Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2219 E. 2018/7826 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kat karşılığı inşaat sözleşmesi↗ şekil şartı↗ fesih↗ sebepsiz zenginleşme↗ protokol↗ geçersizlik↗ asıl alacak↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın kendilerine ödenen parayı 16.04.2014 tarihli ek protokole istinaden iade etmediği, fakat 16.04.2014 tarihli ek protokolün davacı şirketin yetkilisi Kemal Yamankaradeniz ve davacı şirket tarafından imzalanmadığı, bu nedenle davacı taraf için bağlayıcı olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne takibin asıl alacak 43.630-TL üzerinden devamına, sair yönden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında imzalan 03.02.2014 tarihli protokol ile davalı şirketin hisselerinin devrine karar verildiği, fakat davalı hissedarlarınca imzalanmadığı ve ayrıca noter tarafından da onanmadığından 6102 sayılı ...'nın 595/1. maddesinde belirtilen şekil şartına aykırı olduğu, bu nedenle protokolün geçersiz olduğu, bu kapsamda davacı taraf verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talep edebileceği, bu nedenle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tadilinin yapılıp yapılmadığı, arsa sahibinin tadilden sonra fesih yetkisi bulunup bulunmadığının, şirket hisselerinin devrinin mümkün olup olmadığı hususlarının tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.” hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinin gerekçesi değiştirilmek suretiyle başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Temel ilişki olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3049 E. 2021/4425 K.
Ortak:sebepsiz zenginleşme
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında imzalan 03.02.2014 tarihli «protokol» ile davalı şirketin hisselerinin devrine karar verildiği, fakat davalı hissedarlarınca imzalanmadığı ve ayrıca noter tarafından da onanmadığından 6102 sayılı ...'nın 595/1. maddesinde belirtilen «şekil şartına» aykırı olduğu, bu nedenle protokolün «geçersiz» olduğu, bu kapsamda davacı taraf verdiği bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca talep edebileceği, bu nedenle «kat karşılığı inşaat sözleşmesinin» tadilinin yapılıp yapılmadığı, arsa sahibinin tadilden sonra «fesih» yetkisi bulunup bulunmadığının, şirket hisselerinin devrinin mümkün olup olmadığı hususlarının tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin isti …
Benzer bu karardaİşbu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle incelemeyi yapan Bölge Adliye Mahkemesi taraflar arasında «temel ilişki» bulunmadığı, davalının «sebepsiz zenginleşme» iddiasına da dayanmadığı ve davalının temel ilişki kabul edilse dahi alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davalı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf kanun yolu · temel ilişki · gerekçenin düzeltilmesi · kanun yolu · bedelsizlik · istinaf incelemesi · çek · menfi tespit
Benzer bu karardaDava, takibe konu «çek» «bedelsiz» olması nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince davalının, alacağın geçerli bir hukuki ilişkiden kaynaklandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle incelemeyi yapan Bölge Adliye Mahkemesi taraflar arasında «temel ilişki» bulunmadığı, davalının «sebepsiz zenginleşme» iddiasına da dayanmadığı ve davalının temel ilişki kabul edilse dahi alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davalı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Başka bir anlatımla «istinaf incelemesini» yapan Bölge Adliye Mahkemesi, kararın gerekçesinde hata edildiğine karar vermiş ve bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının «gerekçesini düzeltmiştir».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2219 E. , 2018/7826 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/10/2016 tarih ve 2015/20 E. 2016/759 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 02/03/2017 tarih ve 2017/56-2017/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili ile davalı şirket arasında 03.02.2014 tarihli protokol düzenlendiğini, bu protokole göre davalı şirketin hisselerinin müvekkili şirkete devrolunmasına karar verildiğini, devrin şartlarından birisinin de davalı şirketin hak sahibi olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı uhdesinde bulunması olduğunu, devri bedeli olarak 250.000 usd ödenmesinin kararlaştırıldığını, 20.000 usd'nin kaparo olarak protokolün imzalanmasının akabinde davalı şirketin hesabına hissedarlarına ödenmek üzere havale yapıldığını, daha sonra müvekkili tarafından, arsa sahibi ile davalı arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin şartlarından birinin davalı şirketin %50 hissesinden fazlasının el değiştirmesi durumunda arasa sahibi tarafından sözleşmenin feshine karar verilebileceğine dair maddenin bulunduğunun öğrenildiğini, bu nedenle 03.02.2014 tarihli protokolün haklı nedenle feshedildiğini, ödenen 20.000USD karşılığı 43.630,00 TL ve bu miktarın işlemiş faizi için icra takibi yapıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini, itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile arsa sahibi arasında davacının talebi üzerine ek protokol yapılarak ilgili maddenin kaldırıldığını, ayrıca davacı ile de 16.04.2014 tarihli ek protokol yapıldığını, ilgili problem gideriline kadar %50 hisse devri yapılacağı ve problem giderilince kalan hissenin de devredileceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle takibin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilemesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın kendilerine ödenen parayı 16.04.2014 tarihli ek protokole istinaden iade etmediği, fakat 16.04.2014 tarihli ek protokolün davacı şirketin yetkilisi Kemal Yamankaradeniz ve davacı şirket tarafından imzalanmadığı, bu nedenle davacı taraf için bağlayıcı olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne takibin asıl alacak 43.630-TL üzerinden devamına, sair yönden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında imzalan 03.02.2014 tarihli protokol ile davalı şirketin hisselerinin devrine karar verildiği, fakat davalı hissedarlarınca imzalanmadığı ve ayrıca noter tarafından da onanmadığından 6102 sayılı ...'nın 595/1. maddesinde belirtilen şekil şartına aykırı olduğu, bu nedenle protokolün geçersiz olduğu, bu kapsamda davacı taraf verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talep edebileceği, bu nedenle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tadilinin yapılıp yapılmadığı, arsa sahibinin tadilden sonra fesih yetkisi bulunup bulunmadığının, şirket hisselerinin devrinin mümkün olup olmadığı hususlarının tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.” hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinin gerekçesi değiştirilmek suretiyle başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine 11/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467035000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz