Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3543 E. 2019/664 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ dürüstlük kuralı↗ ticaret unvanı↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ kötüniyet↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı ve davalı markalarının 29. sınıfta tescilli olduğu ve malların aynı veya benzer olduğu, her iki tarafın markalarının ayırt edici unsurunun “GÖÇER” ibaresi olduğu, davalı markasında yer alan “N” harfinin ayırtedicilik unsuru katmadığı, davacı markaları ile davalı markası arasında görünüş, yazılış ve söyleniş bakımından benzerlik bulunduğu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ve 556 KHK’nın 8/1-b. maddesi anlamında iltibas oluşturduğu, her iki taraf işletmelerinin Kozan ilçesinde faaliyet gösterdikleri, davacı tarafından sunulan faturalarda davacının davalıya 2009 yılından itibaren çeşitli süt ürünlerini sattığı, davalının da davacıdan aldığı ürünlerin satışını yaptığı, davalı markasının davacı markasının devamı gibi algılanacağı, davalının, davacının ticaret unvanını ve GÖÇER esas unsurlu markalarının varlığını 2009 yılından itibaren bilmesine karşın NGÖÇER ibaresini tescil ettirdiği, ancak “GÖÇER ET” ibaresini kullandığı, markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, kötüniyetli tescil ile iltibas sebebiyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve davalı markasının markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce; mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması gerekçesiyle davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı adına önceden tescilli "ÖZ GÖÇERLER", "GÖÇEROĞLU" ve "GÖÇERLER" markaları gerekçe gösterilerek 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi şartları gerçekleştiğinden davalı adına tescilli "NGÖÇER" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmişse de; taraflar arasında bu markanın başvuru tarihinden önce başlayan ve tescilinden sonra uzun süre devam eden ticari ilişkinin varlığı karşısında davacı şirketin ticari ilişki bozulduktan sonra davalı şahsa karşı marka hükümsüzlüğü davası açması çelişkili davranış ve TMK'nın .... maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olup davanın bu sebeple reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12537 E. 2012/20774 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · def'i
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı Yimpaş A.Ş. ve Mustafa Göçer’in devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadıkları, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumlulukları» bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan davalıların eylemi «dolandırıcılık» olarak nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğunu ve TTK'nun 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar ve mahkemece de yukarıda yazılan gerekçeyle bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalılar davacının ortak olmak amacıyla Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi imzalamak suretiyle para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin taktirinde olduğunu belirtm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12544 E. 2012/20777 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı Mustafa Göçer’in devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumlulukları» bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan davalıların eylemi «dolandırıcılık» olarak nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalı şirket yöneticisinin yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, bu para karşılığı verilen hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin hükümsüz olduğu, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalı Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin taktirinde olduğunu belirtm …
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğunu ve TTK'nun 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar ve mahkemece de yukarıda yazılan gerekçeyle bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2085 E. 2013/6369 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · pay defteri kaydı · hazirun cetveli · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · hisse senedi · hisse devri · pay defteri
Benzer bu kararda… ce, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olduğunun bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacının şirket ortaklığını, «hisse devri» almak yoluyla kazandığı, 6762 Sayılı ...'nın 405/... maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi devralmak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir.
Oysa, davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğunun belirtildiği SPK raporlarının mevcut olduğu Dairemizden geçen emsal dosyalardan bilinmekte olup «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11976 E. 2013/17458 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işyeri sigorta poliçesi · hırsızlık · işyeri sigortası · ikrar · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Ancak, davacı vekili, karar düzeltme dilekçesinde “«hırsızlık» olayının faili İsmail Göçer’in 28.05.2013 tarihinde ...Polis Merkezi Amirliği’ne giderek suçunu «ikrar» ettiği ve bu kişi hakkında Ankara 16.
Davacı taraf, 29.10.2010 gecesi işyerinde meydana gelen «hırsızlık» olayında işyerinde bulunan oto lastiklerinin çalındığını, ancak kolluk kuvvetlerince yapılan çalışmaya rağmen hırsızların ve çalınan lastiklerin bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, «hırsızlığın» oluş şekli itibari ile parmak izi ve ayak izi olmadığı, hırsızlık olayının gerçekleştiği iddiasının samimi ve inandırıcı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3543 E. , 2019/664 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesince (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 01/11/2016 tarih ve 2015/114 E - 2016/511 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 01/06/2017 tarih ve 2017/329-2017/544 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin et ve süt ürünleri sektöründe 16 yıldır faaliyet gösterdiğini, “ÖZ GÖÇERLER” ibaresini 30.05.2000 tarih ve 99/009036 tescil numarası,“GÖÇEROĞLU” ibaresini 16.05.2006 tarih ve 2005/17686 tescil numarası, “GÖÇERLER” ibaresini ....01.2011 tarih ve 2009/07188 tescil numarası ile 29. sınıfta marka olarak tescil ettirdiğini, “ÖZ GÖÇERLER” ibaresini aynı zamanda 1997 yılından bu yana tescilli ticaret unvanında da kullandığını, müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır süren ticari ilişki olduğunu, davalıya müvekkili tarafından süt ürünleri satışı yapıldığını, davalının da tüketiciye müvekkilinin ürünlerini arz ettiğini, müvekkilinin ticari itibarından yararlanmak amacıyla iltibas yaratacak biçimde “NGÖÇER” markasını 09.07.2010 tarih ve 2009/43018 tescil numarası ile 29.
sınıfta tescil ettirdiğini, buna karşın markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığını, davacının markası ile iltibas oluşturduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının “NGÖÇER” markasının tescili aşamasında davacının ... nezdinde herhangi bir itirazının olmadığını, davacı markaları ile müvekkili markaları arasında hiç bir benzerlik bulunmadığını, iltibas oluşturmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı ve davalı markalarının 29. sınıfta tescilli olduğu ve malların aynı veya benzer olduğu, her iki tarafın markalarının ayırt edici unsurunun “GÖÇER” ibaresi olduğu, davalı markasında yer alan “N” harfinin ayırtedicilik unsuru katmadığı, davacı markaları ile davalı markası arasında görünüş, yazılış ve söyleniş bakımından benzerlik bulunduğu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ve 556 KHK’nın 8/1-b. maddesi anlamında iltibas oluşturduğu, her iki taraf işletmelerinin Kozan ilçesinde faaliyet gösterdikleri, davacı tarafından sunulan faturalarda davacının davalıya 2009 yılından itibaren çeşitli süt ürünlerini sattığı, davalının da davacıdan aldığı ürünlerin satışını yaptığı, davalı markasının davacı markasının devamı gibi algılanacağı, davalının, davacının ticaret unvanını ve GÖÇER esas unsurlu markalarının varlığını 2009 yılından itibaren bilmesine karşın NGÖÇER ibaresini tescil ettirdiği, ancak “GÖÇER ET” ibaresini kullandığı, markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, kötüniyetli tescil ile iltibas sebebiyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve davalı markasının markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce; mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması gerekçesiyle davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı adına önceden tescilli "ÖZ GÖÇERLER", "GÖÇEROĞLU" ve "GÖÇERLER" markaları gerekçe gösterilerek 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi şartları gerçekleştiğinden davalı adına tescilli "NGÖÇER" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmişse de; taraflar arasında bu markanın başvuru tarihinden önce başlayan ve tescilinden sonra uzun süre devam eden ticari ilişkinin varlığı karşısında davacı şirketin ticari ilişki bozulduktan sonra davalı şahsa karşı marka hükümsüzlüğü davası açması çelişkili davranış ve TMK'nın .... maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olup davanın bu sebeple reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, .../01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/483429600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz