Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3778 E. 2019/2644 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik sözleşmesi↗ alacağın temliki↗ davanın açılmamış sayılması↗ pasif husumet yokluğu↗ açılmamış sayılma↗ infaz↗ pasif husumet↗ temlik↗ husumet yokluğu↗ havale↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ yasal faiz↗ ibraz↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı şirketin ticaret sicil dosyasına, davacı ile temlik alan arasında düzenlenen alacağın temlikine ilişkin Mart 2006 tarihli temlik sözleşmesine, 02/01/2006 tarihli denetim raporunda 15. sayfada davacı şirket ile ilgili olarak yapılan tespitlere, mahkemece yaptırılan inceleme sonucu alınan 09/07/2013 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 24/06/2014 havale tarihli aynı heyetten alınan ek rapora, Vakıfbank... Şubesinden gelen cevabi yazı ve eklerine ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin Vakıfbank... Şubesindeki, 2028478 nolu hesabında 24/07/2003 ve 25/07/2003 tarihleri arasında hesap hareketleri sonucu dava dışı Canlı Telekomünikasyon Film ve Kaset A.Ş hesabına gönderilen paranın dava konusu edildiği, bu paranın 1.500.331,54 TL'sinin 24/07/2003 tarihinde dava dışı Savaş Döviz Kıymetli Maden hesabına havale edildiği, bu işlemlerin şirket defterlerinde hiç yer almadığı, kayıtlara geçmediği, el koymada da banka üzerinden yapılan işlem olması nedeni ile paranın kasada bulunmasının mümkün olmadığı, o tarihte yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ... ve ...'nun bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesi bu davalılar yönünden davanın kabulüne, 1.500.331,54 TL'nin 24/07/2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı temlik alan davacı ... vekili ile davalı ..., ... ve ... vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
(1) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Mahkemece, davalılardan ..., ..., ... ve ... yönünden davacı şirketin ticaret sicil dosyasına, davacı ile temlik alan arasında düzenlenen alacağın temlikine ilişkin Mart 2006 tarihli temlik sözleşmesine, 02/01/2006 tarihli denetim raporunda 15.sayfada davacı şirket ile ilgili olarak yapılan tespitlere, mahkemece yaptırılan inceleme sonucu alınan 09/07/2013 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 24/06/2014 havale tarihli aynı heyetten alınan ek rapora, Vakıfbank... Şubesinden gelen cevabi yazı ve eklerine ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan 09/07/2013 tarihli kök raporda eksik bilgi ve belgelerin dosyaya ibrazı istenmiş, 24/06/2014 tarihli ek raporda ise davalılara herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla hükme esas alındığı belirtilen ve davanın kabulüne gerekçe olarak gösterilen bilirkişi raporunda davanın kabulü yönünde değil, reddi yönünde görüş bildirilmiştir. Yine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın, herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olduğundan kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma neden ve şekline göre, davacı ve mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · marka hakkına tecavüz · terkin · maddi tazminat · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaTicaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Mahkemece, marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli asıl davanın ve markanın iptali ve sicilden terkini talepli birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı «marka hakkına tecavüzün» önlenmesini, durdurulmasını, davalı markasının «terkin» ve iptalini, ayrıca 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan Marka İptali ve Marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine'' karar verilmiş, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise ''Davacı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6164 E. 2016/9735 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · istirdat · ihtar · fatura · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, Sistem Kullanım Anlaşması'nın 10. maddesi gereğince «ihtar» müessesesi işletilmeden kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı, davacının ihtirazi kayıtla ödediği «fatura» bedelinin «istirdadı» şartlarının oluştuğu, davalının «temerrüde» düşürülmemesi sebebiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda hüküm fıkrası ile karar «gerekçesinin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3778 E. , 2019/2644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24/12/2015 tarih ve 2011/794-2015/993 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi ayrı ayrı temlik alan davacı ... vekili ile davalı ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 02.04.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... vekili Av. Ufuk...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Temlik alan davacı ... vekili, ... tarafından elkonulan Mavi Reklamcılık ve Filmcilik San. ve Tic A.Ş’in muhasebe kayıtlarının incelenmesinde 13/02/2004 tarihi itibari ile kasada olması gereken nakit tutarlar ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun tespit edildiğini, bu nedenle şirket kayıtları üzerinde inceleme yapıldığını, yapılan inceleme sonucu 1.500.331,54 TL’nin şirket kasasında olmadığının belirlendiğini şirketin bu miktar kadar davalılar
tarafından zarara uğramasına sebebiyet verildiğini ileri sürerek, bu meblağın müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirketin ticaret sicil dosyasına, davacı ile temlik alan arasında düzenlenen alacağın temlikine ilişkin Mart 2006 tarihli temlik sözleşmesine, 02/01/2006 tarihli denetim raporunda 15. sayfada davacı şirket ile ilgili olarak yapılan tespitlere, mahkemece yaptırılan inceleme sonucu alınan 09/07/2013 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 24/06/2014 havale tarihli aynı heyetten alınan ek rapora, Vakıfbank... Şubesinden gelen cevabi yazı ve eklerine ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin Vakıfbank... Şubesindeki, 2028478 nolu hesabında 24/07/2003 ve 25/07/2003 tarihleri arasında hesap hareketleri sonucu dava dışı Canlı Telekomünikasyon Film ve Kaset A.Ş hesabına gönderilen paranın dava konusu edildiği, bu paranın 1.500.331,54 TL'sinin 24/07/2003 tarihinde dava dışı Savaş Döviz Kıymetli Maden hesabına havale edildiği, bu işlemlerin şirket defterlerinde hiç yer almadığı, kayıtlara geçmediği, el koymada da banka üzerinden yapılan işlem olması nedeni ile paranın kasada bulunmasının mümkün olmadığı, o tarihte yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ...
ve ...'nun bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesi bu davalılar yönünden davanın kabulüne, 1.500.331,54 TL'nin 24/07/2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı temlik alan davacı ... vekili ile davalı ..., ... ve ... vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
(1) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Mahkemece, davalılardan ..., ..., ... ve ... yönünden davacı şirketin ticaret sicil dosyasına, davacı ile temlik alan arasında düzenlenen alacağın temlikine ilişkin Mart 2006 tarihli temlik sözleşmesine, 02/01/2006 tarihli denetim raporunda 15.sayfada davacı şirket ile ilgili olarak yapılan tespitlere, mahkemece yaptırılan inceleme sonucu alınan 09/07/2013 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 24/06/2014 havale tarihli aynı heyetten alınan ek rapora, Vakıfbank... Şubesinden gelen cevabi yazı ve eklerine ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan 09/07/2013 tarihli kök raporda eksik bilgi ve belgelerin dosyaya ibrazı istenmiş, 24/06/2014 tarihli ek raporda ise davalılara herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla hükme esas alındığı belirtilen ve davanın kabulüne gerekçe olarak gösterilen bilirkişi raporunda davanın kabulü yönünde değil, reddi yönünde görüş bildirilmiştir. Yine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın, herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olduğundan kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma neden ve şekline göre, davacı ve mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün resen BOZULMASINA, (2) Bozma neden ve şekline göre, davacı ve mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'e verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalı ..., ... ve ...'na iadesine, 04/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/500741100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz