Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4119 E. 2019/2904 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rayiç değer↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ mahsup↗ kefil↗ kâr dağıtımı↗ haciz↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan taşınmazların icra satış tarihleri itibariyle toplam 3.249,33 TL alacaklı olduğu, davalı banka davaya konu 175 parselin satışı suretiyle alacağını alma imkanına sahip bulunduğundan bu parselin satışını istemesinde herhangi bir hukuka aykırılığın ya da yanlışlığın bulunmadığı, ancak davalı bankanın satış tarihi itibariyle olan alacağını 175 parselin satışı ile tahsil etmesi mümkün iken aynı zamanda 176 parselin de satışını istemekle hukuka aykırı davrandığından davacı yanın 176 parselin satışından kaynaklı zararından sorumlu olduğu, zarar miktarının 362.219,89 TL hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 362.219,89 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, takibe konu borcun ödenmesine rağmen davalı alacaklının icra takibine devam etmek suretiyle haciz edilen taşınmazların haksız yere satışını yaptırdığı ve böylelikle borçlu davacıyı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı nezdinde birleştirilen Toprakbank A.Ş. tarafından dava dışı firmaya kredi kullandırılmış, kredi borcunun ödenmemesi sonucu başlatılan takipte bu kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olan davacıya ait iki ayrı taşınmaz haczedilerek bu taşınmazların icra kanalıyla satışı yapılmış, dava dışı firmaya ihalesi gerçekleşmiştir. Kural olarak, davalı tarafın takibe koymuş olduğu alacağı tamamen ödenmedikçe, başka bir anlatımla bir kısım alacağı kaldığı sürece takibe devam etmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Ancak, davalının takibe konulan alacağının tamamen ödenmesine rağmen taşınmazların satışını istemesi veya tek bir taşınmazın satışının bakiye alacağı karşılayacağı açıkken her ikisinin satışının talep edilmesi halinde, taşınmazların veya tek taşınmazın icra kanalıyla satışından dolayı davacının uğrayacağı zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Dairemiz bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporlarıyla taşınmazların satışı tarihi itibariyle davalı bankanın davacıdan toplam 3.249,33 TL alacaklı olduğu, yani davalı tarafın takibe koyduğu alacağının tamamen ödenmediği tespit edilmiştir.
Davacıya ait ve satışı gerçekleştirilen taşınmazlar üzerinde davalı bankadan önce T. İş Bankası A.Ş. lehine 40.000,00 TL için birinci derecede ipotek tesis edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 874. maddesi uyarınca “Rehinli taşınmazın satış bedeli, alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır.” Dolayısıyla, taşınmazlar üzerindeki önceki sıradaki ipotek alacaklısının alacağının karşılanıp karşılanmadığının, ipoteğin devam edip etmediğinin tespiti gerekmektedir.
Davalı banka vekilince, dava konusu taşınmazların satışından gelen paradan banka tarafından tahsil edilen bir tutarın olmadığı, davacı borcuna bir mahsup yapılmadığı, banka alacağının devam ettiği savunulduğuna göre, taşınmaz satım bedellerinden birinci sıradaki ipotek alacaklısına ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti, ikinci sıradaki ipotek alacaklısı davalıya varsa kalan miktarların hesaplanması, dolayısıyla tüm ipotek kayıtları araştırılarak davalının alacağının kapatılıp kapatılmadığı, ya da ne kadar kısmının kapatıldığının belirlenmesi, böylece bakiye borcun varlığı tespit edildiğinden, kalan alacağın tek bir taşınmazın satış bedeli ile karşılanıp karşılanamayacağının, yani ikinci taşınmazın satışını istemede davalının kusurlu olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Taşınmazların satışından elde edilen tutarlar davacı borcuna mahsup edilmiş veya davacıya ödemişse davacının iddia ettiği böyle bir zararının ancak taşınmazların satışı tarihi itibariyle doğduğunun kabulü gerekir. Bu zarar da hacizli taşınmazların üzerindeki ipotek gibi diğer takyidatlar da dikkate alınarak icra kanalıyla satışı yapıldığı tarih itibariyle piyasa rayiç bedelleri ile icrada satış bedelleri arasındaki farka göre belirlenecektir. Taşınmazların rayiç değerleri belirlenirken de satış tarihindeki dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerdeki benzer yüzölçümlü taşınmaz satışları da nazara alınmalı, taşınmazların imar planındaki konumu, değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre üstün ve eksik yönlerinin tespiti gerekmektedir.
Bu suretle, mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerindeki birinci derecede yer alan ipoteğin devam edip etmediğinin, taşınmazların satış bedelinden birinci derecedeki ipotek alacaklısının alacağının karşılanıp karşılanmadığının, davalının taşınmazların satışından alabileceği bedelin olup olmadığının araştırılarak, davalı tarafça davacının iki taşınmazının hacziyle satılışında kusurunun bulunup bulunmadığının, yani davalı alacağının karşılanması için ikinci taşınmazın da satışının gerekip gerekmediğinin belirlenmesi, davacıya ait bir taşınmazın satışı suretiyle borcun karşılanabileceğinin tespiti halinde, ikinci taşınmazın satılmasında davalının kusurlu olduğunun kabulü ile taşınmazın icrada satış tarihi itibariyle kaydındaki ipotekler ve diğer takyidatlar da dikkate alınarak yukarıda açıklandığı gibi piyasa rayiç değerinin tespiti, icra satış bedeliyle bir farkın olması halinde davacı zararının buna göre tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7920 E. 2013/15866 K.
Ortak:rayiç değer · müteselsil kefil · ipotek · mahsup · kefil · haciz · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz kararda… u suretle, mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerindeki birinci derecede yer alan ipoteğin devam edip etmediğinin, taşınmazların satış bedelinden birinci derecedeki «ipotek» alacaklısının alacağının karşılanıp karşılanmadığının, davalının taşınmazların satışından alabileceği bedelin olup olmadığının araştırılarak, davalı tarafça davacının iki taşınmazının hacziyle satılışında kusurunun bulunup bulunmadığının, yani davalı alacağının karşılanması için ikinci taşınmazın da satışının gerekip gerekmediğinin belirlenmesi, davacıya ait bir taşınmazın satışı suretiyle borcun karşılanabileceğinin tespiti halinde, ikinci taşınmazın satılmasında davalının kusurlu olduğunun kabulü ile taşınmazın icrada satış tarihi itibariyle kaydındaki ipotekler ve diğer takyidatlar da dikkate alınarak yukarıda açıklandığı gibi piyasa «rayiç değerinin» tespiti, icra satış bedeliyle bir farkın olması halinde davacı zararının buna göre tespit edilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Davalı nezdinde birleştirilen Toprakbank A.Ş. tarafından dava dışı firmaya kredi kullandırılmış, kredi borcunun ödenmemesi sonucu başlatılan takipte bu kredinin müşterek borçlusu ve «müteselsil kefili» olan davacıya ait iki ayrı taşınmaz haczedilerek bu taşınmazların icra kanalıyla satışı yapılmış, dava dışı firmaya ihalesi gerçekleşmiştir.
Davalı banka vekilince, dava konusu taşınmazların satışından gelen paradan banka tarafından tahsil edilen bir tutarın olmadığı, davacı borcuna bir «mahsup» yapılmadığı, banka alacağının devam ettiği savunulduğuna göre, taşınmaz satım bedellerinden birinci sıradaki «ipotek» alacaklısına ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti, ikinci sıradaki ipotek alacaklısı davalıya varsa kalan miktarların hesaplanması, dolayısıyla tüm ipotek kayıtlar …
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davalı vekilinin raporlara yönelik esaslı itirazları da dikkate alınıp, davalının icra takibine koymuş olduğu alacağının «haciz» koydurduğu davacıya ait taşınmazların satışı tarihi itibariyle tamamen ödenip ödenmediğinin açıklığa kavuşturulması, hiçbir borcunun kalmadığı takdirde her iki taşınmazın, bakiye borcun varlığı tespit edilmesi halinde, kalan alacağının tek bir taşınmazın satış bedeli ile karşılanacağının sabit olması halinde ikinci taşınmazının satışını istemede kusurlu olduğunun kabulü ile taşınmazların veya tek taşınmazın icrada satış tarihi itibariyle kaydındaki «ipotekler» ve diğer takyidatlar da dikkate alınarak piyasa «rayiç değerinin» belirlenerek icra satış bedeliyle bir farkının olup olmadığının belirlenmesi, farkın olması halinde davacı zararının buna göre tespit edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeler ve «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Davalı nezdinde birleştirilen Toprakbank A.Ş.'nin dava dışı firmaya kredi kullandırdığı, davacının bu kredinin müşterek borçlusu ve «müteselsil kefili» bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi sonucu davalı tarafın takip başlattığı, anılan takibin itirazsız kesinleştiği, davacıya ait iki ayrı taşınmazın haczedildiği, bu taşınmazların icra kanalıyla satışının yapıldığı, dava dışı firmaya ihalesinin gerçekleştiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
2-Dava, takibe konu borcun ödenmesine rağmen davalı alacaklının icra takibine devam etmek suretiyle «haciz» edilen taşınmazların haksız yere satışını yaptırdığı ve böylelikle borçlu davacıyı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · menfi tespit davası · tespit davası · uyuşmazlık konusu · dosya masrafı · menfi tespit · kusur
Benzer bu kararda… rkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazların takip sonucu 06.04.2000 tarihinde yapılan ihaleyle 42.000 TL'ye satıldığı, takiple ilgili olarak 12.04.2001 tarihinde «menfi tespit davası» açıldığı, yapılan yargılama sonucunda takibe konu banka alacağının 1.623.106.250 TL (Eski Türk Lirası) tutarındaki takip ve icra «masrafları» dışında kredi borçlusunun alacaklı Toprakbank A.Ş.'ye borcunun bulunmadığının tespitine karar verildiği, bu kararın onanarak kesinleştiği, takip sırasında ve dava konusu taşınmazların satışı öncesinde kredi borcuna yönelik ödemeler yapıldığı, borcu ödemesi iradesini gösterdiği, bankanın kredi borcunun tasfiyesine rağmen taşınmazların satışını istemekle kusurlu olduğu, davacının kredi borcunu ödemesi sonrasında icra takibini takip etmesi zorunluluğu bulunmadığı, bilirkişilerin davacının «müterafik kusuru» bulunduğu yönündeki görüşüne itibar edilmediği, taşınmazların dava tarihi itibariyle değerinin belirlendiği, bu miktar itibariyle davacı zararının doğduğu gerekçes …
Davalı nezdinde birleştirilen Toprakbank A.Ş.'nin dava dışı firmaya kredi kullandırdığı, davacının bu kredinin müşterek borçlusu ve «müteselsil kefili» bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi sonucu davalı tarafın takip başlattığı, anılan takibin itirazsız kesinleştiği, davacıya ait iki ayrı taşınmazın haczedildiği, bu taşınmazların icra kanalıyla satışının yapıldığı, dava dışı firmaya ihalesinin gerçekleştiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Ayrıca, kredi borçlusunun sonradan açtığı «menfi tespit» davasında borcun varlığı dava tarihine göre tespit edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4119 E. , 2019/2904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16/02/2017 tarih ve 2014/1047-2017/94 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 09/04/019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Ahmet Yazıcı ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Toprakbank A.Ş.'nin, dava dışı kredi borçlusu ve aralarında müvekkilinin de bulunduğu kefiller aleyhine kredi borcunun tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, takibin kesinleşmesi üzerine borcun kredi kullandıran banka şubesine ödendiğini, durumun takip dosyasına bildirilmemesi ve takibe devam edilmesi sonucu müvekkilinin iki ayrı taşınmazının ihale yoluyla satıldığını, kredi kullandıran bankanın bu krediden dolayı alacağının kalmadığına dair yazı vermesine rağmen takibi devam ettirdiğini, müvekkilinin takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti amacıyla açtığı davanın kabul edildiğini, kararın kesinleştiğini, usulsüz ve haksız icra takibi sonucu taşınmazın icra kanalıyla satılarak müvekkili mal varlığından çıktığını, anılan bankanın davalıyla birleştirildiğini, müvekkili zararının doğduğunu ileri sürerek, 1.000.000 TL maddi zararın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet düşmediğini, dava dışı kredi kullandıran Toprakbank A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulduğunu, bir çok alacağının temlik alındığını, anılan kredinin de temlik edildiğini, takipte ve menfi tespit davasında TMSF'nin taraf olduğunu, esasen işlemler bittikten sonra müvekkili banka nezdinde birleştirildiğini, TMSF'ye dava açılmasının gerektiğini, menfi tespit dosyasının 2004 yılında karara çıktığını, 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, bakiye kredi borcunun olduğunu, davacının kusuru ile taşınmazlarının satıldığını, sonraki ipotekler ve dava dışı Toprakbank A.Ş.'nin diğer alacakları dikkate alındığında taşınmazların satılacağının kesin olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan taşınmazların icra satış tarihleri itibariyle toplam 3.249,33 TL alacaklı olduğu, davalı banka davaya konu 175 parselin satışı suretiyle alacağını alma imkanına sahip bulunduğundan bu parselin satışını istemesinde herhangi bir hukuka aykırılığın ya da yanlışlığın bulunmadığı, ancak davalı bankanın satış tarihi itibariyle olan alacağını 175 parselin satışı ile tahsil etmesi mümkün iken aynı zamanda 176 parselin de satışını istemekle hukuka aykırı davrandığından davacı yanın 176 parselin satışından kaynaklı zararından sorumlu olduğu, zarar miktarının 362.219,89 TL hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 362.219,89 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, takibe konu borcun ödenmesine rağmen davalı alacaklının icra takibine devam etmek suretiyle haciz edilen taşınmazların haksız yere satışını yaptırdığı ve böylelikle borçlu davacıyı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı nezdinde birleştirilen Toprakbank A.Ş. tarafından dava dışı firmaya kredi kullandırılmış, kredi borcunun ödenmemesi sonucu başlatılan takipte bu kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olan davacıya ait iki ayrı taşınmaz haczedilerek bu taşınmazların icra kanalıyla satışı yapılmış, dava dışı firmaya ihalesi gerçekleşmiştir. Kural olarak, davalı tarafın takibe koymuş olduğu alacağı tamamen ödenmedikçe, başka bir anlatımla bir kısım alacağı kaldığı sürece takibe devam etmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Ancak, davalının takibe konulan alacağının tamamen ödenmesine rağmen taşınmazların satışını istemesi veya tek bir taşınmazın satışının bakiye alacağı karşılayacağı açıkken her ikisinin satışının talep edilmesi halinde, taşınmazların veya tek taşınmazın icra kanalıyla satışından dolayı davacının uğrayacağı zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dairemiz bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporlarıyla taşınmazların satışı tarihi itibariyle davalı bankanın davacıdan toplam 3.249,33 TL alacaklı olduğu, yani davalı tarafın takibe koyduğu alacağının tamamen ödenmediği tespit edilmiştir.
Davacıya ait ve satışı gerçekleştirilen taşınmazlar üzerinde davalı bankadan önce T. İş Bankası A.Ş. lehine 40.000,00 TL için birinci derecede ipotek tesis edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 874. maddesi uyarınca “Rehinli taşınmazın satış bedeli, alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır.” Dolayısıyla, taşınmazlar üzerindeki önceki sıradaki ipotek alacaklısının alacağının karşılanıp karşılanmadığının, ipoteğin devam edip etmediğinin tespiti gerekmektedir.
Davalı banka vekilince, dava konusu taşınmazların satışından gelen paradan banka tarafından tahsil edilen bir tutarın olmadığı, davacı borcuna bir mahsup yapılmadığı, banka alacağının devam ettiği savunulduğuna göre, taşınmaz satım bedellerinden birinci sıradaki ipotek alacaklısına ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti, ikinci sıradaki ipotek alacaklısı davalıya varsa kalan miktarların hesaplanması, dolayısıyla tüm ipotek kayıtları araştırılarak davalının alacağının kapatılıp kapatılmadığı, ya da ne kadar kısmının kapatıldığının belirlenmesi, böylece bakiye borcun varlığı tespit edildiğinden, kalan alacağın tek bir taşınmazın satış bedeli ile karşılanıp karşılanamayacağının, yani ikinci taşınmazın satışını istemede davalının kusurlu olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Taşınmazların satışından elde edilen tutarlar davacı borcuna mahsup edilmiş veya davacıya ödemişse davacının iddia ettiği böyle bir zararının ancak taşınmazların satışı tarihi itibariyle doğduğunun kabulü gerekir. Bu zarar da hacizli taşınmazların üzerindeki ipotek gibi diğer takyidatlar da dikkate alınarak icra kanalıyla satışı yapıldığı tarih itibariyle piyasa rayiç bedelleri ile icrada satış bedelleri arasındaki farka göre belirlenecektir. Taşınmazların rayiç değerleri belirlenirken de satış tarihindeki dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerdeki benzer yüzölçümlü taşınmaz satışları da nazara alınmalı, taşınmazların imar planındaki konumu, değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre üstün ve eksik yönlerinin tespiti gerekmektedir.
Bu suretle, mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerindeki birinci derecede yer alan ipoteğin devam edip etmediğinin, taşınmazların satış bedelinden birinci derecedeki ipotek alacaklısının alacağının karşılanıp karşılanmadığının, davalının taşınmazların satışından alabileceği bedelin olup olmadığının araştırılarak, davalı tarafça davacının iki taşınmazının hacziyle satılışında kusurunun bulunup bulunmadığının, yani davalı alacağının karşılanması için ikinci taşınmazın da satışının gerekip gerekmediğinin belirlenmesi, davacıya ait bir taşınmazın satışı suretiyle borcun karşılanabileceğinin tespiti halinde, ikinci taşınmazın satılmasında davalının kusurlu olduğunun kabulü ile taşınmazın icrada satış tarihi itibariyle kaydındaki ipotekler ve diğer takyidatlar da dikkate alınarak yukarıda açıklandığı gibi piyasa rayiç değerinin tespiti, icra satış bedeliyle bir farkın olması halinde davacı zararının buna göre tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile yekdiğerine verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508897900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz