6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müdürün azli davasında kayyım ve tedbir talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1182 E. 2024/1125 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Şirket müdürünün azli davasında, davacının iddialarına göre müdürün azlini gerektirecek derecede yükümlülüklerin ağır ihlal edildiğine ilişkin somut bir vakıanın varlığı konusunda duraksamasız bir delil değerlendirmesi yapılamıyorsa ve bu husus ancak yargılama ile (delillerin toplanıp değerlendirilmesi ile) belirlenebilecekse, HMK 390/3 kapsamında yaklaşık ispat sağlanmamış kabul edilir; ayrıca şirketin ticari faaliyetini durdurabilecek nitelikte, tüm malvarlığını kapsayan bir ihtiyati tedbir talebi de bu haliyle yasal değildir. Şirket taraf olmayan bir davada, organ eksikliği bulunmadıkça şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanamaz.

Ele alınan sorunlar

Şirkete yönetim/denetim kayyımı atanması talebinin reddi → ret

İddia: Davacı vekili, davalı müdürün diğer ortakla birlikte hareket ederek şirketi kötü yönettiğini, taşınır ve taşınmaz malların muvazaalı satıldığını, delillerin yeterince incelenmediğini ileri sürerek yönetim kayyımı, olmazsa denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Açılan davada şirket taraf olmadığından ve şirketlerin seçilmiş organları eliyle yönetilmesi esas olduğundan, kayyım tayini için organ eksikliği gerekir; davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirir bir durumun varlığı HMK 390/3 kapsamında yaklaşık olarak ispat edilememiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Şirket malvarlığına (taşınır/taşınmaz, maden ruhsatı, araç ve makineler) ihtiyati tedbir konulması talebinin reddi → ret

İddia: Davacı vekili, müdür seçimine ilişkin genel kurul kararının iptal edildiğini, şirket taşınır ve taşınmazlarının talan edilir şekilde satılmaya başlandığını, şirket paralarının seçim çalışmaları için kullanıldığını, maden ruhsat bedelinin ödenmediğini, satışların muvazaalı yapıldığına dair belgelerin dosyada mevcut olduğunu ileri sürerek ihtiyati tedbir talebinin kabulünü istemiştir.

Gerekçe: TTK 630'da geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından genel hüküm olan HMK 389 vd. maddeleri uygulanır. HMK 390 uyarınca tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması ve mahkemelerce zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır; geçici hukuki koruma alınırken tarafların ve şirketin menfaatleri korunmalıdır. Yaklaşık ispatla yetinilmesi, ispatın hiç aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez; hakim iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalle de olsa aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Davanın şirket müdürünün azli davası olduğu gözetildiğinde, davacının iddialarına göre şirket müdürünün azlini gerektirecek derecede yükümlülüklerin ağır ihlali kabul edilebilecek somut bir vakıanın varlığı konusunda duraksamadan bir delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır; davalının kötü yönetiminin varlığı ancak yapılacak tahkikat ile belirlenebilecektir. Bu aşamada haklı sebeple azil koşullarının mevcut olup olmadığı, delillerin toplanıp değerlendirilmesini ve yargılama yapılmasını gerektirmektedir. Ayrıca şirketin ticari faaliyetini durdurabilecek şekilde tüm malvarlığına ihtiyati tedbir konulması talebi de yasal değildir. Bu nedenlerle haklı nedenin varlığı konusunda yaklaşık ispat sağlanmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket müdürünün azli davasında, azil koşullarının (yükümlülüklerin ağır ihlali) yargılama ve delil değerlendirmesi gerektirdiği durumlarda HMK 390/3 kapsamında yaklaşık ispatın sağlanmadığı ve şirketin tüm malvarlığına yönelik faaliyeti durdurabilecek nitelikte ihtiyati tedbir taleplerinin bu niteliğiyle yasal olmadığı yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat yönetim kayyımı denetim kayyımı şirket müdürünün azli haklı sebeple azil geçici hukuki koruma

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390HMK 390/3 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 630

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1182

KARAR NO 2024/1125

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/05/2024 (Ara Karar)

NUMARASI 2024/325 Esas

İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN

TALEP İhtiyati Tedbir

İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

TALEP

Davacı vekili; davalı ..., diğer şirket ortağı ile birlikte hareket ederek muvazaalı genel kurullar ile elde ettiği müdürlük görevini kendi ve/veya diğer ortak ... yararına kullandığını, şirketin taşınır ve taşınmaz mallarını sattığını, paraların elden veya açıktan tahsil edildiğini, mermer stoklarından yapılan faturasız satışlar karşılıkları elden alındığını bir kısmının şirkete borç vermiş gibi kayıt altına alındığını, saydıkları hususların çok ciddi, faturalı ve belgeli olduğunu telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacağının aşikar olduğunu, bu nedenlerle Şirket taşınır (maden ruhsatları, makine parkurları, kamyon, iş makineleri ve araçlar) ve taşınmaz malların üzerine ihtiyaten tedbir konulmasına, şirket müdürü olan Davalı ...'in yerine tedbiren yönetim kayyımı atanmasına,aksi halde denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ARA KARAR

Mahkemece;açılan davada şirketin taraf olmadığını,şirketlerin seçilmiş organları eliyle yönetilmesi gerektiği,kayyım tayini için organ eksikliği gerektiği, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirir bir durumun varlığı HMK'nın 390/3. maddesi kapsamında yaklaşık olarak ispat edilemediğinden kayyım atanması talebinin reddine, 6100 Sayılı HMK 389. maddesi kapsamında uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olup, dava dışı şirketin maden ruhsatları, taşınmazları ve taşınır araç ve makineleri, hazır stokları ve sair mallarının doğrudan bu davada uyuşmazlık konusu olmadığı,davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirmesi ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispatın henüz sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili; iddialarının ve sunulan delillerin yeterince incelenmediğini,müdür seçimine ilişkin genel kurul kararının iptal edildiği, şirket taşınır ve taşınmazları talan edilir şekilde satılmaya başlandığı,şirket paralarının seçim çalışmaları için kullanıldığı,maden ruhsat bedelinin ödenmediği,sırf maden ruhsatlarının yenilenmemesi dahi kötü yönetimin ispatı olduğunu,satışların muvazalı yapıldığının belgeleri dosyada mevcut olduğundan ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı tarafından,diğer pay sahibi ile birlikte hareket eden şirket müdürünün şirketi kötü yönettiği, davalının azli talep edilen davada yönetim yetkisinin kısıtlanarak yönetim veya denetim kayyımı atanarak şirketin malvarlığına ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir. TTK nın 630. maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan HMK 389 vd. maddeleri uygulanmalıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 390 Maddesi "Tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, mahkemelerce zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır.

Geçici hukuki koruma önlemi alınırken, tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Somut olayda; dava dilekçesindeki taleplere dayanak olarak davalı şirket müdürünün şirket taşınmazının çok düşük bedelle sattığı,şirket taşınmazı üzerinde (ortakların anne ve babası lehine ) bedelsiz intifa hakkı tesis ettiği, seçim çalışmaları nedeniyle yaptıkları masrafın şirketten karşılandığını, şirketi ve ortağı zarara uğrattığı ileri sürülerek yönetim yetkisinin kaldırılması hususunda da ihtiyati tedbir talep edilmiştir.

Tarafların kardeş oldukları, taraflardan başkaca bir kardeşleri ile daha üç ortak olarak eşit payları bulunduğu, davacının da 2023 yılında yapılan genel kurula kadar şirket müdürü olduğu, bu kararın iptali için dava açıldığı, davacının muvazalı olarak genel kurula çağrı kararı alınarak ortaklar kurulu yapıldığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Davanın şirket müdürünün azli davası olduğu gözetildiğinde,davacının iddialarına göre şirket müdürünün azlini gerektirecek derece de yükümlülüklerin ağır ihlali kabul edilebilecek somut bir vakıanın varlığı konusunda duraksamadan bir delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır. Davalının kötü yönetiminin varlığı ancak yapılacak tahkikat ile belirlenebilecektir.

Bu aşamada haklı sebeple azil koşullarının mevcut olup olmadığı sunulan delillerin toplanıp değerlendirilmesini, yargılama yapılmasını gerektirmektedir. Açıklanan nedenlerle; şirket ortağı davacı tarafından davalı şirket müdürü ile diğer ortağın birlikte hareket ettikleri ileri sürülerek şirketin malvarlığına ihtiyati tedbir konulması ile birlikte yönetim yetkilerinin kısıtlanarak şirkete kayyım atanması talep edilmiş ise de şirketin ticari faaliyetini durdurabilecek şekilde tüm malvarlığına ihtiyati tedbir konulması talebi de yasal olmadığından haklı nedenin varlığı konusunda yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda ve delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediğinden, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/07/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/46503 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.