6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İstirdat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/19067 E. 2013/17913 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçimlik hak hmk 297 delillerin toplanmaması reeskont faizi kamu düzeni içtihadı birleştirme kararı asıl alacak icra inkar tazminatı inkar tazminatı cy/cy kaydı yükleten (shipper) avans faizi karar verilmesine yer olmadığına husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 186HMK 297

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, “Davacının davasının SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulü ile 27.368,15 TL'nin 01/11/2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “Asıl davada davacının davasının kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2001/19759 esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan 7.501,51 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, asıl alacak 7.486,16 TL'ye takipten itibaren % 70'i geçmemek üzere ve değişen oranlar göz önüne alınmak kaydı ile avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, asıl davada alacağın % 40’ı oranındaki 3.000,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davaya ilişkin daha önce verilen hüküm Yargıtay bozmasında yer almadığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece 10.04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15682 E. 2015/1946 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9274 E. 2012/16322 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tasarımın Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9172 E. 2014/15550 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5807 E. 2013/20795 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3301 E. 2013/19620 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hükümsüzlüğün Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3455 E. 2013/3529 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6630 E. 2015/11092 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/19067 E.  ,  2013/17913 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.06.2012 tarih ve 2010/4-2012/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma poliçesi ile sigortalı bulunan TV tüpü emtiasının taşınmak üzere davalılara tam ve hasarsız olarak teslim edildiğini, ancak içinde TV tüplerinin bulunduğu konteynerin taşındığı tırdan yere düştüğünü, bu olay sonucu toplam 181 adet TV tüpünün kullanılamayacak derecede hasarlandığını, tespit edilen 27.368.155.318 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, bu suretle sigortalının haklarına halef olunduğunu, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, ödenen söz konusu tutarın davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı SDV ... Taşımacılık ve Tic. A.Ş. vekili, müvekkilinin taşımaya konu TV tüpü emtiasını araç sahibi olan diğer davalıya tam ve hasarsız olarak teslim ederek üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, olayda müvekkilinin sorumluluğu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, “Davacının davasının SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulü ile 27.368,15 TL'nin 01/11/2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “Asıl davada davacının davasının kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2001/19759 esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan 7.501,51 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, asıl alacak 7.486,16 TL'ye takipten itibaren % 70'i geçmemek üzere ve değişen oranlar göz önüne alınmak kaydı ile avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, asıl davada alacağın % 40’ı oranındaki 3.000,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davaya ilişkin daha önce verilen hüküm Yargıtay bozmasında yer almadığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.

Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece 10.04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031729100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.