6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2534 E. 2013/2718 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi usulsüz tevdi sözleşmesi usulsüz tevdi müterafik kusur internet bankacılığı kusur oranı sahtecilik dolandırıcılık ispat yükü mahsup vade taşıyan yetkisizlik kararı kusur hasar

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. — Bankacılık K. 61 · BK — BK 306

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde internet bankacılığı hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önleminin banka tarafından alındığı ve davacı tarafın bilgilendirildiği, davacı için ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, sonuçta bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun bir ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, .... şahısların bankanın ek kimlik doğrulama kontrollerine girmedikleri ve davacının banka hesap bilgilerine ulaştıkları anlaşıldığından davalı bankanın kusurlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan vadeli mevduat hesabında bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu .../4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Buna göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine 818 Sayılı BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan,

akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önlemlerinin alındığı, ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, davalı bankanın bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, ispat yükünü de ters çevirmek suretiyle yazılı şekilde dava konusu olayda davacının tamamen kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri sahtecilik işlemleri ile hesaptan internet bankacılığı hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Ayrıca davalı bankanın olay tarihinde tek kullanımlık şifre, sms gibi zararı engelleyecek teknolojik imkanlara sahip olduğu halde, internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması, zararın doğmasında başlıca etkenler olup, davalı bankanın zarardan sorumlu bulunduğu açıktır.

Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma yetkisinin davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda müterafik kusuru olduğunun kabulü de mümkün değildir.

O halde somut olayda mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak ya da başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması, etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi karşısında zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilerek davacı hesabından çekilen tüm tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8354 E. 2011/1295 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11606 E. 2013/10300 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7110 E. 2011/909 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3187 E. 2011/14441 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4017 E. 2010/10063 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12915 E. 2010/3753 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13068 E. 2012/4489 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15654 E. 2012/6410 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/2534 E.  ,  2013/2718 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11...2011 tarih ve 2008/430-2011/647 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesinde bulunan mevduat hesabından ....07.2008 tarihinde, şirket yetkilisinin bilgisi ve izni dışında arka arkaya çok kısa sürede ellinin üzerinde internet bankacılığı yoluya işlem yapılarak toplam 6.402,00 TL tutarında telefon kontör alım harcamasının yapıldığını, yarım saat gibi kısa bir süre içerisinde arka arkaya ellinin üzerinde havale işlemi yapıldığı halde bankanın hiçbir güvenlik işleminin devreye girmediğini, ayrıca müvekkilinin hesabından yüklü miktarda para transferi yapılmış olmasına rağmen SMS yoluyla bildirilmediğini, davalı bankanın yeterli düzeyde güvenlik önlemleri almadığını, davalı bankanın kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 6.402,00 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili banka tarafından geçerli şifreleme ve güvenlik yöntemlerinin kullanıldığını, sunulan ek güvenlik uygulamalarından davacının yararlanmadığını, bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde internet bankacılığı hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önleminin banka tarafından alındığı ve davacı tarafın bilgilendirildiği, davacı için ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, sonuçta bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun bir ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, ....

şahısların bankanın ek kimlik doğrulama kontrollerine girmedikleri ve davacının banka hesap bilgilerine ulaştıkları anlaşıldığından davalı bankanın kusurlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan vadeli mevduat hesabında bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu .../4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Buna göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine 818 Sayılı BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan,

akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önlemlerinin alındığı, ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, davalı bankanın bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, ispat yükünü de ters çevirmek suretiyle yazılı şekilde dava konusu olayda davacının tamamen kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri sahtecilik işlemleri ile hesaptan internet bankacılığı hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.

Ayrıca davalı bankanın olay tarihinde tek kullanımlık şifre, sms gibi zararı engelleyecek teknolojik imkanlara sahip olduğu halde, internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması, zararın doğmasında başlıca etkenler olup, davalı bankanın zarardan sorumlu bulunduğu açıktır.

Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma yetkisinin davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda müterafik kusuru olduğunun kabulü de mümkün değildir.

O halde somut olayda mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak ya da başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması, etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi karşısında zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilerek davacı hesabından çekilen tüm tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484891800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.