Şirketin feshi | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8561 E. 2018/2120 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alternatif çözüm↗ bilgi alma ve inceleme hakkı↗ kar payı alacağı↗ hak ediş↗ kâr payı alacağı↗ pasif husumet ehliyeti↗ rekabet yasağı↗ kar payı↗ ticari defter ve kayıtlar↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet yokluğu↗ oy yasağı↗ pasif husumet↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ husumet yokluğu↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin fesih ve tasfiyesi ile kar payı alacağının tahsili davasının niteliği gereği ancak şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilebileceği, şirket tüzel kişiliği dışındaki ortak ya da temsilcilerin pasif husumet ehliyetleri bulunmadığı, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığı ve davalı şirket ortağının rekabet yasağını ihlal ettiği iddialarının ispatlanamadığı, dava dışı ... Kooperatifinden 31/12/2013 tarihi itibariyle alınan hak edişler toplamının 488.823,83 TL, yapılan imalat maliyetleri toplamının ise 1.870.349,07 TL olarak ticari defterlerde yer aldığı, dolayısıyla kooperatiften alınan hak edişlerin inşaat maliyetlerine harcandığı sonucuna varıldığı, davalı şirketin önceki dönemlerde elde etmiş olduğu dağıtılabilir karının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer davalı şirket aleyhine açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının davalı diğer ortağın haksız olarak şirket mal varlığını kendi mal varlığına geçirdiğini ileri sürmesi karşısında davalı... yönünden davanın husumetten reddi doğru değilse de, davacının davalıdan dolaylı olarak uğradığı zararın ancak şirkete verilmesi talep edilebilecek olması nedeniyle davalı... yönünden verilen ret kararının sonucu itibariyle doğru olmasına ve davanın kar payı alacağının reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
...-Dava, iki ortaklı limited şirketin fesih ve tasfiyesi ile kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.
Davalı şirket, dava dışı kooperatif inşaatının yapılması için kurulmuş iki ortaklı bir limited şirket olup, her iki ortak da müşterek imza ile şirketi temsile yetkilidir. Davacı taraf, diğer davalı ortağın tek başına işlemler yaptığını ileri sürmüş olup mahkemece bu hususun ispatlanamadığı belirtilmişse de; dosyada mevcut tanık beyanlarından şirketin tek faaliyeti olan inşaat ile ilgili işlemlerin diğer davalı ortak tarafından yürütüldüğü ve dava dışı kooperatifin ....01.2014 tarihli yazısından hak ediş ve avanslarla birlikte kooperatif tarafından davalı şirkete 1.725.756,35 TL ödeme yapıldığı belirtilmesine rağmen, bilirkişi incelemesi sonucu kooperatif tarafından ödenen 488.823,83 TL hak edişin şirket kayıtlarına yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı şirketin işlerinin davalı diğer ortak tarafından yürütülmesi ve şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması nedeniyle haklı nedenlerin oluştuğu gözetilerek, ...'nin 636/... maddesinde bahsi geçen fesih veya alternatif çözüm yollarının, mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilip tartışılarak, neticesine göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14020 E. 2011/3719 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6309 E. 2014/11166 K.
Ortak:limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz kararda… bulunmamasına, davacının davalı diğer ortağın haksız olarak şirket mal varlığını kendi mal varlığına geçirdiğini ileri sürmesi karşısında davalı... yönünden davanın «husumetten» reddi doğru değilse de, davacının davalıdan dolaylı olarak uğradığı zararın ancak şirkete verilmesi talep edilebilecek olması nedeniyle davalı... yönünden verilen ret kararının sonucu itibariyle doğru olmasına ve davanın «kar payı alacağının» reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Dava, iki ortaklı «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi ile kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile «kar payı alacağının» tahsili davasının niteliği gereği ancak şirket «tüzel kişiliğine» karşı yöneltilebileceği, şirket tüzel kişiliği dışındaki ortak ya da «temsilcilerin» «pasif husumet ehliyetleri» bulunmadığı, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığı ve davalı şirket ortağının «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddialarının ispatlanamadığı, dava dışı ...
Davalı şirket, dava dışı kooperatif inşaatının yapılması için kurulmuş iki ortaklı bir «limited şirket» olup, her iki ortak da müşterek imza ile şirketi «temsile» yetkilidir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamı nazara alınarak, taraflar arasında «ortaklık ilişkisi» başladıktan sonra, karşılıklı olarak «güven ilişkisinin» kaybolduğu, tarafların işçilerin bulunduğu ortamda dahi bağırıp çağırmak suretiyle medeni tartışma kurallarını aşacak şekilde tartıştıkları, tarafların bu ilişkiyi sürdürmelerine imkan kalmadığı, davacının şirket ortaklığından çıkmakta haklı olduğu gerekçesiyle davacının şirketten çıkma talebinin kabulüne, davacının davalı şirkette ortak olarak davacının «çıkma payı» talebi konusunda, davasını atiye «terk» etmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava, haklı nedenle «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · güven ilişkisi · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · ortaklık ilişkisi · terkin
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamı nazara alınarak, taraflar arasında «ortaklık ilişkisi» başladıktan sonra, karşılıklı olarak «güven ilişkisinin» kaybolduğu, tarafların işçilerin bulunduğu ortamda dahi bağırıp çağırmak suretiyle medeni tartışma kurallarını aşacak şekilde tartıştıkları, tarafların bu ilişkiyi sürdürmelerine imkan kalmadığı, davacının şirket ortaklığından çıkmakta haklı olduğu gerekçesiyle davacının şirketten çıkma talebinin kabulüne, davacının davalı şirkette ortak olarak davacının «çıkma payı» talebi konusunda, davasını atiye «terk» etmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava, haklı nedenle «limited şirket ortaklığından çıkma» istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasında karşılıklı «güven ilişkisinin» kaybolduğu, «ortaklık ilişkisini» sürdürmelerine imkan kalmadığı, davacıdan davalı şirkette ortak olarak kalmasının kendisinden beklenemeyeceği haklı neden olarak kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5207 E. 2018/8155 K.
Ortak:hak ediş
İncelediğiniz karardaKooperatifinden 31/12/2013 tarihi itibariyle alınan «hak edişler» toplamının 488.823,83 TL, yapılan imalat maliyetleri toplamının ise 1.870.349,07 TL olarak «ticari defterlerde» yer aldığı, dolayısıyla kooperatiften alınan hak edişlerin inşaat maliyetlerine harcandığı sonucuna varıldığı, davalı şirketin önceki dönemlerde elde etmiş olduğu «dağıtılabilir» karının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», diğer davalı şirket aleyhine açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
… larından şirketin tek faaliyeti olan inşaat ile ilgili işlemlerin diğer davalı ortak tarafından yürütüldüğü ve dava dışı kooperatifin ....01.2014 tarihli yazısından «hak ediş» ve avanslarla birlikte kooperatif tarafından davalı şirkete 1.725.756,35 TL ödeme yapıldığı belirtilmesine rağmen, «bilirkişi incelemesi» sonucu kooperatif tarafından ödenen 488.823,83 TL hak edişin şirket kayıtlarına yansıtıldığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · acentelik sözleşmesi · davanın konusu · acentelik · mahsup · yasal faiz · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan mahkemece, dava sırasında ödenen meblağla ilgili olarak dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğuna göre anılan HMK 331/1. maddesi hükmü uyarınca bu kısım yönünden de davacı lehine «vekalet ücretine» hüküm olunması gerekirken, bu kısım yönünden de dava reddedilmişcesine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8561 E. , 2018/2120 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/04/2016 tarih ve 2014/1020-2016/468 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.03.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı...’in davalı şirketin ortakları olduklarını, davalı şirketin 22/.../2007 tarihinde kurulduğunu, davalı şirketin kurulmasından sonra müvekkilin babası ile ...Yapı Kooperatifi kat karşılığı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, kooperatife ait inşaatı yapma işini davalı şirketin üstlendiğini, inşaat işinin %95'den fazlasının tamamlanmış olmasına rağmen müvekkile hiçbir ödeme yapıladığını ve kooperatiften yapılmış olan istihkaklar hak edişler ve ödemelerin hep gizli tutulduğunu, müvekkilinin hiçbir işlemde söz sahibi edilmediğini, müvekkile hiçbir bilgi verilmediğini, dağıtılması gereken kar payları dağıtılmadığı gibi davalı...’in yasaya aykırı olarak kendi tasarrufunda kullandığı, davalı şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek, davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi ile kar payı alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı... ve vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin fesih ve tasfiyesi ile kar payı alacağının tahsili davasının niteliği gereği ancak şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilebileceği, şirket tüzel kişiliği dışındaki ortak ya da temsilcilerin pasif husumet ehliyetleri bulunmadığı, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığı ve davalı şirket ortağının rekabet yasağını ihlal ettiği iddialarının ispatlanamadığı, dava dışı ... Kooperatifinden 31/12/2013 tarihi itibariyle alınan hak edişler toplamının 488.823,83 TL, yapılan imalat maliyetleri toplamının ise 1.870.349,07 TL olarak ticari defterlerde yer aldığı, dolayısıyla kooperatiften alınan hak edişlerin inşaat maliyetlerine harcandığı sonucuna varıldığı, davalı şirketin önceki dönemlerde elde etmiş olduğu dağıtılabilir karının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı...
aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer davalı şirket aleyhine açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının davalı diğer ortağın haksız olarak şirket mal varlığını kendi mal varlığına geçirdiğini ileri sürmesi karşısında davalı... yönünden davanın husumetten reddi doğru değilse de, davacının davalıdan dolaylı olarak uğradığı zararın ancak şirkete verilmesi talep edilebilecek olması nedeniyle davalı... yönünden verilen ret kararının sonucu itibariyle doğru olmasına ve davanın kar payı alacağının reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
...-Dava, iki ortaklı limited şirketin fesih ve tasfiyesi ile kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.
Davalı şirket, dava dışı kooperatif inşaatının yapılması için kurulmuş iki ortaklı bir limited şirket olup, her iki ortak da müşterek imza ile şirketi temsile yetkilidir. Davacı taraf, diğer davalı ortağın tek başına işlemler yaptığını ileri sürmüş olup mahkemece bu hususun ispatlanamadığı belirtilmişse de; dosyada mevcut tanık beyanlarından şirketin tek faaliyeti olan inşaat ile ilgili işlemlerin diğer davalı ortak tarafından yürütüldüğü ve dava dışı kooperatifin ....01.2014 tarihli yazısından hak ediş ve avanslarla birlikte kooperatif tarafından davalı şirkete 1.725.756,35 TL ödeme yapıldığı belirtilmesine rağmen, bilirkişi incelemesi sonucu kooperatif tarafından ödenen 488.823,83 TL hak edişin şirket kayıtlarına yansıtıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı şirketin işlerinin davalı diğer ortak tarafından yürütülmesi ve şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması nedeniyle haklı nedenlerin oluştuğu gözetilerek, ...'nin 636/... maddesinde bahsi geçen fesih veya alternatif çözüm yollarının, mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilip tartışılarak, neticesine göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467107100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz