Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4699 E. 2013/6135 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse senedi↗ mirasçılık↗ zamanaşımı def'i↗ denetime elverişlilik↗ pasif husumet↗ def'i↗ husumet yokluğu↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hisse senetlerinin değişik etkenlerden kaynaklanarak değerlerinde düşmeler ve çıkmalar yaşanabileceği, hisse senedi kazanç ve zararlarının gelecekte ne miktarda olacağının hesaplanmasının oldukça güç olduğu, bu durumda kanuna ve sözleşmeye aykırı olarak zarar şartının gerçekleşmediği, davalılar tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de ...'nın 309/4 maddesi gereğince davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmesinden itibaren ... yıl içerisinde tazminat isteme hakkının olup, bu sürenin geçmemiş olması nedeniyle zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, asıl davanın reddi ile davalı ...'ın dava tarihinden önce ölmüş olması nedeniyle bu kişi hakkında herhangi bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, birleşen davada ise Sinan Yavaş mirasçılarına karşı dava açılmış olup, sorumluluk yönünden bu kişilere karşı dava açılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin ... mirasçılarına karşı açtığı birleşen davada mirasçıların mirası reddetmiş olduklarının anlaşılmasına göre, birleşen davaya yönelik yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davaya yönelik olarak aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların bu görevleri esnasında davacı şirketin aktifinde bulunan iştirak hisselerini satmaları sonucu şirketi uğrattıkları zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, asıl davanın reddine ilişkin olarak verilen karar somut olaya ilişkin bir inceleme ve değerlendirme içermeyen, hisse senedi kazanç ve zararlarının hesaplanamayacağı yönündeki soyut gerekçeye dayalı olarak verilmiş bulunmasına göre yetersiz incelemeye dayalı olarak verilen karar yerinde
görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, öncelikle davaya konu iştirak hisselerinin satıldığı tarihlerdeki piyasadaki reel değerleri, bu hisselerin o tarihlerde hangi fiyat üzerinden işlem gördüğü, hangi fiyattan satıldığı veya satılabileceği hususları üzerinde durularak yapılacak inceleme sonucu satılan hisse senetlerinin satım tarihlerindeki değerlerinin tespit edilmesi, bu tespit yapıldıktan sonra yapılan satımın bu değerin altında olup olmadığı, hisselerin o andaki değerlerinin altında satılıp satılmadığı hususlarında bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre hisselerin satış tarihlerinde reel piyasa değerlerinin altında satıldığının anlaşılması halinde reel değeri ile satım değeri arasındaki farkın şirketin uğradığı zarar olarak kabulü ile davalıların sorumluluklarının buna göre tayin ve takdiri gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan, soyut gerekçelerle eksik incelemeye dayalı olarak asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
...-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bozma neden ve şekline göre anılan davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7127 E. 2013/21266 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hisse senetlerinin değişik etkenlerden kaynaklanarak değerlerinde düşmeler ve çıkmalar yaşanabileceği, «hisse senedi» kazanç ve zararlarının gelecekte ne miktarda olacağının hesaplanmasının oldukça güç olduğu, bu durumda kanuna ve sözleşmeye aykırı olarak zarar şartının gerçekleşmediği, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inde bulunulmuş ise de ...'nın 309/4 maddesi gereğince davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmesinden itibaren ... yıl içerisinde tazminat isteme hakkının olup, bu sürenin geçmemiş olması nedeniyle zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, asıl davanın reddi ile davalı ...'ın dava tarihinden önce ölmüş olması nedeniyle bu kişi hakkında herhangi bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, birleşen davada ise Sinan Yavaş «mirasçılarına» karşı dava açılmış olup, sorumluluk yönünden bu kişilere karşı dava açılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… a, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu olarak talep ettiği bedele ilişkin taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı için davacının talebinin «sebepsiz zenginleşme» hukuki «sebebine» dayalı belirlenmesi gerektiği ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi davanın bir yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»'ilerinin kabulü ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, dava, «anonim şirket» «hisse devri sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece anılan gerekçe ile davalının «zamanaşımı defi» kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklandığının ve BK 125 uyarınca «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunun kabulü gerekirken, «sebepsiz zenginleşme» hukuksal nedenine dayalı olarak davalının «zamanaşımı definin» kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri sözleşmesi · zamanaşımı defi · hisse devri · sebepsiz zenginleşme · anonim şirket · taraf ehliyeti · usulden reddi · dava sebebi
Benzer bu karardaSomut olayın da, «anonim şirket» «hisse devri sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olmasına ve hisse devri sözleşmesinin davacı ile davalı ... ... arasında yapılmış bulunmasına göre, davalı şirket yönünden davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, dava, «anonim şirket» «hisse devri sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece anılan gerekçe ile davalının «zamanaşımı defi» kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
… a, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu olarak talep ettiği bedele ilişkin taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı için davacının talebinin «sebepsiz zenginleşme» hukuki «sebebine» dayalı belirlenmesi gerektiği ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi davanın bir yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»'ilerinin kabulü ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesinde “taraf «ehliyeti»” dava şartı olarak nitelendirilmiş ve 115/2. maddesinde de, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespiti halinde davanın «usulden reddine» karar vereceği hükme bağlanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4699 E. , 2013/6135 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/.../2010 tarih ve 2007/398-2010/788 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, davacı ... vekili Av. ...u'nun ....03.2013 tarihli dilekçesi ile duruşma (mürafa) isteminden vazgeçmiş olup dosyanın duruşmasının incelenmesine karar verildikten ve temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin müvekkili şirketin aktifinde bulunan değerli iştirak hisselerini satmaları sonucu şirketi zarara uğrattıklarını, 2003 yılı gelir tablosuna göre şirketin iştirak hissesi satış zararının toplam 865.966,73 TL olduğunu, 08.02.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davalıların ibra edilmemelerine ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini ileri sürerek, asıl davada yargılama sırasında yapılan ıslah sonucu 865.966,73 TL ortaklık zararının asıl dava davalıları ile dava tarihinden önce öldüğü tespit edilen şirketin eski denetim kurulu üyesi ...'ın mirasçılarına karşı açılan birleşen davada davalı mirasçılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalılar ve vekilleri, davanın zamanaşımına uğradığını, esasen de sorumluluklarını gerektiren bir durumun mevcut olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Birleşen dava davalıları vekili, müvekkillerinin murisleri ...'ın vefatı üzerine mirası yasal süresinde kayıtsız şartsız reddettiklerini, bu nedenle müvekkillerinin mirasçı olmalarından dolayı davalı sıfatının bulunmadığını savunarak, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hisse senetlerinin değişik etkenlerden kaynaklanarak değerlerinde düşmeler ve çıkmalar yaşanabileceği, hisse senedi kazanç ve zararlarının gelecekte ne miktarda olacağının hesaplanmasının oldukça güç olduğu, bu durumda kanuna ve sözleşmeye aykırı olarak zarar şartının gerçekleşmediği, davalılar tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de ...'nın 309/4 maddesi gereğince davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmesinden itibaren ... yıl içerisinde tazminat isteme hakkının olup, bu sürenin geçmemiş olması nedeniyle zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, asıl davanın reddi ile davalı ...'ın dava tarihinden önce ölmüş olması nedeniyle bu kişi hakkında herhangi bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, birleşen davada ise Sinan Yavaş mirasçılarına karşı dava açılmış olup, sorumluluk yönünden bu kişilere karşı dava açılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin ... mirasçılarına karşı açtığı birleşen davada mirasçıların mirası reddetmiş olduklarının anlaşılmasına göre, birleşen davaya yönelik yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davaya yönelik olarak aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların bu görevleri esnasında davacı şirketin aktifinde bulunan iştirak hisselerini satmaları sonucu şirketi uğrattıkları zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, asıl davanın reddine ilişkin olarak verilen karar somut olaya ilişkin bir inceleme ve değerlendirme içermeyen, hisse senedi kazanç ve zararlarının hesaplanamayacağı yönündeki soyut gerekçeye dayalı olarak verilmiş bulunmasına göre yetersiz incelemeye dayalı olarak verilen karar yerinde
görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, öncelikle davaya konu iştirak hisselerinin satıldığı tarihlerdeki piyasadaki reel değerleri, bu hisselerin o tarihlerde hangi fiyat üzerinden işlem gördüğü, hangi fiyattan satıldığı veya satılabileceği hususları üzerinde durularak yapılacak inceleme sonucu satılan hisse senetlerinin satım tarihlerindeki değerlerinin tespit edilmesi, bu tespit yapıldıktan sonra yapılan satımın bu değerin altında olup olmadığı, hisselerin o andaki değerlerinin altında satılıp satılmadığı hususlarında bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre hisselerin satış tarihlerinde reel piyasa değerlerinin altında satıldığının anlaşılması halinde reel değeri ile satım değeri arasındaki farkın şirketin uğradığı zarar olarak kabulü ile davalıların sorumluluklarının buna göre tayin ve takdiri gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan, soyut gerekçelerle eksik incelemeye dayalı olarak asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
...-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bozma neden ve şekline göre anılan davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada verilen karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada verilen kararın ONANMASINA; (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada verilen kararın davacı yararına BOZULMASINA; (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/490628200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz