Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11948 E. 2013/10494 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtecilik↗ mükerrerlik↗ mirasçılık↗ sulh hukuk mahkemesi↗ sulh↗ ıslah↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı ...'un hissesine düşen miktarı daha önceden başka mahkeme kararıyla aldığı, diğer davacıların paylarına düşen 8.445,15 TL'yi davalı bankadan almadıkları gerekçesiyle, 8.545,15 TL'nin davacılar ...'ya verilmesine, davacı ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı banka nezdindeki hesaptan usulsüz para çekilmesi nedeniyle zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı taraf, murisleri olan İbrahim Kurt'un davalı banka nezdinde bulunan hesabından dava dışı diğer mirasçı Ali Kurt'un sahtecilik yoluyla çektiği paranın tahsili isteminde bulunmuş olup, dava konusu hesap ile ilgili olarak davacılar ...'nın fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtıkları davada Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/1035 E.-2006/28 K. sayılı kararıyla 2.000,00 USD ve 2.000,00 DM'nın davalı bankadan tahsiline karar verilmiş olup, kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Gerek bu dosyada, gerek eldeki dava dosyasında gerekse de, diğer davacı ...'nın aynı konudaki talebine ilişkin Rize Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/9295 E.-2007/1528 K. sayılı kesinleşmiş dosyasında davacılar murisinin hesabından çekilen paranın toplam 19.930,00 DM olduğu ihtilafsızdır. Mahkemece de, davacılar murisinin
hesabından çekilen paranın bu miktarda olduğu açıkca belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, daha önceden davacılar ... hakkında hüküm altına alınan ve kesinleşen tüm miktarın alacak tutarından mahsubu gerekirken 2.000,00 DM'nin mahsubuna karar verildiği halde, geriye kalan 2.000,00 USD'nin mahsubuna karar verilmeyerek, davalı banka aleyhine mükerrer ödemeye sebebiyet verecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı hususu nazara alınmadan ıslah edilen tutarın da tahsili cihetine gidilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verildiği halde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına ücret-i vekalete hükmedilmemesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11268 E. 2010/1698 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yasal hasım · ticaret sicili müdürlüğü · ihya · limited şirket · yargılama gideri · ticaret sicili · ek tasfiye · harç
Benzer bu karardaBu tür davalarda, davalılardan «ticaret sicil müdürlüğü» «yasal hasım» konumunda olup, davanın açılmasına sebebiyet vermemiştir.
Şti’nin ihyasına, «tasfiye» amacıyla sınırlı olmak üzere Rize Ticaret Sicili’ne tesciline, «yargılama giderlerinin» davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Dava, TTK’nun 36 ncı maddesine dayalı bir dava da olmadığından, sicil aleyhine «harç» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı ... sicili yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK’nun 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Dava, dava dışı «limited şirketin» ihyasına ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12275 E. 2013/10627 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı» itirazının, markanın tescil edildiği sınıf bakımından kullanılmamasına dayalı hükümsüzlük davasının açılması için markanın tescil edildiği tarihten itibaren en az …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4231 E. 2022/8345 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · mevduat hesabı · dava şartı yokluğu · alacak davası · usulden reddi · kesin hüküm
Benzer bu karardaŞu halde eldeki dava ile tarafları, konusu ve miktarı aynı olan davada verilen ve kesinleşen ret kararı eldeki dosya açısından «kesin» hüküm teşkil etmekte olup mahkemece HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın kesin hükme yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, 37.500,00 USD'nin 03/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili ile davalı banka vekili ve fer’i müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafından aynı alacakla ilgili olarak, aynı davalı aleyhine Rize Asliye Hukuk Mahkemesinde 2004 yılında «alacak davası» açılmış ve Yargıtay 19.
Kesin hüküm HMK’nın 114/1-i maddesi gereğince dava şartı olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’«sen gözetilmesi» gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11948 E. , 2013/10494 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.04.2012 tarih ve 2011/550-2012/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi olan İbrahim Kurt öldükten sonra davalı banka nezdinde bulunan hesaptaki paralarının vekaletname olmaksızın çekildiğini, davalı bankanın bu olay nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek, 7.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de talebini 8.545,15 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş ve ayrıca esastan da davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı ...'un hissesine düşen miktarı daha önceden başka mahkeme kararıyla aldığı, diğer davacıların paylarına düşen 8.445,15 TL'yi davalı bankadan almadıkları gerekçesiyle, 8.545,15 TL'nin davacılar ...'ya verilmesine, davacı ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı banka nezdindeki hesaptan usulsüz para çekilmesi nedeniyle zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı taraf, murisleri olan İbrahim Kurt'un davalı banka nezdinde bulunan hesabından dava dışı diğer mirasçı Ali Kurt'un sahtecilik yoluyla çektiği paranın tahsili isteminde bulunmuş olup, dava konusu hesap ile ilgili olarak davacılar ...'nın fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtıkları davada Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/1035 E.-2006/28 K. sayılı kararıyla 2.000,00 USD ve 2.000,00 DM'nın davalı bankadan tahsiline karar verilmiş olup, kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Gerek bu dosyada, gerek eldeki dava dosyasında gerekse de, diğer davacı ...'nın aynı konudaki talebine ilişkin Rize Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/9295 E.-2007/1528 K.
sayılı kesinleşmiş dosyasında davacılar murisinin hesabından çekilen paranın toplam 19.930,00 DM olduğu ihtilafsızdır. Mahkemece de, davacılar murisinin
hesabından çekilen paranın bu miktarda olduğu açıkca belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, daha önceden davacılar ... hakkında hüküm altına alınan ve kesinleşen tüm miktarın alacak tutarından mahsubu gerekirken 2.000,00 DM'nin mahsubuna karar verildiği halde, geriye kalan 2.000,00 USD'nin mahsubuna karar verilmeyerek, davalı banka aleyhine mükerrer ödemeye sebebiyet verecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı hususu nazara alınmadan ıslah edilen tutarın da tahsili cihetine gidilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verildiği halde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına ücret-i vekalete hükmedilmemesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/521766300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz