Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5363 E. 2019/4944 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ delillerin toplanmaması↗ infazda tereddüt↗ infaz↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ dosya masrafı↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen dosyalarla açılan “tecavüz konusu ürünlerin üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulması” istemini içeren davanın reddine, mahkemenin 04/06/2014 gün 2006/372 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararının kesinleşen kısımları (Davalı şirketin, davacıya ait 2004/4842-2 sayılı tasarımın aynısının/belirgin şekilde benzerinin üretim ve satışını gerçekleştirme eyleminin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu tespitine, davalının, davacının tasarım hakkına yönelik tecavüzünün men ve ref'ine, tecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ... el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, masrafı davalıdan alınmak kaydı ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise; mahkemece, kısa kararda, “Davanın reddine, mahkememizin 04/06/2014 gün ve 2006/372 Esas 2014/158 Sayılı kararında kesinleşen kısımlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “asıl ve birleşen dosyalarla açılan “tecavüz konusu ürünlerin üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulması” istemini içeren davanın reddine, mahkememizin 04/06/2014 gün 2006/372 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararının kesinleşen kısımları (Davalı şirketin, davacıya ait 2004/4842-2 sayılı tasarımın aynısının/belirgin şekilde benzerinin üretim ve satışını gerçekleştirme eyleminin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının, davacının tasarım hakkına yönelik tecavüzünün men ve ref'ine, Tecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ... el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, masrafı davalıdan alınmak kaydı ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğu gibi infazda da tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmiştir. Bu suretle, mahkemece 10/04/1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, Dairemizin 01/12/2015 tarihli bozma ilamında hükmün kısmen onanmasına dair bir karar verilmediği, ancak bu bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15682 E. 2015/1946 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi talebinin alacaktan bağımsız olarak ileri sürelemeyeceği, davalılar ...hakkında açılan davaların takip edilmediği gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki asıl ve birleşen davaların reddine, diğer davalılar hakkındaki davaların HMK'nın 150/5. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda, “...davacının asıl ve birleşen davasının reddine...” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “...Asıl davada; 1-Davacının 3 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-1 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», 3-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,...
Birleşen davada; 1-Davacının 1 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına»,...” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5807 E. 2013/20795 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» incelendikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, şirket borcu nedeni ile şirket yöneticisi aleyhinde takip yapıldığı, ancak şirket borcundan dolayı davacı aleyhine takip yapmanın mümkün olmadığı, davacının «kötüniyet tazminatına» ilişkin talebi ile ilgili olarak davalının açık bir «kötü niyetinin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı taraf, dava dilekçesinde davalının yaptığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin yanısıra «kötüniyet tazminatının» da tahsilini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda kısa kararda "davanın kabulüne" karar verilmek suretiyle kötüniyet tazminatının da kabulünü kapsayacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak gerekçeli kararın 4 nolu bendinde talep edilen «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · avans faizi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
… ecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ... el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, «masrafı» davalıdan alınmak «kaydı» ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzenine» ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Somut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararın 2 nolu bendinde "Davalı...A.Ş. ile fer'i müdahil ve «borcu üstlenen» ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 11.000,33 TL alacağın davalı...A.Ş. adına borcunu üstlenen ... ile diğer davalılardan 11/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili" şeklinde hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararın 2 nolu bendinin "Davacı tarafından, davalı...A.Ş. ile Fer'i Müdahi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı...A.Ş. ile «borcu üstlenen» ... aleyhinde açılan davanın kısmen kabulü ile 11.000,33 TL'nin 11.11.1999 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı...A.Ş. ile borcu üstlenen ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararın 2 nolu bendinde "Davalı...A.Ş. ile fer'i müdahil ve «borcu üstlenen» ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 11.000,33 TL alacağın davalı...A.Ş. adına borcunu üstlenen ... ile diğer davalılardan 11/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili" şeklinde hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararın 2 nolu bendinin "Davacı tarafından, davalı...A.Ş. ile Fer'i Müdahi …
2- Bozma sebep ve şekline göre de davalı...A.Ş vekilinin ve «borcu üstlenen» ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9172 E. 2014/15550 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9274 E. 2012/16322 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK'nun 376. maddesi (HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaSomut olayda ise mahkemece, kısa kararda, hükmedilen manevi tazminatlara faiz uygulanmasına karar verilmediği halde, gerekçeli kararda hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3301 E. 2013/19620 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · avans faizi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
… ecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ... el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, «masrafı» davalıdan alınmak «kaydı» ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK'nun 376. maddesi (HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının esas «taşıyıcı» olması nedeniyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, «son» iki bilirkişi raporundaki «kusur» oranları dikkate alınarak, davalının «hasarın» %50'sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 8.675,84 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · kusur oranı · ticari faiz · taşıyıcı · kusur · hasar · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının esas «taşıyıcı» olması nedeniyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, «son» iki bilirkişi raporundaki «kusur» oranları dikkate alınarak, davalının «hasarın» %50'sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 8.675,84 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, "Davacının davasının kısmen kabulü ile , %50 «kusur oranına» göre davacının sigortalısına ödediği 8.675,84 TL'nin ödeme tarihi olan 06.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine" dendiği, gerekçeli karar da ise " Davacının davasının kısmen kabulü ile 8.675,84 TL'lik taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine" ifadelerinin kullanıldığı görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/19067 E. 2013/17913 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · cy/cy kaydı · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… ecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ... el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, «masrafı» davalıdan alınmak «kaydı» ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… mut olayda ise; mahkemece, kısa kararda, “Davanın reddine, mahkememizin 04/06/2014 gün ve 2006/372 Esas 2014/158 Sayılı kararında kesinleşen kısımlar hakkında karar «verilmesine yer olmadığına»,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “asıl ve birleşen dosyalarla açılan “tecavüz konusu ürünlerin üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulması” istemini içeren davanın reddine, mahkememizin 04/06/2014 gün 2006/372 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararının kesinleşen kısımları (Davalı şirketin, davacıya ait 2004/4842-2 sayılı tasarımın aynısının/belirgin şekilde benzerinin üretim ve satışını gerçekleştirme eyleminin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının, davacının tasarım hakkına yönelik tecavüzünün men ve ref'ine, Tecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ... el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, «masrafı» davalıdan alınmak «kaydı» ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,” şekli …
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2001/19759 esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan 7.501,51 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, «asıl alacak» 7.486,16 TL'ye takipten itibaren % 70'i geçmemek üzere ve değişen oranlar göz önüne alınmak «kaydı» ile «avans faizi» uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, asıl davada alacağın % 40’ı oranındaki 3.000,60 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davaya ilişkin daha önce verilen hüküm Yargıtay bozmasında yer almadığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına»” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik hak · reeskont faizi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · husumet
Benzer bu karardaTaşımacılık A.Ş. yönünden kabulü ile 27.368,15 TL'nin 01/11/2003 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalı yönünden «seçimlik hak» nedeniyle davanın «husumetten» reddine,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “Asıl davada davacının davasının kabulü ile İstanbul 3.
İcra Müdürlüğü'nün 2001/19759 esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan 7.501,51 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, «asıl alacak» 7.486,16 TL'ye takipten itibaren % 70'i geçmemek üzere ve değişen oranlar göz önüne alınmak «kaydı» ile «avans faizi» uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, asıl davada alacağın % 40’ı oranındaki 3.000,60 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davaya ilişkin daha önce verilen hüküm Yargıtay bozmasında yer almadığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına»” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden «seçimlik hak» nedeniyle davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8822 E. 2010/957 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Tarafların tüm «delilleri toplanıp», inceledikten ve HUMK’nun 376. maddesine göre, «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Yasa’nın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa’nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca, anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:infisah · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · ek tasfiye
Benzer bu karardaSomut olayda, kısa kararda davalı şirketin «infisahına» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», tasfiye memuruna ücret takdirine ve bu ücretin davalı şirketçe karşılanmasına karar verilmiş iken, gerekçeli kararda sadece şirketin infisahına karar verilmiş olup, kısa ve gerekçeli karar arasında farklılık ve çelişki yaratılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5363 E. , 2019/4944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27/09/2017 tarih ve 2017/156-2017/342 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25.06.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... Şahin dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin 2004/4842-2 sayılı halı ürünlerini içeren tasarım tescilinin sahibi olduğunu, davalının kötüniyetli biçimde müvekkili tasarımının aynısı olan halı ürünlerini üreterek satışını gerçekleştirdiğini, davalının bu şekilde müvekkilinin tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz yarattığını ileri sürerek davalıların üretim ve satışını gerçekleştirdiği halı ürünlerinin biçiminin müvekkilinin tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz yarattığının tespitine, tasarım hakkına tecavüzün men ve ref'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat ile 10.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline ve tesis edilecek hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş;
birleşen davada da hükmedilecek tazminatlara davalıya eyleme son vermesi istemiyle Ankara 25. Noterliği'nden gönderdikleri 17/02/2006-6169 tarih/sayılı ihtarnamenin tebliğ edildiği 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen dosyalarla açılan “tecavüz konusu ürünlerin üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulması” istemini içeren davanın reddine, mahkemenin 04/06/2014 gün 2006/372 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararının kesinleşen kısımları (Davalı şirketin, davacıya ait 2004/4842-2 sayılı tasarımın aynısının/belirgin şekilde benzerinin üretim ve satışını gerçekleştirme eyleminin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu tespitine, davalının, davacının tasarım hakkına yönelik tecavüzünün men ve ref'ine, tecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ... el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, masrafı davalıdan alınmak kaydı ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise; mahkemece, kısa kararda, “Davanın reddine, mahkememizin 04/06/2014 gün ve 2006/372 Esas 2014/158 Sayılı kararında kesinleşen kısımlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “asıl ve birleşen dosyalarla açılan “tecavüz konusu ürünlerin üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulması” istemini içeren davanın reddine, mahkememizin 04/06/2014 gün 2006/372 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararının kesinleşen kısımları (Davalı şirketin, davacıya ait 2004/4842-2 sayılı tasarımın aynısının/belirgin şekilde benzerinin üretim ve satışını gerçekleştirme eyleminin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının, davacının tasarım hakkına yönelik tecavüzünün men ve ref'ine, Tecavüz suretiyle üretilen ve ithal edilen ürünlere ...
el konulmasına, 17.655,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 27/02/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin, masrafı davalıdan alınmak kaydı ile tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, fazlaya yönelik istemlerin reddine,) hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğu gibi infazda da tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmiştir. Bu suretle, mahkemece 10/04/1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, Dairemizin 01/12/2015 tarihli bozma ilamında hükmün kısmen onanmasına dair bir karar verilmediği, ancak bu bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 27/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517390200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz