Markanın Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9680 E. 2013/9098 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşteri portföyü↗ sevk irsaliyesi↗ peşin karar harcı↗ irsaliye↗ hak düşürücü süre↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ iltibas↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2012/9680 E. , 2013/9098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: ... 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.06.2011 tarih ve 2007/193-2011/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, ... markasının 15.10.1979 tarihinde 65652 no ile tescil ettirildiğini, müvekkilinin ... ibaresini hem ürettiği ürünlerde marka olarak kullanmakta, hem de çeşitli yerlerde açtığı mağazalarda işletme adı olarak kullandığını, davalı şirketin kalıpçılık ve hırdavat sektöründe faaliyet gösterdiği halde ... +Şekil markasını 2000 23724 sayı ile 20 ve 35. sınıflarda kendi adına tescil ettirdiğini, ancak bu markayı bu sınıflarda kullanmadığını, davalı firma markasını 20. ve 35. sınıflarda kullandığını gösterir herhangi bir delil sunamadığını, davalı adına tescilli bulunan markanın esasen müvekkiline ait olduğunu, davalı adına tescilin müvekkili markasına iltibas ve tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı adına 2000 23724 sayılı ile 20. ve 35. sınıflarda tescilli bulunan ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacının markayı ilk kez kendilerinin ihdas ve istimal ettiği yolundaki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... markasının farklı sektörlerde farklı firmalar tarafından bir çok defa tescil edildiğini, müvekkili firmanın 20. sınıfta perde rayları ve kopçaları, kornişler, perde kancaları gibi emtiaları üretip sattığını, bu nedenle bu sınıfta markayı kullanmama iddiasının yersiz olduğunu, müvekkili firmanın 35. Sınıftaki marka tescilinin işinin gereği olduğunu, bu sınıfta marka hükümsüzlüğünün ileri sürülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının markasını 04.12.2001 tarihinde tescil ettirdiği, davalı tarafın markasını sadece 20. sınıfla perde rayı ürünü yönüyle kullandığı, bunun dışında diğer emtia ve sınıflarda ciddi bir kullanımının bulunmadığı, davalı markasının tescile dayalı olarak korunmasının başlangıç tarihinden önce, davacı firmanın Aker kelimesine 20 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından ayırt edicilik kazandırdığına dair dava dosyasında bir bilgi veya belge bulunmadığından davacının Aker markası üzerinde 20 ve 35. sınıflardaki emtia bakımından gerçek hak sahibi olduğu yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacı ve davalı markalarının tanınmış marka olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının davanın mantığı gereği imkânsız olduğu, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 5 yıllık sürede markanın KHK'da öngörülen şekilde kullanılmamasının hükümsüzlük sonucunu doğuracağı, bu itibarla davalının zamanaşımı savunmasının bu yönüyle yerinde olmadığı, ancak davacının 24.07.2007 tarihinde açtığı davadaki diğer iddiaları açısından, davalı markasının 04.12.2001 tarihinde tescil edildiği ve kötüniyetin de bulunmadığı göz önüne alındığında 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı bulunan ... markasının 35. sınıf emtia yönünden tamamen ve 20. sınıf emtia yönünden de perde rayları hariç olmak üzere kalan tüm emtia yönünden kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ve bu emtialar yönünden sicilden terkinine karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı tarafça, dava konusu markanın 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi" hizmetlerine ilişkin olarak delil listesi ve ekinde müşteri portföyü, broşür ve bir kısım resim ve belgeler dosyaya ibraz edilmiştir. Sunulan belge içeriklerinden, davalının imalatçısı olduğu bir kısım ürünleri aynı zamanda iş yerine oluşturduğu teşhir bölümünde müşterilerinin elverişli bir şekilde görmeleri için perakende satış hizmetine de konu ettiği ve bu yolla ürün siparişlerini “muhtelif müşterilere pazarlama” başlıklı sevk irsaliyeleri ile de teslim ettiği, bu ürünleri tanıtan dokümanlarda ve kartvizitlerde satış hizmetinin bulunduğu anlaşıldığı halde mahkemece, dava konusu markanın 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” yönünden de kullanılmadığından bahisle 556 sayılı KHK’nun 14 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmaları doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. HD 2013/18136/2014/1532
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18136 E. 2014/1532 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2964 E. 2023/6940 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… andığını gösterir herhangi bir delil sunamadığını, davalı adına tescilli bulunan markanın esasen müvekkiline ait olduğunu, davalı adına tescilin müvekkili markasına «iltibas» ve tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı adına 2000 23724 sayılı ile 20. ve 35. sınıflarda tescilli bulunan ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini t …
Benzer bu kararda… harf aynı olsa da davalı sözcüğünde ayrıca “M” harfinin varlığı, markaları özellikle anlam ve okunuş itibariyle benzer olmaktan çıkardığı, taraf markaları arasında «uyuşmazlık konusu» emtialar yönünden 554 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkasının somut olayda uygulanamayacağı, davacının «ticaret unvanını» oluşturan “AKER” sözcüğü ile “AKMER” sözcüğü benzer olmadığından, davacının ticaret unvanına dayanarak dava konusu marka başvurusuna itiraz edemeyeceği gerekçesi i …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, iş bu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, kapsamlarının da aynı olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olmasının «iltibası» arttıracağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… vurusu “AKMER” ibaresinden oluşmakta iken davacı Şirketin itirazına dayanak markalarının "AKER" esas unsurlarını barındırdığı, karşılaştırılan markaların baş iki ve «son» iki harfinin aynı olduğu, davalının başvurusunun 25. sınıf malları içerdiği, davacının itirazına mesnet markasının da bu malları kapsadığı, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere davacı Şirketin "AKER" ibareli markasının giyim sektöründe tanınmış olduğu, bu hususlar bir arada irdelendiğinde davacının giyim sektöründe tanınmış AKER ibareli markası ile davalının yine aynı sektördeki malları kapsayan AKMER ibareli markası arasında benzerlik bulunduğu, bu benzerliğin, markaların tescil kapsamlarında yer alan aynı veya benzer mallar yönünden «ortalama tüketici» kitlesinde, her iki markalı ürünün aynı veya aralarında idari/işletmesel bağlantı bulunduğu ve aynı kökenden geldiği zannını doğurabilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından markalar arasında karıştırılma ihtimalinin oluştuğunun kabulü gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da, tarafların markalarının kapsamındaki malların aynı olduğu belirlenmiş olup, davalının başvurusunun kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin davacının itiraza dayanak markalarının koruma kapsamlarında bulunan mal ve hizmetler ile aynı olduğu, davalının başvurusuna konu ibare ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» bulunmasına rağmen mahkemece, tarafların ibareleri arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisinin d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · ilan · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… harf aynı olsa da davalı sözcüğünde ayrıca “M” harfinin varlığı, markaları özellikle anlam ve okunuş itibariyle benzer olmaktan çıkardığı, taraf markaları arasında «uyuşmazlık konusu» emtialar yönünden 554 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkasının somut olayda uygulanamayacağı, davacının «ticaret unvanını» oluşturan “AKER” sözcüğü ile “AKMER” sözcüğü benzer olmadığından, davacının ticaret unvanına dayanarak dava konusu marka başvurusuna itiraz edemeyeceği gerekçesi i …
… vurusu “AKMER” ibaresinden oluşmakta iken davacı Şirketin itirazına dayanak markalarının "AKER" esas unsurlarını barındırdığı, karşılaştırılan markaların baş iki ve «son» iki harfinin aynı olduğu, davalının başvurusunun 25. sınıf malları içerdiği, davacının itirazına mesnet markasının da bu malları kapsadığı, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere davacı Şirketin "AKER" ibareli markasının giyim sektöründe tanınmış olduğu, bu hususlar bir arada irdelendiğinde davacının giyim sektöründe tanınmış AKER ibareli markası ile davalının yine aynı sektördeki malları kapsayan AKMER ibareli markası arasında benzerlik bulunduğu, bu benzerliğin, markaların tescil kapsamlarında yer alan aynı veya benzer mallar yönünden «ortalama tüketici» kitlesinde, her iki markalı ürünün aynı veya aralarında idari/işletmesel bağlantı bulunduğu ve aynı kökenden geldiği zannını doğurabilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından markalar arasında karıştırılma ihtimalinin oluştuğunun kabulü gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da, tarafların markalarının kapsamındaki malların aynı olduğu belirlenmiş olup, davalının başvurusunun kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin davacının itiraza dayanak markalarının koruma kapsamlarında bulunan mal ve hizmetler ile aynı olduğu, davalının başvurusuna konu ibare ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» bulunmasına rağmen mahkemece, tarafların ibareleri arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisinin d …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ede benzer nitelikteki “AKMER” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2013/50107 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/866 E. 2024/4201 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… andığını gösterir herhangi bir delil sunamadığını, davalı adına tescilli bulunan markanın esasen müvekkiline ait olduğunu, davalı adına tescilin müvekkili markasına «iltibas» ve tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı adına 2000 23724 sayılı ile 20. ve 35. sınıflarda tescilli bulunan ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini t …
… ığı, davalı markasının tescile dayalı olarak korunmasının başlangıç tarihinden önce, davacı firmanın Aker kelimesine 20 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından «ayırt edicilik» kazandırdığına dair dava dosyasında bir bilgi veya belge bulunmadığından davacının Aker markası üzerinde 20 ve 35. sınıflardaki emtia bakımından gerçek hak sahibi olduğu yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacı ve davalı markalarının tanınmış marka olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının davanın mantığı gereği imkânsız olduğu, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 5 yıllık sürede markanın KHK'da öngörülen şekilde kullanılmamasının hükümsüzlük sonucunu doğuracağı, bu itibarla davalının «zamanaşımı» savunmasının bu yönüyle yerinde olmadığı, ancak davacının 24.07.2007 tarihinde açtığı davadaki diğer iddiaları açısından, davalı markasının 04.12.2001 tarihinde tescil edildiği ve «kötüniyetin» de bulunmadığı göz önüne alındığında 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı bulunan ... markasının 35. sınıf e …
Benzer bu kararda… nden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin «iltibasa» yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, buna göre dava konusu başvuru ile redde mesnet 2003/29617 sayılı marka arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, başvuruya anılan madde kapsamında yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı anlaşılmakla, davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/9680 E. , 2013/9098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.06.2011 tarih ve 2007/193-2011/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, ... markasının 15.10.1979 tarihinde 65652 no ile tescil ettirildiğini, müvekkilinin ... ibaresini hem ürettiği ürünlerde marka olarak kullanmakta, hem de çeşitli yerlerde açtığı mağazalarda işletme adı olarak kullandığını, davalı şirketin kalıpçılık ve hırdavat sektöründe faaliyet gösterdiği halde ...
+Şekil markasını 2000 23724 sayı ile 20 ve 35. sınıflarda kendi adına tescil ettirdiğini, ancak bu markayı bu sınıflarda kullanmadığını, davalı firma markasını 20. ve 35. sınıflarda kullandığını gösterir herhangi bir delil sunamadığını, davalı adına tescilli bulunan markanın esasen müvekkiline ait olduğunu, davalı adına tescilin müvekkili markasına iltibas ve tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı adına 2000 23724 sayılı ile 20. ve 35. sınıflarda tescilli bulunan ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacının markayı ilk kez kendilerinin ihdas ve istimal ettiği yolundaki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... markasının farklı sektörlerde farklı firmalar tarafından bir çok defa tescil edildiğini, müvekkili firmanın 20.
sınıfta perde rayları ve kopçaları, kornişler, perde kancaları gibi emtiaları üretip sattığını, bu nedenle bu sınıfta markayı kullanmama iddiasının yersiz olduğunu, müvekkili firmanın 35. Sınıftaki marka tescilinin işinin gereği olduğunu, bu sınıfta marka hükümsüzlüğünün ileri sürülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının markasını 04.12.2001 tarihinde tescil ettirdiği, davalı tarafın markasını sadece 20. sınıfla perde rayı ürünü yönüyle kullandığı, bunun dışında diğer emtia ve sınıflarda ciddi bir kullanımının bulunmadığı, davalı markasının tescile dayalı olarak korunmasının başlangıç tarihinden önce, davacı firmanın Aker kelimesine 20 ve 35.
sınıftaki mal ve hizmetler bakımından ayırt edicilik kazandırdığına dair dava dosyasında bir bilgi veya belge bulunmadığından davacının Aker markası üzerinde 20 ve 35. sınıflardaki emtia bakımından gerçek hak sahibi olduğu yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacı ve davalı markalarının tanınmış marka olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının davanın mantığı gereği imkânsız olduğu, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 5 yıllık sürede markanın KHK'da öngörülen şekilde kullanılmamasının hükümsüzlük sonucunu doğuracağı, bu itibarla davalının zamanaşımı savunmasının bu yönüyle yerinde olmadığı, ancak davacının 24.07.2007 tarihinde açtığı davadaki diğer iddiaları açısından, davalı markasının 04.12.2001 tarihinde tescil edildiği ve kötüniyetin de bulunmadığı göz önüne alındığında 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı bulunan ...
markasının 35. sınıf emtia yönünden tamamen ve 20. sınıf emtia yönünden de perde rayları hariç olmak üzere kalan tüm emtia yönünden kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ve bu emtialar yönünden sicilden terkinine karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı tarafça, dava konusu markanın 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi" hizmetlerine ilişkin olarak delil listesi ve ekinde müşteri portföyü, broşür ve bir kısım resim ve belgeler dosyaya ibraz edilmiştir. Sunulan belge içeriklerinden, davalının imalatçısı olduğu bir kısım ürünleri aynı zamanda iş yerine oluşturduğu teşhir bölümünde müşterilerinin elverişli bir şekilde görmeleri için perakende satış hizmetine de konu ettiği ve bu yolla ürün siparişlerini “muhtelif müşterilere pazarlama” başlıklı sevk irsaliyeleri ile de teslim ettiği, bu ürünleri tanıtan dokümanlarda ve kartvizitlerde satış hizmetinin bulunduğu anlaşıldığı halde mahkemece, dava konusu markanın 35.
sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” yönünden de kullanılmadığından bahisle 556 sayılı KHK’nun 14 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmaları doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462757800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz