Marka Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9101 E. 2018/1730 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişlilik↗ ortalama tüketici↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ayırt edicilik↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının tescilli ... esas unsurlu markası ile davalının "... Bilişim+şekil" ibareli başvurusunun görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik olmakla birlikte tescil kapsamlarının farklılık göstermesi nedeniyle iltibasa yol açmayacağı, ancak davacının ... markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markanın aynı yerde farklı sınıfta da olsa yine ... esas unsurlu marka başvurusuna konu edilmesi ile davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, onun markasının itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ... kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, ... ... kararının iptali ile davalı şirket tarafından tescili istenen “... BiliŞİM” ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, taraf markalarının tescil kapsamları farklı olmakla birlikte, davacı markasının tanınmış marka olduğundan bahisle 556 sayılı KHK'nin 8/4 madde hükmü uyarınca, haksız yararlanma, ayırt ediciliğinin zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ...’in 2014-M-15704 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait “... Bilişim” markasının farklı sınıflardaki kullanımının davacının tanınmış markasından haksız yararlanma sayılıp sayılamayacağı, markanın itibarını zedeleyip zedelemeyeceği veya ayırtedici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurup doğurmayacağına ilişkindir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti imaj transferi yoluyla sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir (556 sayılı KHK madde 9/1-c). Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Ayrıca 556 sayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelince; davacının “...+şekil” ibareli markaları gıda ürünleri üzerinde kullanımı sonucu tanınmış marka seviyesine ulaşmıştır. Dava konusu ... ... kararı ile davalının dava konusu “... Bilişim” ibareli marka başvurusunun 11. 35. (bu sınıftaki malların toptan ve perakendecilik hizmetleri bakımından başvuruda davacı markalarının kapsadığı ürünler dışında kalan mallar sayılmak suretiyle belirleme yapılmıştır) ve 42. sınıflar bakımından tescil işlemlerine devamına karar verilmiştir. Bu sınıflandırma itibariyle, davacıya ait tanınmış “...” markası 1.29.30.32.33. ve 35. sınıf mal ve hizmetlere ilişkin olmasına karşın, dava konusu “... Bilişim” marka başvurusunun üzerinde kullanılacağı ürünler elektrikli yahut elektriksiz çalışan çeşitli makine ve cihazlar ile mühendislik,bilgisayar ve tasarım hizmetleri ile davacının ticari faaliyeti dışında kalan bir kısım malların toptan ve parakende satışı hizmetlerine ilişkindir. Yukarıda belirtilen mal ve hizmetlerin dâhil oldukları farklı sektörler de nazara alındığında, 556 sayılı KHK 8/4. maddesinde sayılan hallerin birisinin yada tümünün varlığı için, tanınmış markanın aynısı ya da benzerinin farklı grup mal ve hizmetler üzerinde kullanılması nedeniyle söz konusu mal veya hizmetlerin ortalama tüketicilerin bu marka ile tanımış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla da satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılması gereklidir. Bu ilkeler HGK'nin 02.04.2014 tarih 656/427 kararında da açıklanmıştır.
Bu durumda, 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan koşulların somut olayda bulunup bulunmadığının yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken, dosya kapsamında bulunan ve 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesi koşullarının gereği gibi değerlendirilmediği yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14059 E. 2017/1721 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaBilişim+şekil" ibareli başvurusunun görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik olmakla birlikte tescil kapsamlarının farklılık göstermesi nedeniyle iltibasa yol açmayacağı, ancak davacının ... markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markanın aynı yerde farklı sınıfta da olsa yine ... esas unsurlu marka başvurusuna konu edilmesi ile davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, onun markasının itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ... kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, taraf markalarının tescil kapsamları farklı olmakla birlikte, davacı markasının tanınmış marka olduğundan bahisle 556 sayılı KHK'nin 8/4 madde hükmü uyarınca, haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ...’in 2014-M-15704 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
… ayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın «ayırt edicilik» derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak …
Benzer bu kararda… genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının kapsamındaki hizmetleri içermediği, bu sebeple davacının «iltibas» vakıasına dayanarak davalı başvurusunun tesilini engelleyemeyeceği, ancak davacının tanınmışlık vakıasına da istinat ettiği, davacı ile ilişkilendirilmesi kaçınılmaz nitelikteki 35, 37, 40 ve 42.sınıf hizmetler için başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, zira davalının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı ve satışlarını artıracağı, onun «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markasını «taşıyan» ürünlere devrini sağlayacağı, davacı markasının giderek sıradanlaşacağı, ayırt edici gücünun ve etkileme alanının zayıflayacağı, öte yandan başvurunun tescilinin davalının sunacağı hizmetlerin davacı ile ilişkilendirilmesine ve bu suretle «haksız rekabete» neden olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2013/M-7603 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı adına tescilli 31.07. …
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait “...” markasının farklı sınıflardaki kullanımının davacının tanınmış markasından haksız yararlanma sağlayıp sağlamayacağı markanın «ayırt ediciliği» ve itibarını zedeleyip zedelemeyeceğine ilişkindir.
… ayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın «ayırt edicilik» derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan · dosya masrafı · haksız rekabet · temsil
Benzer bu kararda… genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının kapsamındaki hizmetleri içermediği, bu sebeple davacının «iltibas» vakıasına dayanarak davalı başvurusunun tesilini engelleyemeyeceği, ancak davacının tanınmışlık vakıasına da istinat ettiği, davacı ile ilişkilendirilmesi kaçınılmaz nitelikteki 35, 37, 40 ve 42.sınıf hizmetler için başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, zira davalının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı ve satışlarını artıracağı, onun «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markasını «taşıyan» ürünlere devrini sağlayacağı, davacı markasının giderek sıradanlaşacağı, ayırt edici gücünun ve etkileme alanının zayıflayacağı, öte yandan başvurunun tescilinin davalının sunacağı hizmetlerin davacı ile ilişkilendirilmesine ve bu suretle «haksız rekabete» neden olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2013/M-7603 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı adına tescilli 31.07. …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10965 E. 2016/6343 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas
İncelediğiniz karardaBilişim+şekil" ibareli başvurusunun görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik olmakla birlikte tescil kapsamlarının farklılık göstermesi nedeniyle iltibasa yol açmayacağı, ancak davacının ... markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markanın aynı yerde farklı sınıfta da olsa yine ... esas unsurlu marka başvurusuna konu edilmesi ile davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, onun markasının itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ... kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, taraf markalarının tescil kapsamları farklı olmakla birlikte, davacı markasının tanınmış marka olduğundan bahisle 556 sayılı KHK'nin 8/4 madde hükmü uyarınca, haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ...’in 2014-M-15704 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
… ayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın «ayırt edicilik» derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak …
Benzer bu kararda… aden çıkarma hizmetleri.” söz konusu mal ve hizmet sınıfı ile davacının markalarının tescil sınıflarının aynı/benzer olmadığı, bu nedenle KHK 8/1-b maddesi uyarınca «iltibas» oluşturmayacağı, ancak davacının ... ibareli tanınmış markaların sahibi olarak KHK 8/4. maddesi gereğince de davalının marka başvurusuna itiraz ettiği, davalının başvuruya konu markası ile davacının tanınmışlığından istifade ederek toplumun dikkatini çekeceği ve onun «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markasını «taşıyan» ürünlere devrini sağlayacağı, diğer yandan davacı ile aynı kalitede hizmet sunamaması durumunda tüketicilerin bunun sonuçlarını davacı markalarına mâl edeceği, bu …
YİDK'nın 2014/M-11865 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı başvurusu marka olarak tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Saat tamiri hizmetleri, madencilik, maden çıkarma hizmetleri.” alt sınıfları yönünden davacı markası ile aralarında ayniyet/benzerlik olmasa da, davacı markasının tanınmış marka olduğundan bahisle 556 Sayılı KHK'nin 8/4 madde hükmü uyarınca, haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan · dosya masrafı · dahili dava · temsil
Benzer bu kararda… aden çıkarma hizmetleri.” söz konusu mal ve hizmet sınıfı ile davacının markalarının tescil sınıflarının aynı/benzer olmadığı, bu nedenle KHK 8/1-b maddesi uyarınca «iltibas» oluşturmayacağı, ancak davacının ... ibareli tanınmış markaların sahibi olarak KHK 8/4. maddesi gereğince de davalının marka başvurusuna itiraz ettiği, davalının başvuruya konu markası ile davacının tanınmışlığından istifade ederek toplumun dikkatini çekeceği ve onun «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markasını «taşıyan» ürünlere devrini sağlayacağı, diğer yandan davacı ile aynı kalitede hizmet sunamaması durumunda tüketicilerin bunun sonuçlarını davacı markalarına mâl edeceği, bu …
Bu sınıflandırma itibariyle davacıya ait tanınmış “...” markasının kapsadığı ev tekstili emtiası “günlük kişisel ihtiyaç ve bakım ürünlerinin” «dahil» olduğu tüketim sektörüne ait olmasına karşın, dava konusu “...” marka başvurusunun üzerinde kullanılacağı ürünler “hijyen sağlayan kimyasal ürünler ve bakım onarım hizmetleri”dir.
Her iki markanın kullanılacağı ürünlerin birbirinden çok farklı sektörlere dâhil oldukları nazara alındığında, davalı markasını «taşıyan» ürünlerin tercihinde davacı markasının tanınmışlığının etkili olacağından ve bu durumun da davacı markasının olumlu imajından hukuka aykırı şekilde haksız bir yarar sağlanacağından söz edilemeyecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/9101 E. , 2018/1730 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/04/2016 tarih ve 2015/...-2016/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ... ibareli çok sayıda tescilli markası bulunduğunu ve tanınmış marka olarak da tescil edildiğini, davalı şirketin 2012/99291 başvuru numaralı "... Bilişim+şekil" ibareli markasının yayınına yaptıkları itirazların ... tarafından reddedildiğini, oysa ki markasının tanınmış olduğunu, ayrıca markaların ayırt edilemeyecak kadar benzer olduğunu, davalı firmanın Çanakkale'de yerleşik olduğunu, müvekkili şirketin bilişim işine girdiğinin sanıldığını ileri sürerek dava konusu ... ... kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının tescilli ... esas unsurlu markası ile davalının "... Bilişim+şekil" ibareli başvurusunun görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik olmakla birlikte tescil kapsamlarının farklılık göstermesi nedeniyle iltibasa yol açmayacağı, ancak davacının ... markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markanın aynı yerde farklı sınıfta da olsa yine ... esas unsurlu marka başvurusuna konu edilmesi ile davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, onun markasının itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile ...
... kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, ... ... kararının iptali ile davalı şirket tarafından tescili istenen “... BiliŞİM” ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, taraf markalarının tescil kapsamları farklı olmakla birlikte, davacı markasının tanınmış marka olduğundan bahisle 556 sayılı KHK'nin 8/4 madde hükmü uyarınca, haksız yararlanma, ayırt ediciliğinin zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ...’in 2014-M-15704 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait “... Bilişim” markasının farklı sınıflardaki kullanımının davacının tanınmış markasından haksız yararlanma sayılıp sayılamayacağı, markanın itibarını zedeleyip zedelemeyeceği veya ayırtedici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurup doğurmayacağına ilişkindir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti imaj transferi yoluyla sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir (556 sayılı KHK madde 9/1-c). Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme olarak adlandırılmaktadır.
Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Ayrıca 556 sayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelince; davacının “...+şekil” ibareli markaları gıda ürünleri üzerinde kullanımı sonucu tanınmış marka seviyesine ulaşmıştır. Dava konusu ... ... kararı ile davalının dava konusu “... Bilişim” ibareli marka başvurusunun 11.
35. (bu sınıftaki malların toptan ve perakendecilik hizmetleri bakımından başvuruda davacı markalarının kapsadığı ürünler dışında kalan mallar sayılmak suretiyle belirleme yapılmıştır) ve 42. sınıflar bakımından tescil işlemlerine devamına karar verilmiştir. Bu sınıflandırma itibariyle, davacıya ait tanınmış “...” markası 1.29.30.32.33. ve 35. sınıf mal ve hizmetlere ilişkin olmasına karşın, dava konusu “... Bilişim” marka başvurusunun üzerinde kullanılacağı ürünler elektrikli yahut elektriksiz çalışan çeşitli makine ve cihazlar ile mühendislik,bilgisayar ve tasarım hizmetleri ile davacının ticari faaliyeti dışında kalan bir kısım malların toptan ve parakende satışı hizmetlerine ilişkindir. Yukarıda belirtilen mal ve hizmetlerin dâhil oldukları farklı sektörler de nazara alındığında, 556 sayılı KHK 8/4.
maddesinde sayılan hallerin birisinin yada tümünün varlığı için, tanınmış markanın aynısı ya da benzerinin farklı grup mal ve hizmetler üzerinde kullanılması nedeniyle söz konusu mal veya hizmetlerin ortalama tüketicilerin bu marka ile tanımış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla da satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılması gereklidir. Bu ilkeler HGK'nin 02.04.2014 tarih 656/427 kararında da açıklanmıştır.
Bu durumda, 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan koşulların somut olayda bulunup bulunmadığının yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken, dosya kapsamında bulunan ve 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesi koşullarının gereği gibi değerlendirilmediği yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/469299000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz