Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2519 E. 2018/7831 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
montreal konvansiyonu↗ talep aşımı↗ sdr↗ infazda tereddüt↗ ticari avans faizi↗ sigorta ettiren↗ rücuen tazminat↗ infaz↗ hasar↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sigorta ettireni ...Parfüm San. ...'a ait emtianın davalı THY'ye ait uçakla Türkiye'den Hindistan'a taşındığı, her iki davalının da sorumluluklarının bulunduğu bu taşıma sonucunda davacıya ait emtiadan 475 kg emtianın hasar gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.492,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yıllık ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, havayolu ile eşya taşınmasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak,Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nin 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nin 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede '...davacıya ait emtiadan 475 kg emtianın hasar gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu anlaşılmakla bu meblağ üzerinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun görülmüştür' denilmesine rağmen, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Davanın kabulü ile 30.492,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yıllık ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine” demek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de, dava dilekçesi ve eki belgelerinde 605 kg tutarındaki emtianın uğramış olduğu hasarın karşılığı olarak 30.492,00 TL talep edildiği halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasarın 475 kg olduğu kabul edildikten sonra 475 kg hasarlı emtianın karşılığı tazminatın 30.492,00 TL olarak kabulü suretiyle gizli talep aşımı yapılarak hüküm tesis edilmesi de doğru görülmeyip kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8313 E. 2015/5187 K.
Ortak:ticari avans faizi · sigorta ettiren · rücuen tazminat · hasar · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «sigorta ettireni» ...Parfüm San. ...'a ait emtianın davalı THY'ye ait uçakla Türkiye'den Hindistan'a taşındığı, her iki davalının da sorumluluklarının bulunduğu bu taşıma sonucunda davacıya ait emtiadan 475 kg emtianın «hasar» gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.492,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yıllık «ticari avans faizi» ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede '...davacıya ait emtiadan 475 kg emtianın «hasar» gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu anlaşılmakla bu meblağ üzerinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun görülmüştür' denilmesine rağmen, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Davanın kabulü ile 30.492,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yıllık «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine” demek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
1- Dava, havayolu ile eşya taşınmasından kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti. her ne kadar «acente» olduklarından bahisle kendilerine «husumet» yöneltilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, acente olduğunu ıspatlayamadığı gibi aksine kendi adına ve hesabına düzenlediği 678101 numaralı 2.710 EURO bedelli «navlun faturası» ile kendisinin «taşıyıcı sıfatını» göstermesi karşısında bu itirazın yerinde görülmediği, davalı THY vekilinin brüt kg başına 17 SDR sorumluluk üzerinden değerlendirilme yapılmasına ilişkin talebinin ise Montreal Konvensiyonu'nun 24. maddesi uyarınca 2011 yılı itibariyle kg başına 19 SDR uygulandığından bu yöndeki itirazın da yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.600 SDR nin hüküm tarihindeki Merkez Bankası Kuru üzerinden hesaplanan 26.288,40 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının «sigorta ettireni»...
… valı THY'ye ait uçakla Türkiye'den Hindistan'a taşındığı, her iki davalının da sorumluluklarının bulunduğu bu taşıma sonucunda davacıya ait emtiadan 475 kg kısmının «hasar» gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu, Varşova Konvansiyonu'nun 26/1. maddesi hükümlerine göre, eşyanın «teslim» almaya yetkili kişi tarafından «şikayette» bulunmaksızın kabulü halinde, bunların taşıma belgesine uygun olarak ve iyi durumda teslim edildiğine dair aksi ispat edilebilir bir karinenin söz konusu olduğu, davacı tarafından süresinde bir «ihbar» yapılmadığı ancak eşyanın hasarlı olarak teslim edildiğine dair davalı THY yetkililerinin imzasının bulunduğu 15/04/2012 tarihli ayrıştırma raporu düzenlendiği, da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcı sıfatı · navlun faturası · acente · navlun · şikayet · taşıyıcı · ihbar · teslim
Benzer bu karardaŞti. her ne kadar «acente» olduklarından bahisle kendilerine «husumet» yöneltilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, acente olduğunu ıspatlayamadığı gibi aksine kendi adına ve hesabına düzenlediği 678101 numaralı 2.710 EURO bedelli «navlun faturası» ile kendisinin «taşıyıcı sıfatını» göstermesi karşısında bu itirazın yerinde görülmediği, davalı THY vekilinin brüt kg başına 17 SDR sorumluluk üzerinden değerlendirilme yapılmasına ilişkin talebinin ise Montreal Konvensiyonu'nun 24. maddesi uyarınca 2011 yılı itibariyle kg başına 19 SDR uygulandığından bu yöndeki itirazın da yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.600 SDR nin hüküm tarihindeki Merkez Bankası Kuru üzerinden hesaplanan 26.288,40 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
… valı THY'ye ait uçakla Türkiye'den Hindistan'a taşındığı, her iki davalının da sorumluluklarının bulunduğu bu taşıma sonucunda davacıya ait emtiadan 475 kg kısmının «hasar» gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu, Varşova Konvansiyonu'nun 26/1. maddesi hükümlerine göre, eşyanın «teslim» almaya yetkili kişi tarafından «şikayette» bulunmaksızın kabulü halinde, bunların taşıma belgesine uygun olarak ve iyi durumda teslim edildiğine dair aksi ispat edilebilir bir karinenin söz konusu olduğu, davacı tarafından süresinde bir «ihbar» yapılmadığı ancak eşyanın hasarlı olarak teslim edildiğine dair davalı THY yetkililerinin imzasının bulunduğu 15/04/2012 tarihli ayrıştırma raporu düzenlendiği, da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede '...davacıya ait emtiadan 475 kg emtianın «hasar» gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu anlaşılmakla bu meblağ üzerinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun görülmüştür' denilmesine rağmen, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Davanın kabulü ile 30.492,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yıllık «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine” demek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2519 E. , 2018/7831 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/02/2017 tarih ve 2017/34-2017/182 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Neylan Islamoğulları tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sigortalısı dava dışı ...Parfüm San. ...'a ait esans emtiasının Türkiye'den Hindistan'a havayolu ile nakliyesi işleminin davalı şirketler tarafından üstlenilip, gerçekleştirildiği halde emtialarda 30.492,00 TL hasar oluştuğunu, bu hasarın sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, söz konusu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı...Taş. ve Loj. Hizmet Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin acente olduğunu, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, kendi sorumluluklarının ihraç edilen kargoların uygun bir biçimde taşıyıcıya teslimi ile AWB nin düzenlenerek navlun ücretinin ödenmesiyle sınırlı olduğunu, olayın diğer davalının sorumluluk alanında gerçekleştiğini, bu nedenle kendilerine dava açılamayacağını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...O. vekili, davanın uluslararası taşıma olduğunu, bu nedenle Varşova Konvansiyonu ile onu değiştiren Lahey hükümleri ve yine onu değiştiren 4 nolu Montreal Protokolü hükümlerinin uygulanması gerektiğini, protokolün 26/2. maddesindeki 14 günlük ihbar süresinin geçtikten sonra açılan davanın usulden reddi gerektiği, esasa ilişkin olarakta taşıyıcının sorumluluğunun 17 SDR ile sınırlı olduğunu, istenebilecek faiz miktarının da sınırı aşamayacağını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sigorta ettireni ...Parfüm San. ...'a ait emtianın davalı THY'ye ait uçakla Türkiye'den Hindistan'a taşındığı, her iki davalının da sorumluluklarının bulunduğu bu taşıma sonucunda davacıya ait emtiadan 475 kg emtianın hasar gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.492,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yıllık ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, havayolu ile eşya taşınmasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak,Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nin 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nin 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede '...davacıya ait emtiadan 475 kg emtianın hasar gördüğü, konu ile alakalı Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca brüt kg başına 19 SDR limit uygulanmak suretiyle talep edilebilecek tavan limitinin 7.600 SDR ve bununda hüküm tarihindeki karşılığının 26.288,40 TL olduğu anlaşılmakla bu meblağ üzerinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun görülmüştür' denilmesine rağmen, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Davanın kabulü ile 30.492,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yıllık ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine” demek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de, dava dilekçesi ve eki belgelerinde 605 kg tutarındaki emtianın uğramış olduğu hasarın karşılığı olarak 30.492,00 TL talep edildiği halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasarın 475 kg olduğu kabul edildikten sonra 475 kg hasarlı emtianın karşılığı tazminatın 30.492,00 TL olarak kabulü suretiyle gizli talep aşımı yapılarak hüküm tesis edilmesi de doğru görülmeyip kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/465012400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz