YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4371 E. 2019/4071 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ infaz↗ husumet yokluğu↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirket aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Kurum aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı ve davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davalı TPMK vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dava, marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesince ve mutlak nedenle reddine ilişkin TPMK YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece kararın gerekçe kısmında ihtilafın 2013/71507 sayılı marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin olduğu zikredildiği halde, 3 ve 4 no'lu hüküm fıkrasında yazılı olan “3-TPMK YİDK'nın 2014-M-12481 sayılı kararının dava konusu mesnet markalardan 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar yönünden açılan davanın REDDİNE, 4-TPMK YİDK'nın 2014-M-12481 sayılı kararının dava konusu mesnet markalardan 2004/29725 ve 2004/29726 sayılı markalar yönünden açılan davanın KABULÜNE, YİDK'nın kararının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve infazda tereddüt oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde infazda tereddüt oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… rarının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve «infazda tereddüt» oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz kararda… rarının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve «infazda tereddüt» oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… rarının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve «infazda tereddüt» oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… rarının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve «infazda tereddüt» oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… rarının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve «infazda tereddüt» oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… rarının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve «infazda tereddüt» oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… rarının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve «infazda tereddüt» oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4371 E. , 2019/4071 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19/10/2015 gün ve 2014/527-2015/224 sayılı kararı bozan Daire'nin 21/06/2017 gün ve 2016/1191-2017/3948 sayılı kararı aleyhinde davalı TPMK vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2013/71507 nolu “4Play Mobile Solutions” ibareli marka başvurusunun TPMK YİDK kararıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer markalar olduğu gerekçesiyle KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca reddedildiğini, redde mesnet gösterilen markalardan 2007/32875 no'lu "4play" ve 2008/62336 no'lu "4play digital workshop şekil" markaların müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının değiştiğini, bu markaların müvekkili şirketin değişen ticaret unvanı ile kayıtlı olduğunu, redde mesnet 2004/29725 no'lu "4play" ve 2004/29726 nolu "four play" markalarının davalı şirkete ait olduğunu ancak farklı sınıfları içerdiğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve marka başvurusunun kapsamındaki tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirket aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Kurum aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı ve davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davalı TPMK vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dava, marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesince ve mutlak nedenle reddine ilişkin TPMK YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2.
maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece kararın gerekçe kısmında ihtilafın 2013/71507 sayılı marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin olduğu zikredildiği halde, 3 ve 4 no'lu hüküm fıkrasında yazılı olan “3-TPMK YİDK'nın 2014-M-12481 sayılı kararının dava konusu mesnet markalardan 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar yönünden açılan davanın REDDİNE, 4-TPMK YİDK'nın 2014-M-12481 sayılı kararının dava konusu mesnet markalardan 2004/29725 ve 2004/29726 sayılı markalar yönünden açılan davanın KABULÜNE, YİDK'nın kararının bu açıdan KISMEN İPTALİNE” denilmek suretiyle sanki 2004/2975, 2004/29726, 2007/32875 ve 2008/62336 sayılı markalar için de açılmış bir dava varmışcasına ve infazda tereddüt oluştururcasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Aynı şekilde, kararda hangi mal ve hizmetler yönünden başvurunun iptal edilmiş olduğu belirtilmediği gibi, iptali istenen TPMK YİDK kararının başvurudan çıkartılan hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğu da açıkça belirtilmeksizin sadece itiraza dayanak markalar bakımından itirazın kabulüne ya da reddine şeklinde infazda tereddüt oluşturur şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu sebeple hükmün taraflar yararına re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle, davalı TPMK'nın KARAR DÜZELTME isteminin KABULÜ ile Dairemizin 21.06.2017 tarihli, 2016/1191 Esas-2017/3948 Karar sayılı bozma ilamının gerekçesinin kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 22/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517254700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz