Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1989 E. 2013/2170 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortaklığı↗ ortaklar kurulu kararı↗ işlemiş faiz↗ limited şirket↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan faiziyle birlikte 51.903,43 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, takibin kısmen iptaline, takibin 48.014,27 TL asıl alacak, 3.889,16 TL işlemiş faizi üzerinden devamına, davalının asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, 11.04.2008 tarihli ortaklar kurulu kararına dayanarak iş bu davayı açmıştır. Bir sermaye şirketi olan limited şirkette ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olup, bunun dışında ortağın şirket borçlarından dolayı sorumluluğu söz konusu değildir. Ancak somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, yukarıda sözü edilen kurala rağmen davalının geçerli bir taahhüdü söz konusu ise bu taahhüdün gereğinin yerine getirilmesi gerekir. Davalı, davaya dayanak karar altındaki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Bu durumda mahkemece, bu savunma üzerinde durulup imzanın davalıya ait
olmaması halinde bu kararın davalıyı bağlamayacağı, davacının şirketin borcunu ödemesi nedeniyle ödediği tutarı şirketten isteyebileceği nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözönüne alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10725 E. 2018/3417 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · ıslah
Benzer bu kararda… emece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 9.903.551,30 TL tazminatın 500.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren, bakiye kısmının «ıslah» tarihi olan 10/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan ... «mirasçıları» hariç diğer davalılardan tahsiline dair verilen kararın davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı ve mümeyyiz davalıl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11469 E. 2014/1490 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak vasfı · keşide tarihi · kıymetli evrak · zayi · hamil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «keşide tarihi», talep ve davaya konu belgenin «kıymetli evrak vasfını» taşıması ile, yasal düzenlemede ki hüküm ve kıymeti nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «zayi» nedeni ile iptal kararı verilmesi talebine ilişkin olup, davacı «hamili» olduğunu iddia ettiği çeki zayi ettiğini bildirerek dava açmıştır.
Mahkemece karar gerekçesinde dava konusu çekin «kıymetli evrak» niteliği taşıdığının kabul edilmiş olmasına rağmen istemin içeriği anlaşılamayan gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görülerek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/1989 E. , 2013/2170 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/09/2011 tarih ve 2009/144-2011/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların ortak olduğu ... Tarım Ormancılık Tıbbi Bitkiler Gıda San. ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin yatırımları kapsamında 900 m²'lik fabrika binası inşaatı ve 4 adet makine alımına harcanan toplam 495.075,12 TL'nin 174.150 TL'nin Tarım Bakanlığı'nca hibe edildiğini, 320.095,12 TL'lik kısmının müvekkili tarafından finanse edildiğini, 11.04.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ortakların 10 gün içinde ve hisseleri oranında bu miktarı ödeyeceklerinin kararlaştırıldığını, davalının bu süre içerisinde ödeme yapmadığı gibi başlatılan takibe de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, 48.014,27 TL alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, karar altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, fabrika binası ve makinelerin atıl vaziyette bulunduğunu, davalı toplantıda bulunmadığı için muhalefet şerhi düşmesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan faiziyle birlikte 51.903,43 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, takibin kısmen iptaline, takibin 48.014,27 TL asıl alacak, 3.889,16 TL işlemiş faizi üzerinden devamına, davalının asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, 11.04.2008 tarihli ortaklar kurulu kararına dayanarak iş bu davayı açmıştır. Bir sermaye şirketi olan limited şirkette ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olup, bunun dışında ortağın şirket borçlarından dolayı sorumluluğu söz konusu değildir. Ancak somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, yukarıda sözü edilen kurala rağmen davalının geçerli bir taahhüdü söz konusu ise bu taahhüdün gereğinin yerine getirilmesi gerekir. Davalı, davaya dayanak karar altındaki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Bu durumda mahkemece, bu savunma üzerinde durulup imzanın davalıya ait
olmaması halinde bu kararın davalıyı bağlamayacağı, davacının şirketin borcunu ödemesi nedeniyle ödediği tutarı şirketten isteyebileceği nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözönüne alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/483054200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz