İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1823 E. 2018/7958 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
navlun alacağı↗ takas-mahsup↗ taşıtan↗ cmr konvansiyonu↗ ticari avans faizi↗ nispi vekalet ücreti↗ takas↗ vekalet ücreti takdiri↗ cmr↗ navlun↗ icra takibine itiraz↗ mahsup↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ hasar↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, asıl davanın takas/mahsup nedeniyle reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile takas/mahsuptan sonra kalan 554,37 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30'dan fazla olmamak üzere değişen oranda ticari avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, koşulları oluşmadığından... Uluslararası Nak. ve Tic. A.Ş. lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki 2 ve 3 nolu bentlerin kapsamı dışında kalan ve HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekir.
2- Asıl dava, davalı tarafından taşınan emtianın hasarlı ve eksik teslimine bağlı tazminat, birleşen dava navlun alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, emtianın hasarlı ve eksik teslimi sebebiyle asıl davanın davacısının 16.903,31 TL tazminat istemeye haklı olduğu, ancak asıl dava davalısının da 17.457,68 TL navlun alacağının bulunduğu, bu nedenle davacının bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı, edimini yerine getirmeyen davalının navlun alacağına hak kazanamayacağını da ileri sürmüştür.
CMR Konvansiyonunun 25/1. maddesinde, hasar durumunda taşımacının, yükün 23. madde 1, 2 ve 4. paragrafları gereğince belirlenen değerine göre hesaplanmış kıymetten düşme karşılığı olan bedeli ödeyeceği, aynı Konvansiyonun 23/4. maddesinde de, yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malın tamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödeneceği, kısmen kaybolma halinde ise karşılaşılan zarar oranında ödeme yapılacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, CMR Konvansiyonu’nun 25/1 ve 23/4. maddeleri uyarınca, taşıtan, navlun ücretinden kayıp ve hasar miktarı oranında indirim yapılmasını isteyebileceği halde mahkemece, asıl ve birleşen dosyadaki talepler bakımından bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın sadece hasarlı ve eksik teslim edilen emtia bedeli, davacı alacağı olarak kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Kabule göre de, birleşen dava, navlun alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, birleşen davada da davacının 17.457,68 TL navlun alacağının bulunduğu, ancak birleşen dosya davalısının asıl davada 16.903,31 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğinden takas/mahsup sonucu davacı alacağının 554,37 TL kaldığı gerekçesiyle bu tutar üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Birleşen dosya davacısının navlun alacağı 17.457,68 olarak tespit edilip, bu navlun alacağı davalının takas/mahsup beyanı üzerine söndüğünden davanın, takas/mahsup sebebiyle reddedilen kısmı için birleşen dosya davalısı lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceği nazara alınmadan davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmolunması dahi doğru olmamış, taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.01.2017 tarih 2015/12263 E. 2017/412 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15452 E. 2016/369 K.
Ortak:navlun alacağı · navlun · teslim
İncelediğiniz kararda2- Asıl dava, davalı tarafından taşınan emtianın hasarlı ve eksik «teslimine» bağlı tazminat, birleşen dava «navlun alacağının» tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, emtianın hasarlı ve eksik «teslimi» sebebiyle asıl davanın davacısının 16.903,31 TL tazminat istemeye haklı olduğu, ancak asıl dava davalısının da 17.457,68 TL «navlun alacağının» bulunduğu, bu nedenle davacının bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı, edimini yerine getirmeyen davalının «navlun alacağına» hak kazanamayacağını da ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Her ne kadar dava konusu alacağın «sebebini» teşkil eden taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabi ise de CMR Konvansiyonu'nda «navlun alacağına» ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu yöne ilişkin ihtilaflarda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır.
Taraflar arasındaki taşıma ilişkisi sabit görüldüğünden bu taşıma ilişkisinden kaynaklı «navlun alacağının» tahsili hususunda hangi yer mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu yukarıda açıklandığı üzere iç hukuk kuralları uyarınca belirlenecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · navlun bedeli · borca itiraz · şirket merkezi mahkemesi · sözleşmeden doğan dava · taşıma sözleşmesi · ifa · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Dava «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkin olup navlun alacağı «para borcu» olması hasebiyle 818 sayılı BK'nın 73. maddesi gereğince alacaklının «ifa» zamanında mukim bulunduğu yerde ödenmelidir.
HMK'nın 10. maddesi uyarınca «sözleşmeden doğan» davalarda sözleşmenin «ifa» yerinde de dava ve takip yapılabileceği gözetildiğinde davacının merkezinin bulunduğu ....
Dava, karayoluyla CMR hükümlerine tabi taşımadan kaynaklı «navlun bedelinin» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1823 E. , 2018/7958 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10/07/2015 gün ve 2014/393 - 2015/616 sayılı kararı onayan Daire'nin 23/01/2017 gün ve 2015/12263 - 2017/412 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, asıl davada, müvekkili şirketin İngiltere’deki müşterisine ihraç ettiği malların taşıma işinin davalı tarafından yapıldığını, davalının malları müvekkili şirketin ...’deki fabrikasından yüklediğini, taşıma işinde kullanılan aracın Hollanda’da kaza yaptığını, kaza nedeniyle 596 koli malın büyük bir kısmının zarar gördüğünü, bu malların ıslandığını ve eksildiğini, çeşit kırılması tabir edilen nedenle malın değerinin azaldığını, satış imkanının kalmadığını, malları satın alan müvekkilinin müşterisinin 12.375,96 GBP (İngiliz Sterlini) zarar beyan ederek bu kısım bedeli müvekkiline ödemediğini, davalı şirketin taşıma esnasında meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu zarardan davalı şirkete olan toplam 13.000 TL navlun bedeli düşüldükten sonra kalan 17.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, birleşen davada, davalı şirketin müvekkiline olan navlun ücreti borcunu ödemediğini, bu nedenle 17.457,68 TL asıl alacak üzerinden başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiş, asıl davada ise dava konusu malların alıcısına tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini savunarak asıl davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, asıl davanın takas/mahsup nedeniyle reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile takas/mahsuptan sonra kalan 554,37 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30'dan fazla olmamak üzere değişen oranda ticari avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, koşulları oluşmadığından... Uluslararası Nak. ve Tic. A.Ş. lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki 2 ve 3 nolu bentlerin kapsamı dışında kalan ve HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekir.
2- Asıl dava, davalı tarafından taşınan emtianın hasarlı ve eksik teslimine bağlı tazminat, birleşen dava navlun alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, emtianın hasarlı ve eksik teslimi sebebiyle asıl davanın davacısının 16.903,31 TL tazminat istemeye haklı olduğu, ancak asıl dava davalısının da 17.457,68 TL navlun alacağının bulunduğu, bu nedenle davacının bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı, edimini yerine getirmeyen davalının navlun alacağına hak kazanamayacağını da ileri sürmüştür.
CMR Konvansiyonunun 25/1. maddesinde, hasar durumunda taşımacının, yükün 23. madde 1, 2 ve 4. paragrafları gereğince belirlenen değerine göre hesaplanmış kıymetten düşme karşılığı olan bedeli ödeyeceği, aynı Konvansiyonun 23/4. maddesinde de, yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malın tamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödeneceği, kısmen kaybolma halinde ise karşılaşılan zarar oranında ödeme yapılacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, CMR Konvansiyonu’nun 25/1 ve 23/4. maddeleri uyarınca, taşıtan, navlun ücretinden kayıp ve hasar miktarı oranında indirim yapılmasını isteyebileceği halde mahkemece, asıl ve birleşen dosyadaki talepler bakımından bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın sadece hasarlı ve eksik teslim edilen emtia bedeli, davacı alacağı olarak kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Kabule göre de, birleşen dava, navlun alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, birleşen davada da davacının 17.457,68 TL navlun alacağının bulunduğu, ancak birleşen dosya davalısının asıl davada 16.903,31 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğinden takas/mahsup sonucu davacı alacağının 554,37 TL kaldığı gerekçesiyle bu tutar üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Birleşen dosya davacısının navlun alacağı 17.457,68 olarak tespit edilip, bu navlun alacağı davalının takas/mahsup beyanı üzerine söndüğünden davanın, takas/mahsup sebebiyle reddedilen kısmı için birleşen dosya davalısı lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceği nazara alınmadan davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmolunması dahi doğru olmamış, taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.01.2017 tarih 2015/12263 E.
2017/412 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair karar düzeltme istemlerinin HUMK 442. maddesi uyarınca REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 23.01.2017 tarih 2015/12263 E. 2017/412 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının karar düzeltme isteyen taraflara iadesine, 17/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/465474100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz