Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12915 E. 2010/3753 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ müterafik kusur↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ ispat yükü↗ mahsup↗ vade↗ haksız fiil↗ havale↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka tarafından kendisine sunulan ek güvenlik önlemlerini kullanmayı tercih etmediği, akıllı anahtar davalı banka tarafından davacıya teslim edilmesine rağmen aktif hale gerilip kullanılmadığı, davacının kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, taraflar arasında akdi ilişki bulunmakta ise de bu olayın BK’nun 98/2. maddesi yollaması ile BK’nun 41. ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil olarak incelenmesi gerektiği, davacının ek güvenlik önlemlerini kullanmayarak BK’nun 44. maddesine göre zararın ortaya çıkmasına kusurlu davranışı ile neden olduğu, davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından sunulan ek güvenlik önlemlerini kullanmadan ve davalı banka tarafından teslim edilen akıllı anahtarı aktif hale getirip yararlanmadan işlem yapma yolunu tercih eden davacıyı meydana gelen zarardan dolayı tam kusurlu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının insiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır. Bunun yanında, davacının kendisine teslim edilen akıllı anahtarı aktif hale getirip kullanmaması ancak davacı yönünden müterafik kusur oluşturabilir. O halde somut olayda tüm bu anılan hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3187 E. 2011/14441 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · dolandırıcılık · tacir · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile basiretli bir «tacir» gibi davranarak ek güvenlik önlemlerini kullanmaması ve kişisel bilgilerini iyi saklayamaması gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda müterafik kabul etmiştir.
Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8354 E. 2011/1295 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11606 E. 2013/10300 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · dolandırıcılık · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Bunun yanı sıra, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının kusurlu olduğunun kabulü de mümkün değildir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10626 E. 2013/13289 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, sonuçta davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığını iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şifresini ve parolasını başkalarına verdiği, kullandırdığı ya da talimatlara aykırı işlemler yaptığının kanıtlanamadığı, davalı bankanın dava konusu olayda asli olarak %80 oranında, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, hisse senetleri ile ilgili istem hakkkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davalı bankanın «internet bankacılığında» kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının insiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, bu durumda davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.Bu bağlamda,davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapabilen davacının meydana gelen zararda müterafik kusurlu olduğunun kabulü de esase …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/975 E. 2010/6549 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «havale» işlemlerinin davacının «internet bankacılık işlemlerini» gerçekleştirmekte kullandığı şifre kullanılarak yapıldığı, şifre ile gerçekleştirilen havale işlemlerinde aksine bir kayıt konulmadığından dava konusu havale işlem …
Somut olayda mahkeme, dava konusu «havale» işlemlerinin davacının «internet bankacılık işlemlerini» gerçekleştirmekte kullandığı şifre kullanılarak yapıldığı, şifre ile gerçekleştirilen havale işlemlerinde aksine bir kayıt konulmadığından bankanın ayrıca davacıdan teyit almasının gerekmediği gerekçesiyle meydana gelen zararda davacıyı %100 kusurlu olarak kabul etmiştir.
Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14450 E. 2013/11764 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… , davalı bankanın cep ajan uygulamasından yararlanmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada da davalı ...'nın ölmüş olması ve davacının bu davalının «mirasçıları» yönünden davaya devam etmeyeceğini bildirdiği, diğer davalı yönünden de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13068 E. 2012/4489 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · dolandırıcılık · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Bunun yanı sıra, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15654 E. 2012/6410 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · reeskont faizi · dolandırıcılık · yetkisizlik kararı · yasal faiz
Benzer bu kararda3.Ayrıca, davacı dava dilekçesinde «reeskont faizi» talep etmiş olduğu halde mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu bakımdan da davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Buna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Bunun yanı sıra, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12915 E. , 2010/3753 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.07.2008 tarih ve 2008/6-2008/448 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İzmir Sanayi Şubesi nezdinde bulunan hesabından müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmadan 24.10.2007 tarihinde internet aracılığı ile tanımadığı kişi ya da kişiler tarafından Akbank İstanbul Çiftehavuzlar Şubesi’nde bulunan bir hesaba toplam 5.915 Euro karşılığı 10.212,84YTL EFT yapıldığını, davalı bankanın durumu fark edince müvekkilinin hesabına bloke koyduğunu, davalı bankanın elektronik bankacılık hizmetinde gereken güvenliği sağlayamadığını ileri sürerek, anılan meblağın 24.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şifresini koruyamadığını, davacının zararının şifrenin 3. kişilerce öğrenilmesi sonucu meydana geldiğini, bankanın sisteminden kaynaklı bir zarar söz konusu olmadığını, davacının kendisine verilen akıllı anahtarı kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka tarafından kendisine sunulan ek güvenlik önlemlerini kullanmayı tercih etmediği, akıllı anahtar davalı banka tarafından davacıya teslim edilmesine rağmen aktif hale gerilip kullanılmadığı, davacının kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, taraflar arasında akdi ilişki bulunmakta ise de bu olayın BK’nun 98/2. maddesi yollaması ile BK’nun 41. ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil olarak incelenmesi gerektiği, davacının ek güvenlik önlemlerini kullanmayarak BK’nun 44. maddesine göre zararın ortaya çıkmasına kusurlu davranışı ile neden olduğu, davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından sunulan ek güvenlik önlemlerini kullanmadan ve davalı banka tarafından teslim edilen akıllı anahtarı aktif hale getirip yararlanmadan işlem yapma yolunu tercih eden davacıyı meydana gelen zarardan dolayı tam kusurlu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının insiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.
Bunun yanında, davacının kendisine teslim edilen akıllı anahtarı aktif hale getirip kullanmaması ancak davacı yönünden müterafik kusur oluşturabilir. O halde somut olayda tüm bu anılan hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016830600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz