Ortalama tüketici
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14059 E. 2017/1721 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortalama tüketici↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ dosya masrafı↗ haksız rekabet↗ temsil↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı markaları ve davalı markasının konusu işaret arasındaki kısmi farklılığın anlamsal, görsel ve sescil olarak iki işaret arasında var olan genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının kapsamındaki hizmetleri içermediği, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalı başvurusunun tesilini engelleyemeyeceği, ancak davacının tanınmışlık vakıasına da istinat ettiği, davacı ile ilişkilendirilmesi kaçınılmaz nitelikteki 35, 37, 40 ve 42.sınıf hizmetler için başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, zira davalının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı ve satışlarını artıracağı, onun temsil ettiği imaj ve güveni hiçbir masraf ve çaba harcamadan kendi markasını taşıyan ürünlere devrini sağlayacağı, davacı markasının giderek sıradanlaşacağı, ayırt edici gücünun ve etkileme alanının zayıflayacağı, öte yandan başvurunun tescilinin davalının sunacağı hizmetlerin davacı ile ilişkilendirilmesine ve bu suretle haksız rekabete neden olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2013/M-7603 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı adına tescilli 31.07.2010 gün ve 2010/50121 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait “...” markasının farklı sınıflardaki kullanımının davacının tanınmış markasından haksız yararlanma sağlayıp sağlamayacağı markanın ayırt ediciliği ve itibarını zedeleyip zedelemeyeceğine ilişkindir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir (556 sayılı KHK madde 9/1-c). Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Ayrıca 556 sayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelince; davacı “...” ibareli, 7. 8. 9. 16. 21. 38. 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren ve dergi yayıncılığı hizmeti bakımından tanınmış markanın sahibidir. Dava konusu “...” ibareli 35. 37. 40. 42. sınıflardaki marka başvurusunun TPE YİDK kararı ile 35/06. 42/01.02. sınıf hizmetleri başvuru kapsamından çıkarıldıktan sonra kalan sınıflar yönünden tescil işlemlerine devamına karar verilmiştir. Her iki markanın kullanılacağı mal ve hizmetler birbirinden farklı sektörlere dâhildir. Bu bakımdan, davalı marka başvurusunun tescil kapsamındaki farklı sınıflar yönünden genelleme yapılmaksızın 556 sayılı KHK 8/4 maddesi koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi, davalı markasına ait hizmetlerin başvuru konusu marka ile sunulması halinde davacı markasının olumlu imajından hukuka aykırı şekilde haksız bir yarar sağlanıp sağlanmayacağı hususunun başvuru kapsamındaki herbir hizmet bakımından değerlendirilmesi gerekir.
556 sayılı KHK 8/4.maddesindeki hallerin varlığı için, tanınmış markanın aynısı ya da benzerinin farklı tür mal ve hizmetler üzerinde kullanılması nedeniyle söz konusu mal veya hizmetlerin ortalama tüketicinin bu marka ile tanımış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılması gereklidir. Bu ilkeler HGK'nın 02.04.2014 tarih 656/427 kararında da açıklanmıştır.
Bu durumda, 556 sayılı KHK’nin 8/4.maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan koşulların somut olayda bulunup bulunmadığının yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9101 E. 2018/1730 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının kapsamındaki hizmetleri içermediği, bu sebeple davacının «iltibas» vakıasına dayanarak davalı başvurusunun tesilini engelleyemeyeceği, ancak davacının tanınmışlık vakıasına da istinat ettiği, davacı ile ilişkilendirilmesi kaçınılmaz nitelikteki 35, 37, 40 ve 42.sınıf hizmetler için başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, zira davalının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı ve satışlarını artıracağı, onun «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markasını «taşıyan» ürünlere devrini sağlayacağı, davacı markasının giderek sıradanlaşacağı, ayırt edici gücünun ve etkileme alanının zayıflayacağı, öte yandan başvurunun tescilinin davalının sunacağı hizmetlerin davacı ile ilişkilendirilmesine ve bu suretle «haksız rekabete» neden olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2013/M-7603 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı adına tescilli 31.07. …
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait “...” markasının farklı sınıflardaki kullanımının davacının tanınmış markasından haksız yararlanma sağlayıp sağlamayacağı markanın «ayırt ediciliği» ve itibarını zedeleyip zedelemeyeceğine ilişkindir.
… ayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın «ayırt edicilik» derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak …
Benzer bu karardaBilişim+şekil" ibareli başvurusunun görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik olmakla birlikte tescil kapsamlarının farklılık göstermesi nedeniyle iltibasa yol açmayacağı, ancak davacının ... markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markanın aynı yerde farklı sınıfta da olsa yine ... esas unsurlu marka başvurusuna konu edilmesi ile davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, onun markasının itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ... kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, taraf markalarının tescil kapsamları farklı olmakla birlikte, davacı markasının tanınmış marka olduğundan bahisle 556 sayılı KHK'nin 8/4 madde hükmü uyarınca, haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ...’in 2014-M-15704 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
… ayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın «ayırt edicilik» derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBilişim+şekil" ibareli başvurusunun görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik olmakla birlikte tescil kapsamlarının farklılık göstermesi nedeniyle iltibasa yol açmayacağı, ancak davacının ... markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markanın aynı yerde farklı sınıfta da olsa yine ... esas unsurlu marka başvurusuna konu edilmesi ile davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, onun markasının itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ... kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… ler esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken, dosya kapsamında bulunan ve 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesi koşullarının gereği gibi değerlendirilmediği yetersiz ve «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10965 E. 2016/6343 K.
Ortak:ortalama tüketici · taşıyan · ayırt edicilik · dosya masrafı · temsil · iltibas
İncelediğiniz kararda… genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının kapsamındaki hizmetleri içermediği, bu sebeple davacının «iltibas» vakıasına dayanarak davalı başvurusunun tesilini engelleyemeyeceği, ancak davacının tanınmışlık vakıasına da istinat ettiği, davacı ile ilişkilendirilmesi kaçınılmaz nitelikteki 35, 37, 40 ve 42.sınıf hizmetler için başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, zira davalının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı ve satışlarını artıracağı, onun «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markasını «taşıyan» ürünlere devrini sağlayacağı, davacı markasının giderek sıradanlaşacağı, ayırt edici gücünun ve etkileme alanının zayıflayacağı, öte yandan başvurunun tescilinin davalının sunacağı hizmetlerin davacı ile ilişkilendirilmesine ve bu suretle «haksız rekabete» neden olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2013/M-7603 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı adına tescilli 31.07. …
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait “...” markasının farklı sınıflardaki kullanımının davacının tanınmış markasından haksız yararlanma sağlayıp sağlamayacağı markanın «ayırt ediciliği» ve itibarını zedeleyip zedelemeyeceğine ilişkindir.
… ayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın «ayırt edicilik» derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak …
Benzer bu kararda… aden çıkarma hizmetleri.” söz konusu mal ve hizmet sınıfı ile davacının markalarının tescil sınıflarının aynı/benzer olmadığı, bu nedenle KHK 8/1-b maddesi uyarınca «iltibas» oluşturmayacağı, ancak davacının ... ibareli tanınmış markaların sahibi olarak KHK 8/4. maddesi gereğince de davalının marka başvurusuna itiraz ettiği, davalının başvuruya konu markası ile davacının tanınmışlığından istifade ederek toplumun dikkatini çekeceği ve onun «temsil» ettiği imaj ve güveni hiçbir «masraf» ve çaba harcamadan kendi markasını «taşıyan» ürünlere devrini sağlayacağı, diğer yandan davacı ile aynı kalitede hizmet sunamaması durumunda tüketicilerin bunun sonuçlarını davacı markalarına mâl edeceği, bu …
Saat tamiri hizmetleri, madencilik, maden çıkarma hizmetleri.” alt sınıfları yönünden davacı markası ile aralarında ayniyet/benzerlik olmasa da, davacı markasının tanınmış marka olduğundan bahisle 556 Sayılı KHK'nin 8/4 madde hükmü uyarınca, haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ...
… ayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın «ayırt edicilik» derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaYİDK'nın 2014/M-11865 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı başvurusu marka olarak tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu sınıflandırma itibariyle davacıya ait tanınmış “...” markasının kapsadığı ev tekstili emtiası “günlük kişisel ihtiyaç ve bakım ürünlerinin” «dahil» olduğu tüketim sektörüne ait olmasına karşın, dava konusu “...” marka başvurusunun üzerinde kullanılacağı ürünler “hijyen sağlayan kimyasal ürünler ve bakım onarım hizmetleri”dir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14059 E. , 2017/1721 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2015 tarih ve 2014/159-2015/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ... ibareli, 9, 16, 38 ve 41.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 23.06.2006/40863 sayılı tanınmış markanın sahibi olduğunu, 1967 yılından buyana anılan adı taşıyan dergi çıkardığını, derginin ve isminin tüm ülke çapında bilindiğini, davalının 31.07.2010 tarihinde 35, 37, 40 ve 42.sınıftaki hizmetleri içeren "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun Resmî Marka Bülteni'nde ilânı üzerine yapılan itirazların YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira başvurunun tescilinin müvekkilinin tanınmış marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturacağını, haksız rekabet yaratacağını, telif hakkına ihlal oluşturacağını ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek itirazlarının reddine dair TPE YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; "..." ibareli marka ile davacının "..." ibareli markaları arasında başvuruda kalan hizmetler itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı markaları ve davalı markasının konusu işaret arasındaki kısmi farklılığın anlamsal, görsel ve sescil olarak iki işaret arasında var olan genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının kapsamındaki hizmetleri içermediği, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalı başvurusunun tesilini engelleyemeyeceği, ancak davacının tanınmışlık vakıasına da istinat ettiği, davacı ile ilişkilendirilmesi kaçınılmaz nitelikteki 35, 37, 40 ve 42.sınıf hizmetler için başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma sağlayabileceği, zira davalının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı ve satışlarını artıracağı, onun temsil ettiği imaj ve güveni hiçbir masraf ve çaba harcamadan kendi markasını taşıyan ürünlere devrini sağlayacağı, davacı markasının giderek sıradanlaşacağı, ayırt edici gücünun ve etkileme alanının zayıflayacağı, öte yandan başvurunun tescilinin davalının sunacağı hizmetlerin davacı ile ilişkilendirilmesine ve bu suretle haksız rekabete neden olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2013/M-7603 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı adına tescilli 31.07.2010 gün ve 2010/50121 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait “...” markasının farklı sınıflardaki kullanımının davacının tanınmış markasından haksız yararlanma sağlayıp sağlamayacağı markanın ayırt ediciliği ve itibarını zedeleyip zedelemeyeceğine ilişkindir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir (556 sayılı KHK madde 9/1-c). Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır.
Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Ayrıca 556 sayılı KHK 8/4 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelince; davacı “...” ibareli, 7.
8. 9.
16. 21.
38. 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren ve dergi yayıncılığı hizmeti bakımından tanınmış markanın sahibidir. Dava konusu “...” ibareli 35.
37. 40.
42. sınıflardaki marka başvurusunun TPE YİDK kararı ile 35/06. 42/01.02. sınıf hizmetleri başvuru kapsamından çıkarıldıktan sonra kalan sınıflar yönünden tescil işlemlerine devamına karar verilmiştir. Her iki markanın kullanılacağı mal ve hizmetler birbirinden farklı sektörlere dâhildir. Bu bakımdan, davalı marka başvurusunun tescil kapsamındaki farklı sınıflar yönünden genelleme yapılmaksızın 556 sayılı KHK 8/4 maddesi koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi, davalı markasına ait hizmetlerin başvuru konusu marka ile sunulması halinde davacı markasının olumlu imajından hukuka aykırı şekilde haksız bir yarar sağlanıp sağlanmayacağı hususunun başvuru kapsamındaki herbir hizmet bakımından değerlendirilmesi gerekir.
556 sayılı KHK 8/4.maddesindeki hallerin varlığı için, tanınmış markanın aynısı ya da benzerinin farklı tür mal ve hizmetler üzerinde kullanılması nedeniyle söz konusu mal veya hizmetlerin ortalama tüketicinin bu marka ile tanımış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılması gereklidir. Bu ilkeler HGK'nın 02.04.2014 tarih 656/427 kararında da açıklanmıştır.
Bu durumda, 556 sayılı KHK’nin 8/4.maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan koşulların somut olayda bulunup bulunmadığının yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357132500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz