Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4122 E. 2013/4457 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tazmin talebi↗ sigorta teminatı kapsamı↗ sigorta teminatı↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ sigorta poliçesi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından sağlık sigorta poliçesi ile sigorta teminatına alınan davacının kayak yaparken geçirdiği kaza sonucu dizinden yaralandığı, davalı sigorta şirketinin sigorta sözleşmesi genel ve özel şartları çerçevesinde tazminat ödeme sorumluluğunun bulunduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının 5.622,50 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sağlık sigorta poliçesi kapsamında sigorta bedelinin tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporu alındıktan sonra yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Ancak, davalı sigorta şirketi davacının rahatsızlığının sigorta teminatı kapsamında olmadığını savunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının geçirmiş olduğu operasyona ilişkin hastalığın sözleşme öncesi kronik bir hastalıkla herhangi bir bağının bulunmaması nedeniyle teminat kapsamında olduğu bildirilmiş ve mahkemece de bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa, Sağlık Sigortası Genel Şartlarının “Bekleme Süreleri” başlıklı 11. maddesinde sebep ve klinik seyri göz önüne alınmaksızın, poliçe süresi içerisinde ortaya çıkan ve aşağıda belirtilen durumların bekleme süresi boyunca teminat kapsamı dışında olduğu bildirilmiş ve aynı maddede diz problemleri için 1 yıllık bekleme süresi öngörülmüştür. Buna göre, bu maddede sebep ne olursa olsun, diz problemleri için 1 yıllık bekleme süresi öngörüldüğünden kaza sonucu da oluşsa, bu süre zarfında oluşacak tüm hastalıklar teminat dışıdır. Bu durumda Genel Şartların 11. maddesine yanlış anlam verilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18596 E. 2013/16632 K.
Ortak:tazmin talebi · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · teminat · Sigorta tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından sağlık «sigorta poliçesi» ile «sigorta teminatına» alınan davacının kayak yaparken geçirdiği kaza sonucu dizinden yaralandığı, davalı sigorta şirketinin «sigorta sözleşmesi» genel ve özel şartları çerçevesinde tazminat ödeme sorumluluğunun bulunduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının 5.622,50 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava, sağlık «sigorta poliçesi» kapsamında sigorta bedelinin «tazmini talebine» ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporu alındıktan sonra yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Ancak, davalı sigorta şirketi davacının rahatsızlığının «sigorta teminatı kapsamında» olmadığını savunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının geçirmiş olduğu operasyona ilişkin hastalığın sözleşme öncesi kronik bir hastalıkla herhangi bir bağının bulunmaması nedeniyle teminat kapsamında olduğu bildirilmiş ve mahkemece de bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaOysa, Sağlık Sigortası Sözleşmesinin “İstisnalar” başlıklı 5'inci maddesinin “Standart Bekleme Süreli Durumlar” başlıklı 2. bölümünde bekleme süresi olan durumların «sigorta sözleşmesinin» «yenileme» koşullarına göre tekrarlanarak sürdürülmesi ve sigortacı tarafından özel istisna konulmaması halinde sigortalının kayıt tarihinden itibaren 12 ay süre ile «teminat kapsamı» dışında tutulduğu bildirilmiş ve aynı maddede disk hernileri için 12 aylık bekleme süresi öngörülmüş olduğu ve yine davacının rahatsızlığının aynı sözleşme uyarınc …
Dava, sağlık «sigorta poliçesi» kapsamında sigorta bedelinin «tazmini talebine» ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporu alındıktan sonra yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
… taraflar arasında düzenlenen sağlık sigorta poliçe ve şartnamesi uyarınca,davacının rahatsızlığının bekleme süreli rahatsızlıklardan olduğu sabit olmakla birlikte, «sigorta sözleşmesinin» amacı da göz önünde bulundurulduğunda, sigortalının, hayati fonksiyonlarını etkileyecek rahatsızlığının tedavisinin acilen yapılması gerektiği hallerde sürenin dolmasını beklemesinin kendisinden beklenemeyeceği gibi sürenin dolmasını beklemenin hukuken ve ahlaken korunabilir bir davranış da olmadığı, davacının bekleme süresinin dolmasına 20 gün kala ameliyat olması durumunun acil olarak değerlendirilmesi gerektiği, zaten bilirkişilerin de bu yönde rapor verdikleri, kaldı ki davalının bu hastalığın daha önceden olduğu yönünde bir beyan ve iddiasının da bulunmadığı, poliçenin düzenlenmesinden sonra «muafiyet» süresinin dolmasına çok az kala gerçekleşen rahatsızlığın poliçe kapsamı içinde olduğunun kabulü gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın bekleme süresi öngörülen sigorta sözleşmelerinde bekleme süresinin üst sınırının Hazine Müsteşarlığı'nca veya Müsteşarlığın uygun göreceği bir kurum tarafından belirleneceği hükmünü düzenleyen 1516. maddesi de dikkate alındığında, «poliçe özel şartlarının» yasanın genel esprisine ve düzenlenen yasal mevzuat karşısında sigortalının haklı olduğu halde korunması yolundaki genel hukuk anlayışına aykırı olduğu gerekçesi i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartı · özel dava şartı · muafiyet · yenileme
Benzer bu kararda… taraflar arasında düzenlenen sağlık sigorta poliçe ve şartnamesi uyarınca,davacının rahatsızlığının bekleme süreli rahatsızlıklardan olduğu sabit olmakla birlikte, «sigorta sözleşmesinin» amacı da göz önünde bulundurulduğunda, sigortalının, hayati fonksiyonlarını etkileyecek rahatsızlığının tedavisinin acilen yapılması gerektiği hallerde sürenin dolmasını beklemesinin kendisinden beklenemeyeceği gibi sürenin dolmasını beklemenin hukuken ve ahlaken korunabilir bir davranış da olmadığı, davacının bekleme süresinin dolmasına 20 gün kala ameliyat olması durumunun acil olarak değerlendirilmesi gerektiği, zaten bilirkişilerin de bu yönde rapor verdikleri, kaldı ki davalının bu hastalığın daha önceden olduğu yönünde bir beyan ve iddiasının da bulunmadığı, poliçenin düzenlenmesinden sonra «muafiyet» süresinin dolmasına çok az kala gerçekleşen rahatsızlığın poliçe kapsamı içinde olduğunun kabulü gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın bekleme süresi öngörülen sigorta sözleşmelerinde bekleme süresinin üst sınırının Hazine Müsteşarlığı'nca veya Müsteşarlığın uygun göreceği bir kurum tarafından belirleneceği hükmünü düzenleyen 1516. maddesi de dikkate alındığında, «poliçe özel şartlarının» yasanın genel esprisine ve düzenlenen yasal mevzuat karşısında sigortalının haklı olduğu halde korunması yolundaki genel hukuk anlayışına aykırı olduğu gerekçesi i …
Oysa, Sağlık Sigortası Sözleşmesinin “İstisnalar” başlıklı 5'inci maddesinin “Standart Bekleme Süreli Durumlar” başlıklı 2. bölümünde bekleme süresi olan durumların «sigorta sözleşmesinin» «yenileme» koşullarına göre tekrarlanarak sürdürülmesi ve sigortacı tarafından özel istisna konulmaması halinde sigortalının kayıt tarihinden itibaren 12 ay süre ile «teminat kapsamı» dışında tutulduğu bildirilmiş ve aynı maddede disk hernileri için 12 aylık bekleme süresi öngörülmüş olduğu ve yine davacının rahatsızlığının aynı sözleşme uyarınc …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17282 E. 2015/2656 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bekleme ücreti · takas-mahsup · takas · denetime elverişlilik · mahsup · ihtar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından taşınan emtianın davalı tarafından alınmaması üzerine «bekleme ücretine» ilişkin faturanın düzenlendiği, davalı emtianın taşıma sırasında hasarlandığının 7 gün içinde davacıya «ihtar» etmediği gibi zeytinlerin taşıma sırasında zarar gördüğünün «denetime elverişli» şekilde ispat da edilmediği, bu nedenle «takas mahsup» talebinin yerinde görülmediği, davacının 10 gün bekleme ücretini hak ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, faizin takip tarihinden itibaren yürütülmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece hükmedilen gecikme bedeli sözleşmeden kaynaklanan bir ücret olmayıp, davacının uğradığı zararın giderilmesine yönelik bir tazminat olduğundan davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı tarafından taşıtılan emtianın davalı tarafça alınmaması ve taşıma aracının gümrükte beklemesi nedeniyle oluşan «bekleme ücretinin» tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasında bekleme halinde ödenecek ücret konusunda yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10802 E. 2016/5494 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek istirdadı davası · çek istirdadı · çekin ibrazı · keşide yeri · çek hamili · istirdat davası · çek iptali · hamil
Benzer bu kararda2- Çek iptali istemlerinde, yargılama sırasında «çek hamilinin» ortaya çıkması durumunda, mahkemece «çek iptali» isteminde bulunan talep edene, mevcut çek hamiline karşı «çek istirdadı davası» açması için süre verilmeli ve istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığı düşünülerek esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına»; açılmaması halinde ise, çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yargılama sırasında ilgili bankalara «ibraz» olunan üç adet çek yönünden yazılı gerekçeyle doğrudan talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Şubesi'nin ... no'lu hesabına ait ... no'lu 30/03/2013 keşide tarihli, «keşide yeri» ... ve «keşidecisi» ... olan 2.500,00 TL bedelli çekin bankaya «ibraz» edildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığından mahkemece, bu «çek» yönünden iptal kararı verilmesi gerekirken; «çekin ibraz» edildiği ve «çek hamilinin» bilinir hale geldiği bu nedenle iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4334 E. 2010/7011 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bekleme ücreti · navlun · kötüniyet tazminatı · ihtarname · kötüniyet
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davacı tarafından keşide edilip davalıya gönderilen 28.11.2003 tarihli faturada “«navlun» farkı” açıklaması var ise de, davalı tarafından davacıya gönderilen 11.02.2004 ve 21.02.2001 tarihli «ihtarnamelerde» “28.11.2003 tarihli ve 5.000 Euro tutarlı faturanın «bekleme ücreti»”ne ilişkin olduğunun davalı tarafından kabul edilerek ödenmiş olmasına, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacının bekleme ücreti isteyemeyeceği yönündeki daval …
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalı itirazının toplam 44.108,18 YTL üzerinden iptali ile takibin devamına, %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 01.02.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4122 E. , 2013/4457 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/03/2011 tarih ve 2010/151-2011/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2009 yılı Mart ayında kayak yaparken kaza sonucu menüsküs tendon bağının koptuğunu, ancak davalı sigorta şirketinin provizyon vermeyip sigorta tazminat talebini karşılamadıkları, geçirdiği operasyon sonucu 8.622,50 TL ameliyat masrafının müvekkili tarafından karşılandığını ileri sürerek ödenmeyen fatura bedeli olan 8.622,50 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, meydana gelen kaza nedeniyle yapılan tedavi tanı masraflara ilişkin hasarın teminat dışı kalması nedeniyle ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından sağlık sigorta poliçesi ile sigorta teminatına alınan davacının kayak yaparken geçirdiği kaza sonucu dizinden yaralandığı, davalı sigorta şirketinin sigorta sözleşmesi genel ve özel şartları çerçevesinde tazminat ödeme sorumluluğunun bulunduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının 5.622,50 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sağlık sigorta poliçesi kapsamında sigorta bedelinin tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporu alındıktan sonra yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Ancak, davalı sigorta şirketi davacının rahatsızlığının sigorta teminatı kapsamında olmadığını savunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının geçirmiş olduğu operasyona ilişkin hastalığın sözleşme öncesi kronik bir hastalıkla herhangi bir bağının bulunmaması nedeniyle teminat kapsamında olduğu bildirilmiş ve mahkemece de bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa, Sağlık Sigortası Genel Şartlarının “Bekleme Süreleri” başlıklı 11. maddesinde sebep ve klinik seyri göz önüne alınmaksızın, poliçe süresi içerisinde ortaya çıkan ve aşağıda belirtilen durumların bekleme süresi boyunca teminat kapsamı dışında olduğu bildirilmiş ve aynı maddede diz problemleri için 1 yıllık bekleme süresi öngörülmüştür.
Buna göre, bu maddede sebep ne olursa olsun, diz problemleri için 1 yıllık bekleme süresi öngörüldüğünden kaza sonucu da oluşsa, bu süre zarfında oluşacak tüm hastalıklar teminat dışıdır. Bu durumda Genel Şartların 11. maddesine yanlış anlam verilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/453734000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz