Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2974 E. 2019/257 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayırt edicilik↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait "CM" markası ile davalıya ait "ÇM" markası arasında işitsel ve görsel benzerliğin bulunduğu, markaların aynı veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması halinde, halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacının "ÇOLAKOĞLU" ibareli markaları bakımından ise iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davalı markası ile davacının 2008/03193 sayılı ve 122177 sayılı ibareli markaları arasında, davalı markasının kapsadığı “06. sınıfın tamamı, 07. sınıftaki “…sayılan tüm malların parça ve teçhizatları” ve 08. sınıftaki “…yük bağlama araçları, …, tamamı kereste ve tomruk taşımada kullanılan çivili kereste kancaları, kancalar, kıskaçlar, kepçeler, direkler, çiviler, çapalar, takozlar ve ….; sayılan tüm malların parça ve teçhizatları” bakımından 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında “karıştırılma ihtimali” bulunduğu ve bu durumun söz konusu mallar yönünden 42/1-b bendi anlamında hükümsüzlüğe neden olacağı, davacının “ÇM+Şekil” ibareli markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı ./..
gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli 2012/01465 sayılı "CM" markasının tescilli olduğu 06. sınıfın tamamı ile 07. sınıftaki "sayılan tüm malların parça ve teçhizatları", 08. sınıfta, "yük bağlama araçları, tamamı kereste ve tomruk taşımada kullanılan çivili kereste kancaları, kancalar, kıskaçlar, kepçeler, direkler, çiviler, çapalar, takozlar ve sayılan tüm malların parça ve techizatları" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 2012/01465 sayılı "CM" ibareli davalı markası ile davacıya ait 2008/03193 sayılı "ÇM" ve 122177 sayılı "ÇM" ibareli markalar arasında davalı markasının kapsadığı 06. sınıfın tamamı ile 07. sınıftaki "sayılan tüm malların parça ve techizatları", 08. sınıfta, "yük bağlama araçları, tamamı kereste ve tomruk taşımada kullanılan çivili kereste kancaları, kancalar, kıskaçlar, kepçeler, direkler, çiviler, çapalar, takozlar ve sayılan tüm malların parça ve techizatları" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve bu mallar bakımından aynı KHK'nın 42/1-b maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı adına tescilli ‘Şekil+ ÇM’ unsurlu marka ile, davalı adına tescilli ‘CM’ ibareli markanın iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı yan markası logosal bir şekil markasına ilişkinken, hükümsüz kılınması talep edilen davalı markasının ise bir kısaltma markası olduğu anlaşılmaktadır. Markaların karıştırılma ihtimali değerlendirilirken asıl dikkate alınması gerekli unsur o markaların diğer işletmelerden ayırt edilmesini sağlayan unsurlarıdır. Bir markada yer alan tanımlayıcı şekil ve ibarelerin marka koruması kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Bir markanın ayırt edici unsuru ne ölçüde orijinal ise koruma düzeyi de o ölçüde yüksek olacaktır. Bununla birlikte alfabede sınırlı sayıda harf bulunmakla ve bu harflerin kullanılması tek başına kimsenin tekeline bırakılmayacağından harf markaları ile kısaltma markalarında da ayırt edicilik düzeyinin zayıf ve korunma düzeyinin de düşük olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda da, logosal bir kısaltma/şekil markasına ilişkin davacı markası ile kısaltma markası niteliğindeki davalı markasının özellikle görsel ve kavramsal olmak üzere bir bütün olarak yukarıdaki ilkeler doğrultusunda karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olmadıkları, gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markanın Hükümsüzlüğü 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4421 E. 2020/2582 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/602 E. 2019/7541 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz karardaBununla birlikte alfabede sınırlı sayıda harf bulunmakla ve bu harflerin kullanılması tek başına kimsenin tekeline bırakılmayacağından harf markaları ile kısaltma markalarında da «ayırt edicilik» düzeyinin zayıf ve korunma düzeyinin de düşük olduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu karardaBununla birlikte alfabede sınırlı sayıda harf bulunmakta olup bu harflerin kullanılması tek başına kimsenin tekeline bırakılmayacağından harf markaları ile kısaltma markalarında da «ayırt edicilik» düzeyinin zayıf ve koruma düzeyinin de düşük olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3410 E. 2022/8744 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · ticari faiz · mahsup · ıslah · dosya masrafı · kusur
Benzer bu kararda… ucu bilirkişi raporları ile belirlenen Ertur şirketine ödenen 35.000.-TL, inşaat kalemleri için harcanan 22.000.-TL ve teçhizat bedeli olan 83.000.-TL'nin davalının «kusuru» oranında (%60) davalıdan talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ile «ıslah» edilen kısımda dikkate alınarak, Ertur şirketine devir bedeli olarak yapılan ödemeye ilişkin talep yönünden 21.000,00.-TL'nin 20.000.-TL'sinin dava tarihi olan 13/05/2005 tarihinden, 1.000.-TL'sinin ıslah tarihi olan 28/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, inşaat kalemlerine yapılan «masraf» ile ilgili talep yönünden 13.200,00 TL'nin dava tarihi olan 13/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmes …
… mizin 07.01.2020 tarihli bozma ilamı ile 30.000,00 TL davacı tarafından Ertur şirketine devir bedeli olarak yapılan ödeme ve 40.000,00 TL inşaat kalemlerine yapılan «masraflar» yönünden davalının temyiz itirazlarının reddedilmesiyle davacı taraf lehine bu miktarlar yönünden usuli «müktesep hak» doğmuş olup, mahkemece bozma ilamına uyularak verilen kararda bu kalemler yönünden de «kusur» indirimi yapılması usuli müktesep hakkın ihlaline sebep olacağından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, makine ve teçhizat bedelinden «kusur» indirimi yapıldığı gibi davacı elinde kaldığı anlaşılan teçhizatın 2. el piyasa değerinin de «mahsup» edilmiş olmasına ve davacının bu kalemdeki talebinin 11.000,00 TL olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2974 E. , 2019/257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/.../2016 tarih ve 2014/201 E. - 2016/361 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 14/04/2017 tarih ve 2017/333-2017/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin, ticaret unvanının baş harflerinden oluşan "ÇM" esas unsurlu, tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı tarafından yapılan, 2012/01465 sayılı "CM" ibareli marka başvurusunun, müvekkilinin itirazına rağmen tescil olunduğunu, anılan markanın müvekkiline ait "ÇM" ibareli markalar ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, aynı ve benzer malları kapsadığını ileri sürerek, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b, 7/1-i, 8/4 ve 42. maddeleri uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, pek çok ülkede tescilli olan dava konusu markanın ilk kez 1946 yılında ...’de tescil edildiğini, ... nezdinde de 04.02.2014 tarihinde 2012/01465 sayı ile tescil edildiğini, davacının "ÇM" ibareli bir markasının olmadığını, davacı tarafından görülmekte olan bu davadan iki ay sonra "ÇM" ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkiline ait dava konusu markanın tanınmış marka olduğunu, davacının itiraz aşamasında dayanmadığı markalara dayanarak hükümsüzlük davası açmasının mümkün olmadığını, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait "CM" markası ile davalıya ait "ÇM" markası arasında işitsel ve görsel benzerliğin bulunduğu, markaların aynı veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması halinde, halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacının "ÇOLAKOĞLU" ibareli markaları bakımından ise iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davalı markası ile davacının 2008/03193 sayılı ve 122177 sayılı ibareli markaları arasında, davalı markasının kapsadığı “06. sınıfın tamamı, 07. sınıftaki “…sayılan tüm malların parça ve teçhizatları” ve 08. sınıftaki “…yük bağlama araçları, …, tamamı kereste ve tomruk taşımada kullanılan çivili kereste kancaları, kancalar, kıskaçlar, kepçeler, direkler, çiviler, çapalar, takozlar ve ….;
sayılan tüm malların parça ve teçhizatları” bakımından 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında “karıştırılma ihtimali” bulunduğu ve bu durumun söz konusu mallar yönünden 42/1-b bendi anlamında hükümsüzlüğe neden olacağı, davacının “ÇM+Şekil” ibareli markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı ./..
gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli 2012/01465 sayılı "CM" markasının tescilli olduğu 06. sınıfın tamamı ile 07. sınıftaki "sayılan tüm malların parça ve teçhizatları", 08. sınıfta, "yük bağlama araçları, tamamı kereste ve tomruk taşımada kullanılan çivili kereste kancaları, kancalar, kıskaçlar, kepçeler, direkler, çiviler, çapalar, takozlar ve sayılan tüm malların parça ve techizatları" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 2012/01465 sayılı "CM" ibareli davalı markası ile davacıya ait 2008/03193 sayılı "ÇM" ve 122177 sayılı "ÇM" ibareli markalar arasında davalı markasının kapsadığı 06. sınıfın tamamı ile 07. sınıftaki "sayılan tüm malların parça ve techizatları", 08. sınıfta, "yük bağlama araçları, tamamı kereste ve tomruk taşımada kullanılan çivili kereste kancaları, kancalar, kıskaçlar, kepçeler, direkler, çiviler, çapalar, takozlar ve sayılan tüm malların parça ve techizatları" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve bu mallar bakımından aynı KHK'nın 42/1-b maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı adına tescilli ‘Şekil+ ÇM’ unsurlu marka ile, davalı adına tescilli ‘CM’ ibareli markanın iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı yan markası logosal bir şekil markasına ilişkinken, hükümsüz kılınması talep edilen davalı markasının ise bir kısaltma markası olduğu anlaşılmaktadır. Markaların karıştırılma ihtimali değerlendirilirken asıl dikkate alınması gerekli unsur o markaların diğer işletmelerden ayırt edilmesini sağlayan unsurlarıdır. Bir markada yer alan tanımlayıcı şekil ve ibarelerin marka koruması kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Bir markanın ayırt edici unsuru ne ölçüde orijinal ise koruma düzeyi de o ölçüde yüksek olacaktır. Bununla birlikte alfabede sınırlı sayıda harf bulunmakla ve bu harflerin kullanılması tek başına kimsenin tekeline bırakılmayacağından harf markaları ile kısaltma markalarında da ayırt edicilik düzeyinin zayıf ve korunma düzeyinin de düşük olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda da, logosal bir kısaltma/şekil markasına ilişkin davacı markası ile kısaltma markası niteliğindeki davalı markasının özellikle görsel ve kavramsal olmak üzere bir bütün olarak yukarıdaki ilkeler doğrultusunda karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olmadıkları, gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484046800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz