İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17131 E. 2014/12694 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davanın yenilenmesi↗ aile şirketi↗ tanık beyanı↗ işlemden kaldırma↗ tasdik kararı↗ şirket müdürü↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ işlemiş faiz↗ ticari defter↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari defterlerin 2004 yılı ve 2006 yılı kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, 2005 yılının ise yaptırıldığı, defterlere göre 2004 yılı sonu itibariyle davacının 288.303,76 TL alacaklı olduğu, davacının şirkete ödemelerinin tablo olarak gösterildiği, davacının ödeme tarihlerinde şirket kasasında ve banka hesabında yeterli bakiyenin bulunduğu, davacının ödemesinin ilave bir varlık olarak gözüktüğü ancak, verilen bu paranın şirket ödemelerinde takip eden tarihlerde kullanıldığının görüldüğü, ....08.2004, 16.08.2004,
01.05.2004 ve 30.11.2004 tarihinde ise davacı tarafından borç para verilmeseydi kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği, 2005 yılı defterlerinde ise davacının toplam 222.150,60 TL alacaklı gözüktüğü, 2004 yılı için yapılan açıklamanın burada da geçerli olduğu, 01.02.2005 tarihinde davacı tarafından ödeme yapılmamış olsaydı kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği ayrıca, arsa satışına ait paranın da 708.000,00 TL olarak şirket hesaplarına girdiğinin belirtildiği, davacının davalı şirkette yönetici iken peyderpey borç para verdiğini iddia ettiği, delil olarak ticari defterlerin gösterildiği ancak, davacının kendi yöneticiliği döneminde tuttuğu defterlerin kendisi için delil olamayacağı ancak, ticari defterlerde davacının vermiş olduğu paranın davalı şirketin ödemelerinde kullanıldığının anlaşıldığı, tanık ...'in de davacının, davalı şirketin sıkıştığında ödemelerini yaptığını beyan ettiği, tanık ...'ün de buna yakın beyanda bulunduğu, davalı şirketin aile şirketi olup, hissedarların anne - baba - baldız - çocuklar ve damattan oluştuğu, davacının damat olduğu, aile şirketlerinde aile büyüğü vefat ettiğinde bu sorunların çıktığının çokça görüldüğü, davacının müdürlük görevini aile büyüğü olan ...ile birlikte yürüttüğü, borç para vermenin o dönemden geldiği, defter tutulmasının ise yönetici olan hem davacının, hem aile büyüğü olan muris ...'in kontrolünde olup, tanık beyanlarına göre son sözün aile büyüğü olan ...'de, yani kontrolün de onda olduğu, buna göre gerek bilirkişi raporuna gerekse bir kısım tanık beyanlarına göre davacının davalı şirketten 222.150,60 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 8. İcra Müdürlüğü'nün 2006/3596 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının; 222.150,60 TL asıl alacak, 7.250,75 TL işlemiş faiz, ...,50 TL icra gideri, vekalet ücreti ile 222.150,60 TL asıl alacağa, 07.04.2006 takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlar dikkate alınarak yıllık %... faiz oranını aşmamak üzere avans faiziyle birlikte sınırlı olarak iptaline, karşı davanın ise; takip edilmediği için 08.02.2012 tarihinde işlemden kaldırıldığı, karşı davacı tarafından yenilendikten sonra tekrar takip edilmemesi nedeni ile 18.06.2012 tarihinde işlemden kaldırıldığı, karşı davacı vekili tarafından daha sonraki duruşmalara katılınmış ise de karşı davanın yenilenmediği gerekçesiyle, açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davacı-karşı davalı şirket müdürünün şirkete borç para verdiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yargılama sırasında iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış, 1. bilirkişi heyetinde yer alan ve muhalif kalan Hamdi Uğur tarafından düzenlenen raporda şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve kayıtların fiktif olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporda yine muhalif bilirkişinin benzer görüşleri ileri sürdüğü ve diğer bilirkişilerce de davacının kayden alacaklı olduğu belirtilmekle beraber bu alacak kalemleri ile ilgili belgelerin ibraz edilmesi gerektiğinin bildirilmesine rağmen, .... bilirkişi kurulu raporunda yine belgeler incelenmeden kayıtlara göre davacının alacaklı olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı-karşı davalı aynı şirkette müdür olduğu ve defterler kendi sorumluluğunda tutulduğu gibi, şirket muhasebecisinin de kardeşi olduğu iddia edilmiş olup, dayanağı belgeleri olmayan defter kayıtlarının davacının borç para verdiğine yönelik iddiası yönünden esas alınamayacağından mahkemece, davacı taraftan iddiasına dayanak belge asılları istenilerek, ibrazı sağlandıktan sonra defter ve dayanak şirkete borç verdiği veya şirketin borcunu ödediğini gösteren kayıtlarının incelenip, davacının şirketten alacaklı olup olmadığının tespiti gerekirken sadece davacı sorumluluğunda düzenlenen defter kayıtlarına itibar edilmek suretiyle eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-Bozma sebep ve şekline göre, davalı-karşı davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5086 E. 2014/8788 K.
Ortak:ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ticari defterlerin» 2004 yılı ve 2006 yılı kapanış «tasdiklerinin» yapılmadığı, 2005 yılının ise yaptırıldığı, defterlere göre 2004 yılı sonu itibariyle davacının 288.303,76 TL alacaklı olduğu, davacının şirkete ödemelerinin tablo olarak gösterildiği, davacının ödeme tarihlerinde şirket kasasında ve banka hesabında yeterli bakiyenin bulunduğu, davacının ödemesinin ilave bir varlık olarak gözüktüğü ancak, verilen bu paranın şirket ödemelerinde takip eden tarihlerde kullanıldığının görüldüğü, ....08.2004, 16.08.2004, 01.05.2004 ve 30.11.2004 tarihinde ise davacı tarafından borç para verilmeseydi kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği, 2005 yılı defterlerinde ise davacının toplam 222.150,60 TL alacaklı gözüktüğü, 2004 yılı için yapılan açıklamanın burada da geçerli olduğu, 01.02.2005 tarihinde davacı tarafından ödeme yapılmamış olsaydı kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği ayrıca, arsa satışına ait paranın da 708.000,00 TL olarak şirket hesaplarına girdiğinin belirtildiği, davacının davalı şirkette yönetici iken peyderpey borç para verdiğini iddia ettiği, delil olarak ticari defterlerin gösterildiği ancak, davacının kendi yöneticiliği döneminde tuttuğu defterlerin kendisi için delil olamayacağı ancak, ticari defterlerde davacının vermiş olduğu paranın davalı şirketin ödemelerinde kullanıldığının anlaşıldığı, tanık ...'in de davacının, davalı şirketin sıkıştığında ödemelerini yaptığını beyan ettiği, tanık ...'ün de buna yakın beyanda bulunduğu, davalı şirketin «aile şirketi» olup, hissedarların anne - baba - baldız - çocuklar ve damattan oluştuğu, davacının damat olduğu, aile şirketlerinde aile büyüğü vefat ettiğinde bu sorunların çıktığının çokça görüldüğü, davacının müdürlük görevini aile büyüğü olan ...ile birlikte yürüttüğü, borç para vermenin o dönemden geldiği, defter tutulmasının ise yönetici olan hem davacının, hem aile büyüğü olan muris ...'in kontrolünde olup, «tanık beyanlarına» göre «son» sözün aile büyüğü olan ...'de, yani kontrolün de onda olduğu, buna göre gerek bilirkişi raporuna gerekse bir kısım tanık beyanlarına göre davacının davalı şirkette …
… k, yargılama sırasında iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış, 1. bilirkişi heyetinde yer alan ve muhalif kalan Hamdi Uğur tarafından düzenlenen raporda şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı ve kayıtların fiktif olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporda yine muhalif bilirkişinin benzer görüşleri ileri sürdüğü ve diğer bilirkişilerce de davacının kayden alacaklı olduğu belirtilmekle beraber bu alacak kalemleri ile ilgili belgelerin «ibraz» edilmesi gerektiğinin bildirilmesine rağmen, .... bilirkişi kurulu raporunda yine belgeler incelenmeden kayıtlara göre davacının alacaklı olduğunun belirtildiği an …
Somut olayda, davacı-karşı davalı aynı «şirkette müdür» olduğu ve «defterler» kendi sorumluluğunda tutulduğu gibi, şirket muhasebecisinin de kardeşi olduğu iddia edilmiş olup, dayanağı belgeleri olmayan defter kayıtlarının davacının borç para verdiğine yönelik iddiası yönünden esas alınamayacağından mahkemece, davacı taraftan iddiasına dayanak belge asılları istenilerek, «ibrazı» sağlandıktan sonra defter ve dayanak şirkete borç verdiği veya şirketin borcunu ödediğini gösteren kayıtlarının incelenip, davacının şirketten alacaklı olup olmadığının tespiti gerekirken sadece davacı sorumluluğunda düzenlenen defter kayıtlarına itibar edilmek suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. -Bozma sebep ve şekline göre, davalı-karşı davacı vekilinin «icra inkar tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar davacı tarafından davalıya «yemin teklif» edilmiş ise de davacının kendi aleyhine olan «ticari defter» ve kayıtlarına göre davaya konu «fatura» bedellerini tahsil ettiğinin anlaşıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 84. maddesi ve davadan sonra yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 22 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklifi · yemin · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar davacı tarafından davalıya «yemin teklif» edilmiş ise de davacının kendi aleyhine olan «ticari defter» ve kayıtlarına göre davaya konu «fatura» bedellerini tahsil ettiğinin anlaşıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 84. maddesi ve davadan sonra yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 22 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13028 E. 2011/5605 K.
Ortak:ticari defter · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · e-defter
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı-karşı davalı aynı «şirkette müdür» olduğu ve «defterler» kendi sorumluluğunda tutulduğu gibi, şirket muhasebecisinin de kardeşi olduğu iddia edilmiş olup, dayanağı belgeleri olmayan defter kayıtlarının davacının borç para verdiğine yönelik iddiası yönünden esas alınamayacağından mahkemece, davacı taraftan iddiasına dayanak belge asılları istenilerek, «ibrazı» sağlandıktan sonra defter ve dayanak şirkete borç verdiği veya şirketin borcunu ödediğini gösteren kayıtlarının incelenip, davacının şirketten alacaklı olup olmadığının tespiti gerekirken sadece davacı sorumluluğunda düzenlenen defter kayıtlarına itibar edilmek suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. -Bozma sebep ve şekline göre, davalı-karşı davacı vekilinin «icra inkar tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ticari defterlerin» 2004 yılı ve 2006 yılı kapanış «tasdiklerinin» yapılmadığı, 2005 yılının ise yaptırıldığı, defterlere göre 2004 yılı sonu itibariyle davacının 288.303,76 TL alacaklı olduğu, davacının şirkete ödemelerinin tablo olarak gösterildiği, davacının ödeme tarihlerinde şirket kasasında ve banka hesabında yeterli bakiyenin bulunduğu, davacının ödemesinin ilave bir varlık olarak gözüktüğü ancak, verilen bu paranın şirket ödemelerinde takip eden tarihlerde kullanıldığının görüldüğü, ....08.2004, 16.08.2004, 01.05.2004 ve 30.11.2004 tarihinde ise davacı tarafından borç para verilmeseydi kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği, 2005 yılı defterlerinde ise davacının toplam 222.150,60 TL alacaklı gözüktüğü, 2004 yılı için yapılan açıklamanın burada da geçerli olduğu, 01.02.2005 tarihinde davacı tarafından ödeme yapılmamış olsaydı kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği ayrıca, arsa satışına ait paranın da 708.000,00 TL olarak şirket hesaplarına girdiğinin belirtildiği, davacının davalı şirkette yönetici iken peyderpey borç para verdiğini iddia ettiği, delil olarak ticari defterlerin gösterildiği ancak, davacının kendi yöneticiliği döneminde tuttuğu defterlerin kendisi için delil olamayacağı ancak, ticari defterlerde davacının vermiş olduğu paranın davalı şirketin ödemelerinde kullanıldığının anlaşıldığı, tanık ...'in de davacının, davalı şirketin sıkıştığında ödemelerini yaptığını beyan ettiği, tanık ...'ün de buna yakın beyanda bulunduğu, davalı şirketin «aile şirketi» olup, hissedarların anne - baba - baldız - çocuklar ve damattan oluştuğu, davacının damat olduğu, aile şirketlerinde aile büyüğü vefat ettiğinde bu sorunların çıktığının çokça görüldüğü, davacının müdürlük görevini aile büyüğü olan ...ile birlikte yürüttüğü, borç para vermenin o dönemden geldiği, defter tutulmasının ise yönetici olan hem davacının, hem aile büyüğü olan muris ...'in kontrolünde olup, «tanık beyanlarına» göre «son» sözün aile büyüğü olan ...'de, yani kontrolün de onda olduğu, buna göre gerek bilirkişi raporuna gerekse bir kısım tanık beyanlarına göre davacının davalı şirkette …
İcra Müdürlüğü'nün 2006/3596 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının; 222.150,60 TL «asıl alacak», 7.250,75 TL «işlemiş faiz», ...,50 TL icra gideri, «vekalet ücreti» ile 222.150,60 TL asıl alacağa, 07.04.2006 takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlar dikkate alınarak yıllık %... faiz oranını aşmamak üzere avans faiziyle birlikte sınırlı olarak iptaline, karşı davanın ise; takip edilmediği için 08.02.2012 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», karşı davacı tarafından «yenilendikten» sonra tekrar takip edilmemesi nedeni ile 18.06.2012 tarihinde işlemden kaldırıldığı, karşı davacı vekili tarafından daha sonraki duruşmalara katılınmış ise de karşı «davanın yenilenmediği» gerekçesiyle, «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «ticari defterlerine» göre davacının verdiği hizmete karşılık davalıdan takip talebinde belirtilen miktar kadar alacaklı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, icra takibinin 3.222 TL «asıl alacak» ve takip tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte devamına asıl alacağın % 40 ı oranında «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
2- Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek davalı borçlunun itirazının iptaline, icra takibinin 3.222 TL «asıl alacak» üzerinden, takip tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte devamına hükmedilmişse de, alacağın taşıma ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmakla davacı yararına icra takip tarihinden itibaren «avans faizine» hükmetmek gerekirken yasal faize karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapma …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
Benzer bu kararda1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, icra takibine konu faturanın borçluya tebliğinin «borçlunun temerrüde» düşmesine etkili olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek davalı borçlunun itirazının iptaline, icra takibinin 3.222 TL «asıl alacak» üzerinden, takip tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte devamına hükmedilmişse de, alacağın taşıma ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmakla davacı yararına icra takip tarihinden itibaren «avans faizine» hükmetmek gerekirken yasal faize karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapma …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «ticari defterlerine» göre davacının verdiği hizmete karşılık davalıdan takip talebinde belirtilen miktar kadar alacaklı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, icra takibinin 3.222 TL «asıl alacak» ve takip tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte devamına asıl alacağın % 40 ı oranında «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17131 E. , 2014/12694 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen .../04/2013 tarih ve 2012/9-2013/142sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacıvekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin davalı şirket çalışmalarının genişlemesi, ödenemeyen borçlarının ödenmesi için borç para verdiğini, borcun ödenmesi hususunun ihtar edilmesine rağmen davalı tarafından ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın ise reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, şirket müdürü ve ortağı olan karşı davalının sattığı iki arsanın bedelinden 222.221,11 TL'yi zimmetine geçirdiğini, resmi akit tablosu ile muhasebe kayıtları ve satış faturasının birbirini tutmadığını, satış bedellerinin nerelere harcandığının belli olmadığını, ayrıca, gerçeğe ve yasalara aykırı finansal kiralama yapılarak şirketin zarara uğratıldığını, karşı davalının bir taraftan şirketin demirbaşlarını satarken diğer taraftan şirket kasasından şahsi harcamalarda bulunduğunu, davalı şirket ortaklarının pazarlama şirketi bulunmasına rağmen, bu pazarlama şirketini çalışamaz hale getirerek kendisine “... Ltd. Şirketi” unvanı ile ayrı bir pazarlama şirketi kurup, müvekkili şirketin ürettiği malları bu şirket üzerinden pazarladığını, böylece hem rekabet yasağına aykırı davrandığını hem de müvekkili şirketin mallarını ucuza alıp, kendi şirketi üzerinden piyasaya sunarak şirketi sömürdüğünü, 02.05.2005 tarihli ortaklar kurulu toplantısında ibra edilmediğini yeniden müdür seçilmediğini, karşı davalının müdürlük görevini kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL'nin zimmet, harcama ve haksız fiil tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davanın ise reddini ve %40'ın üzerinde tazminatın kötüniyetli davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari defterlerin 2004 yılı ve 2006 yılı kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, 2005 yılının ise yaptırıldığı, defterlere göre 2004 yılı sonu itibariyle davacının 288.303,76 TL alacaklı olduğu, davacının şirkete ödemelerinin tablo olarak gösterildiği, davacının ödeme tarihlerinde şirket kasasında ve banka hesabında yeterli bakiyenin bulunduğu, davacının ödemesinin ilave bir varlık olarak gözüktüğü ancak, verilen bu paranın şirket ödemelerinde takip eden tarihlerde kullanıldığının görüldüğü, ....08.2004, 16.08.2004,
01.05.2004 ve 30.11.2004 tarihinde ise davacı tarafından borç para verilmeseydi kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği, 2005 yılı defterlerinde ise davacının toplam 222.150,60 TL alacaklı gözüktüğü, 2004 yılı için yapılan açıklamanın burada da geçerli olduğu, 01.02.2005 tarihinde davacı tarafından ödeme yapılmamış olsaydı kasa mevcudunun ödemelere yetmeyeceği ayrıca, arsa satışına ait paranın da 708.000,00 TL olarak şirket hesaplarına girdiğinin belirtildiği, davacının davalı şirkette yönetici iken peyderpey borç para verdiğini iddia ettiği, delil olarak ticari defterlerin gösterildiği ancak, davacının kendi yöneticiliği döneminde tuttuğu defterlerin kendisi için delil olamayacağı ancak, ticari defterlerde davacının vermiş olduğu paranın davalı şirketin ödemelerinde kullanıldığının anlaşıldığı, tanık ...'in de davacının, davalı şirketin sıkıştığında ödemelerini yaptığını beyan ettiği, tanık ...'ün de buna yakın beyanda bulunduğu, davalı şirketin aile şirketi olup, hissedarların anne - baba - baldız - çocuklar ve damattan oluştuğu, davacının damat olduğu, aile şirketlerinde aile büyüğü vefat ettiğinde bu sorunların çıktığının çokça görüldüğü, davacının müdürlük görevini aile büyüğü olan ...ile birlikte yürüttüğü, borç para vermenin o dönemden geldiği, defter tutulmasının ise yönetici olan hem davacının, hem aile büyüğü olan muris ...'in kontrolünde olup, tanık beyanlarına göre son sözün aile büyüğü olan ...'de, yani kontrolün de onda olduğu, buna göre gerek bilirkişi raporuna gerekse bir kısım tanık beyanlarına göre davacının davalı şirketten 222.150,60 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının ...
8. İcra Müdürlüğü'nün 2006/3596 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının; 222.150,60 TL asıl alacak, 7.250,75 TL işlemiş faiz, ...,50 TL icra gideri, vekalet ücreti ile 222.150,60 TL asıl alacağa, 07.04.2006 takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlar dikkate alınarak yıllık %... faiz oranını aşmamak üzere avans faiziyle birlikte sınırlı olarak iptaline, karşı davanın ise; takip edilmediği için 08.02.2012 tarihinde işlemden kaldırıldığı, karşı davacı tarafından yenilendikten sonra tekrar takip edilmemesi nedeni ile 18.06.2012 tarihinde işlemden kaldırıldığı, karşı davacı vekili tarafından daha sonraki duruşmalara katılınmış ise de karşı davanın yenilenmediği gerekçesiyle, açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davacı-karşı davalı şirket müdürünün şirkete borç para verdiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yargılama sırasında iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış, 1. bilirkişi heyetinde yer alan ve muhalif kalan Hamdi Uğur tarafından düzenlenen raporda şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve kayıtların fiktif olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporda yine muhalif bilirkişinin benzer görüşleri ileri sürdüğü ve diğer bilirkişilerce de davacının kayden alacaklı olduğu belirtilmekle beraber bu alacak kalemleri ile ilgili belgelerin ibraz edilmesi gerektiğinin bildirilmesine rağmen, ....
bilirkişi kurulu raporunda yine belgeler incelenmeden kayıtlara göre davacının alacaklı olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı-karşı davalı aynı şirkette müdür olduğu ve defterler kendi sorumluluğunda tutulduğu gibi, şirket muhasebecisinin de kardeşi olduğu iddia edilmiş olup, dayanağı belgeleri olmayan defter kayıtlarının davacının borç para verdiğine yönelik iddiası yönünden esas alınamayacağından mahkemece, davacı taraftan iddiasına dayanak belge asılları istenilerek, ibrazı sağlandıktan sonra defter ve dayanak şirkete borç verdiği veya şirketin borcunu ödediğini gösteren kayıtlarının incelenip, davacının şirketten alacaklı olup olmadığının tespiti gerekirken sadece davacı sorumluluğunda düzenlenen defter kayıtlarına itibar edilmek suretiyle eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-Bozma sebep ve şekline göre, davalı-karşı davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/471152100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz