Gemi adamı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10312 E. 2013/9140 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi adamı↗ zıya↗ taşıyanın sorumluluğu↗ konşimento↗ donatan↗ peşin karar harcı↗ ziya↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımaya ilişkin emtianın renk değiştirerek ve ıslanarak hasarlandığı iddiasının bulunduğu, beyaz renkli amonyum nitratın taşınması sırasında geminin koşullarına göre pembe renke dönüşmesinin amonyum nitratın bilinen reeksiyonlarına göre mümkün olmadığı, geminin amonyum nitrat taşımadan önceki yüklerin klinker, çelik rulo ve çelik plaka olduğu anlaşıldığından bu maddelerinde yükü pembe renge dönüştürme ihtimalinin bulunmadığı, yine pembe renkli taneciklerin granül şeklinde bulunduğu ve bu yapıların
kirlilik ile oluşabilecek yapılar olmadığı, geminin kapasitesinin amanyom nitrat ile dolduğu da göz önüne alındığında başka bir mal ile karışma ihtimalinin de bulunmadığından malda oluşan renk değişiklikliğinden taşıyanın sorumlu tutulmamasının gerektiği, geminin 2 numaralı ambarında ıslak mal bulunduğunun sigorta ekspertiz raporunda belirtildiği, amonyum nitrata karışan suyun yağmur suyu veya deniz suyu mu olduğunun laboratuvar analizi ile saptanmadığından ıslaklığın yükün tahliyesi sırasında mi yoksa fırtına veya geminin sintine devresinden ve balans tanklarından bir sızıntıdan mı veya gemi personelinin hatalı bir operasyonundan mı ileri geldiği konusunda kesin bir karara varmanın mümkün olmadığı, ekspertiz incelemesinin malın olaydan yaklaşık bir hafta sonra sigortalının depolarında görüldüğünün bildirildiği, maldaki ıslaklıktan geminin sorumlu tutulması için bu verilerin yetersiz olduğu, hal böyle olunca, taşıyanın malları konşimentoda yazılı olduğu gibi tam ve aksine konşimentoda kayıt yoksa hasarsız olarak teslim ettiği ve mallarda zıya veya hasar varsa bunun taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiğini kabul edilmesinin yerinde olacağı, davacının taşıyan donatanın veya gemi adamlarının ticari kusurlarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Bilirkişi raporunda dava konusu taşımada bir miktar yükün karışma ve ıslanma sonucu ziyaa uğramış olabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 1061. maddesi hükmü uyarınca taşıyan ziyaa ve hasarın tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek bir sebepten meydana geldiğini ispat edemediği takdirde yükün ziyaı veya hasarından sorumludur. Bu durumda davalı donatan söz konusu yük zararının kendisinden veya eylemlerinden sorumlu olduğu gemi adamlarının kusurundan meydana gelmediğini ispat etmek zorundadır. Mahkemece yukarıdaki esaslara göre inceleme yapılarak davalının sorumluluğunun tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7996 E. 2014/14451 K.
Ortak:taşıyanın sorumluluğu · ziya · taşıyan · hasar · teslim
İncelediğiniz kararda… inin kapasitesinin amanyom nitrat ile dolduğu da göz önüne alındığında başka bir mal ile karışma ihtimalinin de bulunmadığından malda oluşan renk değişiklikliğinden «taşıyanın sorumlu» tutulmamasının gerektiği, geminin 2 numaralı ambarında ıslak mal bulunduğunun sigorta ekspertiz raporunda belirtildiği, amonyum nitrata karışan suyun yağmur suyu veya deniz suyu mu olduğunun laboratuvar analizi ile saptanmadığından ıslaklığın yükün tahliyesi sırasında mi yoksa fırtına veya geminin sintine devresinden ve balans tanklarından bir sızıntıdan mı veya gemi personelinin hatalı bir operasyonundan mı ileri geldiği konusunda «kesin» bir karara varmanın mümkün olmadığı, ekspertiz incelemesinin malın olaydan yaklaşık bir hafta sonra sigortalının depolarında görüldüğünün bildirildiği, maldaki ıslaklıktan geminin sorumlu tutulması için bu verilerin yetersiz olduğu, hal böyle olunca, taşıyanın malları «konşimentoda» yazılı olduğu gibi tam ve aksine konşimentoda kayıt yoksa hasarsız olarak «teslim» ettiği ve mallarda «zıya» veya «hasar» varsa bunun taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiğini kabul edilmesinin yerinde olacağı, davacının taşıyan «donatanın» veya «gemi adamlarının» ticari «kusurlarını» ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Bilirkişi raporunda dava konusu taşımada bir miktar yükün karışma ve ıslanma sonucu «ziyaa» uğramış olabileceği belirtilmiştir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü uyarınca «taşıyan» «ziyaa» ve «hasarın» tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek bir sebepten meydana geldiğini ispat edemediği takdirde yükün ziyaı veya hasarından sorumludur.
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu taşımada emtianın gönderilene 18/06/2010 tarihinde ve «depo» binasında «teslim» edildiği, gönderilen firma yetkilisi tarafından taşıma «irsaliyesine» konteyner içindeki malzemelerin ıslak ve hasarlı şekilde teslim alındığı yönünde meşruat verildiği, TTK'nın 1066. madde hükmüne göre emtiayı teslim alan yük ilgilisinin malların «ziya» veya «hasarını» «taşıyana» veya boşaltma limanındaki «temsilcisine» yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, olayda emtiayı 18/06/2010 tarihinde teslim alan yük ilgilisi Karyer tarafından taşıyanın temsilcisi DHL A.Ş'ye 08/07/2010 düzenleme tarihli bir «ihtarname» düzenlendiği ancak bu ihtarnamenin tebliğine dair delil sunulmadığı gibi malın «teslim tarihinin» 18/06/2010, ihtarnamenin düzenleme tarihinin ise 08/07/2010 olmasına göre «ihbarın» süresinde de olmadığı, yük ilgilisi olan gönderilen tarafından TTK'nın 1066. madde hükmüne uygun şekilde «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirilmemiş olduğu, TTK'nın 1066/3. fıkra hükmüne göre hasarın «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten doğduğuna dair «taşıyan lehine karine» doğduğu, bu itibarla davada «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu, davacı taraf delilleri arasında sunulan ekspertiz raporunda sigortalı tarafından konteyner üzerinde delik/yırtık olduğu, nakliye esnasınd …
A.Ş'nin malı, davacının sigortalısına «teslimi» esnasında düzenlenen 18.06.2010 tarihli taşıma «irsaliyesinde» ''Konteyner içindeki malzemeler ıslak ve hasarlı teslim alınmıştır, konteyner mühürlü olup, açıldıktan sonra içinde ıslaklık görülmüştür.'' şeklinde «ihtirazi kayıt» bulunduğunu, bu nedenle 6762 sayılı TTK'nın 1066. maddesi gereğince gerekli «ihbarın» yapılmış olduğunu bildirerek, rapora itiraz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan lehine karine · ifa yardımcısı · teslim tarihi · ihbar yükümlülüğü · nakliyat sigortası · ihtirazi kayıt · karine · irsaliye
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu taşımada emtianın gönderilene 18/06/2010 tarihinde ve «depo» binasında «teslim» edildiği, gönderilen firma yetkilisi tarafından taşıma «irsaliyesine» konteyner içindeki malzemelerin ıslak ve hasarlı şekilde teslim alındığı yönünde meşruat verildiği, TTK'nın 1066. madde hükmüne göre emtiayı teslim alan yük ilgilisinin malların «ziya» veya «hasarını» «taşıyana» veya boşaltma limanındaki «temsilcisine» yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, olayda emtiayı 18/06/2010 tarihinde teslim alan yük ilgilisi Karyer tarafından taşıyanın temsilcisi DHL A.Ş'ye 08/07/2010 düzenleme tarihli bir «ihtarname» düzenlendiği ancak bu ihtarnamenin tebliğine dair delil sunulmadığı gibi malın «teslim tarihinin» 18/06/2010, ihtarnamenin düzenleme tarihinin ise 08/07/2010 olmasına göre «ihbarın» süresinde de olmadığı, yük ilgilisi olan gönderilen tarafından TTK'nın 1066. madde hükmüne uygun şekilde «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirilmemiş olduğu, TTK'nın 1066/3. fıkra hükmüne göre hasarın «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten doğduğuna dair «taşıyan lehine karine» doğduğu, bu itibarla davada «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu, davacı taraf delilleri arasında sunulan ekspertiz raporunda sigortalı tarafından konteyner üzerinde delik/yırtık olduğu, nakliye esnasınd …
A.Ş'nin malı, davacının sigortalısına «teslimi» esnasında düzenlenen 18.06.2010 tarihli taşıma «irsaliyesinde» ''Konteyner içindeki malzemeler ıslak ve hasarlı teslim alınmıştır, konteyner mühürlü olup, açıldıktan sonra içinde ıslaklık görülmüştür.'' şeklinde «ihtirazi kayıt» bulunduğunu, bu nedenle 6762 sayılı TTK'nın 1066. maddesi gereğince gerekli «ihbarın» yapılmış olduğunu bildirerek, rapora itiraz etmiştir.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı olarak «taşıyıcı» aleyhine açılan «rücuen tazminat davası» olup, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Ancak davacı vekili davalının «ifa yardımcısı» olan A.T.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/894 E. 2024/3025 K.
Ortak:konşimento · donatan · taşıyan · kusur · hasar · teslim · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… inin kapasitesinin amanyom nitrat ile dolduğu da göz önüne alındığında başka bir mal ile karışma ihtimalinin de bulunmadığından malda oluşan renk değişiklikliğinden «taşıyanın sorumlu» tutulmamasının gerektiği, geminin 2 numaralı ambarında ıslak mal bulunduğunun sigorta ekspertiz raporunda belirtildiği, amonyum nitrata karışan suyun yağmur suyu veya deniz suyu mu olduğunun laboratuvar analizi ile saptanmadığından ıslaklığın yükün tahliyesi sırasında mi yoksa fırtına veya geminin sintine devresinden ve balans tanklarından bir sızıntıdan mı veya gemi personelinin hatalı bir operasyonundan mı ileri geldiği konusunda «kesin» bir karara varmanın mümkün olmadığı, ekspertiz incelemesinin malın olaydan yaklaşık bir hafta sonra sigortalının depolarında görüldüğünün bildirildiği, maldaki ıslaklıktan geminin sorumlu tutulması için bu verilerin yetersiz olduğu, hal böyle olunca, taşıyanın malları «konşimentoda» yazılı olduğu gibi tam ve aksine konşimentoda kayıt yoksa hasarsız olarak «teslim» ettiği ve mallarda «zıya» veya «hasar» varsa bunun taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiğini kabul edilmesinin yerinde olacağı, davacının taşıyan «donatanın» veya «gemi adamlarının» ticari «kusurlarını» ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Bilirkişi raporunda dava konusu taşımada bir miktar yükün karışma ve ıslanma sonucu «ziyaa» uğramış olabileceği belirtilmiştir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü uyarınca «taşıyan» «ziyaa» ve «hasarın» tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek bir sebepten meydana geldiğini ispat edemediği takdirde yükün ziyaı veya hasarından sorumludur.
Bu durumda davalı «donatan» söz konusu yük zararının kendisinden veya eylemlerinden sorumlu olduğu «gemi adamlarının» kusurundan meydana gelmediğini ispat etmek zorundadır.
Benzer bu kararda… nda davalı tarafça tedbir talep edildiğini, verilen kararla müvekkil şirketin gemisinin tedbiren seferden men edildiğini ancak tüm bu süreçte davalının yükü gemiden «teslim» almaması nedeniyle tahliye yapılamadığını ve müvekkil şirketin gemisinin 1 ay 4 gün 19 saat beklemek durumunda kaldığını, bu doğrultuda gerek hükme esas alınan «son» bilirkişi raporunda gerekse yerel mahkeme kararı kapsamında sürastarya süresinin doğru hesaplanmadığının değerlendirildiğini, dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 1057 nci maddesi hükmü uyarınca, gönderilen gecikmesi veya tevdi muamalesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş ise «taşıyanın» sürastarya ücretini isteyebileceğini, nitekim bu hususun dosyada mevcut olan bilirkişi raporları kapsamında da tespit edildiğini, davanın haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle ikame edilmeyip şirketin yükü teslim almak istememesi üzerine emtianın süresinde tahliye edilmemesi nedeniyle uğranılan zararların tahsili amacıyla ikame edildiğini, bu noktada, yerel mahkeme tarafından gözden kaçırılan hususun, ihtiyati tedbirin haklı ya da haksız olmasından öte davalı tarafından geminin bir depolama aracı olarak kullanılmış olduğu gerçeği olduğunu, delil listesinde ek-9 olarak «ibraz» edilen 10.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça zikredildiği üzere yükte bir «hasar» meydana gelmişse dahi işbu durumun yolculuk sırasında meydana gelmediği zira, geminin ambarlarında herhangi bir su sızmasının bulunmadığı ve geminin yola ve yüke elverişli olduğunun açık olduğunu, dosyada mübrez raporlardan da görüleceği üzere taşımaya konu gübre yükünde meydana gelmiş herhangi bir hasar olmadığını ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla var ise de müvekkilinin işbu hasardan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasına, davanın müvekkil şirket lehine kabulüne ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine, «yargılama giderleri» ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… in 19.09.2009 tarihinde dolduğu, 15.09.2009 tarihinde tahliyesine başlanan yükün hasarlı olduğu gerekçesiyle tahliye işlemlerinin durdurulduğu, davacı tarafın malın «teslim» alınmasından kaçınılması nedeniyle sürastarya süresi dolana kadar «tevdi mahalli tayini» için talepte bulunmadığı, davalı tarafından yükün teslim alınmaması nedeniyle davacının talebi üzerine verilen tevdi mahalli tayini kararı ile 23.10.2009 tarihinde yükün gemiden tahliye edildiği, tahliye «masraflarının» davacı tarafından 13.10.2009 ve 27.10.2009 tarihlerinde ödendiği, 02.11.2009 tarihli 198.498,89 TL'lik «fatura» sunulduğu, yük limana ulaştıktan sonra tahliye işlemleri durdurulduğu halde davacının tevdi mahalli tayini için derhal talepte bulunabilecekken, 23/10/2009 tarihe kadar beklediğinden, bu arada geçen süre nedeniyle oluşan kâr kaybından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 1262 nci maddesinin «son» fıkrasında "Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya «konişmentodan» «taşıyan» lehine doğan masrafların tazmini ve «navlun» «dahil» olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar." hükmünün düzenlendiğini, bu durumda davacının denizde yük taşıma aktinden doğan sürastarya ücreti alacağı talebinin 19.09.2009 tarihinde, 198.498,89 TL'lik tahliye masrafları talebinin 27.10.2009 tarihinde «muaccel» hale geldiği, takibe başlanan 23.11.2010 tarihinde bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, «konşimentodan» kaynaklanan dava konusu alacakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin M/V ŞENER 1 isimli geminin «donatanı» olduğunu, dökme amonyum nitrat yükünün davalı alıcıya «teslim» edilmek üzere Romanya Köstence/Mersin limanı arasında taşındığını, davalının malın hasarlandığı iddiasıyla malı teslim almadığını, sonradan «tevdi mahalli» belirlenmesi için mahkemeye başvurulduğunu, davalının bilahare yükü teslim aldığını, malın gemi içerisinde 1 ay 7 gün beklediğini, yükün tahliyesi, araçlarla taşınması, tahliye sonrası gözetleme «masrafları» nedeniyle 198.498,89 TL harcandığını, ayrıca 76.386 USD beklemeden kaynaklı alacaklarının oluştuğunu, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık teminatı · tevdi mahalli tayini · tevdi mahalli · bilirkişi raporları arasında çelişki · yoksun kalınan kâr · konişmento · ilamsız icra takibi · navlun
Benzer bu kararda… in 19.09.2009 tarihinde dolduğu, 15.09.2009 tarihinde tahliyesine başlanan yükün hasarlı olduğu gerekçesiyle tahliye işlemlerinin durdurulduğu, davacı tarafın malın «teslim» alınmasından kaçınılması nedeniyle sürastarya süresi dolana kadar «tevdi mahalli tayini» için talepte bulunmadığı, davalı tarafından yükün teslim alınmaması nedeniyle davacının talebi üzerine verilen tevdi mahalli tayini kararı ile 23.10.2009 tarihinde yükün gemiden tahliye edildiği, tahliye «masraflarının» davacı tarafından 13.10.2009 ve 27.10.2009 tarihlerinde ödendiği, 02.11.2009 tarihli 198.498,89 TL'lik «fatura» sunulduğu, yük limana ulaştıktan sonra tahliye işlemleri durdurulduğu halde davacının tevdi mahalli tayini için derhal talepte bulunabilecekken, 23/10/2009 tarihe kadar beklediğinden, bu arada geçen süre nedeniyle oluşan kâr kaybından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 1262 nci maddesinin «son» fıkrasında "Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya «konişmentodan» «taşıyan» lehine doğan masrafların tazmini ve «navlun» «dahil» olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar." hükmünün düzenlendiğini, bu durumda davacının denizde yük taşıma aktinden doğan sürastarya ücreti alacağı talebinin 19.09.2009 tarihinde, 198.498,89 TL'lik tahliye masrafları talebinin 27.10.2009 tarihinde «muaccel» hale geldiği, takibe başlanan 23.11.2010 tarihinde bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, «konşimentodan» kaynaklanan dava konusu alacakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… rih ve sayısı belirtilen kararı ile yükün hasarlı olduğu anlaşılana kadar davalı tarafından boşaltıldığı dikkate alındığında taraflar arasındaki anlaşmanın boşaltma «masraflarının» davalı tarafından karşılanmasına yönelik olduğunun ve bu sebeple tevdii masraflarının davalıdan talep edilebileceğinin kabulü gerektiği, yargılamanın devamı esnasında yaptırılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde tevdi masraflarına ilişkin olarak 27.10.2009 tarihinde 148.940,00 TL ve 13.10.2009 tarihinde 65.000,00 USD karşılığı 94.763,50 TL olmak üzere toplam 243.703,5 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, öte yandan; davalının cevap dilekçesi ile birlikte süresinde «zamanaşımı» defini ileri sürdüğü, 6762 sayılı Kanun'un 1262 ncı maddesinin beşinci fıkrasında denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya «konişmentodan» «taşıyan» lehine doğan masrafların tazmini ve «navlun» «dahil» olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrayacağı, davacının takip konusu ettiği ve yukarıda açıklanan alacaklarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, davacının sürastarya alacağı olarak dava ve takip konusu ettiği alacağın açıklandığı üzere 18.09.2009 ve 19.09.2009 tarihinde «muaccel» hale geldiği, tevdi masraflarının ise 27.10.2009 tarihinde davacı tarafından ödenerek muaccel hale geldiği, «uyuşmazlık konusu» icra takibinin 23.11.2010 tarihinde başlatıldığı dikkate alındığında zamanaşımı süresinin sürastarya ücreti ve tevdii masrafları yönünden dolduğu, takip konusu sürastarya ücretinin davalı alıcı tarafından ödeneceğinin konişmentoda kararlaştırılmadığı gibi aksi durumda bile muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı; «yoksun kalınan» kârın geminin boşaltma limanında davacının «kusuru» ile beklemesi sebebiyle talep edilemeyeceği, tevdi masraflarının ise gönderilenden yani alıcıdan tahsili mümkün olmakla birlikte bu alacağın muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından davalının şartları oluşmayan «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «zamanaşımının» yükün tahliye ve «teslim» zamanı olan yükü tevdi tarihinden başlaması gerektiğini, malın 23.11.2009 tarihinden on gün kadar sonra teslim edildiğini, zamanaşımını başlatan iki ayrı tarihin olamayacağını, kâr «kaybı» alacağının istenebilmesi için derhal «tevdi mahalli» talebinde bulunulması gibi bir şartın bulunmadığını, beklemenin davalıdan kaynaklandığını, sürece eylemleri ile davalının engel olduğunu, sürastarya hesabının hatalı olduğunu, sürastarya süresinin 19.10.2009 tarihinde dolmadığını, 6762 sayılı Kanun'un 1069 uncu maddesinde '' malı teslim alamakla'' ifadesine yer verildiğini, tevdi mahalline ilişkin karar tarihinin 23.11.2009 olduğunu, «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin M/V ŞENER 1 isimli geminin «donatanı» olduğunu, dökme amonyum nitrat yükünün davalı alıcıya «teslim» edilmek üzere Romanya Köstence/Mersin limanı arasında taşındığını, davalının malın hasarlandığı iddiasıyla malı teslim almadığını, sonradan «tevdi mahalli» belirlenmesi için mahkemeye başvurulduğunu, davalının bilahare yükü teslim aldığını, malın gemi içerisinde 1 ay 7 gün beklediğini, yükün tahliyesi, araçlarla taşınması, tahliye sonrası gözetleme «masrafları» nedeniyle 198.498,89 TL harcandığını, ayrıca 76.386 USD beklemeden kaynaklı alacaklarının oluştuğunu, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10312 E. , 2013/9140 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
51. Asliye Ticaret (...
1. Denizcilik İhtisas) Mahkemesi’nce verilen 17.04.2012 tarih ve 2006/51-2012/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkili tarafından ... Gübre firmasının ... 'dan ithal ettiği gübre emtiasını sigorta altına aldığını, emtianın davalı ... isimli gemiye hasarsız ve noksansız olarak teslim edilmesine rağmen emtiaya başka bir gübrenin karışması sonucu 21/02/2005 tarihinde hasarlı ve ıslak olarak tahliye edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu 05/05/2005 tarihinde sigortalılarına 288.515 TL hasar tazminatının ödendiğini, hasarlı emtianın 222.963,24 TL'ye sovtajının satılması sonucu 65.551,76 TL bakiye zararın kaldığını belirterek 65.551,76 TL'nin 05/05/2005 ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, TTK'nın 1067.
maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiğini, yükün gemi kaptanı tarafından ihtirazi kayıtla teslim alındığını, tahkim itirazında bulunduklarını, hasarın sebebinin tespit edilemediğini, hasar varsa söz konusu hasarın müvekkilinin tedbirli bir taşıyan olarak tüm ihtimam ve dikkati gösterdiği halde seferin başlangıcında veya sefer sırasında keşfedilme ve/veya önlenme imkanı bulunmayan vakıalardan kaynaklandığını, zarar hesabının afaki olduğunu, emtianın sovtaj değerinin piyasa değerinden düşük hesaplanıp satıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımaya ilişkin emtianın renk değiştirerek ve ıslanarak hasarlandığı iddiasının bulunduğu, beyaz renkli amonyum nitratın taşınması sırasında geminin koşullarına göre pembe renke dönüşmesinin amonyum nitratın bilinen reeksiyonlarına göre mümkün olmadığı, geminin amonyum nitrat taşımadan önceki yüklerin klinker, çelik rulo ve çelik plaka olduğu anlaşıldığından bu maddelerinde yükü pembe renge dönüştürme ihtimalinin bulunmadığı, yine pembe renkli taneciklerin granül şeklinde bulunduğu ve bu yapıların
kirlilik ile oluşabilecek yapılar olmadığı, geminin kapasitesinin amanyom nitrat ile dolduğu da göz önüne alındığında başka bir mal ile karışma ihtimalinin de bulunmadığından malda oluşan renk değişiklikliğinden taşıyanın sorumlu tutulmamasının gerektiği, geminin 2 numaralı ambarında ıslak mal bulunduğunun sigorta ekspertiz raporunda belirtildiği, amonyum nitrata karışan suyun yağmur suyu veya deniz suyu mu olduğunun laboratuvar analizi ile saptanmadığından ıslaklığın yükün tahliyesi sırasında mi yoksa fırtına veya geminin sintine devresinden ve balans tanklarından bir sızıntıdan mı veya gemi personelinin hatalı bir operasyonundan mı ileri geldiği konusunda kesin bir karara varmanın mümkün olmadığı, ekspertiz incelemesinin malın olaydan yaklaşık bir hafta sonra sigortalının depolarında görüldüğünün bildirildiği, maldaki ıslaklıktan geminin sorumlu tutulması için bu verilerin yetersiz olduğu, hal böyle olunca, taşıyanın malları konşimentoda yazılı olduğu gibi tam ve aksine konşimentoda kayıt yoksa hasarsız olarak teslim ettiği ve mallarda zıya veya hasar varsa bunun taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiğini kabul edilmesinin yerinde olacağı, davacının taşıyan donatanın veya gemi adamlarının ticari kusurlarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Bilirkişi raporunda dava konusu taşımada bir miktar yükün karışma ve ıslanma sonucu ziyaa uğramış olabileceği belirtilmiştir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü uyarınca taşıyan ziyaa ve hasarın tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek bir sebepten meydana geldiğini ispat edemediği takdirde yükün ziyaı veya hasarından sorumludur. Bu durumda davalı donatan söz konusu yük zararının kendisinden veya eylemlerinden sorumlu olduğu gemi adamlarının kusurundan meydana gelmediğini ispat etmek zorundadır. Mahkemece yukarıdaki esaslara göre inceleme yapılarak davalının sorumluluğunun tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462928300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz