Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4974 E. 2019/1873 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ akdi faiz↗ hesap kat↗ ticari kredi↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ çek↗ menfi tespit↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2017/4974 E. , 2019/1873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22/06/2017 tarih ve 2016/454-2017/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin asıl ve birleşen 2010/131 esas sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 esas sayılı davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ... A.Ş. vekili asıl davada, davalıların borçlusu ve kefili oldukları ticari işlek kredisi kapsamındaki borcun ödenmediğini ileri sürerek, 220.626,03 TL alacağının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Davacı ... A.Ş. vekili birleşen 2010/131 Esas sayılı davada, davalıların borçlusu ve kefili olduğu ticari işlek kredi sözleşmesine dayalı borcun ödenmediğini ileri sürerek, 212.888,09 TL'nin davalılardan temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi ile % 40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Davacı ... vekili birleşen 2010/139 sayılı davada, davacının, davalı bankanın 2006 - 2007 yılından itibaren müşterisi olduğunu, kredi kullanmak için bankanın istemi üzerine çek ve senetleri ibraz ettiğini, bu çek ve senetler tahsil edildiği halde davacıya kredi kullandırılmadığını, banka müdürü tarafından "onay gelmedi" denilerek davacının oyalandığını, daha sonra davalı bankanın davacının izni ve bilgisi dışında kredi kullanıldığını, bu kredilere ilişkin davacının hiçbir dekont yada sözleşmede imzasının ve onayının olmadığını, davalı bankanın davacının ibraz ettiği çek ve senetlerden 70.500 TL'yi tahsil ederek kullandığını, tahsil edilen bu bedelin ve bankanın elinde bulunan diğer çek ve senetlerin istendiğinde banka müdürünün açığa alınmış olması nedeniyle bu isteğinin yerine getirilmediğinin bildirildiğini ileri sürerek davacının davalı bankaya 170.000 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın alacağın %40 oranında tazminata mahkum edilmesine, 70.500 TL alacağın tahsil edildiği tarihten itibaren en yüksek ticari kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davacıya iade edilmeyen çek ve senetlerin iptaline veya aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamada mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hesap hareketlerinin incelenmesinden, davalıların imzalarının bulunmadığı bir kısım dekontlara rağmen ilgili meblağların kendi hesaplarına intikal ettiği, bir kısmı ile faiz ödemesi yapıldığı, taahhütnamelerdeki imzaların ihtilaf konusu olmadığı, davacı bankanın asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden iddia edilen alacağının bulunduğu, birleşen 2010/139 sayılı dosya yönünden ise, davacı ...'nun davalı bankaya asıl davada 220.626,03 TL borçlu olduğu ve bu sebeple açtığı menfi tespit davasında haklı olmadığının anlaşıldığı, davacının bankaca teminat alınan çek ve senetlerden dolayı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden davacı ... A.Ş.'nin davasının kabulüne, birleşen 2010/139 E sayılı dosya yönelik taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen 2010/131 sayılı davada davalı/ birleşen 2010/139 sayılı davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen 2010/131 E. sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 E. sayılı davada davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece davalılara fiilen kullandırılan kredi tutarı üzerinden bir hesap yapılmak suretiyle varılan sonuç çerçevesinde düzenlenen hesap raporuna göre hüküm kurulmuş ve asıl davada alacağa yıllık %126, birleşen 2010/131 E. sayılı davada ise alacağa yıllık %48 oranında temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davalıların da ikrarındaki genel kredi taahhütnamesinde akdi faiz oranlarındaki bölümler boş bırakılmış olup, belirlenebilecek akdi temerrüd faiz oranına tesadüf edilmemektedir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama incelendiğinde, genel kredi taahhütnamesinde bu hususta yer alan hükümlerde herhangi bir oran belirtilmemiş olmasına rağmen, hesap kat tarihinden dava tarihine kadar olan süreçte hesaba esas aldığı asıl dava bakımından %126, birleşen 2010/131 sayılı dava bakımından %48 oranının ne şekilde bulunduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda, bilirkişiden bu yöndeki faiz oranının ne şekilde saptandığı konusunda denetime elverişli ek rapor alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen 2010/130 E. sayılı davada verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekli, bozmada öngörülen hususların birleşen menfi tespit davasına etkisi dikkate alınarak, birleşen 2010/139 E. sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7359 E. 2016/3444 K.
Ortak:ticari kredi · kredi sözleşmesi · taahhütname · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. vekili birleşen 2010/131 Esas sayılı davada, davalıların borçlusu ve «kefili» olduğu ticari işlek «kredi sözleşmesine» dayalı borcun ödenmediğini ileri sürerek, 212.888,09 TL'nin davalılardan «temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
… .. vekili birleşen 2010/139 sayılı davada, davacının, davalı bankanın 2006 - 2007 yılından itibaren müşterisi olduğunu, kredi kullanmak için bankanın istemi üzerine «çek» ve senetleri «ibraz» ettiğini, bu çek ve senetler tahsil edildiği halde davacıya kredi kullandırılmadığını, banka müdürü tarafından "onay gelmedi" denilerek davacının oyalandığını, daha sonra davalı bankanın davacının izni ve bilgisi dışında kredi kullanıldığını, bu kredilere ilişkin davacının hiçbir dekont yada sözleşmede imzasının ve onayının olmadığını, davalı bankanın davacının ibraz ettiği çek ve senetlerden 70.500 TL'yi tahsil ederek kullandığını, tahsil edilen bu bedelin ve bankanın elinde bulunan diğer çek ve senetlerin istendiğinde banka müdürünün açığa alınmış olması nedeniyle bu isteğinin yerine getirilmediğinin bildirildiğini ileri sürerek davacının davalı bankaya 170.000 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın alacağın %40 oranında tazminata mahkum edilmesine, 70.500 TL alacağın tahsil edildiği tarihten itibaren en yüksek «ticari kredi» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davacıya iade edilmeyen çek ve senetlerin iptaline veya aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.
… mesinden, davalıların imzalarının bulunmadığı bir kısım dekontlara rağmen ilgili meblağların kendi hesaplarına intikal ettiği, bir kısmı ile faiz ödemesi yapıldığı, «taahhütnamelerdeki» imzaların ihtilaf konusu olmadığı, davacı bankanın asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden iddia edilen alacağının bulunduğu, birleşen 2010/139 sayılı dosya yönünden ise, davacı ...'nun davalı bankaya asıl davada 220.626,03 TL borçlu olduğu ve bu sebeple açtığı «menfi tespit» davasında haklı olmadığının anlaşıldığı, davacının bankaca «teminat» alınan «çek» ve senetlerden dolayı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden davacı ...
Benzer bu karardaAyrıca, birleşen 1. davada davalıların asıl davada davalılar ile aynı kişiler olmadığı, asıl ve birleşen davalara yönelik taraflar arasındaki «kredi sözleşme», «taahhüt» ve işlemlerinin farklı olduğu savunulduğu halde birleşen 1. davaya yönelik bir inceleme de yapılmamıştır.
Asıl ve birleşen ilk dava, «ticari kredi» kapsamında ödenmeyen alacağın tahsili, birleşen ikinci dava ise asıl dava ile ilgili «borçlu olunmadığının tespiti» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eft · internet bankacılığı · borçlu olunmadığının tespiti · istirdat
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen ilk dava, «ticari kredi» kapsamında ödenmeyen alacağın tahsili, birleşen ikinci dava ise asıl dava ile ilgili «borçlu olunmadığının tespiti» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
Asıl ve 1. birleşen davada davacı olan banka vekilince kullandırılan kredilerin bir kısmı ile kredi taksit tahsilatları yapıldığı, bir kısmının davalıların hesabına «eft» yapıldığı, bir kısmının davalı hesaplarından nakden çekildiği, «internet bankacılığının» kullanıldığı belirtildiği halde asıl ve birleşen davada davalılara ait hesap hareketleri ve banka nezdindeki işlem hareketleri ayrıntılı olarak incelenmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12153 E. 2018/5498 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4700 E. 2022/3503 K.
Ortak:denetime elverişlilik · temerrüt faizi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. vekili asıl davada, davalıların borçlusu ve «kefili» oldukları ticari işlek kredisi kapsamındaki borcun ödenmediğini ileri sürerek, 220.626,03 TL alacağının «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
A.Ş. vekili birleşen 2010/131 Esas sayılı davada, davalıların borçlusu ve «kefili» olduğu ticari işlek «kredi sözleşmesine» dayalı borcun ödenmediğini ileri sürerek, 212.888,09 TL'nin davalılardan «temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2- Mahkemece davalılara fiilen kullandırılan kredi tutarı üzerinden bir hesap yapılmak suretiyle varılan sonuç çerçevesinde düzenlenen hesap raporuna göre hüküm kurulmuş ve asıl davada alacağa yıllık %126, birleşen 2010/131 E. sayılı davada ise alacağa yıllık %48 oranında «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… iz hususunda sözleşmede açık hüküm bulunmadığı da gözetilerek Bankanın krediyi kullandırdığı tarihteki emsal sözleşmeler için fiilen uyguladığı faiz oranı üzerinden «temerrüt faizinin» belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «denetime elverişle» görülmeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, asıl davanın davalıları vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme iste …
… 3 TL'nın davalılar ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu meblağın ana para tutarı 75.147,27 TL'sine 13.05.2010 tarihinden itibaren yıllık %118 «temerrüt faizi» yürütülmesine, birleşen 2010/131 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne, 172.152,46 TL'nın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu meblağın ana para tutarı 111.758,29 TL'sine 13.05.2010 tarihinden itibaren yıllık %48 temerrüt faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen 2010/139 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davalılar vekili ile birleşen davanın davalısı ...’nun «mirasçıları» vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
4- Ancak, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak «temerrüt faizi» oranının belirlenmesi açısından bilirkişi raporu alınmışsa da banka tarafından tek taraflı düzenlenen, davalıların imzasını taşımayan, bazılarında 0,57 «kaydını» içeren Müşteri Hareketleri Listesi başlıklı bilgisayar çıktısında yer alan ve acil ihtiyaç kredisi faiz oranı olduğu belirtilen 0,59 faiz oranı açıklamasına itibar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · usulüne uygun tebligat · mirasçılık · kamu düzeni · tebligat · cy/cy kaydı · dahili dava
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davalı ...’nun «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirasçılarının yöntemince davaya katılımı sağlanmak suretiyle taraf teşkilinden sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirke …
1- Sunulan nüfus kayıt örneğinden birleşen 2010/131 Esas sayılı dosyanın davalılarından ...’nun karar tarihinden önce 08.06.2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakta olup mahkemece «mirasçılar» yargılama aşamasında davaya «dahil» edilmeksizin davanın görülerek yazılı şekilde, ölü kişi hakkında hüküm kurulmuştur.
… 3 TL'nın davalılar ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu meblağın ana para tutarı 75.147,27 TL'sine 13.05.2010 tarihinden itibaren yıllık %118 «temerrüt faizi» yürütülmesine, birleşen 2010/131 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne, 172.152,46 TL'nın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu meblağın ana para tutarı 111.758,29 TL'sine 13.05.2010 tarihinden itibaren yıllık %48 temerrüt faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen 2010/139 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davalılar vekili ile birleşen davanın davalısı ...’nun «mirasçıları» vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Asıl davanın davalıları- birleşen 2010/131 Esas sayılı dosyanın davalısı ...- birleşen 2010/139 Esas sayılı dosyanın davacısı vekili, birleşen 2010/131 Esas sayılı dosyanın davalısı ... «mirasçılarının» vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1113 E. 2014/19858 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu kararda1-Asıl ve birleşen ilk dava, ticari işlek kredisi kapsamında ödenmeyen alacağın tahsili, birleşen ikinci dava ise asıl dava ilgili «borçlu olunmadığının tespiti» ve alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen kısa kararda birleşen ikinci dava ile ilgili olarak hiç bir hüküm kurulmadığı halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında bu davanın kabulüne karar verilmek suretiyle açıkça kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13466 E. 2013/11517 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · maktu harç · eda davası · tespit davası · tenfiz · tebligat · harç · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece yabancı mahkemede görülen davada dava dilekçesi ile kararın usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilip edilmediği araştırılıp, buna dair «tebligat» belgeleri dosya içine getirtilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, bu konuda inceleme yapılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, «tenfiz» davalarının nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle, bu davalarda «maktu harç» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi harç» ve vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının MÖHUK'un 54. maddesinde sayılan şartları taşıdığı ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ... ...
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4974 E. , 2019/1873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22/06/2017 tarih ve 2016/454-2017/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin asıl ve birleşen 2010/131 esas sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 esas sayılı davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ... A.Ş. vekili asıl davada, davalıların borçlusu ve kefili oldukları ticari işlek kredisi kapsamındaki borcun ödenmediğini ileri sürerek, 220.626,03 TL alacağının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Davacı ... A.Ş. vekili birleşen 2010/131 Esas sayılı davada, davalıların borçlusu ve kefili olduğu ticari işlek kredi sözleşmesine dayalı borcun ödenmediğini ileri sürerek, 212.888,09 TL'nin davalılardan temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi ile % 40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Davacı ... vekili birleşen 2010/139 sayılı davada, davacının, davalı bankanın 2006 - 2007 yılından itibaren müşterisi olduğunu, kredi kullanmak için bankanın istemi üzerine çek ve senetleri ibraz ettiğini, bu çek ve senetler tahsil edildiği halde davacıya kredi kullandırılmadığını, banka müdürü tarafından "onay gelmedi" denilerek davacının oyalandığını, daha sonra davalı bankanın davacının izni ve bilgisi dışında kredi kullanıldığını, bu kredilere ilişkin davacının hiçbir dekont yada sözleşmede imzasının ve onayının olmadığını, davalı bankanın davacının ibraz ettiği çek ve senetlerden 70.500 TL'yi tahsil ederek kullandığını, tahsil edilen bu bedelin ve bankanın elinde bulunan diğer çek ve senetlerin istendiğinde banka müdürünün açığa alınmış olması nedeniyle bu isteğinin yerine getirilmediğinin bildirildiğini ileri sürerek davacının davalı bankaya 170.000 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın alacağın %40 oranında tazminata mahkum edilmesine, 70.500 TL alacağın tahsil edildiği tarihten itibaren en yüksek ticari kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davacıya iade edilmeyen çek ve senetlerin iptaline veya aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamada mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hesap hareketlerinin incelenmesinden, davalıların imzalarının bulunmadığı bir kısım dekontlara rağmen ilgili meblağların kendi hesaplarına intikal ettiği, bir kısmı ile faiz ödemesi yapıldığı, taahhütnamelerdeki imzaların ihtilaf konusu olmadığı, davacı bankanın asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden iddia edilen alacağının bulunduğu, birleşen 2010/139 sayılı dosya yönünden ise, davacı ...'nun davalı bankaya asıl davada 220.626,03 TL borçlu olduğu ve bu sebeple açtığı menfi tespit davasında haklı olmadığının anlaşıldığı, davacının bankaca teminat alınan çek ve senetlerden dolayı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden davacı ...
A.Ş.'nin davasının kabulüne, birleşen 2010/139 E sayılı dosya yönelik taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen 2010/131 sayılı davada davalı/ birleşen 2010/139 sayılı davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen 2010/131 E. sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 E. sayılı davada davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece davalılara fiilen kullandırılan kredi tutarı üzerinden bir hesap yapılmak suretiyle varılan sonuç çerçevesinde düzenlenen hesap raporuna göre hüküm kurulmuş ve asıl davada alacağa yıllık %126, birleşen 2010/131 E. sayılı davada ise alacağa yıllık %48 oranında temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davalıların da ikrarındaki genel kredi taahhütnamesinde akdi faiz oranlarındaki bölümler boş bırakılmış olup, belirlenebilecek akdi temerrüd faiz oranına tesadüf edilmemektedir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama incelendiğinde, genel kredi taahhütnamesinde bu hususta yer alan hükümlerde herhangi bir oran belirtilmemiş olmasına rağmen, hesap kat tarihinden dava tarihine kadar olan süreçte hesaba esas aldığı asıl dava bakımından %126, birleşen 2010/131 sayılı dava bakımından %48 oranının ne şekilde bulunduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda, bilirkişiden bu yöndeki faiz oranının ne şekilde saptandığı konusunda denetime elverişli ek rapor alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen 2010/130 E.
sayılı davada verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekli, bozmada öngörülen hususların birleşen menfi tespit davasına etkisi dikkate alınarak, birleşen 2010/139 E. sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve 2010/130 E. sayılı birleşen davada davalı/birleşen 2010/139 E. sayılı davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen 2010/130 E. sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 E. sayılı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün adı geçen taraf yararına BOZULMASINA, (3) bozma sebep ve şekline göre, birleşen 2010/139 E. sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/492648000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz