Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11569 E. 2013/10263 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz↗ ticaret unvanı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın 556 sayılı KHK’nın 8. maddesi atfıyla 42. maddesi kapsamındaki hükümsüzlük istemi olduğu, davacının “Gürsoy” ibaresini taşımacılık alanında kullanım önceliğinin 1993 yılına dayandığı, öncelikli hak sahipliğine dayalı açılmış hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu, davalının bu markayı tescil ettirmekte haklı sebebinin olmadığını bildirdiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.Davacı şirket’in , “GÜRSOY LOJİSTİK NAKLİYAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.” ibareli tescilli ticaret unvanı ile “Yurtiçi ve yurtdışı karayolu,demiryolu ve havayolu ile uluslararası yolcu ve eşya nakli yapmaya ve taşımacılıkla ilgili olarak ticari araçları almak,satmak ve bu araçları çalıştırmak,kiralamak ve kiraya vermek….” ve benzeri alanlarda faaliyeti bulunmakta olup, davalı markasının ise “GÜRSOY NAKLİYAT EVDEN EVE NAKLİYAT” ibaresi ile 39. sınıf mal ve hizmetlerde 07/05/2008 tarihinde tescil edildiği hususlarında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili, davacının ticaret unvanının ayırt edici unsuru olan “GÜRSOY” ibaresini içeren ve 556 sayılı KHK hükümlerine aykırı olarak tescil edilen davalı markasının, davacı şirketin bir sınai mülkiyet hakkı türü olan üstün ve önceye dayalı hak sahibi olduğu tescilli ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu iddiasıyla markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının “GÜRSOY” ibaresini 1993 senesinden beri ticaret unvanı olarak kullanmakla bu ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, bu durumun davacı açısından 556 sayılı KHK’nin 8. maddesi anlamında “bir sınai mülkiyet hakkı” teşkil etmesi nedeniyle davacıya, davalı markasının hükümsüzlüğünü aynı KHK’nin 42. maddesi hükmüne göre ileri sürme hakkı vereceği gerekçesi ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, 556 sayılı KHK’nin 42. maddesinde yer alan “Hükümsüzlük nedenleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.” düzenlemesi gereğince davacının ticaret unvanına dayalı faaliyet konuları ile davalının tescilli markasının kapsadığı hizmetler açısından bir farklılık olup olmadığı,davalı markasının kapsadığı hizmetlerin hangileri açısından hükümsüzlük nedeni var olup, hangileri açısından hükümsüzlük nedeni olmadığı hususu değerlendirilmeksizin ve karar yerinde tartışma konusu yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9814 E. 2012/10958 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme yasağı · çek iptali davası · istirdat davası · çek iptali · menfi tespit davası · tasdik kararı · münhasırlık · tespit davası
Benzer bu karardaŞti.’ne işbu çeklerin aslını yahut «tasdikli» örneklerini «ibraz» etmeleri için «kesin» önel verilmesi, ibrazı halinde ise bu kez TTK’nun 675. maddesinde yazılı olduğu biçimde, davacı yana «istirdat davası» açması için uygun süre verilip sonucuna göre bu çekler ile ilgili önleyici tedbir («ödeme yasağı») kararının kaldırılmasına ve/veya devamına karar verilmesi gerekirken, bu çeklerin gerçekten de davadışı şirketin elinde bulundurduğu hususu yasa maddesinde belirtildiği şekilde saptanmaksızın bu çekler bakımından da davanın reddiyle ödeme yasağının kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının «münhasıran» 8003714 ve 8003715 nolu çekler bakımından davacı yan yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Şti. tarafından ellerinde bulunduğu bildirildiğinden, bu çekler hakkında davacının «çek iptali davası» açmakta «hukuki yararı» olmadığı gerekçesiyle bu çekler açısından davanın reddine, 8003716 nolu çek ise mahkemeye «ibraz» edilmediğinden bu çekin «zayi» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Buna karşılık davacı vekili ise 8003712 ve 8003713 nolu çekler bakımından davadışı şirket aleyhine «menfi tespit davası» açtıklarını ileri sürmüş, Kayseri 5.
Dava, TTK’nun 730/20. maddesi delaletiyle 669 vd. maddelerine göre açılmış «çek iptali» isteminden ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10613 E. 2012/17509 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · muvazaa · satış sözleşmesi · aktif husumet · haksız fiil · husumet
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesi kararında satım gerçekleştiği ve tahsil edilen bedelin şirkete intikal ettirilmediği sabit görüldüğünden «muvazaa» değil düşük bedelle satış söz konusu olabileceği, bu itibarla davalı şirket yöneticisinin eyleminin «haksız fiil» niteliğinde bulunduğu ve bu eylemi ile sorumlu bulunduğu gerekçesi ile Kawasaki 95 ZIV marka iş makinesinin satışı nedeni ile şirket mal varlığında meydana gelen 131.000 TL zararın 20.09.2001 satış tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 1,2-1.maddesine göre yürütülecek faizi ile birlikte davalılardan Z.Gürsoy Kuşakçı dan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, diğer davacılar yönünden davanın «aktif husumet» bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Şti. tarafından ...'a 65.000 TL bedel ile satıldığı, iş makinesinin satış tarihindeki piyasa «rayiç değerinin» 131.000 TL olabileceği, Kadıköy 4.
2- Ancak, Kawasaki 95 model iş makinesi 20/09/2001'de düzenlenen «satış sözleşmesine» göre mümeyyiz davalı tarafından diğer davalıya 65.000 TL'ye satılmış olup bilirkişi kurulu Japon Yeni kurundan hareketle, piyasa araştırması da yaptığını belirtmek …
-
Yargıtay 11. HD 2019/461/2020/4448
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/461 E. 2020/4448 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11569 E. , 2013/10263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 22.03.2012 tarih ve 2010/176-2012/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin,1993 yılından bu yana taşımacılık alanında faaliyet gösteren ve faaliyet alanında tanınmış bir tüzel kişilik olduğunu, “GÜRSOY LOJİSTİK” ibaresinin marka olarak tescili için yapılan başvurunun, davalının “GÜRSOY NAKLİYAT EVDEN EVE NAKLİYAT” ibareli markası mesnet gösterilerek reddedildiğini, müvekkilinin bu ibare açısından üstün ve öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, yine davalı markasının müvekkilinin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ev taşımacılığı alanında faaliyette bulunduğuna dair iddia ve ispatının olmadığını, bu nedenle önceye dayalı kullanım iddiasının da kanıtlanamadığını, davacının sırf ticaret unvanında “Gürsoy” ibaresinin bulunmasının davacıya haklılık payı vermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı asil, evden eve nakliye işi ile bireysel olarak uğraştığını, henüz şirketleşmediğini, davacı şirketin varlığından dava dolayısıyla haberdar olduğunu, “Gürsoy” ek takısını marka olarak tescil ettirmesinin açık bir nedeni olmadığını, hoşuna gittiği için tescil ettirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın 556 sayılı KHK’nın 8. maddesi atfıyla 42. maddesi kapsamındaki hükümsüzlük istemi olduğu, davacının “Gürsoy” ibaresini taşımacılık alanında kullanım önceliğinin 1993 yılına dayandığı, öncelikli hak sahipliğine dayalı açılmış hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu, davalının bu markayı tescil ettirmekte haklı sebebinin olmadığını bildirdiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.Davacı şirket’in , “GÜRSOY LOJİSTİK NAKLİYAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.” ibareli tescilli ticaret unvanı ile “Yurtiçi ve yurtdışı karayolu,demiryolu ve havayolu ile uluslararası yolcu ve eşya nakli yapmaya ve taşımacılıkla ilgili olarak ticari araçları almak,satmak ve bu araçları çalıştırmak,kiralamak ve kiraya vermek….” ve benzeri alanlarda faaliyeti bulunmakta olup, davalı markasının ise “GÜRSOY NAKLİYAT EVDEN EVE NAKLİYAT” ibaresi ile 39. sınıf mal ve hizmetlerde 07/05/2008 tarihinde tescil edildiği hususlarında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili, davacının ticaret unvanının ayırt edici unsuru olan “GÜRSOY” ibaresini içeren ve 556 sayılı KHK hükümlerine aykırı olarak tescil edilen davalı markasının, davacı şirketin bir sınai mülkiyet hakkı türü olan üstün ve önceye dayalı hak sahibi olduğu tescilli ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu iddiasıyla markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının “GÜRSOY” ibaresini 1993 senesinden beri ticaret unvanı olarak kullanmakla bu ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, bu durumun davacı açısından 556 sayılı KHK’nin 8. maddesi anlamında “bir sınai mülkiyet hakkı” teşkil etmesi nedeniyle davacıya, davalı markasının hükümsüzlüğünü aynı KHK’nin 42. maddesi hükmüne göre ileri sürme hakkı vereceği gerekçesi ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, 556 sayılı KHK’nin 42. maddesinde yer alan “Hükümsüzlük nedenleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.” düzenlemesi gereğince davacının ticaret unvanına dayalı faaliyet konuları ile davalının tescilli markasının kapsadığı hizmetler açısından bir farklılık olup olmadığı,davalı markasının kapsadığı hizmetlerin hangileri açısından hükümsüzlük nedeni var olup, hangileri açısından hükümsüzlük nedeni olmadığı hususu değerlendirilmeksizin ve karar yerinde tartışma konusu yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/521399900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz