Tüzel kişiliğin sona ermesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/6975 E. 2012/16055 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişiliğin sona ermesi↗ tüzel kişiliğin ihyası↗ ek tasfiye işlemleri↗ şirketin tasfiyesi↗ yemin↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, TTK'nın 224., 555/5. ve 556. maddeleri de dikkate alınarak, her ne kadar tasfiyeye edilen şirkete ait bilgisayar çıktılarına göre borcun ödenmiş olduğu görülmekte ise de ödemeye dair makbuz veya belgenin sunulamadığı, davacı şirket temsilcisinin, davaya konu alacağın davalılar tarafından ödenmediği ve bu miktar alacaklı bulunduğuna dair yemin ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 13.893.70 TL'nin 13.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket tasfiye memurlarının ve müdürlerinin sorumluluğundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava tarihinde davalıların tasfiye memuru ile müdürü ve aynı zamanda ortağı oldukları dava dışı şirketin tasfiyesinin tamamlanarak sicilden terkin olunduğu anlaşılmakla birlikte, tüzel kişiliğin sona ermesi için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin kaydının kaldırılması ile tüzel kişiliğin ihyası yoluna gidileceği Yargıtay uygulaması ile de benimsenmiştir. Buna göre, uyuşmazlık konusu alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından sözedilemeyeceğinden, sicilden terkin işleminin ticaret siciline kaydı ve ilanı da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle dava dışı şirketten alacağı olduğunu iddia eden davacının öncelikle, anılan şirketin tüzel kişiliğinin ihyasını talep ederek bu şirket aleyhine dava açması gerekirken doğrudan davalılara husumet yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6476 E. 2013/7743 K.
Ortak:tüzel kişiliğin sona ermesi · tüzel kişiliğin ihyası · ek tasfiye işlemleri · şirketin tasfiyesi · sicilden terkin · ihya · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut olayda, dava tarihinde davalıların «tasfiye memuru» ile müdürü ve aynı zamanda ortağı oldukları dava dışı «şirketin tasfiyesinin» tamamlanarak «sicilden terkin» olunduğu anlaşılmakla birlikte, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin «kaydının» kaldırılması ile «tüzel kişiliğin ihyası» yoluna gidileceği Yargıtay uygulaması ile de benimsenmiştir.
Buna göre, «uyuşmazlık konusu» alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından sözedilemeyeceğinden, «sicilden terkin» işleminin «ticaret siciline» «kaydı» ve «ilanı» da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle dava dışı şirketten alacağı olduğunu iddia eden davacının öncelikle, anılan şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasını talep ederek bu şirket aleyhine dava açması gerekirken doğrudan davalılara «husumet» yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, dava tarihinde davalı «şirketin tasfiyesinin» tamamlanarak «sicilden terkin» olunduğu anlaşılmakla birlikte, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde «tasfiye» işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin «kaydının» kaldırılması ile «tüzel kişiliğin ihyası» yoluna gidileceği Dairemizin yerleşik uygulaması ile de benimsenmiştir (22.05.2012 gün, 2011/8407-8523 E.K., ....2012 gün, 2012/6975-16055 E.K.).
Buna göre, «uyuşmazlık konusu» alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, «sicilden terkin» işleminin «ticaret siciline» «kaydı» ve «ilanı» da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle mahkemece, davacı vekiline davalı şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasına yönelik dava açmak üzere süre verilmesi ve oluşacak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekirken, doğrudan davalı şirkete «husumet» yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vek …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senedi
Benzer bu karardadava «kambiyo senedine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3656 E. 2014/9879 K.
Ortak:tüzel kişiliğin sona ermesi · ihya · tasfiye memuru · tüzel kişilik · ek tasfiye · ilan
İncelediğiniz karardaSomut olayda, dava tarihinde davalıların «tasfiye memuru» ile müdürü ve aynı zamanda ortağı oldukları dava dışı «şirketin tasfiyesinin» tamamlanarak «sicilden terkin» olunduğu anlaşılmakla birlikte, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin «kaydının» kaldırılması ile «tüzel kişiliğin ihyası» yoluna gidileceği Yargıtay uygulaması ile de benimsenmiştir.
Dava, «limited şirket» «tasfiye memurlarının» ve müdürlerinin sorumluluğundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Buna göre, «uyuşmazlık konusu» alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından sözedilemeyeceğinden, «sicilden terkin» işleminin «ticaret siciline» «kaydı» ve «ilanı» da hukuki sonuç doğurmaz.
Benzer bu kararda2-Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince mahkemece, «ihya» («yeniden tescil») isteminin kabulüne karar verilmesi halinde, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı olarak sadece, şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamış, bu husus 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439/2. m …
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «tüzel kişiliğin sona ermesi» için «tasfiye» işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması gerektiği, tasfiye işlemi gereği gibi tamamlanmamış veya tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · emredici hüküm · olumsuz oy · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2-Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince mahkemece, «ihya» («yeniden tescil») isteminin kabulüne karar verilmesi halinde, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı olarak sadece, şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamış, bu husus 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439/2. m …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/6975 E. , 2012/16055 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2011 tarih ve 2009/486-2011/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'ın tasfiye edilerek tüzel kişiliği sona eren M.N.M İnş. Taah. Tur. Tic. Ltd. Şti'nin son müdürü, diğer davalı ...'ın ise aynı şirketin tasfiye memuru ve her ikisinin de aynı zamanda anılan şirketin ortakları olduğunu, müvekkili şirketin, yaptığı dış cephe kaplama işi nedeniyle düzenlediği 19.01.2007 tarihli, 156.281,28 TL bedelli faturadan dolayı belirtilen şirketten 13.893,70 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13.893,70 TL alacağın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan TTK'nın tasfiyeye ilişkin hükümlerine aykırı hareket etmiş olmaları nedeniyle müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., herhangi bir borçlarının olmadığını, tasfiyenin ilanından sonra herhangi bir alacaklının çıkmadığını, ayıplı imalatlardan dolayı mal sahiplerinden geç ödemeler alınmasına rağmen kendi imkanları ile ödemelerin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, TTK'nın 224., 555/5. ve 556. maddeleri de dikkate alınarak, her ne kadar tasfiyeye edilen şirkete ait bilgisayar çıktılarına göre borcun ödenmiş olduğu görülmekte ise de ödemeye dair makbuz veya belgenin sunulamadığı, davacı şirket temsilcisinin, davaya konu alacağın davalılar tarafından ödenmediği ve bu miktar alacaklı bulunduğuna dair yemin ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 13.893.70 TL'nin 13.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket tasfiye memurlarının ve müdürlerinin sorumluluğundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava tarihinde davalıların tasfiye memuru ile müdürü ve aynı zamanda ortağı oldukları dava dışı şirketin tasfiyesinin tamamlanarak sicilden terkin olunduğu anlaşılmakla birlikte, tüzel kişiliğin sona ermesi için tüm alacakların tahsil edilmiş, borçların da ödenmiş olması ve bu şekilde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, bu tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, bu hallerde terkin kaydının kaldırılması ile tüzel kişiliğin ihyası yoluna gidileceği Yargıtay uygulaması ile de benimsenmiştir. Buna göre, uyuşmazlık konusu alacağın varlığının kanıtlanması halinde tasfiyenin tamamlandığından sözedilemeyeceğinden, sicilden terkin işleminin ticaret siciline kaydı ve ilanı da hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle dava dışı şirketten alacağı olduğunu iddia eden davacının öncelikle, anılan şirketin tüzel kişiliğinin ihyasını talep ederek bu şirket aleyhine dava açması gerekirken doğrudan davalılara husumet yöneltilmek suretiyle açılan bu davanın görüşülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA,ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 12.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064011000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz