Teminatın Nemalandırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4469 E. 2018/6797 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istihkak davası↗ vasiyetname↗ kesin yetki kuralı↗ genel yetkili mahkeme↗ istihkak↗ tenkis↗ yetki şartı↗ kesin yetki↗ tereke↗ tasarrufun iptali↗ yerleşim yeri↗ dava şartı yokluğu↗ mirasçılık↗ usulden reddi↗ yetki↗ geçersizlik↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.06.2015 gün, 2014/9966 Esas- 2015/8462 Karar sayılı ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, HMK’nın Mirastan ‘... Davalarda Kesin Yetki’ başlığını taşıyan 11. maddesine göre, terekenin paylaşımından kaynaklanan ve ölüme ve tasarruflarla ilgili olan, terekenin kesin paylaşımına kadar açılacak tüm davalarda ölenin son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu, ...’ün vasiyetnamesi gereğince davacıların murisine ödenmesi gereken iradın eksik ödendiği iddiasına dayalı
işbu davanın, vasiyetnameden kaynaklı tereke alacağı niteliğinde olduğu, vasiyetnameyi düzenleyen ... her ne kadar ...’da vefat etmişse de, ikametgahının Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü ... ili olduğu, dava şartı niteliğinde olan kesin yetkinin yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kesin yetki dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı ... ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, ...’ün vasiyetnamesi gereğince, davacıların murisi ... ’ye ödenen iradın günün koşullarına uyarlanmadığı ve bu suretle murise eksik ödeme yapıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde, kesin yetkisizlik dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
‘Mirastan Doğan Davalarda Yetki’ başlığını taşıyan 6100 sayılı HMK’nın 11. maddesiyle, terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar ve terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar bakımından miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Görüleceği üzere, madde metninde tahdidi bir sayıma gidilmiş olup, zikredilen kesin yetki kuralı sadece bu madde kapsamında sayılan davaları kapsamaktadır. Davacılar, ...’ün vasiyetnamesi gereğince, murislerine ödenen iradın günün koşullarına göre uyarlanmadığını ve bu nedenle murise eksik ödeme yapıldığını iddia etmektedirler. İddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle uyuşmazlık, yukarıda zikredilen maddede tahdidi olarak sayılan davalardan hiçbirisine girmemektedir. Zira, terekenin paylaşılmasına ya da yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin olmadığı gibi, davada, ölüme bağlı tasarrufun iptali ya da tenkisi de talep edilmemektedir. Ayrıca, yine iddianın ileri sürülüş biçimine göre, uyuşmazlığı, miras sebebiyle istihkak talebine ilişkin veya terekenin yönetiminden kaynaklanan bir dava olarak tanımlamak da mümkün değildir. Bu durumda yetkili mahkemenin HMK’nın yetkiye ilişkin genel hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 6. maddesiyle, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu hüküm altına alınmış, aynı yasanın 7. maddesiyle ise, birden fazla davalı bulunan hallerde, davanın, davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği belirtmiştir. Bu durumda, mahkemece, davanın, HMK’nın 11. maddesinde tahdidi olan sayılan davalardan olmadığı, aynı yasanın 6. ve 7. maddesine göre, davalılardan ... Bakası A.Ş’nin yerleşim yeri olan ...’da da açılabileceği gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının butlanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6994 E. 2024/3429 K.
Ortak:vasiyetname · tenkis · tereke · tasarrufun iptali · mirasçılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde, «kesin» «yetkisizlik» dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir. ‘Mirastan Doğan Davalarda Yetki’ başlığını «taşıyan» 6100 sayılı HMK’nın 11. maddesiyle, terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin «geçersizliğine», ölüme bağlı «tasarrufların iptali» ve «tenkisine», miras sebebiyle «istihkaka» ilişkin davalar ile «mirasçılar» arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar ve terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar bakımından miras bırakanın «son» «yerleşim yeri» mahkemesinin kesin yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
Davalarda Kesin Yetki’ başlığını «taşıyan» 11. maddesine göre, terekenin paylaşımından kaynaklanan ve ölüme ve tasarruflarla ilgili olan, terekenin «kesin» paylaşımına kadar açılacak tüm davalarda ölenin «son» «yerleşim yeri» mahkemesinin kesin yetkili olduğu, ...’ün «vasiyetnamesi» gereğince davacıların murisine ödenmesi gereken iradın eksik ödendiği iddiasına dayalı işbu davanın, vasiyetnameden kaynaklı «tereke» alacağı niteliğinde olduğu, vasiyetnameyi düzenleyen ... her ne kadar ...’da vefat etmişse de, ikametgahının Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü ... ili olduğu, dava şartı niteliğinde olan «kesin yetkinin» yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kesin yetki dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2-) Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, ...’ün «vasiyetnamesi» gereğince, davacıların murisi ... ’ye ödenen iradın günün koşullarına uyarlanmadığı ve bu suretle murise eksik ödeme yapıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaNoterliğinin 24.07.2014 tarihli «vasiyetnamesini» düzenlediğini, vasiyetnamenin ölüme bağlı bir tasarruf olduğunu, iptal edilinceye kadar tüm hüküm ve sonuçları doğurduğunu, davacının dayanmış olduğu «mirasçılık» belgesinin vasiyetname dikkate alınmadan hazırlandığını ve bu mirasçılık belgesinin iptali ve vasiyetnameye uygun «mirasçılık belgesi» verilmesi istemi ile dava açıldığını, şirket ortaklarından... ve ...'ın vasiyetnameye uygun «pay devrinin» gerçekleştirilmesi için şirkete 07.03.2016 tarihinde başvurduklarını, bu talep üzerine ölüme bağlı «tasarrufların iptal» edilinceye kadar geçerli olduğu ilkesi gereğince mirasçıların paylarının «pay defterine kayıt» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesindeki «yönetim kurulu kararının iptali» koşullarının oluşmadığını, şirket yönetim kurulunun, murisi bağlayıcı nitelikteki vasiyetnameye uygun olarak karar aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/797 E., 2016/238 K. sayılı dosyasıyla «vasiyetnamenin» açıldığını, vasiyetnamenin açılmasına ve okunmasına ilişkin kararın kesinleştiğini, vasiyette eşi ..., oğulları... ve ...'a yasal miras paylarının, davacıya ise sadece saklı payın bırakıldığını ve artan kısmın hayır işlerine harcanmak üzere oğlu ...'a kalmasını istediğini, böylece ...'ın, davacının saklı payından arta kalan 1/8 pay için ayrıca «mirasçı» atandığını, bir kısım hissedarların başvurusu ile şirket yönetim kurulunca vasiyetnameye uygun şekilde pay devirlerinin gerçekleştirildiğini, ölüme bağlı «tasarrufun iptal» edilinceye kadar geçerli olduğunu, davacının dayandığı mirasçılık belgesinin vasiyetname dikkate alınmaksızın hazırlandığını, bu nedenle vasiyete uygun veraset belgesi düzenlenmesi için «iptal davası» açıldığını, davada usulsüz şekilde düzenlenen veraset belgesi dikkate alınmak suretiyle talepte bulunulduğunu, Mahkemece veraset belgesinin iptali davasının sonucunun beklenmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, vasiyetnameye uygun şekilde işlem yapılması nedeniyle «yönetim kurulu kararının iptalini» gerektirir bir durum bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının mirasçılar arasındaki elbirliği ile hak sahipliğine dayandırıldığını, ancak murisin vasiyetnames …
… nüz neticelenmediği, Hüseyin Yaşat Manav mirasının ve miras paylarının henüz belirlenmediği, bu hususlarda ihtilaf bulunduğu ve netleşmediği, murisin vefatı halinde «mirasçıların» terekeye elbirliği ile sahip olduğu, paylaşım olana kadar terekedeki tüm hak ve borçlardan birlikte sorumlu oldukları ve ancak birlikte tasarruf edebilecekleri, henüz «tereke» ve miras payları hususunda ihtilaf sürerken ve davalar kesinleşmemişken kanunun elbirliği kavramına aykırı şekilde 07.03.2016 tarihli mirasçıların şirketteki pay oranlarının belirlenmesi kararının 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesi gereğince iptali gerektiğinden davanın kabulüne, davalı şirketin 07.03.2016 tarihli 1 nolu «yönetim kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» ve davalı şirketin faaliyetlerindeki «kaydın» önceki duruma getirilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · yönetim kurulu kararının butlanı · elbirliği mülkiyeti · yönetim kurulu kararının iptali · pay defterine kayıt · hükümsüzlüğün tespiti · butlan · pay devri
Benzer bu karardaNoterliğinin 24.07.2014 tarihli «vasiyetnamesini» düzenlediğini, vasiyetnamenin ölüme bağlı bir tasarruf olduğunu, iptal edilinceye kadar tüm hüküm ve sonuçları doğurduğunu, davacının dayanmış olduğu «mirasçılık» belgesinin vasiyetname dikkate alınmadan hazırlandığını ve bu mirasçılık belgesinin iptali ve vasiyetnameye uygun «mirasçılık belgesi» verilmesi istemi ile dava açıldığını, şirket ortaklarından... ve ...'ın vasiyetnameye uygun «pay devrinin» gerçekleştirilmesi için şirkete 07.03.2016 tarihinde başvurduklarını, bu talep üzerine ölüme bağlı «tasarrufların iptal» edilinceye kadar geçerli olduğu ilkesi gereğince mirasçıların paylarının «pay defterine kayıt» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesindeki «yönetim kurulu kararının iptali» koşullarının oluşmadığını, şirket yönetim kurulunun, murisi bağlayıcı nitelikteki vasiyetnameye uygun olarak karar aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «yönetim kurulu kararının butlanı» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile murisin ölümü ile «mirasçılara» intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmamış olmakla, «elbirliği mülkiyeti» kurallarının geçerli olduğu, «anonim şirketlerde» payların, paydaşın ölümü halinde, «limited şirketlerin» aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmeyeceği, bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerektiği, anonim şirket paydaşı olan murisin, ölmeden önce düzenlediği «vasiyetname» ile davacının payını yasal saklı pay ile sınırladığı, ancak vasiyetnamenin henüz kesinleşmediği, zira davacı tarafından vasiyetnamenin iptali istemiyle açılan davanın «derdest» olduğu, bu durumda, bu aşamada mirasçılar arasında düzenlenmiş bir miras taksim sözleşmesi bulunmadığına veya taksim sözleşmesine eşdeğer bir hal mevcut olmadığına göre, davalı şirket yönetim kurulunca henüz kesinleşmemiş vasiyetname uyarınca «pay sahipliğinin» belirlenmesine ve «pay defterine» işlenmesine karar verilmesinin 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesine aykırı olduğundan İlk Derece Mahkemesince söz konusu kararın «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/253 E. ve 2016/243 K. sayılı ilamı ile «mirasçılık belgesi» alındığı, mirasçılık belgesinin iptali için açılan davanın İstanbul 15.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3193 E. 2015/4916 K.
Ortak:mirasçılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde, «kesin» «yetkisizlik» dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir. ‘Mirastan Doğan Davalarda Yetki’ başlığını «taşıyan» 6100 sayılı HMK’nın 11. maddesiyle, terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin «geçersizliğine», ölüme bağlı «tasarrufların iptali» ve «tenkisine», miras sebebiyle «istihkaka» ilişkin davalar ile «mirasçılar» arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar ve terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar bakımından miras bırakanın «son» «yerleşim yeri» mahkemesinin kesin yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
Benzer bu karardaAncak, davacıların murisinin davacılar dışında... adında bir «mirasçısının» daha bulunduğu dosya içerisinde bulunan veraset ilamından anlaşılmaktadır.
4721 sayılı TMK'nın 640. maddesi uyarınca birden çok «mirasçı» bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Anılan yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçının» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadarki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras ortaklığı · keşif · muvafakat · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · temsil
Benzer bu karardaBu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçının davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi …
Miras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, davacının talebinin kabulü ile davacıların Murisi 13/07/2012 tarihinde vefat eden...'in «keşif» tarihi ve ölüm tarihi itibariyle davalı bankanın ...
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4469 E. , 2018/6797 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.02.2018 tarih ve 2016/487-2018/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı ... ve davalı ... vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların murisi ... ’nin ...’ün manevi evladı olduğunu, ...’ün, düzenlemiş olduğu 05.09.1938 tarihli vasiyetnamesiyle tüm mal varlığını davalı banka nezdinde nemalandırılması için diğer davalıya bıraktığını ve nemalandırma sonucu elde edilecek gelirden her ay 200,00 TL’nin davacıların murisine ödenmesi hususunda davalıları görevlendirdiğini ancak davalılarca murise hak ettiği nemaların eksik ödendiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı tutulmak kaydıyla, eksik ödenen nema bedeli olan 40.000,00 TL’nin ve vasiyetnamenin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zarar karşılığı olan 10.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olmadığını, vasiyetnamede, davacıların murisine ödenmesi istenilen iradın artırılmasına yönelik bir hüküm bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, ...’ün, vasiyetnamesiyle davalı bankaya sadece nakit ve hisse senetlerinin nemalandırılması görevini verdiğini, nemalandırmadan elde edilecek gelirin vasiyetnamede öngörülen kişilere ödenmesi görevinin mansup mirasçı olan davalı ...’ye ait olduğunu bu nedenle davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.06.2015 gün, 2014/9966 Esas- 2015/8462 Karar sayılı ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, HMK’nın Mirastan ‘... Davalarda Kesin Yetki’ başlığını taşıyan 11. maddesine göre, terekenin paylaşımından kaynaklanan ve ölüme ve tasarruflarla ilgili olan, terekenin kesin paylaşımına kadar açılacak tüm davalarda ölenin son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu, ...’ün vasiyetnamesi gereğince davacıların murisine ödenmesi gereken iradın eksik ödendiği iddiasına dayalı
işbu davanın, vasiyetnameden kaynaklı tereke alacağı niteliğinde olduğu, vasiyetnameyi düzenleyen ... her ne kadar ...’da vefat etmişse de, ikametgahının Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü ... ili olduğu, dava şartı niteliğinde olan kesin yetkinin yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kesin yetki dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı ... ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, ...’ün vasiyetnamesi gereğince, davacıların murisi ... ’ye ödenen iradın günün koşullarına uyarlanmadığı ve bu suretle murise eksik ödeme yapıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde, kesin yetkisizlik dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
‘Mirastan Doğan Davalarda Yetki’ başlığını taşıyan 6100 sayılı HMK’nın 11. maddesiyle, terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar ve terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar bakımından miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Görüleceği üzere, madde metninde tahdidi bir sayıma gidilmiş olup, zikredilen kesin yetki kuralı sadece bu madde kapsamında sayılan davaları kapsamaktadır. Davacılar, ...’ün vasiyetnamesi gereğince, murislerine ödenen iradın günün koşullarına göre uyarlanmadığını ve bu nedenle murise eksik ödeme yapıldığını iddia etmektedirler.
İddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle uyuşmazlık, yukarıda zikredilen maddede tahdidi olarak sayılan davalardan hiçbirisine girmemektedir. Zira, terekenin paylaşılmasına ya da yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin olmadığı gibi, davada, ölüme bağlı tasarrufun iptali ya da tenkisi de talep edilmemektedir. Ayrıca, yine iddianın ileri sürülüş biçimine göre, uyuşmazlığı, miras sebebiyle istihkak talebine ilişkin veya terekenin yönetiminden kaynaklanan bir dava olarak tanımlamak da mümkün değildir. Bu durumda yetkili mahkemenin HMK’nın yetkiye ilişkin genel hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 6. maddesiyle, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu hüküm altına alınmış, aynı yasanın 7. maddesiyle ise, birden fazla davalı bulunan hallerde, davanın, davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği belirtmiştir. Bu durumda, mahkemece, davanın, HMK’nın 11. maddesinde tahdidi olan sayılan davalardan olmadığı, aynı yasanın 6. ve 7. maddesine göre, davalılardan ... Bakası A.Ş’nin yerleşim yeri olan ...’da da açılabileceği gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bette açıklanan nedenler davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı ... yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...'a iadesine, temyiz harcı davalı ...'den peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/461227900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz