6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Istirdat davası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/12394 E. 2013/12235 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası kar payı garantörlük pasif husumet tüzel kişilik istirdat haksız fiil kâr payı kötüniyet husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 26 · HUMK — HUMK 74 · SPK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunmadığı, şirketlerin ayrı tüzel kişiliği olduğu gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, yüksek kar payı verilmek ve istenildiği zaman iade edilmek üzere kendilerinden para toplandığını, bu paraların davalı şirkete aktarıldığını, yurt dışı şirket ile davalı arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın pasif husumetten reddine karar verilmiştir. Oysa, mahkemece dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı dava dilekçesinde davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece dava tarihinde yürürlükte olan HUMK’nın 74 ve 75. ve sonradan yürürlüğe giren HMK'nın 26. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, sunulan belgenin aslı dahi araştırılmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, tüzel kişiliklerin farklı bulunduğu gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda dava dilekçesinde sözü edilen “komanditer ortak anasözleşmesi” başlıklı belge ile davacı delilleri arasında bulunan yabancı dildeki tahsil belgelerinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, tercüme ettirilmeleri, bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip, öncelikle davacı ve davalılar ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı sonucuna ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirket veya ... şirketlere verilmesi olgusunda davalı şirketler ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirketler ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Anonim şirket yönetim kurulu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6318 E. 2011/265 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4081 E. 2012/8368 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4078 E. 2012/8367 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4074 E. 2012/8366 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6359 E. 2010/13161 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Anonim şirket yönetim kurulu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6382 E. 2011/267 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Güven ilişkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6353 E. 2011/266 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/12394 E.  ,  2013/12235 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/06/2012 tarih ve 2011/535-2012/563 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketinde içinde bulunduğu ... grubu tarafından bir çok ülkede yüksek kar payı verilmek ve istendiği anda iade edilmek üzere para toplandığını, müvekkilinden de ... ... tarafından düzenlenen ortaklık sözleşmesi isimli belgeyle 15.000 DM karşılığı 17.950,92 TL para alındığını, hisselerin SPK hükümlerine aykırı olarak halka arz edildiğini, yurt dışı şirket ile davalılar arasında irtibat bulunduğunu, paraların davalı şirkete aktarıldığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini ileri sürerek, 17.950,92 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının şirkete ortak olmadığını, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, TTK 405. maddeye göre ortakların sermaye olarak şirkete veriklerini geri isteyemeyeceklerini, TTK 329. maddeye göre anonim şirketin kendi hissesini temellük edemeyeceğini savunarak,davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunmadığı, şirketlerin ayrı tüzel kişiliği olduğu gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, yüksek kar payı verilmek ve istenildiği zaman iade edilmek üzere kendilerinden para toplandığını, bu paraların davalı şirkete aktarıldığını, yurt dışı şirket ile davalı arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın pasif husumetten reddine karar verilmiştir. Oysa, mahkemece dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı dava dilekçesinde davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ...

bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece dava tarihinde yürürlükte olan HUMK’nın 74 ve 75. ve sonradan yürürlüğe giren HMK'nın 26. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, sunulan belgenin aslı dahi araştırılmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, tüzel kişiliklerin farklı bulunduğu gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda dava dilekçesinde sözü edilen “komanditer ortak anasözleşmesi” başlıklı belge ile davacı delilleri arasında bulunan yabancı dildeki tahsil belgelerinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, tercüme ettirilmeleri, bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip, öncelikle davacı ve davalılar ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı sonucuna ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirket veya ...

şirketlere verilmesi olgusunda davalı şirketler ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirketler ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı'ya iadesine, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/453468500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.