılmadığı savunulmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma sonucunda ödemelerin yapıldığı tespit edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, SGK ve Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda 31.01.2012 tarihi itibariyle yüklenici davacının borcunun bulunmadığı bildirilmiş olup, dava tarihi itibariyle davacının borcu olup olmadığı, borcu bulunmakta ve bu borç dava esnasında ödenmiş ise bu ödemenin hangi tarafça yapıldığı da sorulmamıştır. Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibariyle davacının borçlu olup olmadığı ve dava açıldıktan sonra ödeme yapılmış ise bu ödemenin kim tarafından yapıldığı belirlenmek suretiyle davacının dava tarihi itibariyle haklı olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre mahkeme masrafları ve vekalet ücretine hükmetmek gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/537022300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz