Ttk 408/2-b
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1708 E. 2019/3948 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 408/2-b↗ yönetim kurulu üyeliği↗ esas sözleşme↗ pay sahipliği↗ istifa↗ olağanüstü genel kurul↗ sözleşmeye aykırılık↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ ilan↗ dava sebebi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı şirket tarafından yapılan 29/05/2014 tarihli genel kurul toplantısında, davacının yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırıldığı, boşalan yönetim kurul üyeliğine genel kurulca atama yapılmadığı, 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile...'in yönetim kurulu üyeliğine atandığı, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliği istifa, ölüm, kanuni şartları kaybetmesi vb sebeplere dayanmadığı, TTK 408/2-b bendi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi genel kurulun devredilmez görev ve yetkileri arasında olduğu, TTK 363/1.b maddesi gereğince alınan yönetim kurulu kararını aynı yasanın 408/1.2(b) bendine açıkça aykırılık teşkil ettiği, davalı şirketin esas sözleşmesinin 11.maddesine göre, yönetim kurulu üyeliğinin 11 adedinin A grubu pay sahipleri tarafından gösterilen adaylar arasından seçileceği, boşalan yönetim kurulu üyeliğine seçilen...'in A grubu pay sahipleri tarafından gösterilmediği, böylece üye seçimi kararının şirket ana sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği, diğer pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüyle 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararının 5.nolu bendinin batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirketin 17/01/2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu’nda yönetim kurulu üye sayısı 16’ya yükseltilmiş ve ana sözleşmenin 11. maddesi değiştirilerek, yönetim kurulunun 11 üyesinin A grubu hissedarların, 3 üyesinin B grubu hissedarların ve 2 üyesinin de G grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından seçileceği kararlaştırılmıştır. Aynı tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda, ana sözleşmenin bu şekilde değiştirilmesiyle birlikte davacı ... da, A grubu hissedarların gösterdiği aday olarak 16. yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiştir. Davacı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na uygun olarak temsilcisini belirleyerek davalıya bildirmiş ve temsilcinin tescil ve ilanını davalı şirketten istemiştir. Davalının davacının bildirdiği temsilciyi tescil ve ilan etmemesi üzerine, davacı ... 17. Noterliğinin 301/01/2014 tarih ve 03479 yevmiye no’lu ihtarnamesini davalıya göndermiş ve istemini yinelemiştir. Davacı şirketin 29/05/2014 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda davacı ...’nın yönetim kurulu üyeliğinden alınmasına karar verilmiş ve bunun akabinde davalı şirketin 03/06/2014 tarihli Yönetim Kurulu Toplantısı’nda alınan ve işbu davada batıl olduğunun tespiti istenen kararla da, mevcut yönetim kurulu üyeleri, boşalan yönetim kurulu üyeliğine İTO tarafından aday gösterilen Fahrettim Ertemel’i seçmişlerdir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 364/1. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Aynı Kanunun 363/1. maddesine göre ise “334 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması hâlinde selefinin süresini tamamlar. “Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri devam ederken üyelerden birinin genel kurul kararıyla görevden alınması ve yerine de yenisinin seçilmemesi üzerine, yönetim kurulu, Türk Ticaret Kanununun 363/1 maddesine uygun olarak boşalan üyenin yerine farklı birini seçmiş ve ilk genel kurulun onayına sunmuş olup 07/04/2015 tarihli genel kurul kararıyla da bu seçim onaylanmıştır. Bu durumda davaya konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmayıp kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret sicil memuru kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1024 E. 2024/4620 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · esas sözleşme · olağanüstü genel kurul · sözleşmeye aykırılık · yönetim kurulu kararı · ilan · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirket tarafından yapılan 29/05/2014 tarihli genel kurul toplantısında, davacının «yönetim kurulu üyeliğinin» sonlandırıldığı, boşalan yönetim kurul üyeliğine genel kurulca atama yapılmadığı, 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile...'in yönetim kurulu üyeliğine atandığı, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliği «istifa», ölüm, kanuni şartları kaybetmesi vb sebeplere dayanmadığı, TTK 408/2-b bendi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi genel kurulun devredilmez görev ve yetkileri arasında olduğu, TTK 363/1.b maddesi gereğince alınan yönetim kurulu kararını aynı yasanın 408/1.2(b) bendine açıkça aykırılık teşkil ettiği, davalı şirketin «esas sözleşmesinin» 11.maddesine göre, yönetim kurulu üyeliğinin 11 adedinin A grubu «pay sahipleri» tarafından gösterilen adaylar arasından seçileceği, boşalan yönetim kurulu üyeliğine seçilen...'in A grubu pay sahipleri tarafından gösterilmediği, böylece üye seçimi kararının şirket ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil ettiği, diğer pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüyle 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararının 5.nolu bendinin batıl olduğ …
Davacı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na uygun olarak «temsilcisini» belirleyerek davalıya bildirmiş ve temsilcinin tescil ve «ilanını» davalı şirketten istemiştir.
Davalının davacının bildirdiği «temsilciyi» tescil ve «ilan» etmemesi üzerine, davacı ...
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'un aktif dava «ehliyeti» bulunmadığını, «usulden reddi» gerektiğini, müvekkilinin tescil ve «ilan» işleminin hukuka uygun olduğunu, bu durumun ekte sunulan yargıtay kararları ile de desteklendiğini, yerel mahkemece her ne kadar 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin dolaşılmak suretiyle üye seçimi yapıldığı yönündeki yorum ile karar verilmiş ise de iş bu husus ve değerlendirme esasa ilişkin olup sicil müdürlüklerinin mahkeme gibi yargılama yapamayacağını ve tescili istenen hususların esasına girerek inceleme yapamayacağını, müvekkilinin herhangi hukuka aykırı bir eylem ve işlemi olmadığını, tescili yapılan 20.01.2020 tarihli 2020/2 sayılı «yönetim kurulu» kararının şirket «esas sözleşmesine» ve kanuna uygun olarak tescil ve ilan edildiğini, boşalan «yönetim kurulu üyeliğine» seçilen kişinin boşalan grubu «temsil» ettiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
A.Ş.'nin ana sözleşmesine göre yönetim kurulunda A, B ve C grubu hisselerin «temsil» edileceği belirtildiği halde 20.01.2020 tarihli 2020/2 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile bu sözleşme hükmüne de aykırı karar alındığı, itiraz olunan bu yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesine ve şirket ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil ettiğinden Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ç bendi gereğince davalının tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun «emredici» hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise kararın şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı hususlarını denetleyerek tescil ve «ilan» yapması gerekirken yasaya ve şirket ana sözleşmesine aykırı olarak alınmış bir yönetim kurulu kararının tescil ve ilan edilmiş olması nedeniyle davacı tarafın itir …
… myiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: dava konusu tescil işleminin yersiz ve eksik evraka dayalı verildiğini, tescil işleminde .....Şirketinin «yönetim kurulu üyeliğinin» sona erdiği hukuka aykırı olarak davalı tarafından tescil ve «ilan» edildiğine göre müvekkili şirketin davalının işlemine karşı itiraz etme hakkının diğer bir ifade ile ilgilisi sıfatının bulunmadığı kabulünün dayanağı olmadığını, dava konusu tescil işleminin müvekkili şirketin ana sözleşmesinden kaynaklanan yönetim kurulunda «temsil» edilme hakkını ortadan kaldırılarak engellendiğini, müvekkillerinin haklarının «olumsuz» anlamda etkilendiğini, «ilgili sıfatının» olayın özelliklerine, hukuki duruma göre değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilgili sıfatı · aktif husumet yokluğu · aktif husumet ehliyeti · emredici hüküm · aktif husumet · husumet ehliyeti · olumsuz oy · husumet yokluğu
Benzer bu karardaPazarlama AŞ'nin «yönetim kurulu» üyesi olmamaları sebebiyle) “ilgilisi” sıfatını taşımadığı, o halde mahkemece davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmak sureti ile davanın «aktif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
… myiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: dava konusu tescil işleminin yersiz ve eksik evraka dayalı verildiğini, tescil işleminde .....Şirketinin «yönetim kurulu üyeliğinin» sona erdiği hukuka aykırı olarak davalı tarafından tescil ve «ilan» edildiğine göre müvekkili şirketin davalının işlemine karşı itiraz etme hakkının diğer bir ifade ile ilgilisi sıfatının bulunmadığı kabulünün dayanağı olmadığını, dava konusu tescil işleminin müvekkili şirketin ana sözleşmesinden kaynaklanan yönetim kurulunda «temsil» edilme hakkını ortadan kaldırılarak engellendiğini, müvekkillerinin haklarının «olumsuz» anlamda etkilendiğini, «ilgili sıfatının» olayın özelliklerine, hukuki duruma göre değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
A.Ş.'nin ana sözleşmesine göre yönetim kurulunda A, B ve C grubu hisselerin «temsil» edileceği belirtildiği halde 20.01.2020 tarihli 2020/2 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile bu sözleşme hükmüne de aykırı karar alındığı, itiraz olunan bu yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesine ve şirket ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil ettiğinden Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ç bendi gereğince davalının tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun «emredici» hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise kararın şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı hususlarını denetleyerek tescil ve «ilan» yapması gerekirken yasaya ve şirket ana sözleşmesine aykırı olarak alınmış bir yönetim kurulu kararının tescil ve ilan edilmiş olması nedeniyle davacı tarafın itir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16375 E. 2012/20142 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirket tarafından yapılan 29/05/2014 tarihli genel kurul toplantısında, davacının «yönetim kurulu üyeliğinin» sonlandırıldığı, boşalan yönetim kurul üyeliğine genel kurulca atama yapılmadığı, 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile...'in yönetim kurulu üyeliğine atandığı, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliği «istifa», ölüm, kanuni şartları kaybetmesi vb sebeplere dayanmadığı, TTK 408/2-b bendi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi genel kurulun devredilmez görev ve yetkileri arasında olduğu, TTK 363/1.b maddesi gereğince alınan yönetim kurulu kararını aynı yasanın 408/1.2(b) bendine açıkça aykırılık teşkil ettiği, davalı şirketin «esas sözleşmesinin» 11.maddesine göre, yönetim kurulu üyeliğinin 11 adedinin A grubu «pay sahipleri» tarafından gösterilen adaylar arasından seçileceği, boşalan yönetim kurulu üyeliğine seçilen...'in A grubu pay sahipleri tarafından gösterilmediği, böylece üye seçimi kararının şirket ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil ettiği, diğer pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüyle 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararının 5.nolu bendinin batıl olduğ …
Davacı şirketin 29/05/2014 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda davacı ...’nın «yönetim kurulu üyeliğinden» alınmasına karar verilmiş ve bunun akabinde davalı şirketin 03/06/2014 tarihli Yönetim Kurulu Toplantısı’nda alınan ve işbu davada batıl olduğunun tespiti istenen kararla da, mevcut yönetim kurulu üyeleri, boşalan yönetim kurulu üyeliğine İTO tarafından aday gösterilen Fahrettim Ertemel’i seçmişlerdir.
Aynı Kanunun 363/1. maddesine göre ise “334 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, «yönetim kurulu», kanuni şartları haiz birini, geçici olarak «yönetim kurulu üyeliğine» seçip ilk genel kurulun onayına sunar.
Benzer bu kararda… yarınca yönetim kurulunun oluşumunda açıklanan şekilde bir imtiyaz tanınmış olmaktadır.Somut olayda, 19.06.2009 tarihli genel kurul toplantısında beş kişiden oluşan «yönetim kurulu» seçilmiş ancak davacının gösterdiği adayın genel kurulda olmaması ve aday olduğunu gösteren noter onaylı bir belgenin de bulunmaması nedeniyle yönetim kuruluna seçimi yapılmamıştır.Şirket anasözleşmesinin anılan maddesi yönetim kurulunun oluşumunda davacıya imtiyaz sağlamakta olup, bunun kullanılmasını herhangi bir koşula bağlamadığı gibi Türk Ticaret Kanunu’nda da «yönetim kurulu üyeliğine» aday olan kişinin genel kurulda bulunması veya noter onaylı bir belge sunması gerektiği yönünde bir hüküm mevcut değildir.Bu durumda, anasözleşme hükmü uyarınca yö …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin genel kurul toplantısı için toplantıya davet kararı almaya yönetim kurulunun yetkili olduğu, «özel denetçi» seçiminin tamamen genel kurulun takdirinde bulunduğu, «yönetim kurulu» ve denetçi seçimi ile TTK’nun 334 ve 335. maddeleri uyarınca yönetim kuruluna «yetki» verilmesinin bilançonun görüşülmesine bağlı olmadığı, bilançonun ertelendiği genel kurulda yönetim kurulu ve denetçi seçilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunmadığı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · yetki
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin genel kurul toplantısı için toplantıya davet kararı almaya yönetim kurulunun yetkili olduğu, «özel denetçi» seçiminin tamamen genel kurulun takdirinde bulunduğu, «yönetim kurulu» ve denetçi seçimi ile TTK’nun 334 ve 335. maddeleri uyarınca yönetim kuruluna «yetki» verilmesinin bilançonun görüşülmesine bağlı olmadığı, bilançonun ertelendiği genel kurulda yönetim kurulu ve denetçi seçilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunmadığı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1708 E. , 2019/3948 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/07/2017 tarih ve 2014/630 E.-2017/690 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/02/2018 tarih ve 2017/808-2018/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 29/05/2014 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden alınmasına karar alındığını, aynı toplantıda yönetim kurulu üyesi seçimi yapılmadığını, daha sonra yapılan yönetim kurulunda ise... isimli kişinin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına dair yönetim kurulu kararı alındığını,bu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek ilgili yönetim kurulu kararının TTK 391/d bendine göre batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alınan kararın hukuka aykırı olmadığını ve TTK 391.maddesine uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirket tarafından yapılan 29/05/2014 tarihli genel kurul toplantısında, davacının yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırıldığı, boşalan yönetim kurul üyeliğine genel kurulca atama yapılmadığı, 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile...'in yönetim kurulu üyeliğine atandığı, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliği istifa, ölüm, kanuni şartları kaybetmesi vb sebeplere dayanmadığı, TTK 408/2-b bendi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi genel kurulun devredilmez görev ve yetkileri arasında olduğu, TTK 363/1.b maddesi gereğince alınan yönetim kurulu kararını aynı yasanın 408/1.2(b) bendine açıkça aykırılık teşkil ettiği, davalı şirketin esas sözleşmesinin 11.maddesine göre, yönetim kurulu üyeliğinin 11 adedinin A grubu pay sahipleri tarafından gösterilen adaylar arasından seçileceği, boşalan yönetim kurulu üyeliğine seçilen...'in A grubu pay sahipleri tarafından gösterilmediği, böylece üye seçimi kararının şirket ana sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği, diğer pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüyle 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararının 5.nolu bendinin batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirketin 17/01/2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu’nda yönetim kurulu üye sayısı 16’ya yükseltilmiş ve ana sözleşmenin 11. maddesi değiştirilerek, yönetim kurulunun 11 üyesinin A grubu hissedarların, 3 üyesinin B grubu hissedarların ve 2 üyesinin de G grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından seçileceği kararlaştırılmıştır. Aynı tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda, ana sözleşmenin bu şekilde değiştirilmesiyle birlikte davacı ... da, A grubu hissedarların gösterdiği aday olarak 16. yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiştir. Davacı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na uygun olarak temsilcisini belirleyerek davalıya bildirmiş ve temsilcinin tescil ve ilanını davalı şirketten istemiştir.
Davalının davacının bildirdiği temsilciyi tescil ve ilan etmemesi üzerine, davacı ...
17. Noterliğinin 301/01/2014 tarih ve 03479 yevmiye no’lu ihtarnamesini davalıya göndermiş ve istemini yinelemiştir. Davacı şirketin 29/05/2014 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda davacı ...’nın yönetim kurulu üyeliğinden alınmasına karar verilmiş ve bunun akabinde davalı şirketin 03/06/2014 tarihli Yönetim Kurulu Toplantısı’nda alınan ve işbu davada batıl olduğunun tespiti istenen kararla da, mevcut yönetim kurulu üyeleri, boşalan yönetim kurulu üyeliğine İTO tarafından aday gösterilen Fahrettim Ertemel’i seçmişlerdir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 364/1. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Aynı Kanunun 363/1. maddesine göre ise “334 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması hâlinde selefinin süresini tamamlar. “Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri devam ederken üyelerden birinin genel kurul kararıyla görevden alınması ve yerine de yenisinin seçilmemesi üzerine, yönetim kurulu, Türk Ticaret Kanununun 363/1 maddesine uygun olarak boşalan üyenin yerine farklı birini seçmiş ve ilk genel kurulun onayına sunmuş olup 07/04/2015 tarihli genel kurul kararıyla da bu seçim onaylanmıştır.
Bu durumda davaya konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmayıp kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508738800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz