Ttk 105/2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2840 E. 2019/1905 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 105/2↗ taşıtan sıfatı↗ teslim şekli↗ ardiye ücreti↗ fiili taşıyan↗ taşıyıcı sıfatı↗ taşıyan sıfatı↗ gümrük beyannamesi↗ navlun faturası↗ takibin durdurulması↗ taşıtan↗ konişmento↗ konşimento↗ ba beyannamesi↗ pasif husumet ehliyeti↗ aktif husumet ehliyeti↗ acente↗ aktif dava ehliyeti↗ navlun↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ acentelik↗ satım sözleşmesi↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ pasif husumet↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ kötü niyet↗ ihbar↗ taahhütname↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2017/2840 E. , 2019/1905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/09/2016 tarih ve 2014/421 E- 2016/876 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 12/01/2017 tarih ve 2016/42 E- 2017/20 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.03.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 02.11.2011 tarihli notası ile oluklu mukavva kutu cinsi malların Mersin'den Odessa/Ukrayna'ya taşınmasını talep ettiğini, söz konusu malların, müvekkilinin aracılığı ile dava dışı şirket tarafından deniz yolu ile taşındığını ve 14.11.2011 tarihinde limana vardığını, varış yerinde tahliye edilen malların alıcısı tarafından teslim alınmadığını, yükün teslim alınması için müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının ise cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin taleplerini haksız yere reddettiğini, taşınan malların teslim alınmaması nedeniyle Ukrayna gümrük mevzuatı gereğince malların imha edildiğini, imha edilinceye kadar malların ardiyede bekletilmesi nedeniyle ardiye masrafının doğduğunu, taşıyan şirketin Ukrayna acentesi tarafından imha masrafı ile ardiye ücretinin Ukrayna Gümrük Müdürlüğüne ödendiğini, daha sonra da bu masraflar karşılığı müvekkilinin taşıyıcıya ödeme yaptığını, söz konusu ödemelerden gönderen sıfatıyla davalının sorumlu bulunduğunu, buna rağmen bahsedilen masraflara ilişkin olarak düzenlenip kendisine gönderilen faturaları iade ettiği gibi bu faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine de itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu malların taşınması konusunda müvekkili ile davalı arasında bir sözleşme olmadığı gibi bu konuda müvekkilince davalıya verilmiş bir talimatın da bulunmadığını, müvekkilinin taşımaya konu malların imalatçısı olduğunu ve davacının, taşıma işini malların alıcısı firmanın talimatı ile gerçekleştirdiğini, davacı şirket tarafından da kabul edildiği üzere söz konusu malların Ex Works usulü satıldığını, bu satış türünde müvekkilinin sorumluluğunun malları, kendi işyerinde alıcının emrine hazır tutmaktan ibaret bulunduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkiline süresi içinde yapılmış bir ihbar bulunmadığını, davacının kendi fiilleri ile zararın artmasına yol açtığını, talep edilen faizin fahiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, davalı şirketin dava dışı şirkete karton kutu sattığı, satım sözleşmesinde malın teslim alınmasının ve taşınmasının alıcının sorumluluğunda olduğu ex works teslim şeklinin belirlendiği, dosyaya sunulan e-mail yazışmalarından da yüklemenin Mersin Limanı'ndan yapıldığının, yükleme notasının davalı şirket tarafından değil dava dışı Sasu Su ve Tarım Ürünleri AŞ tarafından düzenlendiğinin anlaşıldığı, yükleme notasında davalıya ait imza veya kaşenin yer almadığı, dolayısıyla yükleme notasında davalının adının yer almasının davalının sorumluluğunu doğurmayacağı, davalının da yüklemenin kendi talimatı ile yapılmadığını savunduğu, buna karşılık davacının yüklemenin davalının talimatı ile yapıldığını dolayısıyla davalının taşıtan olduğunu ispat edemediği, aksine davacının taşınan malların teslim şeklinin Ex works olarak belirlendiğini bildiği, sonuç olarak davalının taşıtan sıfatını haiz olduğunun kanıtlanamadığı ve bu durumda icra takibine konu edilen masraflardan davalının sorumlu bulunmadığı, her ne kadar davalı yanca kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkilinin konteyner taşımacılığı aracılığı yaptığını, davacının talimatı üzerine yükün müvekkili şirketin aracılığı ile dava dışı taşıyan Arkas Konteyner Taşımacılık AŞ tarafından taşındığını ileri sürdüğü, 07.10.2013 tarihli replik dilekçesinde de bu hususu tekrar ettiği, dosyaya davacı yanca sunulan 320982 nolu konişmentonun, taşıyıcı şirket adına acente sıfatıyla davacı tarafından düzenlendiği, yine davacının davalıya gönderdiği 29.02.2012 tarihli ihtarnamede, davacının acentesi olduğu şirket tarafından yükün taşındığının açıklandığı, her ne kadar 02.02.2015 tarihli celsede davacı vekilince müvekkili şirketin taşıyan olduğu beyan edilmiş ise de yukarıda değinilen dilekçeler, ihtarname ve özellikle konişmento içeriği gözetildiğinde davaya konu taşımada davacının acente sıfatıyla yer aldığı, davaya konu taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 119/2. maddesi uyarınca acente, aracılık yaptığı sözleşmelerden dolayı müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği, bu hükmün dava tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 105/2. maddesinde de aynen tekrar edildiği, o halde davacı acente, dava konusu taşımaya aracılık ettiğinden bu taşımaya dayalı olarak ancak müvekkili adına dava açabileceği veya icra takibi yapabileceği, somut olayda ise gerek icra takibi gerekse de işbu davanın, davacı tarafından kendisi adına açıldığı, o halde, davacının davada aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı hususunun mahkemece resen gözetilerek açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.09.2016 tarihli, 2014/421 Esas, 2016/876 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, deniz yolu ile taşınan yükün, alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle doğan ardiye ve imha masraflarının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili aracılığı ile dava dışı taşıyan Arkas Konteyner A.Ş tarafından davalının talep ve talimatına uygun olarak Mersin'den Ukrayna'ya taşınan malların, alıcısı tarafından teslim alınmaması sebebiyle oluşan masrafların fiili taşıyan Arkas Konteyner A.Ş tarafından acentesi olan Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş'ye, Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş tarafından da müvekkiline yansıtıldığını ve müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, bu masrafların davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı taraf ise, davacı ile aralarında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, davacının taşıma işini malların alıcısı firmanın talimatı ile yaptığını, taşımanın ex works ve freıght collect bir taşıma olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Yerel mahkemece davalının taşıtan olduğunun ispatlanamadığından bahisle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut 13.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda, davacının taşıyan sıfatının bulunduğu ancak 03.11.2011 tarihli Gümrük Beyannamesinde teslim şeklinin ex-works olarak beyan edildiği, bu teslim şekline göre satıcının( dava konusu olayda davalı) sözleşme konusu malları fabrikasında hazır etmekle yükümlü olduğu, malların satıcının işletmesinde teslim alındıkları andan itibaren, bunlarla ilgili tüm risk ve masrafların alıcının sorumluluğunda olduğu, dolayısıyla dava konusu masraflardan malların satıcısı konumundaki davalının sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. 30.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise, konteyner taşımalarının çok kalemli ve değişken yükler içermesi sebebiyle bu tip sözleşmelerin charter party şeklinde değil de booking note şeklinde yazışmalarla yapılmakta olduğu, bu dosyada da booking notelara rastlandığı, dosyadaki bilgilere göre booking not alışverişinin davacı ile davalı arasında olduğu, alıcının adına rastlanmadığı davacının navlun faturasını ibraz ettiği ve taşımayı taahhüt ettiğini ortaya koyduğu, hukuki anlamda taşıyan sıfatını haiz olduğu, ayrıca davalının da taşıtan sıfatının bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafın dava ehliyetlerinin mevcut olduğu belirtilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 10.11.2011 tarihli 320982 sayılı konşimentonun davacı tarafından Arkas Line adına acente sıfatıyla davacı ... Nakliye Hizmetleri A.Ş tarafından düzenlendiği belirtilmiştir. Bu bilgi yerinde olmakla birlikte, yine dosyada mevcut 10.11.2011 tarihli ARKMER0000012108 numaralı konşimentoda, davacı ... Nakliye Hizmetleri A.Ş asaleten yükleten olarak yer almakta olup, bu konşimento taşıyan Arkas Konteyner Taşımacılık AŞ nam ve hesabına Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş tarafından acente sıfatıyla imzalanmıştır.
Davacının tanzim ettiği faturalardan, yurtdışı liman masraflarına ve ardiye masraflarına ilişkin faturalar icra takibine konu edilmiş olup, navlun faturası takibe konu edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, taraf defterleri üzerinde inceleme yapılarak, davacı tarafından davalı adına kesilen navlun faturasının taraf defterlerine kaydedilip edilmediği, kaydedilmiş ise ne şekilde kaydedildiği, dava dışı Arkas Konteyner A.Ş veya acentesi olduğu iddia edilen Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş'ye davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, bu şekilde davacının taşıyıcı sıfatı bulunduğunun taraflarca benimsenip benimsenmediği üzerinde durulması; navlun faturasının kayıtlı olması ve navlun ücretinin dava dışı Arkas Line'a gönderilmemiş olması halinde, davacının aktif dava ehliyetinin, yine davalının da -taşımanın niteliği ex-works taşıma olarak gösterilmesine rağmen- navlun faturasını ödemekle pasif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1588 E. 2018/7203 K.
Ortak:taşıtan · konşimento · navlun · taşıyan · dosya masrafı · ibraz
İncelediğiniz kararda… osyada da booking notelara rastlandığı, dosyadaki bilgilere göre booking not alışverişinin davacı ile davalı arasında olduğu, alıcının adına rastlanmadığı davacının «navlun faturasını» «ibraz» ettiği ve taşımayı «taahhüt» ettiğini ortaya koyduğu, hukuki anlamda «taşıyan sıfatını» haiz olduğu, ayrıca davalının da «taşıtan sıfatının» bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafın dava «ehliyetlerinin» mevcut olduğu belirtilmiştir.
… cılığı ile dava dışı şirket tarafından deniz yolu ile taşındığını ve 14.11.2011 tarihinde limana vardığını, varış yerinde tahliye edilen malların alıcısı tarafından «teslim» alınmadığını, yükün teslim alınması için müvekkili tarafından davalıya «ihtarname» gönderildiğini, davalının ise cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin taleplerini haksız yere reddettiğini, taşınan malların teslim alınmaması nedeniyle Ukrayna gümrük mevzuatı gereğince malların imha edildiğini, imha edilinceye kadar malların ardiyede bekletilmesi nedeniyle ardiye «masrafının» doğduğunu, «taşıyan» şirketin Ukrayna «acentesi» tarafından imha masrafı ile «ardiye ücretinin» Ukrayna Gümrük Müdürlüğüne ödendiğini, daha sonra da bu masraflar karşılığı müvekkilinin «taşıyıcıya» ödeme yaptığını, söz konusu ödemelerden gönderen sıfatıyla davalının sorumlu bulunduğunu, buna rağmen bahsedilen masraflara ilişkin olarak düzenlenip kendisine gönderilen faturaları iade ettiği gibi bu faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine de itiraz ederek «takibi durdurduğunu» ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin dava dışı şirkete karton kutu sattığı, «satım sözleşmesinde» malın «teslim» alınmasının ve taşınmasının alıcının sorumluluğunda olduğu ex works «teslim şeklinin» belirlendiği, dosyaya sunulan e-mail yazışmalarından da yüklemenin Mersin Limanı'ndan yapıldığının, yükleme notasının davalı şirket tarafından değil dava dışı Sasu Su ve Tarım Ürünleri AŞ tarafından düzenlendiğinin anlaşıldığı, yükleme notasında davalıya ait imza veya kaşenin yer almadığı, dolayısıyla yükleme notasında davalının adının yer almasının davalının sorumluluğunu doğurmayacağı, davalının da yüklemenin kendi talimatı ile yapılmadığını savunduğu, buna karşılık davacının yüklemenin davalının talimatı ile yapıldığını dolayısıyla davalının «taşıtan» olduğunu ispat edemediği, aksine davacının taşınan malların teslim şeklinin Ex works olarak belirlendiğini bildiği, sonuç olarak davalının «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun kanıtlanamadığı ve bu durumda icra takibine konu edilen «masraflardan» davalının sorumlu bulunmadığı, her ne kadar davalı yanca «kötü niyet tazminatı» talep edilmiş ise de davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet t …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir «navlun sözleşmesinin» bulunmadığı, «konşimentonun» navlun sözleşmesini belgelediği, davacı tarafça «ibraz» edilen konşimentoda davalının yükleten olarak yer aldığı, davalının «taşıtan» olduğuna ilişkin bir navlun sözleşmesi veya bir delil ibraz edilemediği, yükleten olan davalıdan dava konusu yapılan bedellerinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, 15/11/2011 tarihli «konşimento» ile gönderenin davalı olduğu yük nedeniyle doğmuş bulunan «demuraj» ücreti ve imha «masrafları» talep edilmiş ve mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafça yükün imhası davacı «taşıyana» 02/02/2012 tarihli yazılı talimat ile bildirildiğine göre, davalının yükün göndereni olduğunun kabulü ile hasıl olacak sonuca göre, karar verilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:demuraj · navlun sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir «navlun sözleşmesinin» bulunmadığı, «konşimentonun» navlun sözleşmesini belgelediği, davacı tarafça «ibraz» edilen konşimentoda davalının yükleten olarak yer aldığı, davalının «taşıtan» olduğuna ilişkin bir navlun sözleşmesi veya bir delil ibraz edilemediği, yükleten olan davalıdan dava konusu yapılan bedellerinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, 15/11/2011 tarihli «konşimento» ile gönderenin davalı olduğu yük nedeniyle doğmuş bulunan «demuraj» ücreti ve imha «masrafları» talep edilmiş ve mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2850 E. 2020/2239 K.
Ortak:taşıtan sıfatı · fiili taşıyan · taşıtan · konşimento · icra takibine itiraz · icra inkar tazminatı · taşıyan · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… cılığı ile dava dışı şirket tarafından deniz yolu ile taşındığını ve 14.11.2011 tarihinde limana vardığını, varış yerinde tahliye edilen malların alıcısı tarafından «teslim» alınmadığını, yükün teslim alınması için müvekkili tarafından davalıya «ihtarname» gönderildiğini, davalının ise cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin taleplerini haksız yere reddettiğini, taşınan malların teslim alınmaması nedeniyle Ukrayna gümrük mevzuatı gereğince malların imha edildiğini, imha edilinceye kadar malların ardiyede bekletilmesi nedeniyle ardiye «masrafının» doğduğunu, «taşıyan» şirketin Ukrayna «acentesi» tarafından imha masrafı ile «ardiye ücretinin» Ukrayna Gümrük Müdürlüğüne ödendiğini, daha sonra da bu masraflar karşılığı müvekkilinin «taşıyıcıya» ödeme yaptığını, söz konusu ödemelerden gönderen sıfatıyla davalının sorumlu bulunduğunu, buna rağmen bahsedilen masraflara ilişkin olarak düzenlenip kendisine gönderilen faturaları iade ettiği gibi bu faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine de itiraz ederek «takibi durdurduğunu» ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
… osyada da booking notelara rastlandığı, dosyadaki bilgilere göre booking not alışverişinin davacı ile davalı arasında olduğu, alıcının adına rastlanmadığı davacının «navlun faturasını» «ibraz» ettiği ve taşımayı «taahhüt» ettiğini ortaya koyduğu, hukuki anlamda «taşıyan sıfatını» haiz olduğu, ayrıca davalının da «taşıtan sıfatının» bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafın dava «ehliyetlerinin» mevcut olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin dava dışı şirkete karton kutu sattığı, «satım sözleşmesinde» malın «teslim» alınmasının ve taşınmasının alıcının sorumluluğunda olduğu ex works «teslim şeklinin» belirlendiği, dosyaya sunulan e-mail yazışmalarından da yüklemenin Mersin Limanı'ndan yapıldığının, yükleme notasının davalı şirket tarafından değil dava dışı Sasu Su ve Tarım Ürünleri AŞ tarafından düzenlendiğinin anlaşıldığı, yükleme notasında davalıya ait imza veya kaşenin yer almadığı, dolayısıyla yükleme notasında davalının adının yer almasının davalının sorumluluğunu doğurmayacağı, davalının da yüklemenin kendi talimatı ile yapılmadığını savunduğu, buna karşılık davacının yüklemenin davalının talimatı ile yapıldığını dolayısıyla davalının «taşıtan» olduğunu ispat edemediği, aksine davacının taşınan malların teslim şeklinin Ex works olarak belirlendiğini bildiği, sonuç olarak davalının «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun kanıtlanamadığı ve bu durumda icra takibine konu edilen «masraflardan» davalının sorumlu bulunmadığı, her ne kadar davalı yanca «kötü niyet tazminatı» talep edilmiş ise de davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet t …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Arkas Denizcilik A.Ş'nin 25.12.2012 tarihli 7.120 USD bedelli «demuraj» faturasını davacı yana düzenlemiş olduğu ve davacı yanın faturayı «defterlerinde» kayıt altına aldığı ve iş bu faturayı 05.02.2013 tarihinde Arkas Denizcilik'e ödediği, davalı şirketin, bir forwarder firma olan davacı aracılığı ile ithal ettiği malı asıl «taşıyan» dava dışı Arkas şirketine ait konteyner içerisinde, davacı forwarder tarafından belirlenen gemiye yüklemesini yaptığı ve tahliye limanına götürülmesini sağlayarak konteyneri gemiden tahliye ettirdiği, ancak konteynerlerin alıcı tarafından «teslim» alınmadığı ana «konşimentoda», «taşıtan»/ yükletenin davalı; gönderilenin ise davadışı Alasala Furnıture Company Lıbya, taşıyanın davadışı Arkas Konteyner olduğu, ana konşimentoda «konteyner demuraj» tarifesi bulunduğunun anlaşıldığı, davacı firmanın konşimentoda «kaydı» bulunmadığı, «ara» komişmentonun da bulunmadığı, ancak dava dosyasında asıl taşıyan Arkas firması tarafından gönderilen demuraj faturasından dolayı davacı firmanın muhatap görülmesi nedeniyle davacı şirketin taşıyan olarak kabul edildiği, davalı şirketin dava konusu taşımada «taşıtan sıfatını» haiz olması, «fiili taşıyan» davadışı Arkas'a ödeme yapan davacının yaptığı ödemeyi taşıtana «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Küçükçekmece 3.
İcra Dairesinin 2013/10027 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 7.120 USD üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a madde ve fıkrası gereğince faiz uygulanmasına, davalı tarafça yapılan ödemelerin İcra Müdürlüğünce kapak hesabında değerlendirilmesine, alacak miktarı yargılama neticesinde ortaya çıktığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine, karar verilmiştir.
2- Mahkemece, alacağın yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığı gerekçesiyle davacının «icra inkar tazminat» talebinin reddine karar verilmiş ise de dava konusu takip «fatura alacağından» kaynaklandığından likit niteliktedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:konteyner demurajı · fatura alacağı · demuraj · geç teslim · irsaliye · ara karar · rücu · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Arkas Denizcilik A.Ş'nin 25.12.2012 tarihli 7.120 USD bedelli «demuraj» faturasını davacı yana düzenlemiş olduğu ve davacı yanın faturayı «defterlerinde» kayıt altına aldığı ve iş bu faturayı 05.02.2013 tarihinde Arkas Denizcilik'e ödediği, davalı şirketin, bir forwarder firma olan davacı aracılığı ile ithal ettiği malı asıl «taşıyan» dava dışı Arkas şirketine ait konteyner içerisinde, davacı forwarder tarafından belirlenen gemiye yüklemesini yaptığı ve tahliye limanına götürülmesini sağlayarak konteyneri gemiden tahliye ettirdiği, ancak konteynerlerin alıcı tarafından «teslim» alınmadığı ana «konşimentoda», «taşıtan»/ yükletenin davalı; gönderilenin ise davadışı Alasala Furnıture Company Lıbya, taşıyanın davadışı Arkas Konteyner olduğu, ana konşimentoda «konteyner demuraj» tarifesi bulunduğunun anlaşıldığı, davacı firmanın konşimentoda «kaydı» bulunmadığı, «ara» komişmentonun da bulunmadığı, ancak dava dosyasında asıl taşıyan Arkas firması tarafından gönderilen demuraj faturasından dolayı davacı firmanın muhatap görülmesi nedeniyle davacı şirketin taşıyan olarak kabul edildiği, davalı şirketin dava konusu taşımada «taşıtan sıfatını» haiz olması, «fiili taşıyan» davadışı Arkas'a ödeme yapan davacının yaptığı ödemeyi taşıtana «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Küçükçekmece 3.
1-Dava, konteynerlerin «geç teslim» edilmesinden kaynaklanan «demuraj» ücreti alacağının tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacı şirketin davalı şirkete 26.12.2012 tarihli ... seri nolu 9.685,00 USD «fatura» düzenlediği, bu faturanın Yurtiçi Kargo taşıma şirketinin 26.12.2012 tarih BY 173205 numaralı «irsaliyesiyle» gönderildiği ve davalı şirkete 27.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu faturanın davalı şirketin usulune uygun olarak tutulmuş «ticari defterinde» de kaydedildiği, dosya kapsamı ile anlaşılmıştır.
Bu anlatılanlardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından düzenlenen ve usulune uygun olarak tutulan «ticari defterlerine» de kaydedildiği anlaşılan faturaya davalının süresinde bir itirazda bulunmadığı ve itirazsız faturayı ticari defterlerine kaydettiği anlaşılmakla mahkemece faturada belirtilen tutar üzerinden yapılan takibe itirazın iptali ile 9.685,00 USD üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ve yanlış değerlendirme ile davanın kısmen kabulü ile 7.120,00 USD üzerinden takibin devamına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5826 E. 2011/16587 K.
Ortak:konşimento · navlun · teslim
İncelediğiniz kararda… cılığı ile dava dışı şirket tarafından deniz yolu ile taşındığını ve 14.11.2011 tarihinde limana vardığını, varış yerinde tahliye edilen malların alıcısı tarafından «teslim» alınmadığını, yükün teslim alınması için müvekkili tarafından davalıya «ihtarname» gönderildiğini, davalının ise cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin taleplerini haksız yere reddettiğini, taşınan malların teslim alınmaması nedeniyle Ukrayna gümrük mevzuatı gereğince malların imha edildiğini, imha edilinceye kadar malların ardiyede bekletilmesi nedeniyle ardiye «masrafının» doğduğunu, «taşıyan» şirketin Ukrayna «acentesi» tarafından imha masrafı ile «ardiye ücretinin» Ukrayna Gümrük Müdürlüğüne ödendiğini, daha sonra da bu masraflar karşılığı müvekkilinin «taşıyıcıya» ödeme yaptığını, söz konusu ödemelerden gönderen sıfatıyla davalının sorumlu bulunduğunu, buna rağmen bahsedilen masraflara ilişkin olarak düzenlenip kendisine gönderilen faturaları iade ettiği gibi bu faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine de itiraz ederek «takibi durdurduğunu» ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin dava dışı şirkete karton kutu sattığı, «satım sözleşmesinde» malın «teslim» alınmasının ve taşınmasının alıcının sorumluluğunda olduğu ex works «teslim şeklinin» belirlendiği, dosyaya sunulan e-mail yazışmalarından da yüklemenin Mersin Limanı'ndan yapıldığının, yükleme notasının davalı şirket tarafından değil dava dışı Sasu Su ve Tarım Ürünleri AŞ tarafından düzenlendiğinin anlaşıldığı, yükleme notasında davalıya ait imza veya kaşenin yer almadığı, dolayısıyla yükleme notasında davalının adının yer almasının davalının sorumluluğunu doğurmayacağı, davalının da yüklemenin kendi talimatı ile yapılmadığını savunduğu, buna karşılık davacının yüklemenin davalının talimatı ile yapıldığını dolayısıyla davalının «taşıtan» olduğunu ispat edemediği, aksine davacının taşınan malların teslim şeklinin Ex works olarak belirlendiğini bildiği, sonuç olarak davalının «taşıtan sıfatını» haiz olduğunun kanıtlanamadığı ve bu durumda icra takibine konu edilen «masraflardan» davalının sorumlu bulunmadığı, her ne kadar davalı yanca «kötü niyet tazminatı» talep edilmiş ise de davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet t …
Dava, deniz yolu ile taşınan yükün, alıcısı tarafından «teslim» alınmaması nedeniyle doğan ardiye ve imha «masraflarının» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; TTK 1069 maddesi uyarınca gönderilenin «demuraj» bedelinden sorumlu tutulabilmesinin «konşimento» yada konşimentonun atıfta bulunduğu «navlun sözleşmesinde» bu yönde düzenleme bulunması ve yükün gönderilence «teslim» alınması koşuluna bağlı olduğu, somut olayda konşimento şartlarının 11. maddesinde konteynırın süresi içerisinde iade edilmemesi halinde davalının bu nedenle doğan …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:demuraj · navlun sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; TTK 1069 maddesi uyarınca gönderilenin «demuraj» bedelinden sorumlu tutulabilmesinin «konşimento» yada konşimentonun atıfta bulunduğu «navlun sözleşmesinde» bu yönde düzenleme bulunması ve yükün gönderilence «teslim» alınması koşuluna bağlı olduğu, somut olayda konşimento şartlarının 11. maddesinde konteynırın süresi içerisinde iade edilmemesi halinde davalının bu nedenle doğan …
Dava, «demuraj» alacağının tahsiline yönelik takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2840 E. , 2019/1905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/09/2016 tarih ve 2014/421 E- 2016/876 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 12/01/2017 tarih ve 2016/42 E- 2017/20 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.03.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 02.11.2011 tarihli notası ile oluklu mukavva kutu cinsi malların Mersin'den Odessa/Ukrayna'ya taşınmasını talep ettiğini, söz konusu malların, müvekkilinin aracılığı ile dava dışı şirket tarafından deniz yolu ile taşındığını ve 14.11.2011 tarihinde limana vardığını, varış yerinde tahliye edilen malların alıcısı tarafından teslim alınmadığını, yükün teslim alınması için müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının ise cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin taleplerini haksız yere reddettiğini, taşınan malların teslim alınmaması nedeniyle Ukrayna gümrük mevzuatı gereğince malların imha edildiğini, imha edilinceye kadar malların ardiyede bekletilmesi nedeniyle ardiye masrafının doğduğunu, taşıyan şirketin Ukrayna acentesi tarafından imha masrafı ile ardiye ücretinin Ukrayna Gümrük Müdürlüğüne ödendiğini, daha sonra da bu masraflar karşılığı müvekkilinin taşıyıcıya ödeme yaptığını, söz konusu ödemelerden gönderen sıfatıyla davalının sorumlu bulunduğunu, buna rağmen bahsedilen masraflara ilişkin olarak düzenlenip kendisine gönderilen faturaları iade ettiği gibi bu faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine de itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu malların taşınması konusunda müvekkili ile davalı arasında bir sözleşme olmadığı gibi bu konuda müvekkilince davalıya verilmiş bir talimatın da bulunmadığını, müvekkilinin taşımaya konu malların imalatçısı olduğunu ve davacının, taşıma işini malların alıcısı firmanın talimatı ile gerçekleştirdiğini, davacı şirket tarafından da kabul edildiği üzere söz konusu malların Ex Works usulü satıldığını, bu satış türünde müvekkilinin sorumluluğunun malları, kendi işyerinde alıcının emrine hazır tutmaktan ibaret bulunduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkiline süresi içinde yapılmış bir ihbar bulunmadığını, davacının kendi fiilleri ile zararın artmasına yol açtığını, talep edilen faizin fahiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin dava dışı şirkete karton kutu sattığı, satım sözleşmesinde malın teslim alınmasının ve taşınmasının alıcının sorumluluğunda olduğu ex works teslim şeklinin belirlendiği, dosyaya sunulan e-mail yazışmalarından da yüklemenin Mersin Limanı'ndan yapıldığının, yükleme notasının davalı şirket tarafından değil dava dışı Sasu Su ve Tarım Ürünleri AŞ tarafından düzenlendiğinin anlaşıldığı, yükleme notasında davalıya ait imza veya kaşenin yer almadığı, dolayısıyla yükleme notasında davalının adının yer almasının davalının sorumluluğunu doğurmayacağı, davalının da yüklemenin kendi talimatı ile yapılmadığını savunduğu, buna karşılık davacının yüklemenin davalının talimatı ile yapıldığını dolayısıyla davalının taşıtan olduğunu ispat edemediği, aksine davacının taşınan malların teslim şeklinin Ex works olarak belirlendiğini bildiği, sonuç olarak davalının taşıtan sıfatını haiz olduğunun kanıtlanamadığı ve bu durumda icra takibine konu edilen masraflardan davalının sorumlu bulunmadığı, her ne kadar davalı yanca kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından bu talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkilinin konteyner taşımacılığı aracılığı yaptığını, davacının talimatı üzerine yükün müvekkili şirketin aracılığı ile dava dışı taşıyan Arkas Konteyner Taşımacılık AŞ tarafından taşındığını ileri sürdüğü, 07.10.2013 tarihli replik dilekçesinde de bu hususu tekrar ettiği, dosyaya davacı yanca sunulan 320982 nolu konişmentonun, taşıyıcı şirket adına acente sıfatıyla davacı tarafından düzenlendiği, yine davacının davalıya gönderdiği 29.02.2012 tarihli ihtarnamede, davacının acentesi olduğu şirket tarafından yükün taşındığının açıklandığı, her ne kadar 02.02.2015 tarihli celsede davacı vekilince müvekkili şirketin taşıyan olduğu beyan edilmiş ise de yukarıda değinilen dilekçeler, ihtarname ve özellikle konişmento içeriği gözetildiğinde davaya konu taşımada davacının acente sıfatıyla yer aldığı, davaya konu taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 119/2.
maddesi uyarınca acente, aracılık yaptığı sözleşmelerden dolayı müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği, bu hükmün dava tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 105/2. maddesinde de aynen tekrar edildiği, o halde davacı acente, dava konusu taşımaya aracılık ettiğinden bu taşımaya dayalı olarak ancak müvekkili adına dava açabileceği veya icra takibi yapabileceği, somut olayda ise gerek icra takibi gerekse de işbu davanın, davacı tarafından kendisi adına açıldığı, o halde, davacının davada aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı hususunun mahkemece resen gözetilerek açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, İzmir 5.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.09.2016 tarihli, 2014/421 Esas, 2016/876 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, deniz yolu ile taşınan yükün, alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle doğan ardiye ve imha masraflarının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili aracılığı ile dava dışı taşıyan Arkas Konteyner A.Ş tarafından davalının talep ve talimatına uygun olarak Mersin'den Ukrayna'ya taşınan malların, alıcısı tarafından teslim alınmaması sebebiyle oluşan masrafların fiili taşıyan Arkas Konteyner A.Ş tarafından acentesi olan Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş'ye, Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş tarafından da müvekkiline yansıtıldığını ve müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, bu masrafların davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı taraf ise, davacı ile aralarında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, davacının taşıma işini malların alıcısı firmanın talimatı ile yaptığını, taşımanın ex works ve freıght collect bir taşıma olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemece davalının taşıtan olduğunun ispatlanamadığından bahisle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut 13.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda, davacının taşıyan sıfatının bulunduğu ancak 03.11.2011 tarihli Gümrük Beyannamesinde teslim şeklinin ex-works olarak beyan edildiği, bu teslim şekline göre satıcının( dava konusu olayda davalı) sözleşme konusu malları fabrikasında hazır etmekle yükümlü olduğu, malların satıcının işletmesinde teslim alındıkları andan itibaren, bunlarla ilgili tüm risk ve masrafların alıcının sorumluluğunda olduğu, dolayısıyla dava konusu masraflardan malların satıcısı konumundaki davalının sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.
30. 11.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise, konteyner taşımalarının çok kalemli ve değişken yükler içermesi sebebiyle bu tip sözleşmelerin charter party şeklinde değil de booking note şeklinde yazışmalarla yapılmakta olduğu, bu dosyada da booking notelara rastlandığı, dosyadaki bilgilere göre booking not alışverişinin davacı ile davalı arasında olduğu, alıcının adına rastlanmadığı davacının navlun faturasını ibraz ettiği ve taşımayı taahhüt ettiğini ortaya koyduğu, hukuki anlamda taşıyan sıfatını haiz olduğu, ayrıca davalının da taşıtan sıfatının bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafın dava ehliyetlerinin mevcut olduğu belirtilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 10.11.2011 tarihli 320982 sayılı konşimentonun davacı tarafından Arkas Line adına acente sıfatıyla davacı ... Nakliye Hizmetleri A.Ş tarafından düzenlendiği belirtilmiştir. Bu bilgi yerinde olmakla birlikte, yine dosyada mevcut 10.11.2011 tarihli ARKMER0000012108 numaralı konşimentoda, davacı ... Nakliye Hizmetleri A.Ş asaleten yükleten olarak yer almakta olup, bu konşimento taşıyan Arkas Konteyner Taşımacılık AŞ nam ve hesabına Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş tarafından acente sıfatıyla imzalanmıştır.
Davacının tanzim ettiği faturalardan, yurtdışı liman masraflarına ve ardiye masraflarına ilişkin faturalar icra takibine konu edilmiş olup, navlun faturası takibe konu edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, taraf defterleri üzerinde inceleme yapılarak, davacı tarafından davalı adına kesilen navlun faturasının taraf defterlerine kaydedilip edilmediği, kaydedilmiş ise ne şekilde kaydedildiği, dava dışı Arkas Konteyner A.Ş veya acentesi olduğu iddia edilen Arkas Denizcilik ve Nakliyat A.Ş'ye davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, bu şekilde davacının taşıyıcı sıfatı bulunduğunun taraflarca benimsenip benimsenmediği üzerinde durulması; navlun faturasının kayıtlı olması ve navlun ücretinin dava dışı Arkas Line'a gönderilmemiş olması halinde, davacının aktif dava ehliyetinin, yine davalının da -taşımanın niteliği ex-works taşıma olarak gösterilmesine rağmen- navlun faturasını ödemekle pasif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 07/03/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden, sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılamıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/519632900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz