Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/6476 E. 2013/7743 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişiliğin sona ermesi↗ tüzel kişiliğin ihyası↗ ek tasfiye işlemleri↗ şirketin tasfiyesi↗ kambiyo senedi↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava kambiyo senedine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda, dava tarihinde davalı şirketin tasfiyesinin tamamlanarak sicilden terkin olunduğu anlaşılmakla birlikte, tüzel kişiliğin sona ermesi için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin kaydının kaldırılması ile tüzel kişiliğin ihyası yoluna gidileceği Dairemizin yerleşik uygulaması ile de benimsenmiştir (22.05.2012 gün, 2011/8407-8523 E.K., ....2012 gün, 2012/6975-16055 E.K.). Buna göre, uyuşmazlık konusu alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, sicilden terkin işleminin ticaret siciline kaydı ve ilanı da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle mahkemece, davacı vekiline davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına yönelik dava açmak üzere süre verilmesi ve oluşacak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekirken, doğrudan davalı şirkete husumet yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6975 E. 2012/16055 K.
Ortak:tüzel kişiliğin sona ermesi · tüzel kişiliğin ihyası · ek tasfiye işlemleri · şirketin tasfiyesi · sicilden terkin · ihya · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut olayda, dava tarihinde davalı «şirketin tasfiyesinin» tamamlanarak «sicilden terkin» olunduğu anlaşılmakla birlikte, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde «tasfiye» işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin «kaydının» kaldırılması ile «tüzel kişiliğin ihyası» yoluna gidileceği Dairemizin yerleşik uygulaması ile de benimsenmiştir (22.05.2012 gün, 2011/8407-8523 E.K., ....2012 gün, 2012/6975-16055 E.K.).
Buna göre, «uyuşmazlık konusu» alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, «sicilden terkin» işleminin «ticaret siciline» «kaydı» ve «ilanı» da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle mahkemece, davacı vekiline davalı şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasına yönelik dava açmak üzere süre verilmesi ve oluşacak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekirken, doğrudan davalı şirkete «husumet» yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vek …
Benzer bu karardaSomut olayda, dava tarihinde davalıların «tasfiye memuru» ile müdürü ve aynı zamanda ortağı oldukları dava dışı «şirketin tasfiyesinin» tamamlanarak «sicilden terkin» olunduğu anlaşılmakla birlikte, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin «kaydının» kaldırılması ile «tüzel kişiliğin ihyası» yoluna gidileceği Yargıtay uygulaması ile de benimsenmiştir.
Buna göre, «uyuşmazlık konusu» alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından sözedilemeyeceğinden, «sicilden terkin» işleminin «ticaret siciline» «kaydı» ve «ilanı» da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle dava dışı şirketten alacağı olduğunu iddia eden davacının öncelikle, anılan şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasını talep ederek bu şirket aleyhine dava açması gerekirken doğrudan davalılara «husumet» yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yemin · tasfiye memuru · limited şirket · temsil
Benzer bu kararda… kadar tasfiyeye edilen şirkete ait bilgisayar çıktılarına göre borcun ödenmiş olduğu görülmekte ise de ödemeye dair makbuz veya belgenin sunulamadığı, davacı şirket «temsilcisinin», davaya konu alacağın davalılar tarafından ödenmediği ve bu miktar alacaklı bulunduğuna dair «yemin» ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 13.893.70 TL'nin 13.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen …
Dava, «limited şirket» «tasfiye memurlarının» ve müdürlerinin sorumluluğundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava tarihinde davalıların «tasfiye memuru» ile müdürü ve aynı zamanda ortağı oldukları dava dışı «şirketin tasfiyesinin» tamamlanarak «sicilden terkin» olunduğu anlaşılmakla birlikte, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin «kaydının» kaldırılması ile «tüzel kişiliğin ihyası» yoluna gidileceği Yargıtay uygulaması ile de benimsenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/6476 E. , 2013/7743 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/.../2011 tarih ve 2010/240-2011/977 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, davalı şirketçe müvekkiline olan borcuna karşılık verilen 01.08.2010 vade tarihli, ....062.00 TL bedelli senedin ödenmediğini ileri sürerek, ....062,00 TL alacağın 01.08.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada, davalı ... tarafından müvekkiline olan borcuna karşılık verilen 01.07.2011 vade tarihli, 48.950,00 TL bedelli senedin ödenmediğini ileri sürerek, 48.950,00 TL alacağın 01.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu senetlerin zamanaşımına uğradığını ve dava dışı ... tarafından icra takibine konu edildiğini, davalı şirketin münfesih bir şirket olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunmalar ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı ...’nın 661/1. maddesi hükmüne göre davaya dayanak senetlerin zamanaşımına uğradığı, her ne kadar davacı vekilince daha sonra senetlere değil yanlar arasındaki temel ilişkiye dayandıklarını belirtilmişse de, yanlar arasındaki temel akdi ilişkinin ne olduğunu açıklamadığı ve davalılar vekilince bu beyanlara iddiaların genişletilmesi niteliğinde olduğundan bahisle muvafakat edilmediği, ayrıca davacı vekilince delil olarak sadece senetlere dayandığına ilişkin beyanı nedeniyle yemin deliline dayanılmadığının mahkemece kabul edildiği, bunun yanında davalı şirketin tasfiyesinin tamamlanıp, ticaret sicilinden silinmesine karar verilerek bu kararın ilan edildiği, fesholunmuş şirketin tüzel kişiliği bulunmadığından aleyhine dava açılmasının mümkün olmadığı, davaya husumetin dava şartı olması nedeniyle öncelikle değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu davaya ilişkin kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
...- Asıl davaya gelince, dava kambiyo senedine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda, dava tarihinde davalı şirketin tasfiyesinin tamamlanarak sicilden terkin olunduğu anlaşılmakla birlikte, tüzel kişiliğin sona ermesi için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin kaydının kaldırılması ile tüzel kişiliğin ihyası yoluna gidileceği Dairemizin yerleşik uygulaması ile de benimsenmiştir (22.05.2012 gün, 2011/8407-8523 E.K., ....2012 gün, 2012/6975-16055 E.K.).
Buna göre, uyuşmazlık konusu alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, sicilden terkin işleminin ticaret siciline kaydı ve ilanı da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle mahkemece, davacı vekiline davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına yönelik dava açmak üzere süre verilmesi ve oluşacak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekirken, doğrudan davalı şirkete husumet yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada verilen hükmün ONANMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508931300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz