Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/858 E. 2019/3417 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıklı borç yükleyen sözleşme↗ seçimlik haklar↗ borcun ifası↗ borçlunun temerrüdü↗ hisse devri sözleşmesi↗ hisse devri↗ cezai şart↗ hisse devir sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ ifa↗ tbk 99↗ ihtar↗ ihtarname↗ cy/cy kaydı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 29.06.2013 tarihinde Ortaklık Ayrılık Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmede hisselerin devri konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde 100.000 USD cezai şarta ilişkin hüküm bulunduğunu, ancak tarafların imzalamış oldukları sözleşme ile hisselerini devredeceği şirkete ait borçlarını sözleşme tarihinden sonra ödediği, taraflar arasındaki imzalanan hisse devrine ilişkin sözleşmenin yürürlüğe girmediği, karşılıklı edimlerin yerine getirilmediğinden davacının sözleşme uyarınca cezai şart talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; taraflar arasında akdedilen Sıryapı ve Lonca şirketlerindeki hisselerin karşılıklı olarak devrine ilişkin imzalanan sözleşmenin 1. maddesine göre tarafların hisse devirlerini sözleşme tarihi 29.06.2013'ten itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi konusunda anlaştıkları, ancak davacının davalıya hitaben çekmiş olduğu ilk noter ihtarname tarihinin 19.08.2013 ikinci noter ihtarnamesinin 08.01.2014 tarihi olduğu, buna göre tarafların sözleşme tarihinden itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak hisselerini devrettiklerine ilişkin bir kayda rastlanmadığı gibi davacı tarafından aynı süre içinde davalıyı hisse devri konusunda temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtar, belge yada herhangi bir delile rastlanmadığı, bu tarihten sonra sözleşmenin hisse devrine ilişkin hükmünün uygulanma imkanı da bulunmadığı, ayrıca sözleşmenin 3.1 maddesindeki ödeme tablosunda belirtilen 201.737-USD tutarındaki ödeme yükümlülüğünün hisse devrinin gerçekleşmesinden sonra ifası gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmü ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun ifa edilmesi için süre verebileceğini açıkça düzenlemiş olup, diğer taraf, temerrüde düşen tarafa verdiği uygun süre içinde ifa yerine getirilmediği takdirde, 125. maddedeki seçimlik hakları kullanabilir. 123. maddede öngörülen uygun süreyi temerrüde düşen borçluya vermeyen taraf, TBK 125. maddede öngörülen seçimlik hakları kullanamayacaktır. TBK 124. maddede ise, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar tadadi olarak sayılmış olup, temerrüde düşmüş borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa veya borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa veya borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, diğer taraf temerrüde düşen tarafa süre vermesine gerek olmaksızın, doğrudan, TBK 125. ve devamı maddelerdeki seçimlik hakları kullanabilir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen sözleşme olmasına, 6098 sayılı TBK'nın 124. maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen durumlardan hiç birinin bulunmamasına ve davacının davalıya gönderdiği 19.08.2013 tarihli ihtarnamenin, 6098 sayılı TBK'nın 123. maddesi uyarınca verilmesi gereken uygun süreyi içerdiğinin anlaşılmasına göre, mahkemece, davacı talebinin 6098 sayılı TBK'nın 125 ve 179. maddeleri uyarınca uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, karar aleyhine davacı vekili istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararının, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4477 E. 2023/4363 K.
Ortak:karşılıklı borç yükleyen sözleşme · seçimlik haklar · hisse devri · cezai şart · istinaf incelemesi · ifa · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; taraflar arasında akdedilen Sıryapı ve Lonca şirketlerindeki hisselerin karşılıklı olarak devrine ilişkin imzalanan sözleşmenin 1. maddesine göre tarafların «hisse devirlerini sözleşme» tarihi 29.06.2013'ten itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi konusunda anlaştıkları, ancak davacının davalıya hitaben çekmiş olduğu ilk noter «ihtarname» tarihinin 19.08.2013 ikinci noter ihtarnamesinin 08.01.2014 tarihi olduğu, buna göre tarafların sözleşme tarihinden itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak hisselerini devrettiklerine ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı gibi davacı tarafından aynı süre içinde davalıyı «hisse devri» konusunda «temerrüde» düşürdüğüne ilişkin «ihtar», belge yada herhangi bir delile rastlanmadığı, bu tarihten sonra sözleşmenin hisse devrine ilişkin hükmünün uygulanma imkanı da bulunmadığı, ayrıca sözleşmenin 3.1 …
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri «temerrüde» düştüğü takdirde diğeri, borcun «ifa» edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmü ile «karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde» taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun ifa edilmesi için süre verebileceğini açıkça düzenlemiş olup, diğer taraf, temerrüde düşen tarafa verdiği uygun süre içinde ifa yerine getirilmediği takdirde, 125. maddedeki «seçimlik hakları» kullanabilir.
… 29.06.2013 tarihinde Ortaklık Ayrılık Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmede hisselerin devri konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde 100.000 USD «cezai şarta» ilişkin hüküm bulunduğunu, ancak tarafların imzalamış oldukları sözleşme ile hisselerini devredeceği şirkete ait borçlarını sözleşme tarihinden sonra ödediği, taraflar arasındaki imzalanan «hisse devrine» ilişkin sözleşmenin yürürlüğe girmediği, karşılıklı edimlerin yerine getirilmediğinden davacının sözleşme uyarınca cezai şart talep edemeyeceği gerekçesi ile davan …
Benzer bu karardaDairemizin 06.05.2019 tarih, 2018/858 E. ve 2019/3417 K. sayılı kararı ile "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 123 üncü maddesine göre, «karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde» taraflardan biri «temerrüde» düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun «ifa» edilmesi için diğer tarafa uygun bir süre vereceği, verilen bu süre içerisinde ifanın yerine getirilmemesi halinde ise aynı Kanun'un 125 inci maddesindeki «seçimlik hakların» kullanılabileceği, ancak aynı Kanun'un 124 üncü maddesinde tadadi olarak sayılan hallerde seçimlik hakların kullanılabilmesi için süre verilmesine gerek bulunmadığı, somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen haller söz konusu olmasa da davacı tarafından davalıya gönderilen 19.08.2013 tarihli «ihtarnamenin», aynı Kanun'un 123 üncü maddesi uyarınca verilmesi gereken uygun süreyi içerdiği, bu hale göre, davacının iş bu davaya konu talebinin 6098 sayılı Kanun'un 125 inci …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin «karşılıklı borç yükleyen sözleşme» olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen 19.08.2013 tarihli «ihtarnamenin» 6098 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi uyarınca verilmesi gereken uygun süreyi içerdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin «cezai şart» başlığını «taşıyan» 4 üncü maddesine göre, taraflardan herhangi birisinin yükümlülüklerini uygun ve gerekli olduğu şekilde yerine getirmemesi halinde ilgili tarafın diğer tarafın ilk yazılı bildirimi üzerine talepte bulunan tarafa 100.000,00 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırıldığı, tüm bu açıklamalarla Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının cezai şart talep edebileceğinin kabulü gerektiği, davalı yanca, «cezai şartın tenkisi» talep edilmiş ise de toplanan delillerden, davalının birden çok taşınmazı ve beş ayrı şirkette ortaklığı bulunduğunun anlaşıldığı, ortaklığı bulunan şirketlerden sadece üçündeki sermeye «payının» toplam 99.323.003,75 TL olduğu, bu hale göre sözleşmeyle öngörülen cezai şartın davalının iktisadi mahvına sebep olacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozmadan sonraki yargılama sürecinin, sadece davacı tarafından talep edilen «cezai şartın» müvekkili şirketin ekonomik olarak mahvına neden olup olmayacağı hususuna indirgendiğini, oysa uyuşmazlığın öncelikle davacının cezai şart talebinin hukuki olup olmadığı bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu edilen cezai şart hükmünün yer aldığı sözleşmenin her iki tarafa borç yükleyen ve asli edim yükümlülükleri içeren bir sözleşme olduğunu, cezai şartın talep edilebilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir asıl borç ilişkisinin olması gerektiğini, müvekkilinin sözleşmeyi davacı tarafın kendisine yapılan tüm çağrılara ve ihtarlara rağmen sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle feshettiğini, sözleşmenin müvekkili açısından herhangi bir geçerliliğinin ve bağlayıcılığının kalmadığını, bu hususu davacıya da bildirdiğini, sözleşmenin ayakta kalması ve hüküm ifade edebilmesinin her iki tarafça asli edim yükümlülüklerinin yerine getirilmesine bağlı olduğunu, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu düşünülse dahi, davacının cezai şart talep edebilmesi için öncelikle kendi edimini yerine getirmiş olması gerektiğini, davacının, sözleşme gereği asli edimi niteliğinde olan «hisse devrini» gerçekleştirmediğini, bu hususun dosya kapsamında toplanan delillerle sabit olduğunu, hal böyle iken, sözleşme gereği edim yükümlülüğünü «ifa» etmeyen tarafın, diğer tarafın ifasını talep etmesinin ve cezai şart talebinde bulunmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Mahkeme kararlarının da bu doğrul …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · mutabakat · cari hesap · hisse senedi · kazanılmış hak · kâr payı · taşıyan
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin «karşılıklı borç yükleyen sözleşme» olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen 19.08.2013 tarihli «ihtarnamenin» 6098 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi uyarınca verilmesi gereken uygun süreyi içerdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin «cezai şart» başlığını «taşıyan» 4 üncü maddesine göre, taraflardan herhangi birisinin yükümlülüklerini uygun ve gerekli olduğu şekilde yerine getirmemesi halinde ilgili tarafın diğer tarafın ilk yazılı bildirimi üzerine talepte bulunan tarafa 100.000,00 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırıldığı, tüm bu açıklamalarla Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının cezai şart talep edebileceğinin kabulü gerektiği, davalı yanca, «cezai şartın tenkisi» talep edilmiş ise de toplanan delillerden, davalının birden çok taşınmazı ve beş ayrı şirkette ortaklığı bulunduğunun anlaşıldığı, ortaklığı bulunan şirketlerden sadece üçündeki sermeye «payının» toplam 99.323.003,75 TL olduğu, bu hale göre sözleşmeyle öngörülen cezai şartın davalının iktisadi mahvına sebep olacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın …
… Ş.'deki hisselerinin tümünü davalıya, davalının da Sıryapı...A.Ş.'deki hisselerinin tamamını müvekkiline devredeceğinin kararlaştırıldığını, zikredilen sözleşmeyle, «mutabakatın» sağlandığı tarihe kadarki dönem için ortaklığın ortaklar tarafından finanse edilmesinden kaynaklı «cari hesaplar» ve ortakların birbirleri arasındaki alacak-borç rakamları üzerinde mutabakata varıldığını, davalı tarafından en geç 31.12.2013 tarihine kadar müvekkiline 201.737, 00 USD tutarındaki meblağın ödenmesi hususunda da anlaşıldığını, sözleşmenin 4 üncü maddesiyle yükümlülüklerini yerine getirmeyen tarafın diğer tarafa 100.000,00 USD «cezai şart» ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözlü ve yazılı hatırlatmalara rağmen, düzenlenen belgeleri imzalamaktan ve sözleşmeden belirtilen ödemeleri yapmaktan …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların Lonca Kuyumculuk...A.Ş. ve Sıryapı...A.Ş. isimli şirketlerin ortağı olduğunu, taraflar arasında 29.06.2013 tarihinde akdedilen "Ortaklık Ayrılık Sözlemesi" uyarınca, «hisse senedi» takası yapılması hususunda anlaşmaya varılıp bu kapsamda, müvekkilinin Lonca..
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5383 E. 2015/12683 K.
Ortak:borcun ifası · borçlunun temerrüdü · ifa · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz karardaTBK 124. maddede ise, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar tadadi olarak sayılmış olup, «temerrüde» düşmüş borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa veya «borçlunun temerrüdü» sonucunda «borcun ifası» alacaklı için yararsız kalmışsa veya borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, diğer taraf temerrüde düşen tarafa süre vermesine gerek olmaksızın, doğrudan, TBK 125. ve devamı maddelerdeki «seçimlik hakları» kullanabilir.
Hukuk Dairesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; taraflar arasında akdedilen Sıryapı ve Lonca şirketlerindeki hisselerin karşılıklı olarak devrine ilişkin imzalanan sözleşmenin 1. maddesine göre tarafların «hisse devirlerini sözleşme» tarihi 29.06.2013'ten itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi konusunda anlaştıkları, ancak davacının davalıya hitaben çekmiş olduğu ilk noter «ihtarname» tarihinin 19.08.2013 ikinci noter ihtarnamesinin 08.01.2014 tarihi olduğu, buna göre tarafların sözleşme tarihinden itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak hisselerini devrettiklerine ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı gibi davacı tarafından aynı süre içinde davalıyı «hisse devri» konusunda «temerrüde» düşürdüğüne ilişkin «ihtar», belge yada herhangi bir delile rastlanmadığı, bu tarihten sonra sözleşmenin hisse devrine ilişkin hükmünün uygulanma imkanı da bulunmadığı, ayrıca sözleşmenin 3.1 …
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri «temerrüde» düştüğü takdirde diğeri, borcun «ifa» edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmü ile «karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde» taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun ifa edilmesi için süre verebileceğini açıkça düzenlemiş olup, diğer taraf, temerrüde düşen tarafa verdiği uygun süre içinde ifa yerine getirilmediği takdirde, 125. maddedeki «seçimlik hakları» kullanabilir.
Benzer bu karardaTBK'nın 124. maddesi uyarınca borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, «borçlunun temerrüdü» sonucunda «borcun ifası» alacaklı için yararsız kalmışsa, borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa temerrüde düşen borçluya edimini «ifa» için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır.
TBK'nın 125. maddesi uyarınca «temerrüde» düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu «ifa» etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman «borcun ifasını» ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve «gecikme tazminatı» isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
TBK'nın 126. maddesi uyarınca ifasına başlanmış «sürekli edimli sözleşmelerde», «borçlunun temerrüdü» hâlinde alacaklı, «ifa» ve «gecikme tazminatı» isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sürekli edimli sözleşme · borçlu temerrüdü · gecikme tazminatı · tedarik sözleşmesi · eksik araştırma · kısmi ödeme · ödeme emri tebliği · haksız fesih
Benzer bu karardaTBK'nın 126. maddesi uyarınca ifasına başlanmış «sürekli edimli sözleşmelerde», «borçlunun temerrüdü» hâlinde alacaklı, «ifa» ve «gecikme tazminatı» isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.
… esi uyarınca haklı nedenlerle sözleşmenin feshedildiği belirtilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede davacı lehine bu yönde hüküm bulunmadığı, davacı tarafından «fatura» bedelinin ödenmesi hususunda davalıya «ihtarname» tebliğ edilmediği, davacının «sözleşmeyi feshinin» «haksız fesih» olduğu, bu durumda sözleşme uyarınca 90 günlük ödeme süresinin esas alınmasının gerektiği, bu çerçevede alacağa dayanak yapılan her iki faturanın «muaccel» olmadan takibe konulduğu, ilk faturanın takipten sonra davadan önce ödendiği, toplam fatura tutarının 48.656,71 TL davalı tarafından takip ve dava sonrasında yapıl …
Taraflar arasındaki sözleşmelerde davacının («tedarikçinin) sözleşmeleri» hangi sebeplerle feshedeceğine ilişkin açık bir düzenleme yer almamaktadır.
TBK'nın 117. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla «temerrüde» düşer, ancak borcun «ifa» edileceği gün, birlikte belirlenmiş ise «vadenin» gerçekleştiği tarihte «borçlu temerrüde» düşmüş olur.
-
İtirazın iptali | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6440 E. 2023/982 K.
Ortak:karşılıklı borç yükleyen sözleşme · borcun ifası · borçlunun temerrüdü · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · temerrüt
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; taraflar arasında akdedilen Sıryapı ve Lonca şirketlerindeki hisselerin karşılıklı olarak devrine ilişkin imzalanan sözleşmenin 1. maddesine göre tarafların «hisse devirlerini sözleşme» tarihi 29.06.2013'ten itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi konusunda anlaştıkları, ancak davacının davalıya hitaben çekmiş olduğu ilk noter «ihtarname» tarihinin 19.08.2013 ikinci noter ihtarnamesinin 08.01.2014 tarihi olduğu, buna göre tarafların sözleşme tarihinden itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak hisselerini devrettiklerine ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı gibi davacı tarafından aynı süre içinde davalıyı «hisse devri» konusunda «temerrüde» düşürdüğüne ilişkin «ihtar», belge yada herhangi bir delile rastlanmadığı, bu tarihten sonra sözleşmenin hisse devrine ilişkin hükmünün uygulanma imkanı da bulunmadığı, ayrıca sözleşmenin 3.1 …
TBK 124. maddede ise, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar tadadi olarak sayılmış olup, «temerrüde» düşmüş borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa veya «borçlunun temerrüdü» sonucunda «borcun ifası» alacaklı için yararsız kalmışsa veya borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, diğer taraf temerrüde düşen tarafa süre vermesine gerek olmaksızın, doğrudan, TBK 125. ve devamı maddelerdeki «seçimlik hakları» kullanabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri «temerrüde» düştüğü takdirde diğeri, borcun «ifa» edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmü ile «karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde» taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun ifa edilmesi için süre verebileceğini açıkça düzenlemiş olup, diğer taraf, temerrüde düşen tarafa verdiği uygun süre içinde ifa yerine getirilmediği takdirde, 125. maddedeki «seçimlik hakları» kullanabilir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin «karşılıklı borç yükleyen sözleşme» olmasına ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 124 üncü maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen durumlardan hiç birinin bulunmamasına göre davacının davalıya edimini yerine getirmesi için süre vermeden «borcun ifasını» istemesi mümkün olmayıp davacı tarafından «yemin» delinin hatırlatılmaması «istinaf sebebi» de yapılmadığından Mahkemece davalıya edimini yerine getirmesi için süre verdiğini ispat edemeyen davacının davasının reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru ise de sözleşmenin «geçersizliği» gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, zira «hisse devri» söz konusu olan şirketin türü ve mahiyeti belirlenmediğinden, sözleşmede noter «tasdikinin» bulunmasının «geçerlilik şartı» olarak kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi k …
… vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin red kararının haklı bir gerekçesi ve yasal dayanağının bulunmadığını, davaya konu sözleşmede hissesinin devredileceği «taahhüt» edilen şirketin yabancı bir şirket olduğunu, şirketin kuruluş yeri Tiflis olup işlemlerini icra ettiği yerin Türkiye olduğunu, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri esas alınarak şirket «hisse devrinin» noterde yazılı bir şekilde yapılması gerektiğine dayanılarak red kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, yine Mahkemece taraflar arasında «yapılan protokolün» «hisse devir sözleşmesi» olduğu kabul edilse dahi protokole esas şirketin yabancı menşeli olması ve hangi ülke hukukunun uygulanacağı noktasında bir değerlendirme yapılmadan davanın redded …
… nin ise yabancı ülkede kurulmuş olan şirketteki hissesini devretmeyi kabul ettiğini, davalı tarafın edimini yerine getirmekten kaçındığını, edimini yerine getirmeme «sebebini» de önce davacının hisselerinin devredilmesi gerektiği şeklinde belirttiğini, davalının edimini bilerek ve isteyerek kötü niyetli bir şekilde yerine getirmediğini, Mahkeme gerekçesinde davacı müvekkilin süre vermesi gerektiği belirtilmiş ise de davalının cevap dilekçesinde ve yargılamanın hiçbir aşamasında bu hususa ilişkin bir savunma ve delil sunmadığını, davalının dayanmadığı bir delilin Mahkemece resen dikkate alınmasının hukuki bir izahı bulunmadığını, davalının cevap dilekçesinde süre verilmesi gerektiğini değil davacının hissesini devretmediği için borcun ödenmediğini belirttiğini, dolayısıyla «temerrüde» bilerek ve isteyerek düştüğünün açık olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinde "Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa" denilerek süre verilmesinin gerekmediği hallerin ayrıntılı olarak sıralandığını, davalının icra takibine karşı itiraz dilekçesi, işbu davadaki cevap dilekçesi ve duruşmalarda verdiği beyanlar incelendiğinde 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi gereği süre verilmesinin etkisiz olacağının açıkça anlaşıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince bu husus dikkate alınmadan karar verildiğini, sözleşmede borcun ne zaman ödeneceğine ilişkin «kesin» tarih olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararına dayanak göstermiş olduğu «borçlunun temerrüde» düşürülmesi şartının aranmaması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · yapılandırma protokolü · istinaf sebebi · pay devri · tasdik kararı · yemin · sebepsiz zenginleşme · protokol
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin «karşılıklı borç yükleyen sözleşme» olmasına ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 124 üncü maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen durumlardan hiç birinin bulunmamasına göre davacının davalıya edimini yerine getirmesi için süre vermeden «borcun ifasını» istemesi mümkün olmayıp davacı tarafından «yemin» delinin hatırlatılmaması «istinaf sebebi» de yapılmadığından Mahkemece davalıya edimini yerine getirmesi için süre verdiğini ispat edemeyen davacının davasının reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru ise de sözleşmenin «geçersizliği» gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, zira «hisse devri» söz konusu olan şirketin türü ve mahiyeti belirlenmediğinden, sözleşmede noter «tasdikinin» bulunmasının «geçerlilik şartı» olarak kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi k …
… nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların 26.05.2016 tarihinde yapmış oldukları ''tutanaktır'' başlıklı sözleşme ile ortak bulundukları şirkette «pay devri» hususunda şahitler huzurunda anlaştıkları, dosya kapsamında sunulan belgelerle işbu sözleşmenin noterce onaylanmadığı, sözleşmenin «geçersiz» olduğu ve bir ödeme yapılsaydı dahi bu ödemenin «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre istenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin red kararının haklı bir gerekçesi ve yasal dayanağının bulunmadığını, davaya konu sözleşmede hissesinin devredileceği «taahhüt» edilen şirketin yabancı bir şirket olduğunu, şirketin kuruluş yeri Tiflis olup işlemlerini icra ettiği yerin Türkiye olduğunu, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri esas alınarak şirket «hisse devrinin» noterde yazılı bir şekilde yapılması gerektiğine dayanılarak red kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, yine Mahkemece taraflar arasında «yapılan protokolün» «hisse devir sözleşmesi» olduğu kabul edilse dahi protokole esas şirketin yabancı menşeli olması ve hangi ülke hukukunun uygulanacağı noktasında bir değerlendirme yapılmadan davanın redded …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/470 E. 2018/1366 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru · ek tasfiye
Benzer bu karardaKararı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «tasfiye memuru» vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
İş Mahkemesinin 2008/125 esas sayılı dosyasında dava konusu edilen borcun davalı şirketin ihtilaflı borcu olduğu buna rağmen «tasfiye» işlemlerinin tamamlandığı, görülen davanın tamamlanmasının şirketin ihyasına bağlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/858 E. , 2019/3417 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/02/2017 tarih ve 2015/273 E. - 2017/127 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/12/2017 tarih ve 2017/499-2017/609 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında 29.06.2013 tarihinde akdedilen Ortaklık Ayrılık Sözlemesi uyarınca, müvekkilinin Lonca Kuy. San. ve Tic. A.Ş.'deki hisselerinin tümünü davalıya devretmeyi, davalının ise müvekkili ile ayrıca ortak oldukları Sıryapı International Taah. Tur. ve Tic. A.Ş.'deki tüm hisselerini müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiklerini, sözleşme ile mutabakatın sağlandığı tarihe kadarki dönem için ortaklığın ortaklar tarafından finanse edilmesinden kaynaklı cari hesaplar ve ortakların birbirleri arasındaki alacak-borç rakamları üzerinde mutabakata varıldığını, davalı tarafından en geç 31.12.2013 tarihine kadar müvekkiline 201.737$ tutarındaki meblağın ödenmesi hususunda da anlaşıldığını, ancak davalıya sözlü ve yazılı hatırlatmalara rağmen, düzenlenen belgeleri imzalamaktan ve sözleşmeden belirtilen ödemeleri yapmaktan kaçındığını ileri sürerek, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme uyarınca yükümlülüklerini ifa etmeyen davalıdan, TBK m.
177-182 hükümleri uyarınca sözleşmenin cezai ödeme başlıklı 4. maddesinde belirlenen 100.000 $ tutarındaki cezai ödeme tutarının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sözleşmenin 805 sayılı Kanun'un 1 maddesine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle geçersiz olduğunu, tarafların fesih protokolünü uygulamadıkları bizzat davacının belgeleri ve ikrarı ile ortada olduğunu, davacının şirket giderlerine ilişkin şirkete ödemeler yapması sözleşmenin feshedildiği anlamına geldiğini, cezai şartın geçerli olsa dahi, fahiş miktarda olup indirilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 29.06.2013 tarihinde Ortaklık Ayrılık Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmede hisselerin devri konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde 100.000 USD cezai şarta ilişkin hüküm bulunduğunu, ancak tarafların imzalamış oldukları sözleşme ile hisselerini devredeceği şirkete ait borçlarını sözleşme tarihinden sonra ödediği, taraflar arasındaki imzalanan hisse devrine ilişkin sözleşmenin yürürlüğe girmediği, karşılıklı edimlerin yerine getirilmediğinden davacının sözleşme uyarınca cezai şart talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; taraflar arasında akdedilen Sıryapı ve Lonca şirketlerindeki hisselerin karşılıklı olarak devrine ilişkin imzalanan sözleşmenin 1. maddesine göre tarafların hisse devirlerini sözleşme tarihi 29.06.2013'ten itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi konusunda anlaştıkları, ancak davacının davalıya hitaben çekmiş olduğu ilk noter ihtarname tarihinin 19.08.2013 ikinci noter ihtarnamesinin 08.01.2014 tarihi olduğu, buna göre tarafların sözleşme tarihinden itibaren 20 gün içinde eş zamanlı olarak hisselerini devrettiklerine ilişkin bir kayda rastlanmadığı gibi davacı tarafından aynı süre içinde davalıyı hisse devri konusunda temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtar, belge yada herhangi bir delile rastlanmadığı, bu tarihten sonra sözleşmenin hisse devrine ilişkin hükmünün uygulanma imkanı da bulunmadığı, ayrıca sözleşmenin 3.1 maddesindeki ödeme tablosunda belirtilen 201.737-USD tutarındaki ödeme yükümlülüğünün hisse devrinin gerçekleşmesinden sonra ifası gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmü ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun ifa edilmesi için süre verebileceğini açıkça düzenlemiş olup, diğer taraf, temerrüde düşen tarafa verdiği uygun süre içinde ifa yerine getirilmediği takdirde, 125. maddedeki seçimlik hakları kullanabilir. 123. maddede öngörülen uygun süreyi temerrüde düşen borçluya vermeyen taraf, TBK 125. maddede öngörülen seçimlik hakları kullanamayacaktır.
TBK 124. maddede ise, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar tadadi olarak sayılmış olup, temerrüde düşmüş borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa veya borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa veya borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, diğer taraf temerrüde düşen tarafa süre vermesine gerek olmaksızın, doğrudan, TBK 125. ve devamı maddelerdeki seçimlik hakları kullanabilir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen sözleşme olmasına, 6098 sayılı TBK'nın 124. maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen durumlardan hiç birinin bulunmamasına ve davacının davalıya gönderdiği 19.08.2013 tarihli ihtarnamenin, 6098 sayılı TBK'nın 123. maddesi uyarınca verilmesi gereken uygun süreyi içerdiğinin anlaşılmasına göre, mahkemece, davacı talebinin 6098 sayılı TBK'nın 125 ve 179. maddeleri uyarınca uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, karar aleyhine davacı vekili istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararının, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/505694100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz