Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/15290 E. 2013/3091 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra takibinin kesinleşmesi↗ ihalenin feshi↗ toplantı ve karar nisabı↗ ortaklık sıfatı↗ takibin kesinleşmesi↗ karar nisabı↗ hazirun cetveli↗ aktif husumet ehliyeti↗ şirket merkezi mahkemesi↗ genel kurul kararının iptali↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ iptal davası↗ kâr kaybı↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket vekili tarafından sunulan 09.04.2010 tarihli vekaletnamenin Türkçe çevirisinden, Belport Development Limited'in, Lüksemburg MK.'nun 1166. maddesine göre vekaletnamenin, Belport Development Limited'in genel müdürü Sarah Kelly tarafından imzalandığı, yeni vekaletnamelerini sunmaları konusunda 30 gün kesin süre verildiği, davacı şirket vekili tarafından sunulan 14.02.2011 tarihli vekaletname çevirisinden, bu vekaletnamenin de yine davacı ... SARL yöneticileri tarafından değil, Belport Development Limited'in temsilcisi Paul Robinson tarafından imzalandığı,
Belport Holdings SaRL.'ın ana sözleşmesi uyarınca şirketin (A) ve (B) Belport Holdings SaRL.'ın ortağı ve alacaklısı olan Chimichanga Corporation tarafından Belport Development Limited aleyhine, Belport Holdings adına çıkarılan tüm vekaletlerle yasa dışı olarak temsil edilmesinin yasaklanması talebi ile açılan davanın yargılaması sonunda, Lüksemburg Bölge Mahkemesi'nce Belport Development Limited'in dolaylı davaya dayanarak Türkiye'de açtığı ancak Belport Holdings SaRL.'ın davacı taraf olarak görüldüğü davalar hakkında bir değerlendirme yapamayacağının belirtildiği, davacı ...'e 20.01.2010 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla çağrının gönderildiği, ....'nun 368. md. hükümleri ile ana sözleşmeye uygun şekilde davet yapıldığı, Lüksemburg MK.'nun 1166. md. ile, şahsa münhasır olan haklar için, alacaklı Belport Development'in bu hakkı kullanamayacağı açıkça belirtildiği, somut olayda genel kurul kararının iptali davası açma hakkı ortaklık sıfatından dolayı, şahsa münhasır bir hak niteliğinde olduğu, bu nedenle davalı şirkette ortaklık sıfatı bulunmayan ve davada taraf olmayan Belport Development Limited'in 1166. md. hükmüne dayanarak Belport Holdings SaRL adına vekaletname düzenleyerek şahsa münhasır bir hakka bağlı dava açması mümkün olmadığı, vekaletnamede, Belport Development Limited'in, borçlusu Belport Holdings SaRL tarafından talep edilmeyen hakları talep, gerçekleştirilmeyen işlemleri gerçekleştirmede doğrudan menfaatin bulunması yani Belport Holdings SaRL'ın kendi mal varlığının kaybına hareketsiz kalması halinde alacağı tehlikeye düşecek olan Belport Development Limited'in onun yerine ve adına hareket etme yetkisi düzenlendiği gerekçesiyle davacı ... yönünden, kanıtlanamayan davanın reddine, Belport Holdings SaRL yönünden ise 6100 s. HMK'nun 114/f ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, 6762 sayılı ...’nun 381. maddesi uyarınca açılan davalı şirketin ....02.2010 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı ...'e 20.01.2010 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla çağrının gönderildiği, ....'nun 368. md. hükümleri ile ana sözleşmeye uygun şekilde davet yapıldığı, Lüksemburg MK.'nun 1166. md. ile şahsa münhasır olan haklar için, alacaklı Belport Development'in bu hakkı kullanamayacağı açıkça belirtildiği, somut olayda genel kurul kararının iptali davası açma hakkı ortaklık sıfatından dolayı, şahsa münhasır bir hak niteliğinde olduğu, bu nedenle davalı şirkette ortaklık sıfatı bulunmayan ve davada taraf olmayan Belport Development Limited'in 1166. md. hükmüne dayanarak Belport Holdings SaRL adına vekaletname düzenleyerek şahsa münhasır bir hakka bağlı dava açması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı ... yönünden, kanıtlanamayan davanın reddine, Belport Holdings SaRL yönünden ise 6100 s. HMK'nun 114/f ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı ortaklar, anılan genel kurulda davacı ...na ait oyların gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığını, bu şirkete ait hisselerin satışına ilişkin ihalenin feshedildiğini, bu nedenle genel kurulda toplantı ve karar nisabının sağlanamadığını, müvekkillerine usulüne uygun çağrı yapılmadığını, genel kurul çağrısının yetkisiz organ tarafından yapıldığını ileri sürerek işbu davayı açmışlardır. Dosya kapsamından Lüksemburg’da düzenlenen vekaletnameye istinaden açılan davada, davacı şirkete ait payların satışına ilişkin icrada yapılan ihalenin feshedildiği ve kararın kesinleştiği hususu sabit olup, davacı ...’in davalı şirkette 1 adet pay sahibi olduğu davaya konu genel kurul hazirun cetvelinden de anlaşılacağı üzere çekişme konusu değildir. Bu durumda mahkemece, davacı ...’in öncelikle ortak sıfatıyla aktif husumete ehil olduğu ve ihalenin feshi davasının kesinleşmesi ile de genel kurulda %95 paya ait oyun gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığı sabit olduğu dikkate alınarak, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne karar vermek gerekirken yerinde bulunmayan “kanıtlanamayan davanın reddine” şeklinde soyut gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı ...A.R.L. yönünden yapılan incelemeye gelince; davacı şirket ortağı olduğu davalı Belde Liman İşletmeleri A.Ş. ‘nin %95 oranında payına sahip olduğunu ve usulsüz icra takibinin kesinleştirilmesi sonucu yapılan ihale ile payların dava dışı Phibros GmbH şirketine geçirildiğini, bu şekilde genel kurulda şirketin haklarının ketmedildiğini, şirketin diğer ortağı Chimichanga Co.’nun dava açmaya yanaşmaması nedeniyle MÖHUK. 9/4. maddesi uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer hukukuna (Lüksemburg) göre geçerli bir vekaletnamenin düzenlendiğini, gecikmesinde sakınca bulunması olgusuna da dayanarak Lüksemburg MK. 1166. maddesi gereği dava açılması için verilen vekaletnamenin geçerli olduğunu, Lüksemburg’da bu şekilde düzenlenen vekaletnamenin geçersiz olduğuna dair açılan davanın leyhlerine sonuçlandığını ileri sürerek genel kurulun yokluğunun tesbitini talep etmiştir. Her ne kadar genel kurul iptali davaları şahsın hukuku ile ilgili ise de, dava konusu genel kurulda alınan kararların, dosyada bulunan ceza soruşturması ve takip hukukuna ilişkin dosya kapsamlarına göre netice itibariyle davacı şirketin mal varlıksal haklarında etkili bulunduğunun açık olmasına göre olayda Lüksemburg MK. 1166. maddesi koşullarının oluştuğunun kabulü ile davacı şirket vekiline verilen vekaletnamede bir usulsüzlük bulunmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla mahkemece, dava konusu genel kurulda davacı şirketi temsil eden bir kısım yönetim kurulu üyelerinin azline karar verildiği ve alınan kararların mal varlıksal haklarını ihlal eder mahiyette bulunduğu, iddiaların ileri sürülüş şekli bakımından Lüksemburg MK.1166.maddesindeki koşulların oluştuğu, bu nedenle vekaletnamenin geçerli olduğu, kaldı ki Türkiye’de aynı vekaletname ile açılan davalarda bu yönden bir usulsüzlük görülmediği, kararların derecatten geçerek kesinleştiği nazara alınıp, bu davacının da aktif husumet ehliyetini haiz olduğunun kabulü ile yukarıda açıklandığı üzere, bu davacıya ait ve davalı Belde Liman İşletmeleri A.Ş.’nin %95 payının gerçek hak sahibi tarafından genel kurulda temsil edilmemesi sebebiyle bu davacı tarafından açılan davanın da kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7482 E. 2022/4328 K.
Ortak:ihalenin feshi · yönetim kurulu kararı · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda… 66. maddesine göre vekaletnamenin, Belport Development Limited'in genel müdürü Sarah Kelly tarafından imzalandığı, yeni vekaletnamelerini sunmaları konusunda 30 gün «kesin süre» verildiği, davacı şirket vekili tarafından sunulan 14.02.2011 tarihli vekaletname çevirisinden, bu vekaletnamenin de yine davacı ...
Bu durumda mahkemece, davacı ...’in öncelikle ortak sıfatıyla «aktif husumete» ehil olduğu ve «ihalenin feshi» davasının kesinleşmesi ile de genel kurulda %95 paya ait oyun gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığı sabit olduğu dikkate alınarak, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne karar vermek gerekirken yerinde bulunmayan “kanıtlanamayan davanın reddine” şeklinde soyut gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla mahkemece, dava konusu genel kurulda davacı şirketi «temsil» eden bir kısım «yönetim kurulu» üyelerinin azline karar verildiği ve alınan kararların mal varlıksal haklarını ihlal eder mahiyette bulunduğu, iddiaların ileri sürülüş şekli bakımından Lüksemburg MK.1166.maddesindeki koşulların oluştuğu, bu nedenle vekaletnamenin geçerli olduğu, kaldı ki Türkiye’de aynı vekaletname ile açılan davalarda bu yönden bir usulsüzlük görülmediği, kararların derecatten geçerek kesinleştiği nazara alınıp, bu davacının da «aktif husumet ehliyetini» haiz olduğunun kabulü ile yukarıda açıklandığı üzere, bu davacıya ait ve davalı Belde Liman İşletmeleri A.Ş.’nin %95 «payının» gerçek hak sahibi tarafından genel kurulda temsil edilmemesi sebebiyle bu davacı tarafından açılan davanın da kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğ …
Benzer bu karardaHoldings Sarl'ye döndüğü, ancak bu şirket aleyhine 10.05.2011 tarihinde ikinci «haciz» işleminin yapıldığı, 31.10.2013 tarihli ihale ile bu (10.000.000 adet) hisselerin ...'e satıldığı, böylece davalı Phibros şirketinde karar tarihi itibariyle davaya konu Belde Liman A.Ş.’ye ait şirket hissesinin kalmadığı, bu sebeple Phibros yönünden davanın esastan reddi gerektiği, davalı T&L Holdings AG ve Aridian Limited şirketlerinin edindikleri Belde A.Ş. hisseleri yönünden yapılan incelemede ise; «ihalenin feshi» kararının kesinleşmesi üzerine hisselerin tekrar Belde A.Ş.'ye iadesi işlemleri sırasında icra müdürlüğü tarafından hisse senetlerine el «koyma» işlemi aleyhine «şikayet» yoluna başvurulması sonucu davanın reddine dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında “Her ne kadar ihalenin feshi konusunda ihale alıcısı Phibros'u etkilese de hisseleri ihale alıcısından satın alan 3. kişi T&L Holdings'in kazandığı mülkiyet hakkını etkileyemez, «ödeme emrinin tebliğ tarihi» olan 01.04.2010 tarihinden önce yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılması, ihale bedelini ödeyip malı «teslim» alan alıcıdan söz konusu hisseleri satın alan iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımlarını etkilemez, bu durumda icra müdürünün mülkiyet hakkına müdahale eder şekilde satışı yapılan ve T&L Holding'e devredilen hisse senetlerinin de borçluya (Belport SARL) ait olduğuna ilişkin kararın iptal edilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile istemin reddi hüküm tesisi isabetsiz olup” şeklinde hüküm verildiği, bozma ilamında açıklandığı üzere ihale alıcısı Phibros’un «emin sıfatıyla zilyet», davalı T&L Holdings AG ve Aridian Limited de emin sıfatıyla zilyetten hisseleri satın alan iyi niyetli «üçüncü kişi» oldukları, T&L Holdings AG'nin satın alma tarihi olan 22.02.2010 ve Aridian Ltd.'nin satın alma tarihi olan 30.03.2011 tarihlerinde dava konusu Belde Liman...AŞ hisselerinin devir edilmemesi konusunda uygulanan «ihtiyati tedbir» kararı bulunmadığı, ağır ceza mahkemesi dosyasında davalı şirketlerin yöneticileri hakkında beraat kararı verildiği, ceza dava dosyasında tespit edilen maddi vakıalarla mahkemenin bağlı olduğu, davalıların kötü niyetli olmadıkları verilen ve onanan beraat kararı ile sabit hale geldiği, iyi niyetli olmaları nedeniyle bu edinimlerinin korunması gerekeceği, Elitus'un 2. defa yapılan 31.10.2013 tarihli ihaleye katılarak Belde Liman A.Ş.'ye ait 10.000.000 adet hisseyi satın aldığı, ihalenin feshini gerektirecek neden bulunmadığı, davacının ...ile yaptığı «alacağın temliki sözleşmesinin» hukuka aykırı olmadığı, «icra hukuk» mahkemesi kararı ile tespit edilip «kesin» hüküm haline gelen maddi vakıalarla mahkemenin bağlı olduğu, davacının iddialarının sabit görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmi …
Sayılı ilamında, Phibros’tan hisse devir alan T&L ve Aridian’ın iyi niyetli kişi olduklarına dair tespitlere yer verilmiş ise de, kural olarak «icra hukuk» mahkemelerinin dar yetkili mahkemeler olduğu, verilen kararların sadece icra işlemleri açısından sonuç doğuracağı, İİK dışında genel kanunlar yönünden yapılan takdir ve değerlendirmeleri ile verdikleri kararların genel mahkemeler yönünden hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığı, «ihalenin feshi» kararlarının kesinleşmesiyle birlikte davalı Phibros’un iyi niyetli «zilyet» ve malik sayılmasının mümkün olmadığı, Phibros’un sonradan iptal olunan ihale ile ele geçirdiği 500 Milyon USD değerinde liman işletmesi olduğu ileri sürülen Belde A.Ş. hisselerinin %56’sını T&L’e, %33’ünü Aridian’a çok kısa sürede devrettiği, anılan şirketlerin geçmişte hiçbir liman işletmesi tecrübesi, yeterli personeli bulunmayan ve oldukça düşük sermayeli şirketler olduğu, devir öncesinde «ticari teamüllere» aykırı şekilde hiçbir hukuki ve iktisadi inceleme (due diligence) raporu alınmadığı, hisse alım satımına ilişkin para trafiğine rastlanmadığı, ihalenin feshi kararı sonrası icra müdürlüğü tarafından yapılan muhafaza işlemi sırasında şirketin yeni hissedarlarına ait ıslak imzalı Belde A.Ş.'ye ait liman tesislerine ait yirmialtı dönüm taşınmazın 5 milyon TL'ye satılmasına dair «yönetim kurulu» karar taslağı ile beyaza imza şeklinde Belde A.Ş.’nin hisselerinin devrine dair T&L yönetim kurulu başkanına ait ıslak imzalı çok sayıda devir tarihi ve bedel içermeyen, alıcı kısmı boş «ciro» belgelerinin ele geçirildiği gibi, davalılar Phibros, T&L ve Aridian’ın hayatın olağan akışına aykırı, kötü niyetli ve «muvazaalı» olarak birlikte hareket ettiklerine dair ciddi ve haklı itiraz ve iddiaları hususu dikkate alınmaksızın, «üçüncü kişiler» arasındaki muvazaanın her türlü delille ispat edilebileceği, delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararlarının hukuk mahkemelerini bağlamayacağı, kaldı ki İ …
İcra Müdürlüğünün 2009/41351 E. ve 2009/41355 E. sayılı dosyaları üzerinden başlattığı icra takibinde «ödeme emrinin» müvekkili şirketin Lüksemburg’daki adresi yerine, şirkete alacaklı ...tarafından «yönetim kurulu» üyesi olarak atanan ...’e usulsüz şekilde tebliğ ettirildiği ve bu kişi tarafından takibin şirketten gizlenmesi suretiyle itiraza uğramaksızın takip kesinleştirilerek, şirketin tek «malvarlığı» olan davalı ...Ş.’deki %95 oranındaki hisselerinin haczedildiğini, 500 Milyon ABD doları değerinde limanı olan şirketteki hisse değerinin üç gün içerisinde «kıymet takdirinin» yapıldığını, kıymet takdir raporunun ise bu defa ...tarafından şirkete atanan diğer yönetim kurulu üyesi ...tarafından usulsüz olarak tebliğ alınması ve yine müvekkili şirketten gizlenerek itiraza uğramaması sağlanarak, 5 - 6 Ocak 2010 tarihinde düşük tirajlı bir gazetede satışın «ilanı» yapıldığını, ilandan yalnızca birer gün sonra 6 ve 7 Ocak 2010 tarihlerinde yapılan ihale ile hisselerin davalı 19.000 İsviçre Frank sermayeli, türü itibariyle ortaklık yapısı gizli (treuhand) Phibros GMBH’ye satıldığını, ihale alıcısının da bu hisselerin %56’sını (çoğunluğunu) çok kısa bir süre sonra 22.02.2010 tarihinde liman işletmesi konusunda hiçbir deneyimi ve tecrübesi bulunmayan 100.000 İsviçre Frank’ı sermayeli davalı T&L Holding AG’ye, %33,5 oranındaki hisselerini ise 30.03.2011 tarihinde hiçbir finansal hareketi, ticari faaliyeti ve çalışanı bulunmayan Aridian Ltd’ye devrettiğini, devirlerin «muvazaalı» olduğunu, Şişli 4.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:emin sıfatıyla zilyet · ilmühaber · kıymet takdiri · ticari teamül · ödeme emri tebliği · zilyetlik · temlik sözleşmesi · el koyma
Benzer bu karardaHoldings Sarl'ye döndüğü, ancak bu şirket aleyhine 10.05.2011 tarihinde ikinci «haciz» işleminin yapıldığı, 31.10.2013 tarihli ihale ile bu (10.000.000 adet) hisselerin ...'e satıldığı, böylece davalı Phibros şirketinde karar tarihi itibariyle davaya konu Belde Liman A.Ş.’ye ait şirket hissesinin kalmadığı, bu sebeple Phibros yönünden davanın esastan reddi gerektiği, davalı T&L Holdings AG ve Aridian Limited şirketlerinin edindikleri Belde A.Ş. hisseleri yönünden yapılan incelemede ise; «ihalenin feshi» kararının kesinleşmesi üzerine hisselerin tekrar Belde A.Ş.'ye iadesi işlemleri sırasında icra müdürlüğü tarafından hisse senetlerine el «koyma» işlemi aleyhine «şikayet» yoluna başvurulması sonucu davanın reddine dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında “Her ne kadar ihalenin feshi konusunda ihale alıcısı Phibros'u etkilese de hisseleri ihale alıcısından satın alan 3. kişi T&L Holdings'in kazandığı mülkiyet hakkını etkileyemez, «ödeme emrinin tebliğ tarihi» olan 01.04.2010 tarihinden önce yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılması, ihale bedelini ödeyip malı «teslim» alan alıcıdan söz konusu hisseleri satın alan iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımlarını etkilemez, bu durumda icra müdürünün mülkiyet hakkına müdahale eder şekilde satışı yapılan ve T&L Holding'e devredilen hisse senetlerinin de borçluya (Belport SARL) ait olduğuna ilişkin kararın iptal edilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile istemin reddi hüküm tesisi isabetsiz olup” şeklinde hüküm verildiği, bozma ilamında açıklandığı üzere ihale alıcısı Phibros’un «emin sıfatıyla zilyet», davalı T&L Holdings AG ve Aridian Limited de emin sıfatıyla zilyetten hisseleri satın alan iyi niyetli «üçüncü kişi» oldukları, T&L Holdings AG'nin satın alma tarihi olan 22.02.2010 ve Aridian Ltd.'nin satın alma tarihi olan 30.03.2011 tarihlerinde dava konusu Belde Liman...AŞ hisselerinin devir edilmemesi konusunda uygulanan «ihtiyati tedbir» kararı bulunmadığı, ağır ceza mahkemesi dosyasında davalı şirketlerin yöneticileri hakkında beraat kararı verildiği, ceza dava dosyasında tespit edilen maddi vakıalarla mahkemenin bağlı olduğu, davalıların kötü niyetli olmadıkları verilen ve onanan beraat kararı ile sabit hale geldiği, iyi niyetli olmaları nedeniyle bu edinimlerinin korunması gerekeceği, Elitus'un 2. defa yapılan 31.10.2013 tarihli ihaleye katılarak Belde Liman A.Ş.'ye ait 10.000.000 adet hisseyi satın aldığı, ihalenin feshini gerektirecek neden bulunmadığı, davacının ...ile yaptığı «alacağın temliki sözleşmesinin» hukuka aykırı olmadığı, «icra hukuk» mahkemesi kararı ile tespit edilip «kesin» hüküm haline gelen maddi vakıalarla mahkemenin bağlı olduğu, davacının iddialarının sabit görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmi …
988 uyarınca «emin sıfatıyla zilyet» olmayan Phibros’un, tabela şirketi olan T&L ve Aridian’a yaptığı devirlerin de hükümsüz olduğunu, hisselerin hak sahibinin «rızası» ve iradesi dışında elinden çıkması nedeniyle bu hisselere iyi niyetle dahi malik olunamayacağını, kaldı ki tüm davalıların el ve işbirliği içerisinde kötü niyetle hareket ettiklerini, «son» derece kompleks bir liman işletmesi yatırımının hisselerinin hiçbir hukuki ve mali inceleme çalışması (due diligence) yapılmadan devralınmasının «ticari teamüllere» aykırılık taşıdığını, hisse devir işlemlerinin davacı şirketin hukuka aykırı şekilde kaybettiği hisselerine kavuşmasını engellemeyi amaçladığını, devirden 4 gün önce T&L’nin imza yetkilisinin değiştirildiğini, Phibros ve T & L’in iki ay içerisinde üç genel kurul toplantısı yaptığını, bunun son ikisinin üç gün arayla yaptığını, yine alacaklının sahibinin eşi tarafından kullanıldığına dair deliller olan odada bulunan evraklar gözetildiğinde bu devir işlemlerin birlikte planlandığının, sürecin birlikte yürütüldüğünün, davalıların alıcı ile birlikte hareket ettiğinin ortaya çıktığını ileri sürmüş ve Belde A.Ş.’nin %95’ine tekabül eden hisselerin davacı ...’a aidiyetinin ve muvakkat «ilmühaberlerin» geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
40 uyarınca yeniden müvekkili Belport’a iadesine karar verildiğini, böylelikle «haciz», «kıymet takdiri», muhafaza, ihale gibi tüm işlemlerin geçmişe etkili olarak hükümsüz hale geldiğini, «tebligatın» müvekkiline 01.04.2010 tarihinde yapılmış sayıldığını, davacıya ait Belport hisselerinin yeniden iadesini sağlamak üzere İcra Müdürlüğünce yapılan 23.06.2011 tarihli muhafaza işlemi sırasında usulsüz ihale ile Phibros’a, ondan da diğer davalılara geçen Belde A.Ş.'ye ait ilmuhaberlerin ...yöneticilerinin kullandığı odadaki kilitli dolapta ele geçirilerek müvekkiline iadesinin sağlandığını, bu esnada Phibros, T & L ve Aridian şirketleri yetkilileri tarafından, beyaza imza şeklinde ıslak imza ile atılmış Belde AŞ hisselerinin devrini öngören ancak devir bedeli içermeyen boş devir/«ciro» belgeleri ile ihtiyaç anında kullanılmak üzere hazırlanmış «yönetim kurulu» kararlarının ele geçirildiğini, ancak davalıların bu «ilmühaberleri» etkisiz kılmak için, ilmuhaberlerin iptaline ve «hisse senedi» bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı almaksızın panik halinde geçmiş tarihte basılmış gibi hisse senetleri bastırdıklarını, tüm bu usulsüz işlemler nedeniyle davalı şirket yetkilileri ile hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde nitelikli «dolandırıcılık» ve özel evrakta «sahtecilik» suçundan kamu davası açıldığını, Phibros’un hiçbir şekilde Belde AŞ hisselerinin maliki olmadığının ve yapılan devirlerin yok hükmünde olduğunun mahkeme kararıyla …
Sayılı ilamında, Phibros’tan hisse devir alan T&L ve Aridian’ın iyi niyetli kişi olduklarına dair tespitlere yer verilmiş ise de, kural olarak «icra hukuk» mahkemelerinin dar yetkili mahkemeler olduğu, verilen kararların sadece icra işlemleri açısından sonuç doğuracağı, İİK dışında genel kanunlar yönünden yapılan takdir ve değerlendirmeleri ile verdikleri kararların genel mahkemeler yönünden hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığı, «ihalenin feshi» kararlarının kesinleşmesiyle birlikte davalı Phibros’un iyi niyetli «zilyet» ve malik sayılmasının mümkün olmadığı, Phibros’un sonradan iptal olunan ihale ile ele geçirdiği 500 Milyon USD değerinde liman işletmesi olduğu ileri sürülen Belde A.Ş. hisselerinin %56’sını T&L’e, %33’ünü Aridian’a çok kısa sürede devrettiği, anılan şirketlerin geçmişte hiçbir liman işletmesi tecrübesi, yeterli personeli bulunmayan ve oldukça düşük sermayeli şirketler olduğu, devir öncesinde «ticari teamüllere» aykırı şekilde hiçbir hukuki ve iktisadi inceleme (due diligence) raporu alınmadığı, hisse alım satımına ilişkin para trafiğine rastlanmadığı, ihalenin feshi kararı sonrası icra müdürlüğü tarafından yapılan muhafaza işlemi sırasında şirketin yeni hissedarlarına ait ıslak imzalı Belde A.Ş.'ye ait liman tesislerine ait yirmialtı dönüm taşınmazın 5 milyon TL'ye satılmasına dair «yönetim kurulu» karar taslağı ile beyaza imza şeklinde Belde A.Ş.’nin hisselerinin devrine dair T&L yönetim kurulu başkanına ait ıslak imzalı çok sayıda devir tarihi ve bedel içermeyen, alıcı kısmı boş «ciro» belgelerinin ele geçirildiği gibi, davalılar Phibros, T&L ve Aridian’ın hayatın olağan akışına aykırı, kötü niyetli ve «muvazaalı» olarak birlikte hareket ettiklerine dair ciddi ve haklı itiraz ve iddiaları hususu dikkate alınmaksızın, «üçüncü kişiler» arasındaki muvazaanın her türlü delille ispat edilebileceği, delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararlarının hukuk mahkemelerini bağlamayacağı, kaldı ki İ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2417 E. 2021/1051 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDavacı ortaklar, anılan genel kurulda davacı ...na ait oyların gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığını, bu şirkete ait hisselerin satışına ilişkin ihalenin feshedildiğini, bu nedenle genel kurulda toplantı ve karar «nisabının» sağlanamadığını, müvekkillerine usulüne uygun çağrı yapılmadığını, genel kurul çağrısının «yetkisiz» organ tarafından yapıldığını ileri sürerek işbu davayı açmışlardır.
Benzer bu karardaAncak hakim, takdir «yetkisini» kullanırken milletlerarası özel hukukun varlık «sebebini» ve bu hukukun genel prensiplerini dikkate almak durumundadır (Yargıtay HGK 26.11.2014 T. ve 2013/1135-2014/973).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı hakem kararı · ticari sır · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkı · malvarlığına ilişkin dava · tanıma · kamu düzenine aykırılık
Benzer bu kararda1- Davacının %50 ve davalının kontrolünde olan Chimichanga’nın %50 hissedar oldukları Belport SARL şirketinin tek «malvarlığı» olan ve liman işletmesi bulunan Belde A.Ş.’nin %95 hissesinin yönetimi hususunda taraflar arasında 16.01.2007 tarihli “Hissedarlık Yönetim Sözleşmesi"nin imzalandığı, ancak davalı tarafın «hile» yoluyla bu sözleşmeye aykırı icra takipleri nedeniyle Belport SARL’ın Belde A.Ş.’deki hisselerinin çok düşük değerde satılmasına ve bu surette davacı «şirketin zarar» görmesine yol açıldığı iddiasıyla davacı tarafça ICC «hakem» heyetine başvurulduğu, sözleşme uyarınca taraflar arasında çıkacak ihtilaflarda “giderilemeyen (çözülemeyen) «temerrüt»” halinin varlığı halinde doğrudan ICC hakem heyetine başvurulabileceği, uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak seçildiği, böyle bir temerrüt halinin varlığının hakem heyeti tarafından tespit edildiği, yargılama usulü yönünden, tarafların 27.01.2012 tarihli anlaşmalarına istinaden Hakem Heyetinin (2) No’lu Usul Kararı uyarınca, yargılamanın; hukuki sorumluluğun tespiti ile miktar, faiz ve «masrafların» tespiti olmak üzere iki ayrı safhaya ayrıldığı, hukuki sorumluluğun tespiti yönünden hakem heyetince usulü dairesinde yapılan yargılama sonucunda, bazı talepler yönünden davanın reddine, diğer bazı talepler yönünden davanın kabulüne ilişkin olarak verilen 13.12.2012 tarihli kararın tanınması istemi yönünden, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dayanak yapılan «yabancı hakem» heyeti kararının Türk Mahkemeleri'nce verilen kesinleşmiş karar sonucuna aykırı olması nedeniyle «kamu düzenine aykırılık» teşkil ettiğine ilişkin gerekçesinin, kesinleşen ceza dosyasındaki beraat kararının gerekçesi itibariyle yerinde olmamasına göre yerel mahkemece davacının ICC Hake …
Bu bağlamda «adil yargılanma hakkının» temel unsurları arasında “«hukuki dinlenilme hakkı»” ile “mahkemeye erişim ve yargılamanın aleniyeti ilkesi” bulunmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, Hakem Heyetinin 19.06.2013 tarihli kararı yönünden de «tenfiz» istemi reddedilmiş ve Dairemizin yukarıda anılan kararı ile bu karar yönünden de bozma kararı verilmiş ise de; Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda, «yabancı hakem» heyetlerinin tanınması ve tenfizi istemleri hakkında 5718 sayılı MÖHUK’un 60 vd. maddelerinde düzenlenmiş olmakla birlikte, Anayasa’mızın 90.maddesi hükmü doğrultu …
Hakem kararının tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı tarafından aşağıdaki hallerin bulunduğu görülecek olursa, «tanıma» ve icra isteği kezalik reddolunabilir: (b) Hakem kararının tanınması ve icrasının zikri geçen memleketin amme intizamı kaidelerine aykırı olması” Şeklinde düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/15290 E. , 2013/3091 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/06/2012 tarih ve 2010/354-2012/147 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen .../02/2013 günü hazır bulunan davacılar vekilleri Av. ... ile Av.... ve davalı vekilleri Av. ... ile Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ...'in 28.09.2009 tarihinde davalı şirkette ortak olduğunu aynı zamanda da davalı şirketin %95 oranında hissesine sahip diğer davacı ... SaRL.'i temsilen ... yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi seçildiğini, ....02.2010 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısına usule uygun olarak davet edilmediğini ve görevden alındığını, diğer davacı müvekkili Belport Holdings SaRL.'ın ise, bir takım usulsüz ve hukuka aykırı işlemler sonucu davalı şirketteki ortaklık sıfatını iradesi hilafına kaybettiğini, davacılara ...'nun 368. maddesine uygun şekilde davet yapılmadığını, davetin yetkili organ tarafından yapılmadığını, davacıların davalı şirkette ortak ve yönetim kurulu üyesi olarak ....02.2010 tarihli olağanüstü genel kurulda konuşma, öneride bulunma, bilgi alma ve oy kullanma haklarını kullanamadıklarını, toplantı ve karar nisabının sağlanamadığını ileri sürerek, davalı şirketin ....02.2010 tarihli genel kurul toplantısı ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı şirketin tüm yöneticilerinin yetkilerinin kaldırılarak dava konusu genel kuruldan önce görev yapmakta olan yönetim kurulunun görevinin devam etmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Belde Liman İşletmeleri ve Depoculuk A.Ş. vekili, davacı ... SaRL. adına dava açan avukatların ibraz ettikleri vekaletnamelerinin yoklukla malul olduğunu, vekaletnamenin davacı şirketin imza yetkililerinin imzasını taşımadığını, davacı şirketin ortağı olan Belport Development Limited'in genel müdürü Sarah Kelly tarafından verilmiş olduğunu, Sarah Kelly'in davacı şirketin imza yetkilisi olmadığını, geçersiz vekaletname uyarınca davacı şirket yönünden dava şartı bulunmadığını, davalı şirkette 178.380.000 adet hisseden 1 adedine sahip olan davacı ...'in genel kurul toplantılarının tamamına ana sözleşme ve ... uyarınca taahhütlü mektupla davet edildiğini, yerel gazete ile Türkiye Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığını, buna rağmen davacının ....02.2010 tarihli toplantıya katılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket vekili tarafından sunulan 09.04.2010 tarihli vekaletnamenin Türkçe çevirisinden, Belport Development Limited'in, Lüksemburg MK.'nun 1166. maddesine göre vekaletnamenin, Belport Development Limited'in genel müdürü Sarah Kelly tarafından imzalandığı, yeni vekaletnamelerini sunmaları konusunda 30 gün kesin süre verildiği, davacı şirket vekili tarafından sunulan 14.02.2011 tarihli vekaletname çevirisinden, bu vekaletnamenin de yine davacı ... SARL yöneticileri tarafından değil, Belport Development Limited'in temsilcisi Paul Robinson tarafından imzalandığı,
Belport Holdings SaRL.'ın ana sözleşmesi uyarınca şirketin (A) ve (B) Belport Holdings SaRL.'ın ortağı ve alacaklısı olan Chimichanga Corporation tarafından Belport Development Limited aleyhine, Belport Holdings adına çıkarılan tüm vekaletlerle yasa dışı olarak temsil edilmesinin yasaklanması talebi ile açılan davanın yargılaması sonunda, Lüksemburg Bölge Mahkemesi'nce Belport Development Limited'in dolaylı davaya dayanarak Türkiye'de açtığı ancak Belport Holdings SaRL.'ın davacı taraf olarak görüldüğü davalar hakkında bir değerlendirme yapamayacağının belirtildiği, davacı ...'e 20.01.2010 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla çağrının gönderildiği, ....'nun 368. md. hükümleri ile ana sözleşmeye uygun şekilde davet yapıldığı, Lüksemburg MK.'nun 1166.
md. ile, şahsa münhasır olan haklar için, alacaklı Belport Development'in bu hakkı kullanamayacağı açıkça belirtildiği, somut olayda genel kurul kararının iptali davası açma hakkı ortaklık sıfatından dolayı, şahsa münhasır bir hak niteliğinde olduğu, bu nedenle davalı şirkette ortaklık sıfatı bulunmayan ve davada taraf olmayan Belport Development Limited'in 1166. md. hükmüne dayanarak Belport Holdings SaRL adına vekaletname düzenleyerek şahsa münhasır bir hakka bağlı dava açması mümkün olmadığı, vekaletnamede, Belport Development Limited'in, borçlusu Belport Holdings SaRL tarafından talep edilmeyen hakları talep, gerçekleştirilmeyen işlemleri gerçekleştirmede doğrudan menfaatin bulunması yani Belport Holdings SaRL'ın kendi mal varlığının kaybına hareketsiz kalması halinde alacağı tehlikeye düşecek olan Belport Development Limited'in onun yerine ve adına hareket etme yetkisi düzenlendiği gerekçesiyle davacı ...
yönünden, kanıtlanamayan davanın reddine, Belport Holdings SaRL yönünden ise 6100 s. HMK'nun 114/f ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, 6762 sayılı ...’nun 381. maddesi uyarınca açılan davalı şirketin ....02.2010 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı ...'e 20.01.2010 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla çağrının gönderildiği, ....'nun 368. md. hükümleri ile ana sözleşmeye uygun şekilde davet yapıldığı, Lüksemburg MK.'nun 1166. md. ile şahsa münhasır olan haklar için, alacaklı Belport Development'in bu hakkı kullanamayacağı açıkça belirtildiği, somut olayda genel kurul kararının iptali davası açma hakkı ortaklık sıfatından dolayı, şahsa münhasır bir hak niteliğinde olduğu, bu nedenle davalı şirkette ortaklık sıfatı bulunmayan ve davada taraf olmayan Belport Development Limited'in 1166.
md. hükmüne dayanarak Belport Holdings SaRL adına vekaletname düzenleyerek şahsa münhasır bir hakka bağlı dava açması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı ... yönünden, kanıtlanamayan davanın reddine, Belport Holdings SaRL yönünden ise 6100 s. HMK'nun 114/f ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı ortaklar, anılan genel kurulda davacı ...na ait oyların gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığını, bu şirkete ait hisselerin satışına ilişkin ihalenin feshedildiğini, bu nedenle genel kurulda toplantı ve karar nisabının sağlanamadığını, müvekkillerine usulüne uygun çağrı yapılmadığını, genel kurul çağrısının yetkisiz organ tarafından yapıldığını ileri sürerek işbu davayı açmışlardır.
Dosya kapsamından Lüksemburg’da düzenlenen vekaletnameye istinaden açılan davada, davacı şirkete ait payların satışına ilişkin icrada yapılan ihalenin feshedildiği ve kararın kesinleştiği hususu sabit olup, davacı ...’in davalı şirkette 1 adet pay sahibi olduğu davaya konu genel kurul hazirun cetvelinden de anlaşılacağı üzere çekişme konusu değildir. Bu durumda mahkemece, davacı ...’in öncelikle ortak sıfatıyla aktif husumete ehil olduğu ve ihalenin feshi davasının kesinleşmesi ile de genel kurulda %95 paya ait oyun gerçek hak sahibi tarafından kullanılmadığı sabit olduğu dikkate alınarak, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne karar vermek gerekirken yerinde bulunmayan “kanıtlanamayan davanın reddine” şeklinde soyut gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı ...A.R.L. yönünden yapılan incelemeye gelince; davacı şirket ortağı olduğu davalı Belde Liman İşletmeleri A.Ş. ‘nin %95 oranında payına sahip olduğunu ve usulsüz icra takibinin kesinleştirilmesi sonucu yapılan ihale ile payların dava dışı Phibros GmbH şirketine geçirildiğini, bu şekilde genel kurulda şirketin haklarının ketmedildiğini, şirketin diğer ortağı Chimichanga Co.’nun dava açmaya yanaşmaması nedeniyle MÖHUK. 9/4. maddesi uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer hukukuna (Lüksemburg) göre geçerli bir vekaletnamenin düzenlendiğini, gecikmesinde sakınca bulunması olgusuna da dayanarak Lüksemburg MK. 1166. maddesi gereği dava açılması için verilen vekaletnamenin geçerli olduğunu, Lüksemburg’da bu şekilde düzenlenen vekaletnamenin geçersiz olduğuna dair açılan davanın leyhlerine sonuçlandığını ileri sürerek genel kurulun yokluğunun tesbitini talep etmiştir.
Her ne kadar genel kurul iptali davaları şahsın hukuku ile ilgili ise de, dava konusu genel kurulda alınan kararların, dosyada bulunan ceza soruşturması ve takip hukukuna ilişkin dosya kapsamlarına göre netice itibariyle davacı şirketin mal varlıksal haklarında etkili bulunduğunun açık olmasına göre olayda Lüksemburg MK. 1166. maddesi koşullarının oluştuğunun kabulü ile davacı şirket vekiline verilen vekaletnamede bir usulsüzlük bulunmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla mahkemece, dava konusu genel kurulda davacı şirketi temsil eden bir kısım yönetim kurulu üyelerinin azline karar verildiği ve alınan kararların mal varlıksal haklarını ihlal eder mahiyette bulunduğu, iddiaların ileri sürülüş şekli bakımından Lüksemburg MK.1166.maddesindeki koşulların oluştuğu, bu nedenle vekaletnamenin geçerli olduğu, kaldı ki Türkiye’de aynı vekaletname ile açılan davalarda bu yönden bir usulsüzlük görülmediği, kararların derecatten geçerek kesinleştiği nazara alınıp, bu davacının da aktif husumet ehliyetini haiz olduğunun kabulü ile yukarıda açıklandığı üzere, bu davacıya ait ve davalı Belde Liman İşletmeleri A.Ş.’nin %95 payının gerçek hak sahibi tarafından genel kurulda temsil edilmemesi sebebiyle bu davacı tarafından açılan davanın da kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye ...,... TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, .../02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487026100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz