Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2922 E. 2019/294 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet kuralları↗ bozma sonrası karar↗ usuli kazanılmış hak↗ hakkın kötüye kullanılması↗ iyiniyet↗ kazanılmış hak↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ fer'i müdahil↗ maddi ve manevi tazminat↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, fer’i müdahil ... Ltd. Şti'nin bozma sonrası sunduğu belgeler dikkate alındığında davaya konu işaretin pil emtiası üzerinde Şubat 2005 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığının tespit edildiği, Medeni Kanunun 2. maddesinden doğan sessiz kalma nedeniyle hak kaybı ilkesine göre dava hakkının hiç bir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınmasının hukuki güvenlik ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, davacı markasının kullanım tarihi ile mezkur dava tarihi dikkate alındığında anılan madde kapsamında dava hakkının kötüye kullanılmasının söz konusu olduğu, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava marka hakkına tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Dairemizin 2014/18476 E.-2015/5205 K. sayılı ilamı ile dava konusu işaretin dava konusu pil emtiasında kullanılmaya başlandığı 2008 tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği kabul edilerek mahkeme ilamı bozulmuş ve mahkemece yeniden yapılan yargılamada 16.12.2015 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup, uyma kararıyla birlikte davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı yönünde davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekir.
Usuli kazanılmış hakkın oluşumundan sonra yeni delil ibraz edilmek suretiyle bu delil durumuna göre dava konusu işaretin kullanımının 2008 yılında değil de 2005 yılında başladığı gerekçesiyle davacının yeniden sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kabul edilemez.
Şu halde, mahkemece usuli kazanılmış hakkın mevcut olduğu değerlendirilmeksizin anılan gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1727 E. 2020/5236 K.
Ortak:iyiniyet kuralları · bozma sonrası karar · hakkın kötüye kullanılması · iyiniyet · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaŞti'nin «bozma sonrası» sunduğu belgeler dikkate alındığında davaya konu işaretin pil emtiası üzerinde Şubat 2005 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığının tespit edildiği, Medeni Kanunun 2. maddesinden doğan sessiz kalma nedeniyle hak «kaybı» ilkesine göre dava hakkının hiç bir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınmasının hukuki güvenlik ve «iyiniyet kurallarıyla» bağdaşmayacağı, davacı markasının kullanım tarihi ile mezkur dava tarihi dikkate alındığında anılan madde kapsamında dava «hakkının kötüye kullanılmasının» söz konusu olduğu, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
Dava «marka hakkına tecavüzün» tespiti, tecavüzün önlenmesi ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Dairemizin 2014/18476 E.-2015/5205 K. sayılı ilamı ile dava konusu işaretin dava konusu pil emtiasında kullanılmaya başlandığı 2008 tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığından söz edilemeyeceği kabul edilerek mahkeme ilamı bozulmuş ve mahkemece yeniden yapılan yargılamada 16.12.2015 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup, uyma kararıyla birlikte davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı yönünde davacı taraf yararına «usuli kazanılmış hak» oluştuğunun kabulü gerekir.
Usuli kazanılmış hakkın oluşumundan sonra yeni delil «ibraz» edilmek suretiyle bu delil durumuna göre dava konusu işaretin kullanımının 2008 yılında değil de 2005 yılında başladığı gerekçesiyle davacının yeniden sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı kabul edilemez.
Benzer bu karardaŞti'nin «bozma sonrası» sunduğu belgeler dikkate alındığında davaya konu işaretin pil emtiası üzerinde Şubat 2005 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığının tespit edildiği, Medeni Kanunun 2. maddesinden doğan sessiz kalma nedeniyle hak «kaybı» ilkesine göre dava hakkının hiç bir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınmasının hukuki güvenlik ve «iyiniyet kurallarıyla» bağdaşmayacağı, davacı markasının kullanım tarihi ile mezkur dava tarihi dikkate alındığında anılan madde kapsamında dava «hakkının kötüye kullanılmasının» söz konusu olduğu, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle, davanın reddine dair veri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2541 E. 2023/2413 K.
Ortak:iyiniyet kuralları · bozma sonrası karar · usuli kazanılmış hak · hakkın kötüye kullanılması · iyiniyet · kazanılmış hak · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaŞti'nin «bozma sonrası» sunduğu belgeler dikkate alındığında davaya konu işaretin pil emtiası üzerinde Şubat 2005 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığının tespit edildiği, Medeni Kanunun 2. maddesinden doğan sessiz kalma nedeniyle hak «kaybı» ilkesine göre dava hakkının hiç bir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınmasının hukuki güvenlik ve «iyiniyet kurallarıyla» bağdaşmayacağı, davacı markasının kullanım tarihi ile mezkur dava tarihi dikkate alındığında anılan madde kapsamında dava «hakkının kötüye kullanılmasının» söz konusu olduğu, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
Dava «marka hakkına tecavüzün» tespiti, tecavüzün önlenmesi ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Dairemizin 2014/18476 E.-2015/5205 K. sayılı ilamı ile dava konusu işaretin dava konusu pil emtiasında kullanılmaya başlandığı 2008 tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığından söz edilemeyeceği kabul edilerek mahkeme ilamı bozulmuş ve mahkemece yeniden yapılan yargılamada 16.12.2015 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup, uyma kararıyla birlikte davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı yönünde davacı taraf yararına «usuli kazanılmış hak» oluştuğunun kabulü gerekir.
Usuli kazanılmış hakkın oluşumundan sonra yeni delil «ibraz» edilmek suretiyle bu delil durumuna göre dava konusu işaretin kullanımının 2008 yılında değil de 2005 yılında başladığı gerekçesiyle davacının yeniden sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı kabul edilemez.
Benzer bu karardaŞti'nin «bozma sonrası» sunduğu belgeler dikkate alındığında davaya konu işaretin pil emtiası üzerinde Şubat 2005 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığının tespit edildiği, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinden doğan sessiz kalma nedeniyle hak «kaybı» ilkesine göre dava hakkının hiç bir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınmasının hukuki güvenlik ve «iyiniyet kurallarıyla» bağdaşmayacağı, davacı markasının kullanım tarihi ile mezkur dava tarihi dikkate alındığında anılan madde kapsamında dava «hakkının kötüye kullanılmasının» söz konusu olduğu, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
… ilamı ile dava konusu işaretin dava konusu pil emtiasında kullanılmaya başlandığı 2008 tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığından söz edilemeyeceği kabul edilerek mahkeme ilamı bozulmuş ve mahkemece yeniden yapılan yargılamada 16.12.2015 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup, uyma kararıyla birlikte davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı yönünde davacı taraf yararına «usuli kazanılmış hak» oluştuğunun kabulü gerekir.
… ve bu süre içerisinde davacı tarafın da Türkiye'de faaliyetleri bulunmasına rağmen herhangi bir niza çıkartmayarak sessiz kaldığı dikkate alındığında, her ne kadar «kötüniyet» halinde dava açma hakkı belirli bir süreye tabi değil ise de, somut uyuşmazlıkta davacının üstün hakkına dayalı olarak eldeki davayı açması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi anlamında «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olup, uzun süre sessiz kalarak hak «kaybına» uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · ticari defter ve kayıtlar · feri müdahil · uyuşmazlık konusu · ticari defter · kötüniyet · taşıyan · dosya masrafı
Benzer bu kararda… ve ne kadar süre üretim yaptığı belirlenemediği, tecavüze konu ürünlerin alış-satış kayıtlarına ait belgeler, söz konusu belgelerin çok önceki tarihlere ait olması, «ticari defter kayıtlarına» ilişkin sistem değişikliği nedeniyle istenilen bilgilere ulaşılamaması ve «zamanaşımı» nedeni ile 10 yıl öncesine ait belgelerin imha edilmiş olması gibi sebeplerle, dosyaya sunulamadığı, bu durumda tazminat miktarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 ve 51 inci maddeleri kapsamında res'en taktir edilmesi gerektiği, davalının kusurunun derecesi, davacının aldığı önlemleri hep birlikte değerlendirilmek suretiyle talep olunan 20.000,00 TL «maddi tazminatın» makul ve dengeleyici olduğu, talep olunan 5.000,00 TL manevi tazminatın ise tecavüzün kapsamı, tarafların mali durumları itibarıyla tamamının kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 20.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm özetinin «masrafı» davalı tarafça karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde «ilanına» karar verilmiştir.
… ın Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde tescilli, tanınmış "PUMA" marka ve logolarının bulunduğunu, davalının, davacıya ait "sıçrayan kedi" şekil markası ile «iltibas» oluşturur şekilde benzer olan şekli «taşıyan» pilleri sattığını, davalının eylemin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet itirazında» bulunarak, dava konusu şeklin, pil emtiasında kullanıldığını, davacının markalarının ise farklı emtialarda kullanıldığını, davacı markalarının spor ürünlerinde tanındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ve bu süre içerisinde davacı tarafın da Türkiye'de faaliyetleri bulunmasına rağmen herhangi bir niza çıkartmayarak sessiz kaldığı dikkate alındığında, her ne kadar «kötüniyet» halinde dava açma hakkı belirli bir süreye tabi değil ise de, somut uyuşmazlıkta davacının üstün hakkına dayalı olarak eldeki davayı açması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi anlamında «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olup, uzun süre sessiz kalarak hak «kaybına» uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2922 E. , 2019/294 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/02/2017 tarih ve 2015/169-2017/27 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ... nezdinde tescilli, tanınmış "PUMA" marka ve logolarının bulunduğunu, davalının, davacıya ait "sıçrayan kedi" şekil markası ile iltibas oluşturur şekilde benzer olan şekli taşıyan pilleri sattığını, davalının eylemin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 556 sayılı KHK'nın 66/c maddesi uyarınca 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunarak, dava konusu şeklin, pil emtiasında kullanıldığını, davacının markalarının ise farklı emtialarda kullanıldığını, davacı markalarının spor ürünlerinde tanındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil vekilleri ayrı ayrı, davaya konu şeklin 10 yıldan uzun bir süredir kullanıldığını, davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, fer’i müdahil ... Ltd. Şti'nin bozma sonrası sunduğu belgeler dikkate alındığında davaya konu işaretin pil emtiası üzerinde Şubat 2005 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığının tespit edildiği, Medeni Kanunun 2. maddesinden doğan sessiz kalma nedeniyle hak kaybı ilkesine göre dava hakkının hiç bir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınmasının hukuki güvenlik ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, davacı markasının kullanım tarihi ile mezkur dava tarihi dikkate alındığında anılan madde kapsamında dava hakkının kötüye kullanılmasının söz konusu olduğu, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava marka hakkına tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Dairemizin 2014/18476 E.-2015/5205 K. sayılı ilamı ile dava konusu işaretin dava konusu pil emtiasında kullanılmaya başlandığı 2008 tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği kabul edilerek mahkeme ilamı bozulmuş ve mahkemece yeniden yapılan yargılamada 16.12.2015 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup, uyma kararıyla birlikte davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı yönünde davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekir.
Usuli kazanılmış hakkın oluşumundan sonra yeni delil ibraz edilmek suretiyle bu delil durumuna göre dava konusu işaretin kullanımının 2008 yılında değil de 2005 yılında başladığı gerekçesiyle davacının yeniden sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kabul edilemez.
Şu halde, mahkemece usuli kazanılmış hakkın mevcut olduğu değerlendirilmeksizin anılan gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/479981300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz