Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2841 E. 2019/4437 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası↗ sözlü yargılama↗ tahkikat↗ olumsuz oy↗ alacak davası↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ maddi tazminat↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının eylemlerinin davacının tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği, zarar hesabının ürünün satış fiyatı ve sadece davaya konu ürünün kâr marjı dikkate alınarak belirlenmesinin doğru olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kesinleşen kısımlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tasarım hakkına tecavüz nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, tazminat davasını belirsiz alacak davası olarak açmış ve bilirkişi raporu ile de maddi zararı tam ve kesin olarak belirlenmiştir. Zararın belirlenmesinden sonra 29.06.2016 tarihli duruşmada davacı vekili dava değerini arttıracaklarını belirterek bu konuda süre istemiş ise de mahkemece davacının bu talebi hususunda olumlu yada olumsuz bir karar verilmeksizin tahkikat sona erdirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmiştir. Davacıya dava değerini arttırması için gerekli sürenin verilmemesi doğru görülmemiş kararın bu yönüyle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1143 E. 2022/4967 K.
Ortak:tahkikat
İncelediğiniz karardaZararın belirlenmesinden sonra 29.06.2016 tarihli duruşmada davacı vekili dava değerini arttıracaklarını belirterek bu konuda süre istemiş ise de mahkemece davacının bu talebi hususunda olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmeksizin «tahkikat» sona erdirilerek «sözlü yargılama» aşamasına geçilmiştir.
Benzer bu karardaDavacının hangi sözleşme nedeniyle, takip miktarından ne miktar borcu olduğu hususlarında banka kayıtları üzerinde bankacı bilirkişice yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik tahkikatla» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik tahkikat · icra takibinin kesinleşmesi · takibin kesinleşmesi · imza incelemesi · kefil · menfi tespit · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… et ortağı olduğu zamanda, bu şirket ortaklığı zamanında davalı bankadan kredi kullandıkları, davacının ve davalı gerçek kişilerin müşterek ve müteselsilen borçlu ve «kefil» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladıkları, ortaklıklarının bilahare sona erdirildiği, borcun ödenmediği, alacaklı banka tarafından icra takibine başlanıldığı, «takibin kesinleşmesinden» sonra davacının bu davayı açtığı, yapılan «imza incelemesinde» de sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «icra takibinin kesinleşmesi» üzerine açılan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
İcra Müdürlüğü’nün 2009/25282 takip sayılı dosyasında icra takibi yapmış olup davacı 21.07.2006 ve 18.04.2008 tarihli kredi genel sözleşmelerine dayalı olarak «menfi tespit» isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9969 E. 2010/11610 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müspet zarar
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulü ile 17.000,00 TL «müspet zararın» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 20.04.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2841 E. , 2019/4437 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 29/06/2016 tarih ve 2015/467-2016/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2010/787-7.1 sayılı atık ünitesi ürünlerini içeren tasarım tescilinin sahibi olduğunu, davalının davacıya ait tasarımların belirgin biçimde benzeri olan çöp kovası ürünlerini üreterek satışını gerçekleştirdiğini, eylemin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalının eylemlerinin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalının ürettiği ürünlerin davacının tasarımına tecavüz teşkil etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının eylemlerinin davacının tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği, zarar hesabının ürünün satış fiyatı ve sadece davaya konu ürünün kâr marjı dikkate alınarak belirlenmesinin doğru olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kesinleşen kısımlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tasarım hakkına tecavüz nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, tazminat davasını belirsiz alacak davası olarak açmış ve bilirkişi raporu ile de maddi zararı tam ve kesin olarak belirlenmiştir. Zararın belirlenmesinden sonra 29.06.2016 tarihli duruşmada davacı vekili dava değerini arttıracaklarını belirterek bu konuda süre istemiş ise de mahkemece davacının bu talebi hususunda olumlu yada olumsuz bir karar verilmeksizin tahkikat sona erdirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmiştir. Davacıya dava değerini arttırması için gerekli sürenin verilmemesi doğru görülmemiş kararın bu yönüyle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517181600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz