Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1026 E. 2019/5541 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat külfeti↗ ek prim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere davalının Aviva Sigorta A.Ş adına poliçe düzenlemiş bulunmasına, bu poliçelerden kaynaklanan primin ödendiğinin ispat külfetinin davalı yanda olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16347 E. 2015/1577 K.
Ortak:ispat külfeti
İncelediğiniz karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere davalının Aviva Sigorta A.Ş adına poliçe düzenlemiş bulunmasına, bu poliçelerden kaynaklanan «primin» ödendiğinin «ispat külfetinin» davalı yanda olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer bu karardaDava, karşılığı bulunmayan çekler nedeniyle davalı Bankanın yasal olarak sorumlu olduğu miktarın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, çeklerdeki imzanın «keşideciye» ait olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dava konusu çeklerdeki imzaların sahte olduğu davalı tarafından ileri sürüldüğüne göre bu hususun ispatının davalı yanda olduğu nazara alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «ispat külfeti» davacıya yüklenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşideci
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, toplanan imza örneklerine göre dava konusu iki adet çekteki imzaların «keşideciye» ait olduğunun tespit edilemediği, davalının bu sebeple ödeme yapmamakta haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, karşılığı bulunmayan çekler nedeniyle davalı Bankanın yasal olarak sorumlu olduğu miktarın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, çeklerdeki imzanın «keşideciye» ait olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dava konusu çeklerdeki imzaların sahte olduğu davalı tarafından ileri sürüldüğüne göre bu hususun ispatının davalı yanda olduğu nazara alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «ispat külfeti» davacıya yüklenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/580 E. 2018/5970 K.
Ortak:ispat külfeti
İncelediğiniz karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere davalının Aviva Sigorta A.Ş adına poliçe düzenlemiş bulunmasına, bu poliçelerden kaynaklanan «primin» ödendiğinin «ispat külfetinin» davalı yanda olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer bu karardaBu durumda, taraflar arasındaki taşıma akdinin varlığını «ispat külfeti» davacıya aittir.
O halde, «ispat külfetinin» davacı yanda olduğu gözetilmek suretiyle, davacı tarafça sunulan faturanın davalı «defterlerine» kaydedilip kaydedilmediği belirlenerek, şayet davalı tarafça «fatura» defterlerine kaydedilmiş ise söz konusu defter «kaydının» aynı zamanda davalı tarafça taşıma akdinin varlığının da kabulü anlamına geleceği, aksi takdirde taşıma ilişkisinin kanıtlanamadığı dikkate alınmak suretiyle davanın reddi gerekeceği göz önüne alınmaksızın «eksik inceleme» ile ve ispat külfeti tersine çevirmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmas …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · navlun alacağı · navlun bedeli · sevk irsaliyesi · teamül · irsaliye · navlun · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı şirketin davacı şirket ile borç ilişkisi bulunmadığı iddiasını ispat edemediği, iki firma arasında olan taşımaya ilişkin «sevk irsaliyesinin» mevcut olduğu, bu meyanda «tacir» olan davalı firma lehine faturanın mevcut olup tahsil olunmadığına dair «ticari teamül» gereği üst kısmında kaşelerinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne itirazın iptaline karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafça «uyuşmazlık konusu» taşıma ilişkisinin dava dışı bir şirket tarafından yapıldığı ve «navlun bedelinin» de bu şirkete ödendiği savunulmuş ve ödemeye dair «fatura» dosyaya sunulmuştur.
Dava, taraflar arasında var olduğu iddia olunan taşıma ilişkisine dayalı «navlun alacağı» için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1026 E. , 2019/5541 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 18/12/2015 gün ve 2011/268 - 2015/574 sayılı kararı bozan Daire'nin 04/12/2017 gün ve 2016/12699 - 2017/6798 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında sınırlı yetkili acentelik sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereğince davalının müvekkiline bağlı olarak çalışacağını ve tahsil ettiği primlerin komisyonu düşüldükten sonra kalan kısmının müvekkilinin ya da sigorta şirketinin hesabına yatırmak zorunda olduğunu, ancak davalının 2008 yılından itibaren yapmış olduğu acentelik işlemleri nedeniyle ödemesi gereken 16.699,56 TL'yi ödemediğini, bu miktarın müvekkili tarafından sigorta şirketine ödenmek zorunda kalındığını, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000,00 TL'nin alacağın doğduğu tarihlerden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere davalının Aviva Sigorta A.Ş adına poliçe düzenlemiş bulunmasına, bu poliçelerden kaynaklanan primin ödendiğinin ispat külfetinin davalı yanda olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 17,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 18/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/533582900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz