İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/19067 E. 2013/17913 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçimlik hak↗ hmk 297↗ delillerin toplanmaması↗ reeskont faizi↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, “Davacının davasının SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulü ile 27.368,15 TL'nin 01/11/2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “Asıl davada davacının davasının kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2001/19759 esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan 7.501,51 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, asıl alacak 7.486,16 TL'ye takipten itibaren % 70'i geçmemek üzere ve değişen oranlar göz önüne alınmak kaydı ile avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, asıl davada alacağın % 40’ı oranındaki 3.000,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davaya ilişkin daha önce verilen hüküm Yargıtay bozmasında yer almadığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece 10.04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15682 E. 2015/1946 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi talebinin alacaktan bağımsız olarak ileri sürelemeyeceği, davalılar ...hakkında açılan davaların takip edilmediği gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki asıl ve birleşen davaların reddine, diğer davalılar hakkındaki davaların HMK'nın 150/5. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda, “...davacının asıl ve birleşen davasının reddine...” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “...Asıl davada; 1-Davacının 3 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-1 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», 3-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,...
Birleşen davada; 1-Davacının 1 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına»,...” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · avans faizi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
İcra Müdürlüğü'nün 2001/19759 esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan 7.501,51 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, «asıl alacak» 7.486,16 TL'ye takipten itibaren % 70'i geçmemek üzere ve değişen oranlar göz önüne alınmak «kaydı» ile «avans faizi» uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, asıl davada alacağın % 40’ı oranındaki 3.000,60 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davaya ilişkin daha önce verilen hüküm Yargıtay bozmasında yer almadığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına»” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzenine» ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Somut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararın 2 nolu bendinde "Davalı...A.Ş. ile fer'i müdahil ve «borcu üstlenen» ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 11.000,33 TL alacağın davalı...A.Ş. adına borcunu üstlenen ... ile diğer davalılardan 11/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili" şeklinde hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararın 2 nolu bendinin "Davacı tarafından, davalı...A.Ş. ile Fer'i Müdahi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı...A.Ş. ile «borcu üstlenen» ... aleyhinde açılan davanın kısmen kabulü ile 11.000,33 TL'nin 11.11.1999 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı...A.Ş. ile borcu üstlenen ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararın 2 nolu bendinde "Davalı...A.Ş. ile fer'i müdahil ve «borcu üstlenen» ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 11.000,33 TL alacağın davalı...A.Ş. adına borcunu üstlenen ... ile diğer davalılardan 11/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili" şeklinde hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararın 2 nolu bendinin "Davacı tarafından, davalı...A.Ş. ile Fer'i Müdahi …
2- Bozma sebep ve şekline göre de davalı...A.Ş vekilinin ve «borcu üstlenen» ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9274 E. 2012/16322 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK'nun 376. maddesi (HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaSomut olayda ise mahkemece, kısa kararda, hükmedilen manevi tazminatlara faiz uygulanmasına karar verilmediği halde, gerekçeli kararda hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9172 E. 2014/15550 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5807 E. 2013/20795 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» incelendikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, şirket borcu nedeni ile şirket yöneticisi aleyhinde takip yapıldığı, ancak şirket borcundan dolayı davacı aleyhine takip yapmanın mümkün olmadığı, davacının «kötüniyet tazminatına» ilişkin talebi ile ilgili olarak davalının açık bir «kötü niyetinin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı taraf, dava dilekçesinde davalının yaptığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin yanısıra «kötüniyet tazminatının» da tahsilini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda kısa kararda "davanın kabulüne" karar verilmek suretiyle kötüniyet tazminatının da kabulünü kapsayacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak gerekçeli kararın 4 nolu bendinde talep edilen «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3301 E. 2013/19620 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · avans faizi · husumet · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden «seçimlik hak» nedeniyle davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının esas «taşıyıcı» olması nedeniyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, «son» iki bilirkişi raporundaki «kusur» oranları dikkate alınarak, davalının «hasarın» %50'sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 8.675,84 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK'nun 376. maddesi (HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · kusur oranı · ticari faiz · taşıyıcı · kusur · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının esas «taşıyıcı» olması nedeniyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, «son» iki bilirkişi raporundaki «kusur» oranları dikkate alınarak, davalının «hasarın» %50'sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 8.675,84 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, "Davacının davasının kısmen kabulü ile , %50 «kusur oranına» göre davacının sigortalısına ödediği 8.675,84 TL'nin ödeme tarihi olan 06.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine" dendiği, gerekçeli karar da ise " Davacının davasının kısmen kabulü ile 8.675,84 TL'lik taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine" ifadelerinin kullanıldığı görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3455 E. 2013/3529 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda… k gerekmiştir. ...-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297 …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava açmakta «hukuki menfaati» bulunduğu, bir markanın kullanıldığından söz edilebilmesi için 556 Sayılı KHK'nın 14/1. maddesi uyarınca, hükümsüzlüğün talep edildiği tarihten geriye doğru ... ay öncesinden başlamak üzere «son» 5 yıl içerisinde ciddi surette kullanılması gerektiği, markayı kullanmayı «ispat yükünün» davalı marka sahibine ait olduğu, davalının 37(01,09) alt grupta yer alan hizmetler dışında markayı, son 5 yıllık dönem içerisinde ciddi ve etkin şekilde kullandığ …
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava açmakta «hukuki menfaati» bulunduğu, bir markanın kullanıldığından söz edilebilmesi için 556 Sayılı KHK'nın 14/1. maddesi uyarınca, hükümsüzlüğün talep edildiği tarihten geriye doğru ... ay öncesinden başlamak üzere «son» 5 yıl içerisinde ciddi surette kullanılması gerektiği, markayı kullanmayı «ispat yükünün» davalı marka sahibine ait olduğu, davalının 37(01,09) alt grupta yer alan hizmetler dışında markayı, son 5 yıllık dönem içerisinde ciddi ve etkin şekilde kullandığ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6630 E. 2015/11092 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzenine» ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · peşin karar harcı · infaz · tenfiz · yargılama gideri · dosya masrafı
Benzer bu karardaSomut olayda; kısa kararın 1 nolu bendinde «infazda tereddüt» doğuracak şekilde tekil bir ifadeyle hangi «masraf» tespit kararının «tenfiz» edildiği belirtilmeden "dava dilekçesinde bilgileri yazılı yargılama masraf tespitinin onaylı tercümesinin tenfizine" karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkra …
Yine kısa kararın 3 nolu bendinde "Davalı tarafça yapılan temyiz posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz «peşin harcının» isteği halinde bozma ilamında belirtildiği gibi temyiz edene iadesine" karar verilmiş iken, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde "..341,05 TL «yargılama giderinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiği belirtilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/19067 E. , 2013/17913 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.06.2012 tarih ve 2010/4-2012/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma poliçesi ile sigortalı bulunan TV tüpü emtiasının taşınmak üzere davalılara tam ve hasarsız olarak teslim edildiğini, ancak içinde TV tüplerinin bulunduğu konteynerin taşındığı tırdan yere düştüğünü, bu olay sonucu toplam 181 adet TV tüpünün kullanılamayacak derecede hasarlandığını, tespit edilen 27.368.155.318 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, bu suretle sigortalının haklarına halef olunduğunu, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, ödenen söz konusu tutarın davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı SDV ... Taşımacılık ve Tic. A.Ş. vekili, müvekkilinin taşımaya konu TV tüpü emtiasını araç sahibi olan diğer davalıya tam ve hasarsız olarak teslim ederek üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, olayda müvekkilinin sorumluluğu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, “Davacının davasının SDV ... Taşımacılık A.Ş. yönünden kabulü ile 27.368,15 TL'nin 01/11/2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalı yönünden seçimlik hak nedeniyle davanın husumetten reddine,” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “Asıl davada davacının davasının kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2001/19759 esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan 7.501,51 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, asıl alacak 7.486,16 TL'ye takipten itibaren % 70'i geçmemek üzere ve değişen oranlar göz önüne alınmak kaydı ile avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, asıl davada alacağın % 40’ı oranındaki 3.000,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davaya ilişkin daha önce verilen hüküm Yargıtay bozmasında yer almadığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece 10.04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031729100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz