Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13910 E. 2018/7211 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tashih↗ maddi hatanın düzeltilmesi↗ infazda tereddüt↗ şirketin tasfiyesi↗ ortaklar kurulu kararı↗ ibra↗ maddi hata↗ cy/cy şerhi↗ infaz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ortağın müdür sıfatıyla oylamaya katılması ve kendini ibra etmesinin ... 537/son uyarınca mümkün olmaması nedeniyle ibraya ilişkin 5 nolu karar ile tasfiyeye ilişkin olarak da ... 549. m. göre yazılı mukavelede aksine hüküm bulunmaması durumunda esas sermayenin 3/4 ünü teşkil eden bir çoğunluğun tasfiyeye ilişkin karar verebileceği, iki ortaklı olan davalı şirketin tasfiyesine tek bir ortağın karar verdiği, bu durumda diğer ortağın muhalefet etmiş
olması nedeniyle yasanın aradığı çoğunluğun bulunduğundan söz edilemeyeceğinden 7 nolu kararın da iptali gerektiği, diğer red gerekçelerinin ise yerinde olduğu gerekçesiyle, ortaklar kurulunun 5 ve 7 nolu kararlarının iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu ortaklar kurulu toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, infazda tereddüt oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle tashih kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. '' hükmü karşısında, somut olayda maddi hata kapsamında değerlendirilebilecek bir durum söz konusu olmadığından '' Maddi Hatanın Düzeltilmesine İlişkin Şerh'' başlıklı tashih kararının bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Esas hükmün temyiz incelemesine gelince dava, davalı şirketin 09.03.2012 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede ''dava konusu ortaklar kurulunun 5 ve 7 no'lu kararlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin esas hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… arlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz kararda1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
… arlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… arlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… arlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… arlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… arlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
… arlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda537/«son» uyarınca mümkün olmaması nedeniyle «ibraya» ilişkin 5 nolu karar ile tasfiyeye ilişkin olarak da ...
1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, «infazda tereddüt» oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle «tashih» kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen v …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda ''davanın kabulüne, şirketin ihyasına, ek «tasfiye» için «son» tasfiye memurunun «tasfiye memuru» olarak atanmasına'' karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13910 E. , 2018/7211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/04/2015 tarih ve 2014/1503-2015/302 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 20.11.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirket müdürü ... 3 yıllık görev süresinin dolmasına rağmen 09.03.2012 tarihli ortaklar kurulu toplantısı davetini müvekkiline gönderdiğini, çağrı usulüne uygun yapılmadığından bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, aynı toplantıda bilanço ve gelir tablosunun sunulmadan onaylandığını, gönderilen gündeme de bilanço ve gelir tablosunun eklenmediğini, şirket hesaplarının müvekkilinden gizlendiğini, şirketin büyük ortak da olan müdür tarafından keyfi idare edildiğini, hesaplarla ilgili bilgi verilmeden zarar telafi fonuna tahsis yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, şirket müdürünün kendi ibrasına dair kararda oy kullandığını, mali durum ile ilgili bilgi verilmeden, tasfiyeye ilişkin bir bilanço hazırlanmadan tasfiye kararı alındığını, müdürün kendi oyuyla tasfiye memuru olarak atandığını, kararlara müvekkilinin muhalif kaldığını ileri sürerek, 09.03.2012 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 7 sayılı kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının asgari sayıyı tamamlamak için ortak edildiğini, ... müdür seçildiği ortaklar kurulu kararının 03.03.2009 tarihinde tescil edilip 09.03.2009 tarihinde ilan edildiğini, bu nedenle çağrının müdürlük süresi içinde yapıldığını, mevcut müdürün yeni müdür seçilene kadar ortaklar kurulunu toplantıya çağırma hakkının bulunduğunu, davetin usulüne uygun olduğu gibi 2 ortaklı şirkette tüm ortakların dava konusu toplantıya katıldığını, 2008-2009-2010-2011 yıllarına ait bilanço ve gelir tablolarının oylamaya sunulduğunu, defter ve belgelerin her zaman davacının incelenmesine hazır tutulduğunu, çoğunluk hisse sahibi olan şirket müdürünün kendi ibrasına katılamamasının azınlığın çoğunluğa tahakkümü anlamına geleceğini, hiç bir faaliyeti bulunmayan şirketin tasfiyesine karşı çıkılmasında hukuki menfaatin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ortağın müdür sıfatıyla oylamaya katılması ve kendini ibra etmesinin ... 537/son uyarınca mümkün olmaması nedeniyle ibraya ilişkin 5 nolu karar ile tasfiyeye ilişkin olarak da ... 549. m. göre yazılı mukavelede aksine hüküm bulunmaması durumunda esas sermayenin 3/4 ünü teşkil eden bir çoğunluğun tasfiyeye ilişkin karar verebileceği, iki ortaklı olan davalı şirketin tasfiyesine tek bir ortağın karar verdiği, bu durumda diğer ortağın muhalefet etmiş
olması nedeniyle yasanın aradığı çoğunluğun bulunduğundan söz edilemeyeceğinden 7 nolu kararın da iptali gerektiği, diğer red gerekçelerinin ise yerinde olduğu gerekçesiyle, ortaklar kurulunun 5 ve 7 nolu kararlarının iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Her ne kadar mahkemece 21.04.2015 tarihinde, Dairemiz bozma ilamına uyulup, ilama göre karar verildiğinden kısa kararda sehven yazılmayan dava konusu ortaklar kurulu toplantısında alınan 7 no'lu kararın da iptal edilmesine karar verildiğinin sabit olduğu, bu hususun HMK'nın 304/1 maddesi uyarınca açık yazım hatası niteliğinde olup, infazda tereddüt oluşmaması açısından re'sen düzeltildiğinden bahisle tashih kararı verildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez.
Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. '' hükmü karşısında, somut olayda maddi hata kapsamında değerlendirilebilecek bir durum söz konusu olmadığından '' Maddi Hatanın Düzeltilmesine İlişkin Şerh'' başlıklı tashih kararının bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Esas hükmün temyiz incelemesine gelince dava, davalı şirketin 09.03.2012 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2.
maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede ''dava konusu ortaklar kurulunun 5 ve 7 no'lu kararlarının iptaline, diğer taleplerin reddine'' karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında “ davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 9/3/2012 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan 5 no'lu kararın iptaline, yerinde görülmeyen sair istemlerin reddine'' ifadesine yer verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin esas hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile tashih kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/464623300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz