İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/894 E. 2024/3025 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancılık teminatı↗ tevdi mahalli tayini↗ tevdi mahalli↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ denizcilik ihtisas mahkemesi↗ yoksun kalınan kâr↗ konişmento↗ konşimento↗ donatan↗ icra inkâr tazminatı↗ ihtisas mahkemesi↗ ilamsız icra takibi↗ navlun↗ vekâlet ücreti↗ yargılama giderleri↗ ihtiyati tedbir↗ muacceliyet↗ kesin süre↗ taşıma sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ kötü niyet tazminatı↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ fatura↗ iflas↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/517 E., 2021/153 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin M/V ŞENER 1 isimli geminin donatanı olduğunu, dökme amonyum nitrat yükünün davalı alıcıya teslim edilmek üzere Romanya Köstence/Mersin limanı arasında taşındığını, davalının malın hasarlandığı iddiasıyla malı teslim almadığını, sonradan tevdi mahalli belirlenmesi için mahkemeye başvurulduğunu, davalının bilahare yükü teslim aldığını, malın gemi içerisinde 1 ay 7 gün beklediğini, yükün tahliyesi, araçlarla taşınması, tahliye sonrası gözetleme masrafları nedeniyle 198.498,89 TL harcandığını, ayrıca 76.386 USD beklemeden kaynaklı alacaklarının oluştuğunu, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle dava şartları ve usuli eksikliklerin giderilmesi hususunda davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesine, ilk aşamada yabancılık teminatına hükmedilerek bu hususta davacıya kesin süre verilmesini, yatırmaması halinde davanın reddine karar verilmesini, davanın zamanaşımı noktasında reddine karar verilmesini, davanın esası yönünden ise haksız ve mesnedsiz davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafça talep edilen ve hiçbir şekilde kabul etmedikleri alacak likid bir alacak olmadığından inkar tazminatının talep edilemeyeceğini, davacının tamamen haksız ve kötü niyetli olarak müvekkil şirket aleyhine icra takibi ve işbu davayı açmış olması nedeniyle % 40'dan az olmamak üzere tazminat ödemeye hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yükün hasarlı olduğu anlaşılana kadar davalı tarafından boşaltıldığı dikkate alındığında taraflar arasındaki anlaşmanın boşaltma masraflarının davalı tarafından karşılanmasına yönelik olduğunun ve bu sebeple tevdii masraflarının davalıdan talep edilebileceğinin kabulü gerektiği, yargılamanın devamı esnasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tevdi masraflarına ilişkin olarak 27.10.2009 tarihinde 148.940,00 TL ve 13.10.2009 tarihinde 65.000,00 USD karşılığı 94.763,50 TL olmak üzere toplam 243.703,5 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, öte yandan; davalının cevap dilekçesi ile birlikte süresinde zamanaşımı defini ileri sürdüğü, 6762 sayılı Kanun'un 1262 ncı maddesinin beşinci fıkrasında denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya konişmentodan taşıyan lehine doğan masrafların tazmini ve navlun dahil olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrayacağı, davacının takip konusu ettiği ve yukarıda açıklanan alacaklarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, davacının sürastarya alacağı olarak dava ve takip konusu ettiği alacağın açıklandığı üzere 18.09.2009 ve 19.09.2009 tarihinde muaccel hale geldiği, tevdi masraflarının ise 27.10.2009 tarihinde davacı tarafından ödenerek muaccel hale geldiği, uyuşmazlık konusu icra takibinin 23.11.2010 tarihinde başlatıldığı dikkate alındığında zamanaşımı süresinin sürastarya ücreti ve tevdii masrafları yönünden dolduğu, takip konusu sürastarya ücretinin davalı alıcı tarafından ödeneceğinin konişmentoda kararlaştırılmadığı gibi aksi durumda bile muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı; yoksun kalınan kârın geminin boşaltma limanında davacının kusuru ile beklemesi sebebiyle talep edilemeyeceği, tevdi masraflarının ise gönderilenden yani alıcıdan tahsili mümkün olmakla birlikte bu alacağın muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının 6 ncı sayfasının birinci paragrafında dosyada mevcut konişmentoda sürastarya ücretinin alıcı tarafından ödeneceğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı gerekçesiyle sürastarya ücretinin davalı alıcıdan talep edilemeyeceği yönünde hukuki dayanaktan yoksun bir değerlendirmeye yer verildiğini, somut olay kapsamındaki CFR kaydı ve Charter Party'de alıcının tahliye masaflarından sorumlu olacağını ifade eden maddenin dikkate alınmaksızın bir değerlendirme yapıldığını, her halükarda dosyada mevcut iki kök bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurma yoluna gidildiğini, nitekim Yargıtay'ın benzer bir olay kapsamında iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini değerlendirdiği bir kararının mevcut olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/4150 E. 2019/1290 K. sayılı ve 18.02.2019 tarihli kararı) Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/550 D. İş sayılı dosyasında davalı tarafça tedbir talep edildiğini, verilen kararla müvekkil şirketin gemisinin tedbiren seferden men edildiğini ancak tüm bu süreçte davalının yükü gemiden teslim almaması nedeniyle tahliye yapılamadığını ve müvekkil şirketin gemisinin 1 ay 4 gün 19 saat beklemek durumunda kaldığını, bu doğrultuda gerek hükme esas alınan son bilirkişi raporunda gerekse yerel mahkeme kararı kapsamında sürastarya süresinin doğru hesaplanmadığının değerlendirildiğini, dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 1057 nci maddesi hükmü uyarınca, gönderilen gecikmesi veya tevdi muamalesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş ise taşıyanın sürastarya ücretini isteyebileceğini, nitekim bu hususun dosyada mevcut olan bilirkişi raporları kapsamında da tespit edildiğini, davanın haksız ihtiyati tedbir nedeniyle ikame edilmeyip şirketin yükü teslim almak istememesi üzerine emtianın süresinde tahliye edilmemesi nedeniyle uğranılan zararların tahsili amacıyla ikame edildiğini, bu noktada, yerel mahkeme tarafından gözden kaçırılan hususun, ihtiyati tedbirin haklı ya da haksız olmasından öte davalı tarafından geminin bir depolama aracı olarak kullanılmış olduğu gerçeği olduğunu, delil listesinde ek-9 olarak ibraz edilen 10.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça zikredildiği üzere yükte bir hasar meydana gelmişse dahi işbu durumun yolculuk sırasında meydana gelmediği zira, geminin ambarlarında herhangi bir su sızmasının bulunmadığı ve geminin yola ve yüke elverişli olduğunun açık olduğunu, dosyada mübrez raporlardan da görüleceği üzere taşımaya konu gübre yükünde meydana gelmiş herhangi bir hasar olmadığını ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla var ise de müvekkilinin işbu hasardan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın müvekkil şirket lehine kabulüne ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait kalsiyum amonyum nitrat gübresi Romanya'nın Köstence limanında yüklenmiş, 15.09.2009 tarihinde Mersin Limanı'na ulaşmıştır. Geminin boşaltma (starya) süresi sona erdikten sonra sürastarya süresi başlar. 6762 sayılı 6762 sayılı Kanun'un 1053 üncü maddesine göre sürastarya süresi kararlaştırılmamışsa starya süresinin yarısı kadar olduğu, Mahkemece aldırılan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporlarına istinaden sürastarya süresinin 19.09.2009 tarihinde dolduğu, 15.09.2009 tarihinde tahliyesine başlanan yükün hasarlı olduğu gerekçesiyle tahliye işlemlerinin durdurulduğu, davacı tarafın malın teslim alınmasından kaçınılması nedeniyle sürastarya süresi dolana kadar tevdi mahalli tayini için talepte bulunmadığı, davalı tarafından yükün teslim alınmaması nedeniyle davacının talebi üzerine verilen tevdi mahalli tayini kararı ile 23.10.2009 tarihinde yükün gemiden tahliye edildiği, tahliye masraflarının davacı tarafından 13.10.2009 ve 27.10.2009 tarihlerinde ödendiği, 02.11.2009 tarihli 198.498,89 TL'lik fatura sunulduğu,
yük limana ulaştıktan sonra tahliye işlemleri durdurulduğu halde davacının tevdi mahalli tayini için derhal talepte bulunabilecekken, 23/10/2009 tarihe kadar beklediğinden, bu arada geçen süre nedeniyle oluşan kâr kaybından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 1262 nci maddesinin son fıkrasında "Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya konişmentodan taşıyan lehine doğan masrafların tazmini ve navlun dahil olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar." hükmünün düzenlendiğini, bu durumda davacının denizde yük taşıma aktinden doğan sürastarya ücreti alacağı talebinin 19.09.2009 tarihinde, 198.498,89 TL'lik tahliye masrafları talebinin 27.10.2009 tarihinde muaccel hale geldiği, takibe başlanan 23.11.2010 tarihinde bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, konşimentodan kaynaklanan dava konusu alacakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımının yükün tahliye ve teslim zamanı olan yükü tevdi tarihinden başlaması gerektiğini, malın 23.11.2009 tarihinden on gün kadar sonra teslim edildiğini, zamanaşımını başlatan iki ayrı tarihin olamayacağını, kâr kaybı alacağının istenebilmesi için derhal tevdi mahalli talebinde bulunulması gibi bir şartın bulunmadığını, beklemenin davalıdan kaynaklandığını, sürece eylemleri ile davalının engel olduğunu, sürastarya hesabının hatalı olduğunu, sürastarya süresinin 19.10.2009 tarihinde dolmadığını, 6762 sayılı Kanun'un 1069 uncu maddesinde '' malı teslim alamakla'' ifadesine yer verildiğini, tevdi mahalline ilişkin karar tarihinin 23.11.2009 olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, denizde yük taşıma sözleşmesinden kaynaklanan taşıyan lehine doğan masraf ve alacakların tazmini için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) 1262 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının sürastarya ücreti isteme hakkı olduğunu tahliye tarihinde öğrenmesine ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının kâr kaybı alacağının tahsili istemi yönünden; davalının teslimden imtina etmesi üzerine başlayan müzakere süreçleri sırasında geçen zaman makul kabul edilebilecek mahiyette olup davacının kâr kaybı alacağının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile talebin reddi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12287 E. 2015/11462 K.
Ortak:navlun · taşıyan · ibraz
İncelediğiniz kararda… rih ve sayısı belirtilen kararı ile yükün hasarlı olduğu anlaşılana kadar davalı tarafından boşaltıldığı dikkate alındığında taraflar arasındaki anlaşmanın boşaltma «masraflarının» davalı tarafından karşılanmasına yönelik olduğunun ve bu sebeple tevdii masraflarının davalıdan talep edilebileceğinin kabulü gerektiği, yargılamanın devamı esnasında yaptırılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde tevdi masraflarına ilişkin olarak 27.10.2009 tarihinde 148.940,00 TL ve 13.10.2009 tarihinde 65.000,00 USD karşılığı 94.763,50 TL olmak üzere toplam 243.703,5 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, öte yandan; davalının cevap dilekçesi ile birlikte süresinde «zamanaşımı» defini ileri sürdüğü, 6762 sayılı Kanun'un 1262 ncı maddesinin beşinci fıkrasında denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya «konişmentodan» «taşıyan» lehine doğan masrafların tazmini ve «navlun» «dahil» olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrayacağı, davacının takip konusu ettiği ve yukarıda açıklanan alacaklarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, davacının sürastarya alacağı olarak dava ve takip konusu ettiği alacağın açıklandığı üzere 18.09.2009 ve 19.09.2009 tarihinde «muaccel» hale geldiği, tevdi masraflarının ise 27.10.2009 tarihinde davacı tarafından ödenerek muaccel hale geldiği, «uyuşmazlık konusu» icra takibinin 23.11.2010 tarihinde başlatıldığı dikkate alındığında zamanaşımı süresinin sürastarya ücreti ve tevdii masrafları yönünden dolduğu, takip konusu sürastarya ücretinin davalı alıcı tarafından ödeneceğinin konişmentoda kararlaştırılmadığı gibi aksi durumda bile muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı; «yoksun kalınan» kârın geminin boşaltma limanında davacının «kusuru» ile beklemesi sebebiyle talep edilemeyeceği, tevdi masraflarının ise gönderilenden yani alıcıdan tahsili mümkün olmakla birlikte bu alacağın muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından davalının şartları oluşmayan «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
… nda davalı tarafça tedbir talep edildiğini, verilen kararla müvekkil şirketin gemisinin tedbiren seferden men edildiğini ancak tüm bu süreçte davalının yükü gemiden «teslim» almaması nedeniyle tahliye yapılamadığını ve müvekkil şirketin gemisinin 1 ay 4 gün 19 saat beklemek durumunda kaldığını, bu doğrultuda gerek hükme esas alınan «son» bilirkişi raporunda gerekse yerel mahkeme kararı kapsamında sürastarya süresinin doğru hesaplanmadığının değerlendirildiğini, dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 1057 nci maddesi hükmü uyarınca, gönderilen gecikmesi veya tevdi muamalesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş ise «taşıyanın» sürastarya ücretini isteyebileceğini, nitekim bu hususun dosyada mevcut olan bilirkişi raporları kapsamında da tespit edildiğini, davanın haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle ikame edilmeyip şirketin yükü teslim almak istememesi üzerine emtianın süresinde tahliye edilmemesi nedeniyle uğranılan zararların tahsili amacıyla ikame edildiğini, bu noktada, yerel mahkeme tarafından gözden kaçırılan hususun, ihtiyati tedbirin haklı ya da haksız olmasından öte davalı tarafından geminin bir depolama aracı olarak kullanılmış olduğu gerçeği olduğunu, delil listesinde ek-9 olarak «ibraz» edilen 10.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça zikredildiği üzere yükte bir «hasar» meydana gelmişse dahi işbu durumun yolculuk sırasında meydana gelmediği zira, geminin ambarlarında herhangi bir su sızmasının bulunmadığı ve geminin yola ve yüke elverişli olduğunun açık olduğunu, dosyada mübrez raporlardan da görüleceği üzere taşımaya konu gübre yükünde meydana gelmiş herhangi bir hasar olmadığını ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla var ise de müvekkilinin işbu hasardan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasına, davanın müvekkil şirket lehine kabulüne ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine, «yargılama giderleri» ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… in 19.09.2009 tarihinde dolduğu, 15.09.2009 tarihinde tahliyesine başlanan yükün hasarlı olduğu gerekçesiyle tahliye işlemlerinin durdurulduğu, davacı tarafın malın «teslim» alınmasından kaçınılması nedeniyle sürastarya süresi dolana kadar «tevdi mahalli tayini» için talepte bulunmadığı, davalı tarafından yükün teslim alınmaması nedeniyle davacının talebi üzerine verilen tevdi mahalli tayini kararı ile 23.10.2009 tarihinde yükün gemiden tahliye edildiği, tahliye «masraflarının» davacı tarafından 13.10.2009 ve 27.10.2009 tarihlerinde ödendiği, 02.11.2009 tarihli 198.498,89 TL'lik «fatura» sunulduğu, yük limana ulaştıktan sonra tahliye işlemleri durdurulduğu halde davacının tevdi mahalli tayini için derhal talepte bulunabilecekken, 23/10/2009 tarihe kadar beklediğinden, bu arada geçen süre nedeniyle oluşan kâr kaybından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 1262 nci maddesinin «son» fıkrasında "Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya «konişmentodan» «taşıyan» lehine doğan masrafların tazmini ve «navlun» «dahil» olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar." hükmünün düzenlendiğini, bu durumda davacının denizde yük taşıma aktinden doğan sürastarya ücreti alacağı talebinin 19.09.2009 tarihinde, 198.498,89 TL'lik tahliye masrafları talebinin 27.10.2009 tarihinde «muaccel» hale geldiği, takibe başlanan 23.11.2010 tarihinde bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, «konşimentodan» kaynaklanan dava konusu alacakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında «navlun sözleşmesi» kurulduğu, davacının «taşıtan», davalının ise «taşıyan» olduğu, davalının taşımayı kendisinin yapmadığı, dava dışı ... isimli firma ile yolculuk çarteri sözleşmesi düzenlediği, «alt navlun sözleşmesine» göre davalının taşıtan, ... isimli firmanın ise taşıyan olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında sözleşme bulunmadığı, «tahkim» davasında ... firmasının davalıdan talep ettiği sürastarya alacağının hüküm altına alındığı, «akdi taşıyan» davalının sürastarya alacaklısı olduğu, davacı taşıtanın takip alacaklısı davalı taşıyana karşı sürastarya borçlusu bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar v …
Dava, sürastarya ücretinden kaynaklanan «menfi tespit» istemine ilişkin olup, sürastarya ücreti, «taşıyanın» yükleme ve boşaltma faaliyetleri sırasında bekleme yükümlülüğünün bir miktar uzatılması karşılığında yapılan bir ödeme, diğer bir ifadeyle «taşıtana» ait «sözleşmeden doğan» bir edimdir.
Dolayısıyla bu ücret «taşıyana» gemisini sürastarya süresi sırasında da ilgili faaliyetler için hazır bulundurulması karşılığında ödenen bir ücret olup, kanun tarafından düzenlenen, ancak ödeme «sebebini» sözleşmedeki tarafların iradelerinden alan bir özellige sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt navlun sözleşmesi · akdi taşıyan · sözleşmelerin nispiliği ilkesi · sözleşmenin nispiliği · navlun faturası · navlun sözleşmesi · navlun bedeli · taşıtan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında «navlun sözleşmesi» kurulduğu, davacının «taşıtan», davalının ise «taşıyan» olduğu, davalının taşımayı kendisinin yapmadığı, dava dışı ... isimli firma ile yolculuk çarteri sözleşmesi düzenlediği, «alt navlun sözleşmesine» göre davalının taşıtan, ... isimli firmanın ise taşıyan olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında sözleşme bulunmadığı, «tahkim» davasında ... firmasının davalıdan talep ettiği sürastarya alacağının hüküm altına alındığı, «akdi taşıyan» davalının sürastarya alacaklısı olduğu, davacı taşıtanın takip alacaklısı davalı taşıyana karşı sürastarya borçlusu bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar v …
Dolayısıyla, sadece davalı ile dava dışı ... arasındaki «alt navlun sözleşmesinde» sürastarya kararlaştırıldığından, «sözleşmenin nispiliği ilkesi» uyarınca davacıdan talepte bulunulması mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalara göre, sürastarya ücretinin taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılmadığı, üst «navlun» ile «alt navlun sözleşmelerinin» birbirinden bağımsız olduğu, davalının «sözleşmenin nispiliği ilkesi» uyarınca davacıdan sürastarya ücreti talep edemeyeceği nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hü …
Sürastarya borcunun doğması için sadece «taşıtanın» «navlun sözleşmesinden doğan» hakkını kullanması, yani geminin sürastarya süresi zarfında beklemesini talep etmesi yeterlidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1001 E. 2015/6101 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, denizde yük «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «taşıyan» lehine doğan «masraf» ve alacakların tazmini için başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2- Dava, «deniz taşıma sözleşmelerinden doğan» sürastarya alacağının tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:deniz taşıma sözleşmesi · kesinleşen hüküm kısmı · ihbar yükümlülüğü · müktesep hak · sözleşmeden doğan dava · ihbar
Benzer bu kararda… imanı'ndan Bingazi Limanı'na, M/V... isimli geminin ise Bartın Limanı'ndan Khoms Limanı'na davalıya ait yükün taşınmasını üstlendiği,... gemisi tahliyesinde 12 saat «ihbarı» dışında bütün «ihbar yükümlülüklerine» uyulduğu ancak, çarter sözleşmesinde anbar kapaklarının açılması ve kapanmasıyla ilgili istisna olduğu, geminin tipi ve özellikleri dikkate alındığında toplam 3 sa …
2- Dava, «deniz taşıma sözleşmelerinden doğan» sürastarya alacağının tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ürastarya bedeli olarak da 21.525,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, davacı tarafça temyiz edilmeyen işbu kararın temyiz kapsamının dışında kalarak «kesinleşen kısmı» ve bu suretle karşı taraf lehine oluşan usuli «müktesep hak» göz önünde bulundurulmaksızın ... isimli geminin tahliye limanındaki sürastarya bedeli olarak 20.250,00 USD ve... isimli geminin yükleme limanındaki sürastarya bed …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17506 E. 2015/6002 K.
Ortak:konişmento · konşimento · taşıma sözleşmesi · cy/cy kaydı · ibraz · teslim
İncelediğiniz kararda… in 19.09.2009 tarihinde dolduğu, 15.09.2009 tarihinde tahliyesine başlanan yükün hasarlı olduğu gerekçesiyle tahliye işlemlerinin durdurulduğu, davacı tarafın malın «teslim» alınmasından kaçınılması nedeniyle sürastarya süresi dolana kadar «tevdi mahalli tayini» için talepte bulunmadığı, davalı tarafından yükün teslim alınmaması nedeniyle davacının talebi üzerine verilen tevdi mahalli tayini kararı ile 23.10.2009 tarihinde yükün gemiden tahliye edildiği, tahliye «masraflarının» davacı tarafından 13.10.2009 ve 27.10.2009 tarihlerinde ödendiği, 02.11.2009 tarihli 198.498,89 TL'lik «fatura» sunulduğu, yük limana ulaştıktan sonra tahliye işlemleri durdurulduğu halde davacının tevdi mahalli tayini için derhal talepte bulunabilecekken, 23/10/2009 tarihe kadar beklediğinden, bu arada geçen süre nedeniyle oluşan kâr kaybından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 1262 nci maddesinin «son» fıkrasında "Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya «konişmentodan» «taşıyan» lehine doğan masrafların tazmini ve «navlun» «dahil» olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar." hükmünün düzenlendiğini, bu durumda davacının denizde yük taşıma aktinden doğan sürastarya ücreti alacağı talebinin 19.09.2009 tarihinde, 198.498,89 TL'lik tahliye masrafları talebinin 27.10.2009 tarihinde «muaccel» hale geldiği, takibe başlanan 23.11.2010 tarihinde bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, «konşimentodan» kaynaklanan dava konusu alacakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının 6 ncı sayfasının birinci paragrafında dosyada mevcut «konişmentoda» sürastarya ücretinin alıcı tarafından ödeneceğine ilişkin bir «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle sürastarya ücretinin davalı alıcıdan talep edilemeyeceği yönünde hukuki dayanaktan yoksun bir değerlendirmeye yer verildiğini, somut olay …
… nda davalı tarafça tedbir talep edildiğini, verilen kararla müvekkil şirketin gemisinin tedbiren seferden men edildiğini ancak tüm bu süreçte davalının yükü gemiden «teslim» almaması nedeniyle tahliye yapılamadığını ve müvekkil şirketin gemisinin 1 ay 4 gün 19 saat beklemek durumunda kaldığını, bu doğrultuda gerek hükme esas alınan «son» bilirkişi raporunda gerekse yerel mahkeme kararı kapsamında sürastarya süresinin doğru hesaplanmadığının değerlendirildiğini, dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 1057 nci maddesi hükmü uyarınca, gönderilen gecikmesi veya tevdi muamalesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş ise «taşıyanın» sürastarya ücretini isteyebileceğini, nitekim bu hususun dosyada mevcut olan bilirkişi raporları kapsamında da tespit edildiğini, davanın haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle ikame edilmeyip şirketin yükü teslim almak istememesi üzerine emtianın süresinde tahliye edilmemesi nedeniyle uğranılan zararların tahsili amacıyla ikame edildiğini, bu noktada, yerel mahkeme tarafından gözden kaçırılan hususun, ihtiyati tedbirin haklı ya da haksız olmasından öte davalı tarafından geminin bir depolama aracı olarak kullanılmış olduğu gerçeği olduğunu, delil listesinde ek-9 olarak «ibraz» edilen 10.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça zikredildiği üzere yükte bir «hasar» meydana gelmişse dahi işbu durumun yolculuk sırasında meydana gelmediği zira, geminin ambarlarında herhangi bir su sızmasının bulunmadığı ve geminin yola ve yüke elverişli olduğunun açık olduğunu, dosyada mübrez raporlardan da görüleceği üzere taşımaya konu gübre yükünde meydana gelmiş herhangi bir hasar olmadığını ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla var ise de müvekkilinin işbu hasardan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasına, davanın müvekkil şirket lehine kabulüne ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine, «yargılama giderleri» ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBuna göre, somut olayda taşınan malın alıcı tarafından «teslim» alınmadığı konteynerlerin liman sahasında beklediği iddia edildiğinden yükün teslim edilip edilmediği araştırılarak, yükün yukarıda açıklandığı üzere teslimi ve «taşıma sözleşmesinde» sürestarya ücretinden alıcı «gönderilenin sorumlu» olacağına ilişkin bir hüküm bulunması halinde alıcının sorumlu olacağı değerlendirilmeksizin sadece «konişmentodaki» «kayda» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Transport S.A. unvanı olduğu, bu suretle davacının «aktif husumet ehliyetinin» sabit olmadığı, davacı yanca dosyaların takip olunmadığı, «konşimentolarda» gecikme ödemelerinin alıcı (gönderilen) tarafından yapılacağı «kaydının» olduğu, talebin Türkiye'deki davalıya (yükleten, «taşıtan sıfatını» haiz olmakla) yöneltilmesinin yerinde bulunmadığı, bu suretle davalının husumet ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın husumetten reddine kara …
Bu sebeple, yazılan müzekkere cevapları akıbeti araştırılıp, yargılama sırasında eksikliği belirlenen «konişmentolar» ve diğer belgelerin «ibrazı» sağlanarak, davacının aktif dava «ehliyetinin» tespiti gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıtan sıfatı · gönderici sorumluluğu · demuraj · taşıtan · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · üçüncü kişi
Benzer bu karardaTransport S.A. unvanı olduğu, bu suretle davacının «aktif husumet ehliyetinin» sabit olmadığı, davacı yanca dosyaların takip olunmadığı, «konşimentolarda» gecikme ödemelerinin alıcı (gönderilen) tarafından yapılacağı «kaydının» olduğu, talebin Türkiye'deki davalıya (yükleten, «taşıtan sıfatını» haiz olmakla) yöneltilmesinin yerinde bulunmadığı, bu suretle davalının husumet ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın husumetten reddine kara …
1- Dava, «demuraj» ücreti ile konteyner bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, dosyaya sunulan faturaların...
2-Ayrıca, kural olarak, sürastarya ücretinin borçlusu, «taşıma sözleşmesinin» tarafı olan «taşıtandır».
Borçlar Kanununu hükümlerine göre sözleşmeye taraf olmayan «üçüncü kişiye» borç yüklenememektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/894 E. , 2024/3025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1008 Esas, 2022/1880 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/517 E., 2021/153 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin M/V ŞENER 1 isimli geminin donatanı olduğunu, dökme amonyum nitrat yükünün davalı alıcıya teslim edilmek üzere Romanya Köstence/Mersin limanı arasında taşındığını, davalının malın hasarlandığı iddiasıyla malı teslim almadığını, sonradan tevdi mahalli belirlenmesi için mahkemeye başvurulduğunu, davalının bilahare yükü teslim aldığını, malın gemi içerisinde 1 ay 7 gün beklediğini, yükün tahliyesi, araçlarla taşınması, tahliye sonrası gözetleme masrafları nedeniyle 198.498,89 TL harcandığını, ayrıca 76.386 USD beklemeden kaynaklı alacaklarının oluştuğunu, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle dava şartları ve usuli eksikliklerin giderilmesi hususunda davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesine, ilk aşamada yabancılık teminatına hükmedilerek bu hususta davacıya kesin süre verilmesini, yatırmaması halinde davanın reddine karar verilmesini, davanın zamanaşımı noktasında reddine karar verilmesini, davanın esası yönünden ise haksız ve mesnedsiz davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafça talep edilen ve hiçbir şekilde kabul etmedikleri alacak likid bir alacak olmadığından inkar tazminatının talep edilemeyeceğini, davacının tamamen haksız ve kötü niyetli olarak müvekkil şirket aleyhine icra takibi ve işbu davayı açmış olması nedeniyle % 40'dan az olmamak üzere tazminat ödemeye hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yükün hasarlı olduğu anlaşılana kadar davalı tarafından boşaltıldığı dikkate alındığında taraflar arasındaki anlaşmanın boşaltma masraflarının davalı tarafından karşılanmasına yönelik olduğunun ve bu sebeple tevdii masraflarının davalıdan talep edilebileceğinin kabulü gerektiği, yargılamanın devamı esnasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tevdi masraflarına ilişkin olarak 27.10.2009 tarihinde 148.940,00 TL ve 13.10.2009 tarihinde 65.000,00 USD karşılığı 94.763,50 TL olmak üzere toplam 243.703,5 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, öte yandan; davalının cevap dilekçesi ile birlikte süresinde zamanaşımı defini ileri sürdüğü, 6762 sayılı Kanun'un 1262 ncı maddesinin beşinci fıkrasında denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya konişmentodan taşıyan lehine doğan masrafların tazmini ve navlun dahil olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrayacağı, davacının takip konusu ettiği ve yukarıda açıklanan alacaklarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, davacının sürastarya alacağı olarak dava ve takip konusu ettiği alacağın açıklandığı üzere 18.09.2009 ve 19.09.2009 tarihinde muaccel hale geldiği, tevdi masraflarının ise 27.10.2009 tarihinde davacı tarafından ödenerek muaccel hale geldiği, uyuşmazlık konusu icra takibinin 23.11.2010 tarihinde başlatıldığı dikkate alındığında zamanaşımı süresinin sürastarya ücreti ve tevdii masrafları yönünden dolduğu, takip konusu sürastarya ücretinin davalı alıcı tarafından ödeneceğinin konişmentoda kararlaştırılmadığı gibi aksi durumda bile muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı;
yoksun kalınan kârın geminin boşaltma limanında davacının kusuru ile beklemesi sebebiyle talep edilemeyeceği, tevdi masraflarının ise gönderilenden yani alıcıdan tahsili mümkün olmakla birlikte bu alacağın muaccel hale geldiği tarih ve takip tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının 6 ncı sayfasının birinci paragrafında dosyada mevcut konişmentoda sürastarya ücretinin alıcı tarafından ödeneceğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı gerekçesiyle sürastarya ücretinin davalı alıcıdan talep edilemeyeceği yönünde hukuki dayanaktan yoksun bir değerlendirmeye yer verildiğini, somut olay kapsamındaki CFR kaydı ve Charter Party'de alıcının tahliye masaflarından sorumlu olacağını ifade eden maddenin dikkate alınmaksızın bir değerlendirme yapıldığını, her halükarda dosyada mevcut iki kök bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurma yoluna gidildiğini, nitekim Yargıtay'ın benzer bir olay kapsamında iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini değerlendirdiği bir kararının mevcut olduğunu, (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin 2017/4150 E. 2019/1290 K. sayılı ve 18.02.2019 tarihli kararı) Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/550 D. İş sayılı dosyasında davalı tarafça tedbir talep edildiğini, verilen kararla müvekkil şirketin gemisinin tedbiren seferden men edildiğini ancak tüm bu süreçte davalının yükü gemiden teslim almaması nedeniyle tahliye yapılamadığını ve müvekkil şirketin gemisinin 1 ay 4 gün 19 saat beklemek durumunda kaldığını, bu doğrultuda gerek hükme esas alınan son bilirkişi raporunda gerekse yerel mahkeme kararı kapsamında sürastarya süresinin doğru hesaplanmadığının değerlendirildiğini, dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 1057 nci maddesi hükmü uyarınca, gönderilen gecikmesi veya tevdi muamalesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş ise taşıyanın sürastarya ücretini isteyebileceğini, nitekim bu hususun dosyada mevcut olan bilirkişi raporları kapsamında da tespit edildiğini, davanın haksız ihtiyati tedbir nedeniyle ikame edilmeyip şirketin yükü teslim almak istememesi üzerine emtianın süresinde tahliye edilmemesi nedeniyle uğranılan zararların tahsili amacıyla ikame edildiğini, bu noktada, yerel mahkeme tarafından gözden kaçırılan hususun, ihtiyati tedbirin haklı ya da haksız olmasından öte davalı tarafından geminin bir depolama aracı olarak kullanılmış olduğu gerçeği olduğunu, delil listesinde ek-9 olarak ibraz edilen 10.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça zikredildiği üzere yükte bir hasar meydana gelmişse dahi işbu durumun yolculuk sırasında meydana gelmediği zira, geminin ambarlarında herhangi bir su sızmasının bulunmadığı ve geminin yola ve yüke elverişli olduğunun açık olduğunu, dosyada mübrez raporlardan da görüleceği üzere taşımaya konu gübre yükünde meydana gelmiş herhangi bir hasar olmadığını ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla var ise de müvekkilinin işbu hasardan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın müvekkil şirket lehine kabulüne ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait kalsiyum amonyum nitrat gübresi Romanya'nın Köstence limanında yüklenmiş, 15.09.2009 tarihinde Mersin Limanı'na ulaşmıştır. Geminin boşaltma (starya) süresi sona erdikten sonra sürastarya süresi başlar. 6762 sayılı 6762 sayılı Kanun'un 1053 üncü maddesine göre sürastarya süresi kararlaştırılmamışsa starya süresinin yarısı kadar olduğu, Mahkemece aldırılan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporlarına istinaden sürastarya süresinin 19.09.2009 tarihinde dolduğu, 15.09.2009 tarihinde tahliyesine başlanan yükün hasarlı olduğu gerekçesiyle tahliye işlemlerinin durdurulduğu, davacı tarafın malın teslim alınmasından kaçınılması nedeniyle sürastarya süresi dolana kadar tevdi mahalli tayini için talepte bulunmadığı, davalı tarafından yükün teslim alınmaması nedeniyle davacının talebi üzerine verilen tevdi mahalli tayini kararı ile 23.10.2009 tarihinde yükün gemiden tahliye edildiği, tahliye masraflarının davacı tarafından 13.10.2009 ve 27.10.2009 tarihlerinde ödendiği, 02.11.2009 tarihli 198.498,89 TL'lik fatura sunulduğu,
yük limana ulaştıktan sonra tahliye işlemleri durdurulduğu halde davacının tevdi mahalli tayini için derhal talepte bulunabilecekken, 23/10/2009 tarihe kadar beklediğinden, bu arada geçen süre nedeniyle oluşan kâr kaybından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 1262 nci maddesinin son fıkrasında "Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya konişmentodan taşıyan lehine doğan masrafların tazmini ve navlun dahil olmak üzere bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar." hükmünün düzenlendiğini, bu durumda davacının denizde yük taşıma aktinden doğan sürastarya ücreti alacağı talebinin 19.09.2009 tarihinde, 198.498,89 TL'lik tahliye masrafları talebinin 27.10.2009 tarihinde muaccel hale geldiği, takibe başlanan 23.11.2010 tarihinde bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, konşimentodan kaynaklanan dava konusu alacakların zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımının yükün tahliye ve teslim zamanı olan yükü tevdi tarihinden başlaması gerektiğini, malın 23.11.2009 tarihinden on gün kadar sonra teslim edildiğini, zamanaşımını başlatan iki ayrı tarihin olamayacağını, kâr kaybı alacağının istenebilmesi için derhal tevdi mahalli talebinde bulunulması gibi bir şartın bulunmadığını, beklemenin davalıdan kaynaklandığını, sürece eylemleri ile davalının engel olduğunu, sürastarya hesabının hatalı olduğunu, sürastarya süresinin 19.10.2009 tarihinde dolmadığını, 6762 sayılı Kanun'un 1069 uncu maddesinde '' malı teslim alamakla'' ifadesine yer verildiğini, tevdi mahalline ilişkin karar tarihinin 23.11.2009 olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, denizde yük taşıma sözleşmesinden kaynaklanan taşıyan lehine doğan masraf ve alacakların tazmini için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) 1262 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının sürastarya ücreti isteme hakkı olduğunu tahliye tarihinde öğrenmesine ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının kâr kaybı alacağının tahsili istemi yönünden; davalının teslimden imtina etmesi üzerine başlayan müzakere süreçleri sırasında geçen zaman makul kabul edilebilecek mahiyette olup davacının kâr kaybı alacağının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile talebin reddi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044901800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz