6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari araç niteliğindeki taşıma aracına ilişkin uyuşmazlıkta görev

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1302 E. 2024/1209 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Davacının nitelemesi: Alım Satım ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Aracın tescil kaydında 'hususi' niteliği bulunsa da, satış sözleşmesinde ve ilgili belgelerde aracın taşıma/yük nakli amacıyla kullanılacağının belirtilmesi halinde, bu araca ilişkin alım-satımdan doğan uyuşmazlık TTK 850/3 uyarınca taşıma işlerinin ticari işletme faaliyeti sayılması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğindedir; bu durumda davacının tacir olup olmadığına bakılmaksızın uyuşmazlığın görevli mahkemesi asliye ticaret mahkemesidir.

Ele alınan sorunlar

Menfi tespit davasının görev yönünden ticari dava sayılıp sayılmayacağı → kabul

İddia: Davalı vekili, ilk derece mahkemesinin usulden ret kararının kaldırılmasını istemiş; ayrıca yargılama giderleri, vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatı talebi hakkında karar verilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ticari davalar mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılır; mutlak ticari davalar tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır. TTK 5. madde uyarınca asliye ticaret mahkemesi, aksine hüküm bulunmadıkça dava değerine bakılmaksızın tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Taraflar arasındaki araç devir sözleşmesinde aracın hususi kaydı bulunsa da bu kayıt aracın hususi kullanıma özgülendiği anlamına gelmez; sözleşmede aracın kamyonet ve yük naklinde kullanılacağı belirtilmiş, davacının vergi kayıt belgesinden yolcu ve yük taşıma işleriyle iştigal edeceği anlaşılmıştır. TTK 850/3 uyarınca taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir. Bu durumda taşıma ilişkisinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan icra takibinden doğan uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık ticari satımdan kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğindedir. Davacının tacir olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Aracın tescil kaydındaki 'hususi' ibaresinin, aracın fiilen taşıma/ticari amaçla kullanıldığı sabit olduğunda ticari dava niteliğini ortadan kaldırmayacağı; TTK 850/3 gereği taşıma işlerinin ticari işletme faaliyeti sayılarak mutlak ticari dava oluşturacağı yönündeki değerlendirme, benzer araç alım-satımı kaynaklı menfi tespit davalarında görev tespiti açısından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Aracın taşıma amacıyla kullanıldığı sabit olan araç alım-satımından doğan uyuşmazlıklarda, TTK 850/3 gereği taşıma işleri ticari işletme faaliyeti sayıldığından, dava mutlak ticari dava niteliğinde olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Dava şartı
görev (dava şartı olarak görevli mahkemeye başvuru)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit mutlak ticari dava nispi ticari dava görev dava şartı taşıma işleri ticari işletme faaliyeti

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 5TTK 19(1)TTK 850/3 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1302

KARAR NO 2024/1209

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/05/2024

NUMARASI 2024/202 Esas - 2024/503 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Alım Satım)

Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin şehir içi ve şehirler arası yolcu taşımacılığı işi yaptığını, ticari olarak kayıtlı kamyonet vasfındaki aracı ticari işlerini yürütmek amacıyla galerici davalıdan icraya konu ... Plakalı 2018 model ... markalı aracı tüm ödemelerini yaparak satın aldığını, ancak davalı sanki ödeme alınmamış gibi araç bedeli olan 1.212.000-TL ve işlemiş faizi olarak 154.139,84-TL alacak için müvekkil aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyada 1.366,139,84-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını,borcun sebebi olarak "28.08.2023 tarihli araç alım-satım bedelli ... şasi nolu ... Plakalı 2018 model ... cinsi araç 1.212.000 TL" gösterildiğini, ancak Bakırköy ...

Noterliği'nin ... nolı 28.08.2023 tarihli araç satış sözleşmesinde "Satıcı, yukarıda nitelikleri ve bedeli yazılı aracı alıcıya halihazırda durumu ile satarak bedelini aldığını ve aracı teslim ettiğini," bizzat belirtildiğini, satış bedelinin 1.212.000-TL olarak gösterildiğini ve tüm bedeli aldığını bizzat noter huzurunda davalının beyan ettiğini,müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında hiçbir hak ve alacak kalmadığını belirterek, davanın kabulü ile borçlu olmadığının tespiti ile ilgili icra takibinin iptali ve/veya durdurulmasına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının ne şekilde ödeme yaptığını, ya da ödeme dekontunu sunmadığını, bunun yerine sadece usuli olarak noter satış sözleşmelerinde hemen hemen tüm satışlarda matbu olarak geçen bir beyana dayanarak dürüstlük kuralına aykırı olarak ödeme yaptığını iddia ettiğini, müvekkili tarafından davacıya satılan aracın satış tarihindeki anlaşılan bedeli satış sözleşmesinde de görüleceği üzere 1.212.000-TL olduğunu, bu miktardaki bir meblağın elden ödendiğini iddia etmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının tacir olduğunu,davacı tarafın müvekkilini ödeme yapmak gerekçesiyle oyalamış sonunda da araba piyasası düşünce de ödeme yapamayacağı sabit olduğundan gelip arabasını istediğini, dava konusu icra takibine başlanmadan önce 02.01.2024 tarihinde Bakırköy 11.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/1 Değişik İş dosyasından ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, menfi tespit davasında ispat yükünün, kural olarak davalı alacaklıda olduğunu, ancak bu ispat yükü sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı yönünden olduğunu, davacının hukuki ilişkiyi inkar etmediğini, bu nedenle borcu ifa ettiğini ispat külfeti bulunduğunu, ayrıca dava her ne kadar Ticaret Mahkemesinde açılmışsa da davacının tacir sıfatı bulunmadığını, uyuşmazlığın ticari işletmesi ile ilgili olmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dosyada mevcut İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabına göre davacı ve davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Vergi Dairesi müzekkere cevabına göre ise davacı gerçek usule tabi işletme hesabına göre defter tuttuğu, yine ticaret sicil kayıtlarına göre ise davalı tarafın ticari işletme kaydının mevcut olduğu, yine dosyada mevcut tescil kayıtlarına göre her iki tarafın da kabulünde olan ve uyuşmazlığın doğduğu araç satış sözleşmesine konu aracın tescil kaydının "hususi" araç niteliğinde olduğu, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerektiği, vergi dairesi kayıtlarına göre davacı yukarıda açıklanan nedenlerle tacir olarak kabul edilemeyeceği, aracın ticari araç olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın da kanunda özel olarak düzenlenen hususlardan olmadığı, dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlık mahkemenin görev alanına girmediğini, uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğu gerekçesiyle, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; ilk derece mahkemesince 2 hafta içerisinde mahkemeye başvurulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine karar verildiğini, ancak yargılama giderleri ve vekalet ücretleri hususunda dosyanın yine görevli olan mahkemeye mi gönderileceği ya da kararı veren mahkemece ek karar verilip verilmeyeceğine dair bir ara karar da verilmediğini, dava neticesinde talep edilen takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı konusunda bir karar verilmediğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı, davalıdan satın aldığı aracın noter satış senedinde yazıldığı üzere bedelini peşin ödediğini ileri sürerek icra takibine konu borçtan sorumlu olmadığını ileri sürmektedir. Mahkemece davacının tacir olmadığı, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden doğmadığı gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Ticari davalar; mutlak ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılır. Mutlak ticari davalar tarafların tacir (veya bir ticari işletme ile ilgili) olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak olarak ticari dava sayılır. Nispi ticari davalar ise mutlak ticari dava olmamakla birlikte TTK'nın 19(1) gereği her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davalar ticari dava sayılır.

TTK'nın 5. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi bulunduğu takdirde, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve anılan yasanın 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı da hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasında yapılan araç devir sözleşmesinde; hususi kaydı yazılı ise de bu kaydın aracın hususi kullanıma özgülendiği anlamına gelmediği, aracın kamyonet ve yük naklinde kullanılacağı da belirtilmiştir.

Davacının, yolcu ve yük taşıma işleri ile iştigal edeceği vergi kayıt belgesinden anlaşılmaktadır. TTK'nın 850/3 maddesi "Taşıma işleri; ticari işletme faaliyetidir." hükmünü haizdir. Bu durumda taşıma ilişkisinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan icra takibinden doğan uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın ticari satımdan kaynaklanan ticari dava olduğunun kabulü gerekir. Mutlak ticari dava niteliğindeki eldeki davanın davacının tacir olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2024 Tarih 2024/202 Esas - 2024/503 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/09/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/47394 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.