İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/7837 E. 2013/9216 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kabul beyanı↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ acentelik↗ iş bölümü↗ kefalet↗ garantörlük↗ kefil↗ taahhütname↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava ve birleşen dava, acentelik sözleşmesi kapsamında itirazın iptali ve alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamına sunulmuş bulunan acentelik sözleşmesinin ''Müşterek ve Müteselsil Borçlular'' başlıklı 24. maddesinde ''...acentelik faaliyetinden kaynaklanan işlemlerden dolayı acentenin şirkete olan borcunu BK'nın 141. maddesi ve ilgili tüm mevzuat uyarınca acente ile birlikte müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla şirketin ilk yazılı talebi üzerine ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ederler. Müşterek ve müteselsil borçlular acente gibi acentenin borçlarının tamamından birlikte ve ayrı ayrı sorumludurlar. Sözkonusu borçluluk kefalet hükmünde olmayıp, aynen acente gibi borçtan sorumluluk doğuran asli/asıl borçluluk hükmündedir. Dolayısıyla şirketin acentelik borcunun tahsilinde herhangi bir limitle sınırlı olmamak üzere borcun tamamı üzerinden aynı anda müşterek ve müteselsil borçlular ile acenteye hukuki işlem başlatma hakkı mümkün olduğu gibi, herbirine ayrı ayrı borcun tamamı üzerinden müracaat ve hukuki işlem başlatma hakkı bulunduğunu acente ile müşterek ve müteselsil borçluların tamamı itirazsız ve peşinen kabul, beyan ve taahhüt ederler'' hükmü mevcuttur. İlgili maddedeki açık düzenleme kapsamında davalıların müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla sorumluluklarının düzenlendiği, garantör veya kefil sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Yine, taraflar arasında imzalandığı belirtilen acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde müşterek ve müteselsil borçlular arasında davalılardan ...'ın isminin yer almadığı ancak sözleşmenin son sayfasında müşterek ve müteselsil borçlular başlıklı bölümde adı geçen davalının imzasının bulunduğu anlaşılmakla, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinin davalı ... yönünden uygulanmasının mümkün olup olmadığı karar yerinde usulüne uygun olarak tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3085 E. 2011/14828 K.
Ortak:acente
İncelediğiniz karardaAncak, dosya kapsamına sunulmuş bulunan «acentelik sözleşmesinin» ''Müşterek ve Müteselsil Borçlular'' başlıklı 24. maddesinde ''...acentelik faaliyetinden kaynaklanan işlemlerden dolayı acentenin şirkete olan borcunu BK'nın 141. maddesi ve ilgili tüm mevzuat uyarınca «acente» ile birlikte müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla şirketin ilk yazılı talebi üzerine ödemeyi peşinen kabul ve «taahhüt» ederler.
Müşterek ve müteselsil borçlular «acente» gibi «acentenin» borçlarının tamamından birlikte ve ayrı ayrı sorumludurlar.
Sözkonusu borçluluk «kefalet» hükmünde olmayıp, aynen «acente» gibi borçtan sorumluluk doğuran asli/asıl borçluluk hükmündedir.
Benzer bu karardaDava dilekçesinde davalı bankanın, hem «acente» hem de krediyi kullandıran sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · kredi sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu karardaDava, «hasar» nedeniyle «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
O halde, davalı bankanın kredi kullandıran sıfatıyla, «kredi sözleşmesi» ve «sigorta poliçesi» hükümlerine göre zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/7837 E. , 2013/9216 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.02.2012 tarih ve 2011/117-2012/82sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı şirket arasında imzalanan acentelik sözleşmesi kapsamında davalıların sözleşmeyi müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladıklarını, sigorta sözleşmesi yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan acentenin 29.12.2010 tarihi itibariyle tahsil etmiş olduğu 647.242,74 TL tutarındaki primi müvekkili sigorta şirketine ödemediğini, bu kapsamda acentelik sözleşmesi feshedilerek, 207.000,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, birleşen dosya kapsamında asıl borçtan icra takibine konu edilen borcun düşümü ile bakiye 443.943,00 TL'nin sözleşmenin fesih tarihi olan 10.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ayrı ayrı, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile davacı arasında imzalanan acentelik sözleşmesini müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzalayan davalıların sorumluluğu BK 110 maddesinde düzenlenen üçüncü kişinin edimini taahhüt olarak nitelendirilip acentelik sözleşmesi kapsamında ödenmeyen primler davalılardan istenmiş ise de, sözleşmenin içeriği itibari ile davalıların ediminin üçüncü kişinin edimini taahhüt olarak kabul edilemeyeceği, davalılara acentelik sözleşmesi ile yüklenen hak ve borçların tereddüte yer vermeyecek şekilde açık olmadığı, garanti edilen edimin sınırlarının açıkça belirlenmediği ya da belirlemeye yarayan koşul ve açıklamaların sözleşmede yer almadığı, bu kapsamda ödenmeyen primlerden davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava ve birleşen dava, acentelik sözleşmesi kapsamında itirazın iptali ve alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamına sunulmuş bulunan acentelik sözleşmesinin ''Müşterek ve Müteselsil Borçlular'' başlıklı 24. maddesinde ''...acentelik faaliyetinden kaynaklanan işlemlerden dolayı acentenin şirkete olan borcunu BK'nın 141. maddesi ve ilgili tüm mevzuat uyarınca acente ile birlikte müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla şirketin ilk yazılı talebi üzerine ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ederler. Müşterek ve müteselsil borçlular acente gibi acentenin borçlarının tamamından birlikte ve ayrı ayrı sorumludurlar.
Sözkonusu borçluluk kefalet hükmünde olmayıp, aynen acente gibi borçtan sorumluluk doğuran asli/asıl borçluluk hükmündedir. Dolayısıyla şirketin acentelik borcunun tahsilinde herhangi bir limitle sınırlı olmamak üzere borcun tamamı üzerinden aynı anda müşterek ve müteselsil borçlular ile acenteye hukuki işlem başlatma hakkı mümkün olduğu gibi, herbirine ayrı ayrı borcun tamamı üzerinden müracaat ve hukuki işlem başlatma hakkı bulunduğunu acente ile müşterek ve müteselsil borçluların tamamı itirazsız ve peşinen kabul, beyan ve taahhüt ederler'' hükmü mevcuttur. İlgili maddedeki açık düzenleme kapsamında davalıların müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla sorumluluklarının düzenlendiği, garantör veya kefil sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Yine, taraflar arasında imzalandığı belirtilen acentelik sözleşmesinin 24.
maddesinde müşterek ve müteselsil borçlular arasında davalılardan ...'ın isminin yer almadığı ancak sözleşmenin son sayfasında müşterek ve müteselsil borçlular başlıklı bölümde adı geçen davalının imzasının bulunduğu anlaşılmakla, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinin davalı ... yönünden uygulanmasının mümkün olup olmadığı karar yerinde usulüne uygun olarak tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462694700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz