Sözleşmenin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/3231 E. 2013/10777 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2010/14831 E, 2012/19216 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelrle bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10223 E. 2016/5219 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakimin takdir yetkisi · rayiç bedel · münhasırlık · olumsuz oy · temerrüt faizi · haksız fiil · yetkisizlik kararı · maddi tazminat
Benzer bu kararda2- Ayrıca, davalıların eylemi, 5846 sayılı FSEK'in 22/«son» maddesi kapsamında çoğaltma hakkının ihlalini oluşturduğu halde mahkemece davacının anılan Kanun'dan kaynaklanan «münhasır» kullanım ve satış hakkına tecavüz edildiği şeklindeki kabulü isabetli olmadığı gibi, davalı eylemi aynı zamanda «haksız fiil» niteliğinde olup, haksız fiilin tespit edildiği, davalı işyerindeki aramanın yapıldığı tarih itibariyle «temerrüt faizine» hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
… nılan bilgisayarda “.......” ve “........” programlarının yüklü olduğunun tespit edildiği, bu şekilde davacı şirketin fikir ve sanat eserleri kanunundan kaynaklanan «münhasır» kullanım ve satış hakkına tecavüz edildiği, söz konusu programların piyasa telif-satış bedellerinin 5.851,53 TL olduğu, olayın oluş şekli, programların niteliği itibariyle, takdiren bu miktarın iki katı oranında «maddi tazminata» hükmetmek gerektiği gerekçesiyle, 11.703,06 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… a benimsendiği üzere 5846 sayılı FSEK'in 68/1. fıkrası uyarınca eser üzerindeki hak sahibi "sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal ya da «rayiç bedel» itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir." Anılan madde hükmüne göre; üç katına kadar arttırım seçeneğini kullanma «yetkisinin» davacıya ait olduğu, anılan hükmün iptali isteminin reddine dair Anayasa Mahkemesi'nin 28.02.2013 gün 133/33 sayılı karar gerekçesindeki, "İtiraz konusu kural eser …
Kural, hakimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir «yetkisine» ilişkin «olumsuz» bir düzenleme içermemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4607 E. 2015/2609 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakimin takdir yetkisi · rayiç bedel · olumsuz oy · def'i · haksız fiil · yargılama gideri · geçersizlik · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu kitapların piyasada satışının devam etmesi nedeniyle «haksız fiilin» devamı süresince zaman aşımı işlemeyeceğinden zaman aşımı «def»’inin reddine, Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2002/803 E., 2003/155 K. sayılı kararında, davacının muris ile yaptığı sözleşmelerin henüz sona ermediği, cayma şartlarının oluşmadığı, sözleşmelerin ayakta olduğu belirtilerek davanın kabulü ile davalı şirket tarafından yayınlanan ...’a ait ... ve .... adlı eserlerinin izinsiz olarak davalı şirket tarafından basılıp yayınlanmasının davacının FSEK'den doğan mali haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve önlenmesine, davalı şirketin ...’ın diğer eserlerini basım ve yayınlamasının önlenmesine karar verilip, kararın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği, davalı .... bir kültür hizmeti vermek amacıyla dava konusu eserlerin toplumda tanınması ve yaygınlaşması amacıyla hareket ettiği, davacının herhangi bir mali hak ihlalinin bulunmadığı, kişilik hakkının zedelenmediği, bu nedenle manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı, karşı dava yönünden ise, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu dönemde yapılan sözleşmenin «geçersizliği» nedeniyle telif bedeli talep edilemeyeceği ve reklam ve «masraflara» ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile FSEK'nın 68. maddesi uyarınca takdiren iki katı üzerinden hesap edilerek 160.592 TL'nin ..., ..., ....,.... isimli eserler için Ocak 2000 tarihinden, ....için Ocak 2001 tarihinden, .... için Ocak 2003 tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminata ilişkin şartlar oluşmadığından reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi'nin 30.09.2002 tarih 5472/10458 sayılı kararlarında da açıklanan ödenecek «rayiç bedelin» bu sınır içinde tespitinde «hakimin takdir yetkisi» bulunduğu ve 5846 sayılı FSEK'nın 66/4 ve 818 sayılı BK'nın 42 ve 43 maddelerinin dikkate alınabileceğine ilişkin görüşle de çelişkili olmadığı halde mahkemece kararda yazılı gerekçeyle rayiç bedelin (2) katına hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… benimsendiği üzere 5846 sayılı FSEK'nın 68/1. fıkrası uyarınca eser üzerindeki hak sahibi "sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal ya da «rayiç bedel» itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir." Anılan madde hükmüne göre; üç katına kadar arttırım seçeneğini kullanma «yetkisinin» davacıya ait olduğu, anılan hükmün iptali isteminin reddine dair Anayasa Mahkemesi'nin 28.02.2013 gün 133/33 sayılı karar gerekçesindeki, "İtiraz konusu kural eser …
Kural, hakimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir «yetkisine» ilişkin «olumsuz» bir düzenleme içermemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14706 E. 2014/5396 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · rayiç bedel · hakkaniyet · yargılama gideri · ıslah · taşıyan · maddi tazminat · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… valının izinsiz olarak işyerindeki bilgisayarlara yükleyip kullandığının tespit edildiği, bunun da maddi haklardan olan çoğaltma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, «rayiç bedeli» davacı «tekel hakkına» dayanarak belirlediğinden ve de belirlemiş olduğu gerçeği ile tazminattan indirim yapılmasına ilişkin BK'nın 43 ve 44. maddeleri hükümleri dikkate alındığında olayda hükmedilecek tazminatın 65.000,00 TL olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı sonucuna varılarak, ispatlanan davanın «ıslah» edilmiş haliyle kısmen kabulü ile 65.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
3- Öte yandan, davanın kısmen kabul edilmiş olmasına göre karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlığını «taşıyan» 326/2. maddesinde, davada taraflardan her birinin kısmen haklı çıkması halinde mahkemenin, «yargılama giderlerini» tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağının belirtilmesi karşısında mahkemece, anılan hüküm uyarınca davalı taraf yararına «vekalet ücreti» ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı taraf yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, k …
… ahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar mahkeme gerekçesinde «rayiç bedelin» 5846 sayılı FSEK’in 68/1. maddesi hükmü uyarınca 3 katı oranında artırımı hususunun mahkemenin takdirinde olduğuna ilişkin görüşü, Dairemizin 27.12.2011 tarih, 201 …
2- Ancak, davacı «ıslah» ile artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz isteminde bulunmuş olmasına göre istemle bağlı kalınarak hüküm altına alınan miktardan, dava dilekçesi ile …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/3231 E. , 2013/10777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2010 gün ve 2009/26-2010/47 sayılı kararı bozan Daire’nin 27.11.2012 gün ve 2010/14831-2012/19216 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhinde açılan haksız rekabet davası sonrasında taraflar arasında 05.04.2002 tarihli sözleşme yapıldığını, davalının icra takibi ve ceza davasını baskı aracı kullanarak sözleşmeye cezai şartla ilgili 3.maddeyi de eklediğini, davacının sözleşmeye uymasına rağmen, davalının sözleşmedeki cezai şart dolayısıyla zenginleşmek için sözleşmeyi kötüye kullanmaya başladığını, ihtarlar ve icra takibiyle, sözleşmeye uyulmadığından bahisle cezai şartın tahsilinin talep edildiğini, uyarı mektuplarıyla da, marka haklarının ihlal edildiğini iddia ettiğini, esasen 05.04.2002 tarihli sözleşmenin ceza tehdidi altında imzalandığını, cezai şartın müvekkilimizin iktisaden mahvına sebep olacak boyutlara ulaştığını ileri sürerek, sözleşmeye müdahale ile öncelikle 05.04.2002 tarihli sözleşmenin iptaline, bu istemin kabul edilmemesi halinde sözleşmenin cezai şartla ilgili 3.maddesinin iptaline, cezai şartla ilgili 3.maddenin iptali talebimizin de kabul edilmemesi halinde ise 3.
madde hükmünün tarafların amacına uygun olarak objektif iyiniyet, hak ve nesafet kurallarına göre uyarlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2010/14831 E, 2012/19216 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelrle bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 24.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/523704200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz