Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/300 E. 2018/6113 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istihkak↗ yönetim kurulu üyeliği↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ yönetici sorumluluğu↗ infazda tereddüt↗ istifa↗ ibra↗ denetime elverişlilik↗ reeskont faizi↗ infaz↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıların ortağı ve yöneticisi bulundukları anonim şirketin üstlenmiş olduğu işi gerçekleştirdiği, bu iş nedeni ile davacının 251.191,30 TL alacaklı bulunduğu, bu iş nedeni ile dava dışı şirket temsilcisi ...'ın istihkaklarının tahsilini gerçekleştirdiği, ancak tahsil edilen miktarın şirket kasasına aktarılmadığı gibi muhasebeleştirilmediği, şirketin düzensiz kayıt tutmasından doğrudan davalı yönetici ...'ın sorumlu olduğu, 09/06/2009 tarihli genel kurulda diğer davalı ve şirket ortaklarının bu iş nedeni ile davalı ...'ı ibra etmedikleri, davacı zararından dolayı davalı ...'ın sorumlu olduğu, davalılar ... ve ...'ın 09/06/2009 günü yönetim kurulu üyeliğinden istifa edip tüm yetkiyi davalı ...'a devir etmeleri nedeni ile sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, anılan davalılar yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirket alacağının dava dışı anonim şirket yönetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nin 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · infaz
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren «reeskont faizi» yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/300 E. , 2018/6113 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/06/2016 tarih ve 2011/408-2016/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların dava dışı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketin taşeronu olarak çalıştığını ve bir kısım imalatları gerçekleştirdiğini, işin 11.08.2006 tarihinde başlayıp Mayıs 2008 tarihinde bittiğini, bu iş nedeni ile müvekkilinin dava dışı şirketten 251.191,30 TL alacaklı olduğunu, alacak miktarının davalar sonucu saptandığını, davalıların dava dışı asıl iş veren ... idaresinden almış oldukları hak edişleri doğru şekilde şirket defterlerine kaydetmediklerini, tutulması gereken defterleri gerçek dışı ve tasdiksiz tuttuklarını, denetim kurulu raporu, bilanço ve gelir tablosu hesapları olmadığını, mevcut şirket alacakları için icra takibi başlatmadıklarını, acz içinde olmasına rağmen şirketin iflasını talep etmediklerini, kötüniyetle şirketin içini boşalttıklarını, ödenmemiş sermaye borçları olduğunu, bu nedenle davacının alacağını tahsil edemediğini belirterek 163.318,72 TL'nin 08/09/2008 tarihinden, 87.872,58 TL'nin, 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili, davalıların 2001 ila 2009 yılları arasında yönetim kurulunda görev aldıklarını, ancak 2004 yılından itibaren fiilen işlerin diğer davalı ... imzası ile devam ettiğini, idare meclisi tarafından yönetimin şirket üyelerinden ...'a bırakıldığını, davalıların herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, borçlardan dolayı şirketin tüzel kişiliğinin sorumlu bulunduğunu, davacının asıl iş sahibi ile irtibata geçerek dava dışı şirkete yapılması gereken ödemeleri aldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıların ortağı ve yöneticisi bulundukları anonim şirketin üstlenmiş olduğu işi gerçekleştirdiği, bu iş nedeni ile davacının 251.191,30 TL alacaklı bulunduğu, bu iş nedeni ile dava dışı şirket temsilcisi ...'ın istihkaklarının tahsilini gerçekleştirdiği, ancak tahsil edilen miktarın şirket kasasına aktarılmadığı gibi muhasebeleştirilmediği, şirketin düzensiz kayıt tutmasından doğrudan davalı yönetici ...'ın sorumlu olduğu, 09/06/2009 tarihli genel kurulda diğer davalı ve şirket ortaklarının bu iş nedeni ile davalı ...'ı ibra etmedikleri, davacı zararından dolayı davalı ...'ın sorumlu olduğu, davalılar ... ve ...'ın 09/06/2009 günü yönetim kurulu üyeliğinden istifa edip tüm yetkiyi davalı ...'a devir etmeleri nedeni ile sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, anılan davalılar yönünden davanın reddine, davalı ...
yönünden davanın kısmen kabulü ile, 251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirket alacağının dava dışı anonim şirket yönetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nin 298/2.
maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kısa kararda ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş; gerekçeli kararda ise, ‘‘251.191,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 163.318,72 TL'sine 08/09/2008 tarihinden itibaren, 87.872,58 TL'sine 12/01/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine’’ karar verilmiş olup, bu haliyle kısa karar gerekçeli kararla çelişkili olduğundan Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462287800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz