Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11857 E. 2013/10316 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya↗ münhasırlık↗ marka hakkına tecavüz↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ temsil↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete ait Evkur markasının 19.09.1994 tarihinden beri tescilli olup, 11.06.2008 tarihinden itibaren TPE tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalı şirkete ait Evgez markasının ise, 14.09.2009 tarihinde tescil edildiği, her iki markanın ilk hecesinin "Ev" ibaresinden oluştuğu, yazılışı ve kullanılan renkler bakımından iltibasa yol açacağı, her iki şirketin ortak pek çok hizmet sınıfında faaliyette bulundukları, davalının Evgez markasının kullanmasının, davacının Evkur markasının tanınmışlığından istifade etmesine yol açacağı, davalı şirket tarafından Evgez markasının kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin men'ine, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmesine, hüküm fıkrası özetinin ilanına, her ne kadar davacı tarafça, davalı şirkete ait Türkiye çapındaki tabela, katalog ve el ilanlarının toplattırılarak imhası talep edilmiş ise de, davalıya ait markanın tescilli olması nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar bu markanın kullanımının haksız rekabet yada marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceğinden davacı tarafın bu yöndeki talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece davacı EVKUR ile davalı ... adlarına kayıtlı markaların aynı veya benzer olup olmadıklarının belirlenmesinde; davacı şirkete ait EVKUR markasının 1994 tarihinden beri tescilli olup 2008 yılından bu yana tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalı şirkete ait EVGEZ markasının ise 2009 tarihinde tescil edildiği, her iki markanın ilk hecesinin “EV” ibaresinden oluştuğu, her iki şirketin ortak pek çok hizmet sınıfında faaliyette bulundukları, yazılışı ve kullanılan renkler bakımından davalı markasının davacı markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer oldukları sonucuna varılmıştır.
Davacı EVKUR adına tescilli 1994/155755 sayılı marka “EVKUR ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ” kelimelerinden ve 2000/13169 sayılı marka “evkur & evshop alışveriş merkezi ” kelimelerinden ve 2001/8852 sayılı marka da “evkur alışveriş merkezi” ibaresinden oluşmaktadır. Davalı ... adına tescilli 2009/48965 sayılı marka ise “EVGEZ”' kelimesinden ibarettir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de, işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur.
Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hakim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir.
Mahkemece, davacı markalarındaki “EV” ve “EVKUR” ibareleri değerlendirilerek, “EV” ve “KUR” kelimelerinin ayrı ayrı korunması gereken asıl unsur oldukları sonucuna varılmıştır. Bu kabul, az önce de açıklanan markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin göz önüne alınması ilkesine uygun düşmemektedir. Özellikle, “EV” kelimesinin davacı markasının baskın unsuru olduğu düşüncesinden hareketle davacı markasına salt bu kelimeden dolayı mutlak bir koruma verilmesi mümkün değildir.
Nitekim, davacıya ait 1994/155755 sayılı markanın ve diğer markalarının asıl unsuru da ayrı ayrı “EV” ve “KUR” kelimelerinden oluşmayıp, her iki kelime birleştirilerek yeni bir kelime türetilmesi sonucu meydana gelen “EVKUR” ibaresinden oluşmaktadır. Gerek davacının ve gerekse davalının markalarında yer alan “EVKUR” ve “EVGEZ” sözcükleri bir arada Türkçe Sözlük’te yer almamakla birlikte her ikisinin de ev ihtiyaçlarını çağrıştırmak için türetildiği ve birlikte kullanıldığı anlaşılmaktadır. “EV” kelimesinden türetilen ibareler nedeniyle davacının öncelik ve üstünlük iddiasına dayanabilmesi için kök kelime olan “EV” sözcüğünün ayırt edicilik gücünün yüksek olması, bir başka deyişle, ilgili sektörde sıkça kullanılmayan veya orijinal bir kelime olması gerekir. Bir ibarenin marka olarak ayırt edici niteliği arttıkça, karıştırılma ihtimali de artar. Oysa, söz konusu “EV” ibaresi taraf markalarının ait olduğu sınıflar yönünden doğrudan tanımlayıcı olmamakla birlikte, taraf markalarının kullanıldıkları ilgili sektörler de dahil olmak üzere, Türkçe’de son derece geniş anlamı ve kullanım alanı olan, bu bakımdan da münhasıran veya kök kelime olarak ayırt edici vasfı son derece zayıf olan bir kelimedir.
Davacının “EV” kelimesinden türetilme olan “EVKUR” ibaresini daha önceden kullanarak meşhur ve maruf hale getirmiş olması, kendisine ayırt edici vasfı zayıf olan “EV” kökeni üzerinde de korunmaya değer mutlak bir hak bahşetmez. Ayrıca, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7/son fıkrası uyarınca ayırt edici vasfı olmayan bir işaretin
kullanımla aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5 nci maddesi anlamında ayırt edicilik kazanabilmesi için de münhasıran bu işareti taşıyan mal veya hizmetler için uzun süreli ve yaygın bir kullanımı gereklidir. Oysa, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davacı markaları birden ziyade unsurları ile bir bütün olarak kullanılmakta olup, tek başına kullanımı yoluyla “EV” kelimesinin gerçek anlamından bağımsız ve davacı işletmeyle özdeşleşmiş bir işaret olarak ayırt edici hale getirildiği de kanıtlanmış değildir.
Bu bakımdan, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1, 9 ve 14'ncü maddeleri uyarınca davacıya ait 1994/155755 sayılı markanın koruma kapsamının belirlenmesinde; ayrı ayrı “EV” ve “KUR” kelimelerinin değil, her ikisinden türetilen ve farklı bir anlam yüklenen “EVKUR” ibaresinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Yine, davacıya ait 2000/13169 ve 2001/8852 sayılı markaların unsurları içerisinde yalnızca “ev” kelimesi olmayıp, birden fazla kelime ve şekilden oluştuğundan bu markanın koruma kapsamı belirlenirken de tek başına “ev” kelimesinin markanın dikkat çeken asıl unsuru olarak değerlendirilmesi olanaksızdır. Bu markanın koruma kapsamı da bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanmalıdır.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak davacı markalarının, davalıya ait ve hükümsüzlüğü istenen 2009/48965 sayılı markanın unsurları ile karşılaştırılması suretiyle markaların hitap ettiği alıcılar nezdinde iltibas tehlikesi oluşturup oluşturmadığının, gerektiğinde, aralarında bir sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti görüşü alınmak suretiyle belirlenmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın kabulü doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12932 E. 2010/4732 K.
Ortak:ilan · haksız rekabet · iltibas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… ait Evgez markasının ise, 14.09.2009 tarihinde tescil edildiği, her iki markanın ilk hecesinin "Ev" ibaresinden oluştuğu, yazılışı ve kullanılan renkler bakımından «iltibasa» yol açacağı, her iki şirketin ortak pek çok hizmet sınıfında faaliyette bulundukları, davalının Evgez markasının kullanmasının, davacının Evkur markasının tanınmışlığından istifade etmesine yol açacağı, davalı şirket tarafından Evgez markasının kullanımının «haksız rekabet» teşkil ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin men'ine, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmesine, hüküm fıkrası özetinin «ilanına», her ne kadar davacı tarafça, davalı şirkete ait Türkiye çapındaki tabela, katalog ve el ilanlarının toplattırılarak imhası talep edilmiş ise de, davalıya ait markanın tescilli olması nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar bu markanın kullanımının haksız rekabet yada «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceğinden davacı tarafın bu yöndeki talebinin ise reddine karar verilmiştir.
… oluştuğu, her iki şirketin ortak pek çok hizmet sınıfında faaliyette bulundukları, yazılışı ve kullanılan renkler bakımından davalı markasının davacı markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer oldukları sonucuna varılmıştır.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların «iltibas» yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kullanma hakkına sahip olduğu «ticaret unvanını» tescil ettirmeden, davacının “Evkur” kelimesini marka olarak tescil ettirip kullanması nedeniyle davacının tescilli markasının önceliğinin bulunduğu, davalı tarafından tescilli markanın «iltibas» oluşturacak şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesine, ticaret sicilinde kayıtlı davalı unvanındaki “Evkur” kelimesinin «terkini» ve işyerindeki evkur tabelasının silinmesi veya kapatılması suretiyle maddi durumun düzeltilmesine, davalının tescilli markası bulunmadığından hükümsüzlük talebi ve tescilli unvanın kullanılması nedeniyle tazminat talebinin reddine, hüküm özetinin ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek bir gazetede bir kez «ilanına» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin, davacıya ait markalardaki "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanması nedeniyle, markaya tecavüz iddiasıyla «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi, «maddi-manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Ayrıca, davalının ticaret unvanındaki "EVKUR" ibaresinin davacının «ticaret unvanına tecavüzde» bulunarak «haksız rekabete» yol açtığı iddiası da öne sürülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · ticaret unvanı · maddi ve manevi tazminat · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kullanma hakkına sahip olduğu «ticaret unvanını» tescil ettirmeden, davacının “Evkur” kelimesini marka olarak tescil ettirip kullanması nedeniyle davacının tescilli markasının önceliğinin bulunduğu, davalı tarafından tescilli markanın «iltibas» oluşturacak şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesine, ticaret sicilinde kayıtlı davalı unvanındaki “Evkur” kelimesinin «terkini» ve işyerindeki evkur tabelasının silinmesi veya kapatılması suretiyle maddi durumun düzeltilmesine, davalının tescilli markası bulunmadığından hükümsüzlük talebi ve tescilli unvanın kullanılması nedeniyle tazminat talebinin reddine, hüküm özetinin ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek bir gazetede bir kez «ilanına» karar verilmiştir.
Ayrıca, davalının ticaret unvanındaki "EVKUR" ibaresinin davacının «ticaret unvanına tecavüzde» bulunarak «haksız rekabete» yol açtığı iddiası da öne sürülmemiştir.
Dava, davalı şirketin, davacıya ait markalardaki "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanması nedeniyle, markaya tecavüz iddiasıyla «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi, «maddi-manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu davalı şirket «ticaret unvanının» çekirdek kelimesini oluşturan "EVKUR" ibaresinin 1983 yılında ilk kez İbrahim Ev tarafından ihdas edilip kullandığı ve çocukları tarafından davalı şirketin kurulmasından önce de, faaliyette bulunduğu "Evkur Mobilya" işletmesinin faaliyetine «son» vererek mal varlığının davalı şirkete devredildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11857 E. , 2013/10316 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.03.2012 tarih ve 2010/355-2012/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1994 yılından beri faaliyet gösterdiğini, "EVKUR" ibareli tanınmış tescilli markalarının olduğunu, "YUVAKUR" ve "EVKUR" & EVSHOP" ibareli markalarının da bulunduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren davalının "EVGEZ" ibareli markasını adına tescil ettirdiğini, müvekkili markalarıyla karışıklığa neden olduğunu, tanınmışlığından faydalandığını ileri sürerek, haksız rekabetin ve oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının tescilli markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı şirkete ait Türkiye çapındaki tabela, katalog, el ilanlarının toplattırılarak imhasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "EV" ibaresinin birçok markada yer aldığını, karşılaştırmada dikkate alınmayacağını, markalar arasında benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete ait Evkur markasının 19.09.1994 tarihinden beri tescilli olup, 11.06.2008 tarihinden itibaren TPE tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalı şirkete ait Evgez markasının ise, 14.09.2009 tarihinde tescil edildiği, her iki markanın ilk hecesinin "Ev" ibaresinden oluştuğu, yazılışı ve kullanılan renkler bakımından iltibasa yol açacağı, her iki şirketin ortak pek çok hizmet sınıfında faaliyette bulundukları, davalının Evgez markasının kullanmasının, davacının Evkur markasının tanınmışlığından istifade etmesine yol açacağı, davalı şirket tarafından Evgez markasının kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin men'ine, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmesine, hüküm fıkrası özetinin ilanına, her ne kadar davacı tarafça, davalı şirkete ait Türkiye çapındaki tabela, katalog ve el ilanlarının toplattırılarak imhası talep edilmiş ise de, davalıya ait markanın tescilli olması nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar bu markanın kullanımının haksız rekabet yada marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceğinden davacı tarafın bu yöndeki talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece davacı EVKUR ile davalı ... adlarına kayıtlı markaların aynı veya benzer olup olmadıklarının belirlenmesinde; davacı şirkete ait EVKUR markasının 1994 tarihinden beri tescilli olup 2008 yılından bu yana tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalı şirkete ait EVGEZ markasının ise 2009 tarihinde tescil edildiği, her iki markanın ilk hecesinin “EV” ibaresinden oluştuğu, her iki şirketin ortak pek çok hizmet sınıfında faaliyette bulundukları, yazılışı ve kullanılan renkler bakımından davalı markasının davacı markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer oldukları sonucuna varılmıştır.
Davacı EVKUR adına tescilli 1994/155755 sayılı marka “EVKUR ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ” kelimelerinden ve 2000/13169 sayılı marka “evkur & evshop alışveriş merkezi ” kelimelerinden ve 2001/8852 sayılı marka da “evkur alışveriş merkezi” ibaresinden oluşmaktadır. Davalı ... adına tescilli 2009/48965 sayılı marka ise “EVGEZ”' kelimesinden ibarettir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de, işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur.
Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hakim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir.
Mahkemece, davacı markalarındaki “EV” ve “EVKUR” ibareleri değerlendirilerek, “EV” ve “KUR” kelimelerinin ayrı ayrı korunması gereken asıl unsur oldukları sonucuna varılmıştır. Bu kabul, az önce de açıklanan markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin göz önüne alınması ilkesine uygun düşmemektedir. Özellikle, “EV” kelimesinin davacı markasının baskın unsuru olduğu düşüncesinden hareketle davacı markasına salt bu kelimeden dolayı mutlak bir koruma verilmesi mümkün değildir.
Nitekim, davacıya ait 1994/155755 sayılı markanın ve diğer markalarının asıl unsuru da ayrı ayrı “EV” ve “KUR” kelimelerinden oluşmayıp, her iki kelime birleştirilerek yeni bir kelime türetilmesi sonucu meydana gelen “EVKUR” ibaresinden oluşmaktadır. Gerek davacının ve gerekse davalının markalarında yer alan “EVKUR” ve “EVGEZ” sözcükleri bir arada Türkçe Sözlük’te yer almamakla birlikte her ikisinin de ev ihtiyaçlarını çağrıştırmak için türetildiği ve birlikte kullanıldığı anlaşılmaktadır. “EV” kelimesinden türetilen ibareler nedeniyle davacının öncelik ve üstünlük iddiasına dayanabilmesi için kök kelime olan “EV” sözcüğünün ayırt edicilik gücünün yüksek olması, bir başka deyişle, ilgili sektörde sıkça kullanılmayan veya orijinal bir kelime olması gerekir.
Bir ibarenin marka olarak ayırt edici niteliği arttıkça, karıştırılma ihtimali de artar. Oysa, söz konusu “EV” ibaresi taraf markalarının ait olduğu sınıflar yönünden doğrudan tanımlayıcı olmamakla birlikte, taraf markalarının kullanıldıkları ilgili sektörler de dahil olmak üzere, Türkçe’de son derece geniş anlamı ve kullanım alanı olan, bu bakımdan da münhasıran veya kök kelime olarak ayırt edici vasfı son derece zayıf olan bir kelimedir.
Davacının “EV” kelimesinden türetilme olan “EVKUR” ibaresini daha önceden kullanarak meşhur ve maruf hale getirmiş olması, kendisine ayırt edici vasfı zayıf olan “EV” kökeni üzerinde de korunmaya değer mutlak bir hak bahşetmez. Ayrıca, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7/son fıkrası uyarınca ayırt edici vasfı olmayan bir işaretin
kullanımla aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5 nci maddesi anlamında ayırt edicilik kazanabilmesi için de münhasıran bu işareti taşıyan mal veya hizmetler için uzun süreli ve yaygın bir kullanımı gereklidir. Oysa, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davacı markaları birden ziyade unsurları ile bir bütün olarak kullanılmakta olup, tek başına kullanımı yoluyla “EV” kelimesinin gerçek anlamından bağımsız ve davacı işletmeyle özdeşleşmiş bir işaret olarak ayırt edici hale getirildiği de kanıtlanmış değildir.
Bu bakımdan, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1, 9 ve 14'ncü maddeleri uyarınca davacıya ait 1994/155755 sayılı markanın koruma kapsamının belirlenmesinde; ayrı ayrı “EV” ve “KUR” kelimelerinin değil, her ikisinden türetilen ve farklı bir anlam yüklenen “EVKUR” ibaresinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Yine, davacıya ait 2000/13169 ve 2001/8852 sayılı markaların unsurları içerisinde yalnızca “ev” kelimesi olmayıp, birden fazla kelime ve şekilden oluştuğundan bu markanın koruma kapsamı belirlenirken de tek başına “ev” kelimesinin markanın dikkat çeken asıl unsuru olarak değerlendirilmesi olanaksızdır. Bu markanın koruma kapsamı da bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanmalıdır.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak davacı markalarının, davalıya ait ve hükümsüzlüğü istenen 2009/48965 sayılı markanın unsurları ile karşılaştırılması suretiyle markaların hitap ettiği alıcılar nezdinde iltibas tehlikesi oluşturup oluşturmadığının, gerektiğinde, aralarında bir sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti görüşü alınmak suretiyle belirlenmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın kabulü doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/522094200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz