6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Payı bilerek devralan ortağın öngördüğü engele dayalı fesih istemi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3411 E. 2019/4823 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Ortaklar arasında ihtilaf ve güvensizlik bulunmayan, faaliyetine başlayamaması dış (imar) engellerinden kaynaklanan ve bu engellerin aşılması için ortaklarca çaba gösterilen şirket gayri faal sayılmaz; haklı sebeple fesih nedenlerinin varlığını ispat yükü davacı ortaktadır ve bu yük yerine getirilmedikçe fesih istemi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Şirketin haklı sebeple feshi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

İddia: Davacı ortak; diğer ortaklarca kendisinin taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini, ticari defter ve kayıtları inceleyemediğini, şirketin taraf olduğu davadan doğan hak ve alacaklar hakkında bilgilendirilmediğini, şirketin kâr etmediğini ve genel kurulun toplanamadığını ileri sürerek öncelikle şirketin ortaklar arasında bölünmesini, mümkün değilse başka çözüm yollarının uygulanmasını, o da yoksa feshini istemiştir.

Gerekçe: Şirket ortakları arasında herhangi bir ihtilaf ve güvensizlik bulunmamaktadır. Şirketin satın aldığı taşınmazla ilgili olarak imar mevzuatından kaynaklanan sorunlar nedeniyle inşaata başlanamamış olması, bu hukuki sorunların aşılması için ortaklarca gerekli mücadelenin verilmesi karşısında şirketin gayri faal olduğu şeklinde değerlendirilemez. Dinlenen tanık beyanları da dahil olmak üzere dosya kapsamına göre davacı, şirketin haklı sebeple feshini gerektirir nedenlerin varlığını ispatlayamamıştır; ispat yükü altında olan tarafın bu yükü yerine getirememesi istemin reddini gerektirir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Haklı sebeple fesih davasında ispat yükünün davacı ortakta olduğu ve imar kaynaklı dış engellerin şirketi gayri faal saymaya yetmediği yönündeki değerlendirme, Yargıtay'ca onanmakla emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih gayri faal şirket ispat yükü ortaklar arasında güven ilişkisi pay devri

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 636

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/3411 E.  ,  2019/4823 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/12/2017 tarih ve 2017/340 E- 2017/1101 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/04/2018 tarih ve 2018/84 E- 2018/487 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin 4 ortaklı olup, müvekkilinin şirkette % 50 hissesi bulunduğunu, şirketin İstanbul/Bahçelievler Mahallesi, Talatpaşa Caddesi 435 ada 1,19,20,21 nolu, Ali Reşat Paşa Caddesi 435 ada 2, ve Harekat Ordusu Sokak 435 ada 3,4,5,6,7 nolu parsellerin maliki olduğunu, müvekkilinin şirket hisselerini şirketin sahip olduğu taşınmazlar üzerinde inşaat yapılacak olması sebebiyle satın aldığını, ancak konu ile ilgili diğer ortaklar tarafından bir karar alınmadığını, müvekkilinin bu konudaki taleplerinin ise gerekçesiz olarak reddedildiğini, ortaklık ticari defter ve kayıtlarının müvekkilince incelenemediğini, şirketin diğer üç ortak tarafından yönetildiğini, kendisine sürekli menşeini bilmediği evrakların imzalatılmaya çalışıldığını, şirketin Bakırköy 10.

Asliye Hukuk Mahkemesinde Bahçelievler Belediye Başkanlığı aleyhine 2011/191 E. sayılı dosyadan açtığı davada şirketin menfaatin ne ölçüde arttığını veya azaldığını bilmediğini, mahkeme kararı ile ortaklığın kazandığı dava gereği hak ettiği alacak bedelleri ve taşınmazlar konusunda müvekkiline bilgi verilmediği gibi herhangi bir ödeme yapılmadığını, diğer ortakların şirketin kar etme şansının olmadığını, bu güne kadar kar etmediğini, sürekli masraf ve ödemeler yapılması gerektiğini beyan ettiklerini, ortaklık genel kurulunun toplanmadığını ve artık toplanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek öncelikle şirketin ortaklar arasında bölünmesine, bu mümkün değil ise başka çözüm yollarının uygulanmasına, çözüm yolu olmaması halinde şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, şirket adına kayıtlı taşınmazlarla ilgili imar mevzuatından kaynaklanan sorunlar bulunduğunu, ancak söz konusu sorunları çözmek amacıyla gayret sarf edildiğini, şirket ortakları arasında herhangi bir güvensizlik bulunmadığını, TTK 636. maddesinde ön görülen haklı nedenle fesih koşullarının gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.bağlayıcı nitelikte olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece iddia, savunma, tüm dosya kapsamına ve dinlenen tanık beyanlarına göre şirket ortakları arasında herhangi bir ihtilaf ve güvensizliğin söz konusu olmadığı, şirketin satın almış olduğu taşınmazla ilgili imar mevzuatından kaynaklı sorunlar nedeniyle inşaata başlanamadığı, imarla ilgili hukuki sorunların aşılması için ortaklar tarafından gerekli mücadelenin verildiği, işbu hususun şirketin gayri faal olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, davacı tarafın dava konusu şirketin haklı sebeple feshini gerektirir nedenlerin varlığını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, şirket taşınmazlarının imar durumu nedeniyle inşaat faaliyetinin başlayamadığı anlaşılmakta ise de, davacının tüm yaşananlardan sonra 09.05.2016 tarihinde eski ortaklar ... ve ...'nin paylarını devralarak şirkete ortak olduğu, yaşanan hukuki süreci ve taşınmazların imar durumun bilerek payları devraldığı, şirketin kurulduğu tarihten bu yana imar engellerini aşmak üzere çaba gösterildiği, paydaşlığın iktisabından 1 yıl ve tapuların şirket adına iade ve tescili kararından hemen sonra elde ki davanın açılmasının haklı bir talep sayılamayacağı, taşınmazların hukuki durumu ortada iken ortaklık kabul edilerek pay devri yapıldığına göre davacının öngördüğü veya öngörmesi gerektiği bir engeli fesih sebebi olarak ileri sürmesinin çelişkili davranış yasağı kapsamı içerisinde olduğu, imar planı tadilinin iptaline karar verilmesinin bir daha imar planı tadilatı yapılamayacağı anlamına gelmediğinden şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansız hale geldiğinin kabul edilemeyeceği, taraf tanıklarının şirketin feshini gerektirir haklı sebebin mevcut olduğuna dair kanaat verici beyanlarda bulunmadıkları, şirket ortakları arasında güven ve itimatın kalmadığı ve şirketin toplantılarına davacının çağrılmadığı ve defterlerin inceletilmediği iddiasının ispata muhtaç olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25/06/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517339100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/84 E. 2018/487 K.

Pay devri sonrası imar engeli fesih sebebi sayılamaz

Gerekçe özeti

Bir ortağın, taşınmazların imar durumundan kaynaklanan hukuki süreci ve buna bağlı engelleri bilerek pay devralması hâlinde, bu süreci kısa süre sonra haklı fesih sebebi olarak ileri sürmesi çelişkili davranış yasağı kapsamındadır. Ayrıca imar planı tadilatının idare mahkemesince iptal edilmiş olması, şirketin amacının gerçekleşmesinin kalıcı olarak imkansız hale geldiği anlamına gelmez; ileride yeniden plan tadilatı yapılabileceği ihtimali mevcut olduğundan bu husus başlı başına şirketin feshini gerektiren haklı bir sebep oluşturmaz. Ortaklar arasında güvensizlik ve şirketin gayri faal olduğu iddialarının kanaat verici delillerle ispatlanamaması halinde TTK 636/3 uyarınca haklı nedenle fesih koşulları oluşmaz.

Emsal değeri

Şirketteki mevcut hukuki/imar sorunlarını bilerek pay devralan bir ortağın, kısa süre sonra bu sorunları haklı fesih sebebi olarak ileri sürmesinin çelişkili davranış yasağı kapsamında değerlendirilmesi ve imar planı tadilatının iptalinin şirketin amacının kalıcı olarak gerçekleşemeyeceği anlamına gelmeyeceği yönündeki değerlendirme açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: haklı nedenle fesih (TTK 636/3) şirketin amacının gerçekleşme imkansızlığı gayri faal şirket çelişkili davranış yasağı pay devri imar planı tadilatı tapu iptali davası

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/84

KARAR NO 2018/487

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/12/2017

NUMARASI 2017/340 Esas 2017/1101 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %50 oranında hissedarı olduğunu, şirketin 3 ortaklı şirket olup, şirketin Bahçelievler Mahallesi, ... nolu parsellerin maliki olduğunu, şirketin sahip olduğu taşınmazlar üzerinde inşaat yapmak üzere kurulduğunu, ancak imar mevzuatı açısından çıkan sorunlardan dolayı şirketin faaliyetine başlayamadığını, bu bağlamda şirketin gayri faal olduğunu, şirket ortakları arasında güvensizlik meydana geldiğini, bu nedenlerle şirkete öncelikle kayyım atanmasını ve TTK 636.maddesi gereğince haklı nedene dayalı olarak şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, şirket adına kayıtlı taşınmazlarla ilgili imar mevzuatından kaynaklanan sorunlar bulunduğunu, ancak söz konusu sorunları çözmek amacıyla gayret sarf edildiğini, şirket ortakları arasında herhangi bir güvensizlik bulunmadığını, bu bağlamda TTK 636.maddesinde ön görülen haklı nedenle fesih koşullarının gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesi, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ortak tarafından davalı şirket aleyhine TTK 636/3 maddesi gereğince haklı nedene dayalı fesih davası açtığını, duruşmada dinlenen davacı ve davalı tanığının beyanlarına göre şirket ortakları arasında herhangi bir ihtilaf ve güvensizliğin söz konusu olmadığını, şirketin satın almış olduğu taşınmazla ilgili imar mevzuatından kaynaklı sorunlar nedeniyle inşaata başlanamadığını, imarla ilgili hukuki sorunların aşılması için ortaklar tarafından gerekli mücadelenin verildiğini, iş bu hususun şirketin gayri faal olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceğini, bu bağlamda davacı tarafın dava konusu şirketin haklı nedenle feshini gerektirir nedenlerin varlığını ispatlayamadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı şirketin dava konusu taşınmazlar üzerinde inşaat yapmak amacıyla kurulduğunu,amacını gerçekleştirmediğini gayri faal olduğunu, söz konusu taşınmazlarla ilgili bir karar alınmadığını imar durumu ile ilgili sıkıntılar nedeniyle davalar açıldığını, şirketin amacını gerçekleştirmediğinin vergi dairesine verdiği beyanname ve tanık beyanları ile sabit olduğunu, müvekkilinin inşaat yapımı ile ilgili taleplerini ileteceği bir muhatap bulamadığını, davalı şirketin defterlerinin müvekkilinin incelemesinden kaçırıldığını, Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/191 E ve 2016/500 K sayılı dosyası ile ilgili müvekkiline bilgi verilmediğini,müvekkilinin 2017 olağan genel kurul toplantısına çağrılmadığını, şirketin hiçbir faaliyeti olmadığını, gayri faal olduğunu, şirketin fiilen diğer ortaklarca idare edildiğini, şirket ortakları arasında sadakat ve güven kalmadığını belirterek davanın reddine ilişkin kararının kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Uyuşmazlık, şirketin amacının gerçekleşme imkanının kalmadığı ve şirket ortakları arasında güven kalmadığı şirketin gayri faal olduğu organlarının bulunmadığı iddiası ile açılan şirketin feshi istemine ilişkindir.

Şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde inşaat faaliyetlerine başlanamaması ,amacını gerçekleştirme imkanı bulunmadığı davacı tarafça fesih sebebi olarak ileri sürülmekte ise de ;dosyaya sunulan gerekçeli karar örneğinden ;taşınmazların tamamının imar planında okul alanı olarak ayrılması nedeniyle ,bir kısım parsellerin plan tadilatı yapılması için belediye ile bir anlaşmaya varıldığı ,bir kısım taşınmazların belediyeye hibe edildiği ancak plan tadilatının idare mahkemesine açılan dava neticesi iptali üzerine bu kez hibe edilen taşınmazların şirkete iade edilmemesi nedeniyle Bahçelievler Belediyesine karşı 13.4.2011 tarihinde tapu iptali davası açıldığı,davanın şirket lehine sonuçlandığı ve kararın 26.1.2017 kesinleştiği anlaşılmaktadır.Tapu iptali davasından evvel de 2008 yılında plan tadilatına ilişkin idari davanın açıldığı ,bu davanın 2010 yılında sonuçlandığı ,şirket taşınmazlarının imar durumu nedeniyle inşaat faaliyetinin başlayamadığı anlaşılmakta ise de davacı tüm bu yaşananlardan sonra 9.5.2016 tarihinde eski ortaklar...

ve ....'nin paylarını devralarak şirkete ortak olduğu anlaşılmakla ,yaşanan hukuki süreci ve taşınmazların imar durumun bilerek payları devraldığı ,şirketin kurulduğu tarihten bu yana imar engellerini aşmak üzere çaba gösterildiği anlaşıldığından ,paydaşlığın iktisabından 1 yıl ,tapuların şirket adına iade ve tescili kararından hemen sonra elde ki bu davanın açılarak şirketin feshinin talebinin haklı bir talep sayılamayacağı,taşınmazların hukuki durumu ortada iken ortaklık kabul edilerek pay devri yapıldığına göre bu süreci davacınında öngördüğü veya öngörmesi gerektiği bir engeli fesih sebebi olarak ileri sürülmesi çelişkili davranış yasağı kapsamı içerisindedir.İmar planı tadilinin iptaline karar verilmesi ,bir daha imar planı tadilatı yapılamayacağı anlamına gelmediğinden şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği de kabul edilemez.

Duruşmada dinlenen taraf tanıkları da şirketin feshini gerektirir haklı sebebin mevcut olduğuna dair kanaat verici beyanlarda bulunmadıkları ;şirket ortakları arasında güven ve itimatın kalmadığına,şirketin toplantılarına müvekkilinin çağrılmadığı defterlerin inceletilmediği iddiasının ispata muhtaç olduğu göz önüne alındığında Mahkemece TTK 636/3 maddesi gereğince şirketin feshi şartları bulunmadığından davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik bulunmadığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 35,90- TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL istinaf harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.