Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6912 E. 2014/12864 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/11072 E, 2014/373 K sayılı ilamıyla ilamda yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9720 E. 2012/21569 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralı · iyiniyet · ticaret unvanı · olumsuz oy · hak düşürücü süre · kâr kaybı · ticaret sicili · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece verilen «yetkisizlik» kararının bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu asıl davada hükümsüzlüğü istenen markaların sicile fiilen kaydedildiği tarihlerin 02.10.1997 ve 10.09.1997 tarihleri olup, dava tarihinin ise 05.05.2004 tarihi olduğu, aradan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği, bu sürenin sadece tanınmış markalar yönünden değil, diğer markalar yönünden de uygulanması gerektiği konusunda müstakar içtihatların bulunduğu, bu durumda davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi yönündeki istemin hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddinin gerektiği, davalı şirketin «ticaret unvanının» ise 29.06.1988 tarihinde «ticaret siciline» kaydedilmiş olup, dava tarihi itibariyle aradan yaklaşık 18 sene geçtikten sonra böyle bir talepte bulunulmasının MK’nun 2 maddesindeki «iyiniyet kuralına» aykırı olup, sessiz kalmak suretiyle hak «kaybının» gerçekleştiği, davacının asıl davadaki diğer istemlerinin de yerinde olmadığı; birleşen davada ise davacının davalının markasının koruması altında bulunmayan 16, 2 …
2-Birleşen dava dosyası davalısı TPE Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; birleşen davada TPE Başkanlığına karşı da «husumet» yöneltilerek dava açılmış olmasına rağmen mahkemece birleşen davada davalı olan TPE Başkanlığı hakkında olumlu veya «olumsuz» herhangi bir karar verilmemiştir.Bu itibarla, davalı TPE Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın davalı TPE Başkanlığı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5040 E. 2020/2552 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · ticari işletme · ticaret unvanı · terkin · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu kararda2-Dava, «ticaret unvanının terkini», markaya tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı delilleri arasında yer alan ve davalı şirketin «ticaret unvanının» tescilinden önceki bir tarihte düzenlenen Ticaret Sicil Tasdiknamesinde davacının «ticari işletmesinin» amaç ve konusu "Fetur Turizm Seyahat Acentesi ve Turizm İşletmeciliği" olarak gösterilmiş, bu ticari işletmenin Ticaret Sicil Memurluğunca tescil edildiği belirtilmiştir.
… u durumda mahkemece, anılan tescilin 6762 sayılı TTK'nın 55'inci maddesi çerçevesinde tescil edilmiş bir işletme adı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılarak «terkin» talebi hakkında ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu konuda bir değerlendirme yapılmaksızın «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 07.05.2018 gün ve 2016/11072 Esas- 2018/3274 K …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait olan "FETUR" markasına yapılan müdahalenin ve tecavüzün önlenmesine, "FETUR" ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanından terkinine, 1.000.- TL maddi, 10.000.- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine karar, Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/243 E. 2023/3078 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · kazanç kaybı · sözleşmenin ihlali · kâr mahrumiyeti · ara karar · hakkaniyet · ciro · mahsup
Benzer bu kararda… vacının 1997-2000 yıllarında kayıtları da yansıyan satış miktarları gözetilerek 03.01.2001 sözleşmenin feshinden sonra 30.03.2001 tarihine kadar toplam 17.847,05 TL «ciro» yapmış olduğu, o tarihten sonra faaliyete «ara» verdiği ve nihai olarak 2003 yılında tasfiyeye girmiş olduğu faaliyetine devam edemediği, davalı şirketin temizlik sektöründe dünyada sayılı, ülkemizde bu alanda önde gelen bir şirket olduğu, «sözleşmenin ihlal» edildiği tarihte ülkemizde bu alanda benzer bir franchise işletme sistemi olan şirket bulunmadığı, yeni bir marka altında bu hizmetin verilmesi için, sektörde yeniden iş kurması ve müşteri bulması gerekeceği ve uzun yıllar alabileceği, söz konusu hizmetin özel ve teknik tecrübe gerektirdiği, davacının mevcut yapısı, finansal gücü ve tecrübesiyle sözleşmenin feshinden sonra aynı mahiyetteki bir işi bulamayacağı, bu sebeple davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği tutar bulunmadığı, davacının yapılan incelemelerdeki rasyo hesaplama yöntemine ilişkin, sözleşme konusu projenin davalı kayıtlarının proje bazlı maliyet yöntemi ile tutulmadığı tespit edilmiş ve bu bağlamda davalının kül halinde gelir tablosu hesapları ele alınarak oran yöntemi kullanılmak sureti ile maliyet ve faaliyet karına ilişkin hesaplamalar yapılmış ise de esasen tarafların iş ve işlem hacminden kaynaklı olarak maliyet ve tasarruf oranlarının birbirinden farklı olduğunun izaha muhtaç olmadığı dikkate alındığında yapılan hesaplamaların farazi nitelikte olduğu davacının «mahrum» kaldığı kazancın ne olduğunun net bir şekilde tespitinin mümkün olmadığı, bu noktada taraf itirazlarına ve rapora boğulmuş olan yargılama yönünden tekrar tekrar inceleme yapılmasının «usul ekonomisine» uygun düşmediği gibi yargılamayı sürüncemede bıraktığı, talep konusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmış olup, taraflar arasında önceden hüküm altına alınan miktar gözetilmek suretiyle davalının «fesih» sonrası almış olduğu işin hacmi dosyaya yansıyan taraflara ait ticari kayıtlar hak ve nesafet gözetildiğinde açılan işbu ek dava yönünden davacının bakiye zararını …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin «kazanç kaybının» davalının «ticari defter» ve muhasebe kayıtları üzerinde yapılacak «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilebileceğini, davalının İş Bankası kulelerine verdiği hizmetten elde ettiği brüt kâr tutarının tespiti yapılamadığından bilirkişilerce rasyo uygulaması yöntemiyle tespit edildiğini, ancak yöntemin hatalı uygulandığını, mahkemenin gerekçesinin yargılama aşamasında toplanan delillerin içeriği ile çelişkili olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığını, davacının kâr kaybının net bir şekilde hesaplanabileceğini, davalının rasyosu hesaplanırken malzeme pazarlama yetkisi olmadığı, bu nedenle malzeme maliyet bedelinin hesaplamaya «dahil» edilmemesi gerektiğini, mahkemenin takdir ettiği miktarın hayatın olağan akışına ve «hakkaniyete» uygun olmadığını, faiz başlangıcının hatalı olduğunu, «yargılama giderlerinin» de hatalı hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… a lisans oranının %5 olduğu dikkate alınarak, bu oran üzerinden yapılan hesaplamalara göre davacının, ilk mahkeme kararında hükmolunan 30.000,00 TL'lik maddi zararı «mahsup» edildikten sonra, bakiye asıl alacağının toplam 253.269,95 TL, bunun dava tarihine kadar faizinin ise 576.925,67 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6912 E. , 2014/12864 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../03/2012 gün ve 2008/82-2012/55 sayılı kararı bozan Daire’nin 09/01/2014 gün ve 2012/11072-2014/373 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasındaki .../.../1997 tarihli sözleşme ile müvekkilinin ... ve ... İlçeleri'ni kapsayacak şekilde inhisari lisans elde ettiğini, bu konuda haksız rekabet nedeniyle ... .... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda, 30.000 TL maddi tazminata hükmedildiğini, bilirkişi raporuna göre müvekkilinin alacağının bundan fazla olduğunu, öte yandan sözleşme 22/.../2002 tarihinde sona erdiği için bu döneme ilişkin olarak da davalının tazminat ödemesinin gerektiğini ileri sürerek, faizi ile birlikte toplam 1.320.467 TL haksız rekabetten kaynaklanan tazminatın, 429.577 TL tutarındaki asıl alacağa, dava tarihinden itibaren iskonto faizi uygulanması suretiyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, .../09/2008 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki hukuki sebebin ıslah edildiğini, ...
.... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde ...'nın haksız rekabet hükümlerine dayanılarak kısmi dava açıldığını, şimdi ise müvekkilinin uğradığı zararın geri kalan bölümü için ...'daki haksız rekabet hükümlerine değil, sözleşmeye aykırılığa ilişkin BK'nın 96 vd. maddelerine dayandıklarını bildirerek, toplam 986.378,00 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/11072 E, 2014/373 K sayılı ilamıyla ilamda yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/.... maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 04/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/471555900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz