Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2534 E. 2013/2718 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ usulsüz tevdi↗ müterafik kusur↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ dolandırıcılık↗ ispat yükü↗ mahsup↗ vade↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde internet bankacılığı hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önleminin banka tarafından alındığı ve davacı tarafın bilgilendirildiği, davacı için ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, sonuçta bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun bir ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, .... şahısların bankanın ek kimlik doğrulama kontrollerine girmedikleri ve davacının banka hesap bilgilerine ulaştıkları anlaşıldığından davalı bankanın kusurlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan vadeli mevduat hesabında bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu .../4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Buna göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine 818 Sayılı BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan,
akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önlemlerinin alındığı, ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, davalı bankanın bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, ispat yükünü de ters çevirmek suretiyle yazılı şekilde dava konusu olayda davacının tamamen kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri sahtecilik işlemleri ile hesaptan internet bankacılığı hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Ayrıca davalı bankanın olay tarihinde tek kullanımlık şifre, sms gibi zararı engelleyecek teknolojik imkanlara sahip olduğu halde, internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması, zararın doğmasında başlıca etkenler olup, davalı bankanın zarardan sorumlu bulunduğu açıktır.
Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma yetkisinin davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda müterafik kusuru olduğunun kabulü de mümkün değildir.
O halde somut olayda mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak ya da başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması, etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi karşısında zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilerek davacı hesabından çekilen tüm tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8354 E. 2011/1295 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · Tazminat
İncelediğiniz karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Buna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11606 E. 2013/10300 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü · Tazminat
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde «internet bankacılığı» hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, va …
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7110 E. 2011/909 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde «internet bankacılığı» hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, va …
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · kötüniyet · yasal faiz
Benzer bu kararda… dilemeyen bir yöntemle davacı bilgisayarı ya da işlem yaptığı ortamdan elde edildiğinden davacının kusurlu olduğu, davalı bankanın ise davacıya ait kişisel bilgiler «kötüniyetli» üçüncü kişilerce ele geçirilse dahi bu bilgilerle işlem yapılmasını önleyecek ek güvenlik önlemlerini sağlayıp uygulamaması nedeniyle kusurlu olduğu, dava konusu zararın meydana gelmesinde davacı ve davalının müterafik-eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.625,00 YTL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3187 E. 2011/14441 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde «internet bankacılığı» hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, va …
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «kusur oranına» tekabül eden 3.558,24 TL'den sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · tacir
Benzer bu karardaSomut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile basiretli bir «tacir» gibi davranarak ek güvenlik önlemlerini kullanmaması ve kişisel bilgilerini iyi saklayamaması gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda müterafik kabul etmiştir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4017 E. 2010/10063 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü · Tazminat
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde «internet bankacılığı» hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, va …
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · hırsızlık · havale
Benzer bu kararda… n şifrematik ve SMS uygulaması yapmadığı ve gerekli teknolojik önlemleri almadığı bu şekilde tarafların eşit kusurlu oldukları ancak 29.09.2006 tarihindeki internet «hırsızlığından» sonra, davacı yetkililerince 03.10.2006 tarihine kadar sisteme birçok defa girilmesine karşın yapılan usulsüz işlemlerin bankaya bildirilmediği, bu nedenle 03.10.2 …
İnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik «bankacılık işlemlerinin» güvenle yapılabilmesini sağlamaktır.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12915 E. 2010/3753 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · Tazminat
İncelediğiniz karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Buna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · havale · teslim
Benzer bu kararda… samına göre, davacının davalı banka tarafından kendisine sunulan ek güvenlik önlemlerini kullanmayı tercih etmediği, akıllı anahtar davalı banka tarafından davacıya «teslim» edilmesine rağmen aktif hale gerilip kullanılmadığı, davacının kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, taraflar arasında akdi ilişki bulunmakta ise de bu olayın BK’nun 98/2. maddesi yollaması ile BK’nun 41. ve devamı maddelerinde düzenlenen «haksız fiil» olarak incelenmesi gerektiği, davacının ek güvenlik önlemlerini kullanmayarak BK’nun 44. maddesine göre zararın ortaya çıkmasına kusurlu davranışı ile neden olduğu …
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından sunulan ek güvenlik önlemlerini kullanmadan ve davalı banka tarafından «teslim» edilen akıllı anahtarı aktif hale getirip yararlanmadan işlem yapma yolunu tercih eden davacıyı meydana gelen zarardan dolayı tam kusurlu kabul etmiştir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bunun yanında, davacının kendisine «teslim» edilen akıllı anahtarı aktif hale getirip kullanmaması ancak davacı yönünden «müterafik kusur» oluşturabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13068 E. 2012/4489 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde «internet bankacılığı» hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, va …
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15654 E. 2012/6410 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri «sahtecilik» işlemleri ile hesaptan «internet bankacılığı» hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde «internet bankacılığı» hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, va …
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · havale · yasal faiz
Benzer bu kararda3.Ayrıca, davacı dava dilekçesinde «reeskont faizi» talep etmiş olduğu halde mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu bakımdan da davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2534 E. , 2013/2718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11...2011 tarih ve 2008/430-2011/647 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesinde bulunan mevduat hesabından ....07.2008 tarihinde, şirket yetkilisinin bilgisi ve izni dışında arka arkaya çok kısa sürede ellinin üzerinde internet bankacılığı yoluya işlem yapılarak toplam 6.402,00 TL tutarında telefon kontör alım harcamasının yapıldığını, yarım saat gibi kısa bir süre içerisinde arka arkaya ellinin üzerinde havale işlemi yapıldığı halde bankanın hiçbir güvenlik işleminin devreye girmediğini, ayrıca müvekkilinin hesabından yüklü miktarda para transferi yapılmış olmasına rağmen SMS yoluyla bildirilmediğini, davalı bankanın yeterli düzeyde güvenlik önlemleri almadığını, davalı bankanın kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 6.402,00 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka tarafından geçerli şifreleme ve güvenlik yöntemlerinin kullanıldığını, sunulan ek güvenlik uygulamalarından davacının yararlanmadığını, bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesabından ....07.2008 tarihinde internet bankacılığı hizmetlerinden "vodafone kontör alım harcama işlemi" kullanılarak 6.402,00 TL harcama yapıldığı, davalı banka bilgi sistemine yönelik hacker saldırısı olmadığı, vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önleminin banka tarafından alındığı ve davacı tarafın bilgilendirildiği, davacı için ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, sonuçta bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun bir ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, ....
şahısların bankanın ek kimlik doğrulama kontrollerine girmedikleri ve davacının banka hesap bilgilerine ulaştıkları anlaşıldığından davalı bankanın kusurlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan vadeli mevduat hesabında bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu .../4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Buna göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine 818 Sayılı BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan,
akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından vakıf anahtar ve vakıf sms gibi ek kimlik doğrulama güvenlik önlemlerinin alındığı, ek bir maliyet gerektirmeyen bu önlemlerin davacının seçimine bırakıldığı, bu ek hizmetlerden yararlanmayı talep etmediği için şifre ve parolasını ele geçiren saldırganların hesaptan harcama yapması için uygun ortamın davacı tarafından oluşturulduğu, davalı bankanın bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, ispat yükünü de ters çevirmek suretiyle yazılı şekilde dava konusu olayda davacının tamamen kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen seri sahtecilik işlemleri ile hesaptan internet bankacılığı hizmetlerinden telefon kontörü alım işlemi olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Ayrıca davalı bankanın olay tarihinde tek kullanımlık şifre, sms gibi zararı engelleyecek teknolojik imkanlara sahip olduğu halde, internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması, zararın doğmasında başlıca etkenler olup, davalı bankanın zarardan sorumlu bulunduğu açıktır.
Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma yetkisinin davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda müterafik kusuru olduğunun kabulü de mümkün değildir.
O halde somut olayda mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak ya da başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması, etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi karşısında zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilerek davacı hesabından çekilen tüm tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484891800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz